biyograftam
Giriş
  1. Keşfet
  2. Kültür & Sanat
  3. Selman-ı Pak Muharebesi
Kültür & Sanat

Selman-ı Pak Muharebesi

Selman-ı Pak Muharebesi, I. Dünya Savaşı'nda Kasım 1915'te Selman-ı Pak'ta (bugünkü Tizpon) Britanyalılar ile Osmanlılar arasında Irak Cephesi'nde yapılan bir muharebedir.

01

Kısaca kimdir?

Selman-ı Pak Muharebesi, I. Dünya Savaşı'nda Kasım 1915'te Selman-ı Pak'ta (bugünkü Tizpon) Britanyalılar ile Osmanlılar arasında Irak Cephesi'nde yapılan bir muharebedir.

Osmanlı Devleti Ekim 1914'te Rus limanlarını bombalayarak savaşa katılmış ve bunun üzerine İngiltere 5 Kasım 1914'te Fao Adası'na asker çıkartarak Irak cephesini açmıştı. Selman-ı Pak'ta sonuç alamayan İngiliz/Hint birlikleri, 3 Aralık'ta Kut'ül Ammare'ye çekildi. Osmanlı ordusu 7 Aralık'ta Kut'ul Amare şehrini kuşattı. Garnizonun teslim olmasıyla 29 Nisan 1916'da taktiksel bir zafer elde edildi. Sağ kalanlar esir olarak Halep'e gönderildi.

02

Hayat hikâyesi

02.1Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Girişi ve Irak Cephesi'nin Durumu

Osmanlı Devleti, 1913 yılından önce gerek ekonomik sıkıntı içinde bulunması ve gerekse Balkan Savaşı'ndan yenik çıkması sebebiyle, Irak'a gereken önemi veremedi. Savaş arifesinde Boğazlar, Kafkasya, Suriye-Filistin Cephelerine ağırlık verilmişti. Osmanlı yönetimini elinde bulunduran İttihatçı kadro, “Türk-İslam Birliği’ni gerçekleştirme” fikrini hayata geçirmek için Orta Asya üzerinde kurulması düşünülen nüfuza hizmet edecek cepheleri daha fazla önemsemiştir. Seferberlik ilan edilince, söz konusu bu cephelerin takviye edilmesi için Irak'taki bazı birlikler bile buradan alınmıştı. Savaş öncesinde askeri kuvvet olarak Irak'ta 4. Ordu Müfettişliği'ne bağlı 12. ve 13. kolordular vardı. Seferberlik ilan edilince; 13. Kolordu, 3. Ordu emrine verildi ve bu kolorduda görevlendirilen askerlerin Erzincan'da toplanmaları istendi. 12. Kolordu ise 2. Orduya bağlandı ve Bağdat'da toplanacaktı. Bölükler, sayı ve yapısı i`tibariyle değiştirilmeden Tabur adını aldı. Bu son değişikliğe göre Irak Cephesi'nde; Basra'da üç, Bağdat'ta dört, Musul'da istenilen nitelikte olmasa da iki jandarma taburunun oluşturulması kararlaştırıldı. Gerektiğinde aşiret güçlerinden de yararlanılabileceği ilgililere tebli` edildi. Ordunun silahları güncel teknoloji ile yenilenmediğinden eski ve birbirinden farklı çaptaki silahlar ile tecyiz edilmişti. Eski marka iki top {O. P} ve seri` ateş eden 4 top ile birlikte çoğunluğu IV. Murad zamanından kalan toplam 36 top, 6500 eski model tüfekten ibaretti. Kolordular genelde yerli halktan oluşturulmuş Anadolu'dan çok az asker bulunmaktaydı. Bu askerler iyi eğitilmemiş olup disiplinden uzak durumdaydı. Birliklerde bulunan askerler, nizami harbe alışık olmayıp gayr-ı nizami {gerilla} düzenine yatkındı. Savaş başlayınca, Irak'a ilk komutan olarak gönderilen Süleyman Askeri Bey'in tercih edilmesi, Trablusgarb Savaşı'nda bu yöndeki başarılarının bilinmiş olmasından kaynaklanıyordu.

I. Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine Osmanlı Devleti, Payitaht'ın önemine binaen, Çanakkale'de batı emperyalizmine ve ezeli düşmanı olan Rusya'ya karşı Kafkasya cephelerine ağırlık verdiğinden, savaşın ilk yılında Irak'taki silah gücünü takviye edemedi. Bölgede daha önceden gönderilmiş olan birbirinden farklı çapta ve eski model silahlar, Bağdat, Musul ve Revandûz'da depolanmıştı.

Çanakkale'de olduğu gibi Irak'ta da Osmanlı Devleti'yle savaşacak olan İngiltere, 1903 yılından itibaren İran petrolünü ele geçirip Basra Körfezi çevresinde hakimiyet kurarak bölgede 19. asrın ikinci yarısından itibaren bir nüfuz sahası oluşturmuştu. Körfezdeki ticaretinin güvenliği için, bölge ekonomisinin hakim gücü olan korsanlık ve köle ticaretini yasakladı. Basra Körfezi'nde asayişin temini ve ticaretin artması için güvenlik tedbirleri aldı. Osmanlı Devleti'nden Dicle ve Fırat nehirlerinde gemi işletmesi imtiyazını sağladı. Irak Sahili'ne dökülen bütün nehirlerin ölçüm ve haritalarını çıkardı. İngiltere, 1900 yılının sonlarında Bağdat'ta önemli bir ticaret üssü elde ederek Dicle üzerinde

02.2Muharebe öncesi durum
  1. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'na girdiğinde, 4. Ordu Müfettişi ve Bağdat Valisi Cavit Paşa, bu görevlerine ilaveten 13 Ağustos 1914'te Irak ve Havalisi Komutanlığı da kendisine verildi. Basra Fırkası 38. Tümen adıyla değiştirildi. Seferberlik ilan edilince, 35. Tümen 7 Ağustos 1914'te Bağdat'tan Basra'ya hareket etti. Taburlar, 1 000 kişi olması gerekirken 800'e indirildi ama burada ancak 600 kişi istihdam edilebildi. Huduk Taburları 500 kişi olması gerekirken 350'ye indirildi. Basra'da toplam 1400; Fav, Kurna, Amare Hudut Taburlarında toplam 1 000 kişilik kuvvet mevcuttu. Aşiret ve Mücahidan'dan yapılan ilaveler ile; Basra'da 112. Alay'ın 1005 er 21 zabit ile mukari {Hayvan kiralanan kişiler} 800 er, 17 zabit vardı. Amare'de; 113. Alay {1. Tabur} 1 105 er, 20 zabit. Kutü'l-Amare'de; 113. Alay {2. Tabur} 983 er, 15 zabit. Bağdat'da; 114. Alay {2 Tabur} 2057 er, 29 zabit bulunuyordu
  2. Cavid Paşa'nın Bağdat Valiliği ve Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı döneminde İngilizler 6. (Poona) Tümeni'ni 14 Teşrin-i sani 1330'da {27 Kasım 1914} Basra Körfezi'ne gönderip önce Basra'nın doğusunda bulunan ve 100 Türk askeri tarafından korunan Fav Adası'nı, 22 Teşrin-i sani 1914'te {5 Aralık 1914} Basra'yı, 8 Aralık 1914 günü Kurna'yı ele geçirerek Basra'nın tahkimatı güçlendirildi. Böylece Irak'ın anahtarı İngiltere'nin eline geçmiş oldu. Bu dönemde, Basra'daki Türk birlikleri parçalara ayırılıp aralarında irtibat kurulamayan noktalarda mevzilendirildiği için İngiliz ilerleyişi karşısında tutunamayıp ezdirildi
  3. İngiltere, daha önce bölgede oluşturduğu menfaatlerini korumak için 15 Ekim 1914 günü Delamain komutasındaki İngiliz ve Hint birliklerinden oluşan 20.500 {4 500 İngiliz, 16 000 Hint} kişilik bir orduyu Bombay'dan {iki körfez} hareket ettirip Bahreyn adalarına çıkarttı38. Bu ordunun General Barret komutasındaki bir birliği, daha savaşa girilmediği halde Basra Körfezi önlerine gelerek Abadan Adası'nı istila etti. 28 Ekim 1914 günü Osmanlı Devleti'ne savaş ilan ettikten sonra da 2 Teşrin-i sani 1330 {15 Kasım 1914} Abadan'ın batısında bulunan Seyhan'ı; 4 Teşrin-i sani 1330 {17 Kasım 1914} Kutü'l-zeyn'i ele geçirdi. Bu muharebeye Cavit Paşa'nın Erkan-ı Harp Binb. Adil Bey komuta ediyordu. Bu çarpışmadan geriye kalan askerler Suphi Bey komutasında Kurna'nın kuzeyinde bulunan Azir'de toplandı
  4. Dağınık vaziyette konuşlandırılmış olan Irak Ordusu, Kurna Harekâtı için 21 Teşrin-i sani 1330 {4 Aralık 1914} tarihine kadar üç grupta toplandı
  5. I. Grup Miralay Suphi Bey
  6. II. Grup Bağdat Jandarma Komutanı Binb. İrfan Bey
  7. III. Grup Erkan-ı Harp Binb. Adil Bey'in komutasında
  8. Karargah ise Azir'de yer alacaktı
  9. Yerli halktan teşekkül ettirilen kuvvetler, Kurna'da savaşa gideceklerini duyunca, daha savaşa girmeden gruplar halinde firar ettiler. Harabe Muharebesi sonrasında Suphi Bey'in Azir'de topladığı askerlerin dışında ve geride kalan Amare, Bağdat Seyyar Jandarma taburları, Bağdat Depo Taburu, Bedre Hudût Taburu, Musul'dan gelen Musul ve Kerkük Depo
02.3Süleyman Askeri Bey'in Komutanlığı ve Aşiretlerin Rolü

Fav Adası, Basra ve Kurna'nın İngilizler tarafından istila edilmesinde Cavit Paşa'nın ihmali görüldüğünden, görevden alınıp yerine Süleyman Askeri Bey'in rütbesi yarbaylığa yükseltilerek 18 Teşrin-i sani 1330 {1 Aralık 1914} tarihinde Basra Valisi ve 38. Tümen Komutanlığı'na tayin edildi. Daha sonra 4 Kanûn-i evvel 1330 {17 Aralık 1914}'da bu görevlerine ilave olarak Basra Irak Cephesi Komutanlığı'na atandı. S. Askeri İstanbul'dan Bağdat'a gelirken yanında Teşkilat-ı Mahsûsa üyelerinden beş kişiyi, ayrıca 2 İtfaiye Taburu, 1 Makineli Tüfek Bölüğü ve 1 İtfaiye Alayı'nı getirdi. Görevi 21 Kanûn-ı evvel 1330 {2 Ocak 1915} günü Cavid Paşa'dan devraldı.

I. Dünya Savaşı öncesi ve devamında Osmanlı Devleti'nde birlik sağlanamamış “fırkacılık” ön planda tutulmuştur. Bu durum Irak Cephesi için de geçerlidir. Ayrıca Irak'ta Kerbela ve Necef Şiiler için; Bağdat, Abdülkadir Geylani sevgisinden dolayı Hintliler için çok önemliydi. Bu yapı bazı olaylarda öne çıkarılmıştı.

Yarbay Süleyman Askeri Bey enerjik, atılgan ve teşkilatçı yapısının yanında, Irak'ta küçümsenmeyecek sayıda süvari gücüne sahip olan aşiretlerin kuvvetine güvenerek kesin başarı elde edeceğini düşünmekteydi. Süleyman Askeri aşiret güçlerine o kadar inanmıştı ki “Irak’a muntazam asker göndermek yazıktır. Orada müsellah ahali-i aşa´ir Irak’ı muhafazaya kafidir. (Silahlı aşiret halkı, Irak'ı korumaya yeterlidir.)” diyordu. O'na göre; yüzbinlerce aşiret kuvveti bir araya getirilip İngilizler denize dökülecek bu muzafferiyetten sonra İran'dan geçip Hindistan'a gidilecekti. Bu zaman zarfında Tahran'a gidecek olan Türk kuvvetleri Afganistan'a geçecek ve daha önceden Afganistan'a giden Hey´et-i Seferiye ve Almanlar, Hindistan seferinin görüşmelerini tamamlayacak ve Hindistan'dan İngilizler atılacaktı.

Süleyman Askeri Bey, Irak Cephesi Komutanlığı görevini devr alır almaz, 3 Ocak 1915'te Kurna'da bulunan İngiliz birliklerine taarruz ederek geri püskürttü. İngiltere'nin Dicle Nehri boyunca uzanan petrol borularının bir kısmı tahrip edildi. Bu başarı, Irak'ta İngilizlere karşı yapılan ilk galibiyetti. Türk taarruzları 6 Kanûn-i sani 1330 {19 Ocak 1915} günü Kaymakam Seyfullah komutasındaki birlikler ile Acemi {Paşa} Bey emrindeki 2.000 kadar aşiret gücü ile Dicle üzerindeki İngilizlere gece baskınıyla devam etti. Türk süvari Alayı'nın 3., 4., Taburları ile 7 Kanûn-i sani {20 Ocak 1915}'de Dicle kıyısında bulunan Zebir'de İngilizlere tekrar saldırı düzenlendi ise de büyük kayıplar verildi. Bu çarpışmada Türk tarafı 3 zabit ve 8 er şehid, 15 zabit 100 er de yaralanmıştı. Süleyman Askeri Bey de bu yaralılar arasında olup çarpışma sonunda tedavi için Bağdat'a giderek orduyu buradan yönetmeğe çalıştı. Bu savaşta Süleyman Askeri Bey'in sol tarafından girip sağ bacağına saplanan ve bir kemiğini parçalayan kurşunun isabetiyle yaralandı. Tedavi olmak için Bağdat'a gitme mecbûriyetinde kalan S. Askeri Bey, 1. Kuvve-i seferiye komutanı olan Kazım Karabekir'in yerine vekalet etmesini İstanbul'da başkomutanlığa b

02.4Nureddin Bey'in Komutanlığı ve Selman-ı Pak Savunması

Bu tarihe kadar; çoğunluğu yerli halktan teşekkül ettirilmiş Osmanlı birlikleri, İngilizler karşısında ağır yenilgilere uğrayarak devamlı olarak geri çekilmiş emir-komutadan uzak bir hale düşmüştü. Cephedeki durumu düzeltmek için Edirne'de 4. Kolordu Komutanı olan Albay (Sakallı) Nureddin Bey 24 Nisan 1331 {7 Mayıs 1915} tarihinde Irak ve Havalisi Umûm Komutanlığı'na ta`yin edildi. Nureddin Bey, bu göreve atanmasını askerlik görevi yanında kutsal toprakların savunulmasının verdiği coşku olarak değerlendirip çok memnun olduğunu bir beyannameyle halka duyurdu.

İngiltere, Basra'dan sonra 50 Km kuzeyde bulunan Kurna'yı alarak Türklerden 1200 esir ve 9 top ele geçirmişti. Dicle Nehri boyunca devam eden petrol borularının güvenliği daha savaşın başında tehlikeye düştüğü için, İngiliz birlikleri Mart 1915'te ikinci bir fırka ile takviye edildi. Yapılan karşı Türk saldırıları, 12 Nisan'da Şuayyibe, 14 Nisan'da Basra saldırısı, Tümgeneral Sör Charles John Melliss [en] {1862-1936} komutasındaki İngiliz birlikleri karşısında mağlubiyetle neticelendi. Türkler karşısında kesin sonuç almak isteyen Nixon, General Barret'i görevden alarak 22 Nisan 1915 günü İngiltere'nin Irak'taki 6. Ordusu'na atanan General Townshend'i Barret'in yerine ta`yin etti. Irak'taki İngiliz ilerleyişi, Townshend'in komutasındaki birliklerce 23 Temmuz'da Nasiriye, 29 Eylül'de Kutü'l-Amare taarruzuyla devam etti.

Kutü’l Amare'ye 27 Eylül 1915 günü yapılan İngiliz saldırısında, Türk birlikleri 1 200 kayıp, 1 300 esir, 1 800 şehid, 17 top zayi`at vererek geri çekildi. Bu Türk ric`atı Aziziye'ye kadar devam etti54. Bu yenilgiler üzerine Enver Paşa, Irak'ı boş bırakmanın vahametini anlayıp bu cephenin takviye edilmesi zarûretini kabul etmeye başladı. Kafkasya Cephesi'ne gönderilmek üzere yolda olan 51 ve 52. fırkaları Irak Cephesi'ne gönderdi.

Türklerin Kutü'l-Amare yenilgisi {28 Eylül 1915} sırasında İran'da teşekkül ettirilen Türk yanlısı güçler, İngiliz ve Rus konsolosluklarına karşı tecavüzlerde bulunmuşlar ise de bu girişim Irak Cephesi'ni etkileyecek bir sonuç doğurmadı.

İngilizler, Kutü’l-Amare'den sonra Türk kuvvetlerini ancak Aziziye'ye kadar takip edebilmişti. Türk birliklerinin ta`kib edilemeyişinin birinci sebebi, Türk birlikleri 48 saat içinde ve düzenli olarak Selman-ı Pak'a geri çekilmişlerdi. ikinci sebebi, Dicle Nehri'nin sularının azalması neticesinde vapurlar karaya oturmuştu. Türklerin geri çekilişi nizami olduğundan, gambotlar ile de ta`kib edilmesinin riskli olacağı düşünülmüştü. Bu sebep ile İngilizlerin nehir üzerinden yapması gereken ta`kib ve nakliye gerçekleşememişti. Üçüncü sebep, özellikle Kuzey Hindistan bölgesine mensup Müslüman Hint askerleri, Selman-ı Pak mevki`sinin sahabe Selmân-ı Fârisî'nin mekanı olmasından dolayı, buraya saldırmak istemedikleri Townshend tarafından istihbar edilmişti. Hatta Hint askerlerinin bir kısmı tetik parmaklarını vurarak ellerini sarıp Türklere ateş etmekten uzak durmaya çalıştıklarını Binbaşı J. B. K. Davie 29 Aralık'ta yayın

03

Bağlantı atlası

Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.

Selman-ı Pak Muharebe… Enver Paşa I. Süleyman Irak ve Havalisi Genel... IV. Murad V. Murad Kût'ül-Amâre Kuşatması Felahiye Muharebeleri Sağ Sahil Muharebesi
düz çizgi: bu biyografide anılıyorkesik çizgi: bu kişiyi anıyor
  • Selman-ı Pak Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Enver Paşa

    “Bu yenilgiler üzerine Enver Paşa, Irak'ı boş bırakmanın vahametini anlayıp bu cephenin takviye edilmesi zarûretini kabul etmeye başladı.”

  • Selman-ı Pak Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor I. Süleyman
  • Selman-ı Pak Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı

    “Cavid Paşa'nın Bağdat Valiliği ve Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı döneminde İngilizler 6.”

  • Selman-ı Pak Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor IV. Murad
  • Selman-ı Pak Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor V. Murad
  • Selman-ı Pak Muharebesi kendi hikâyesinde anılıyor Kût'ül-Amâre Kuşatması

    “Poona (Hint) Tümeni, Bağdat'a ilerlemeye çalışırken 22-25 Kasım 1915'te Selman-ı Pak Muharebesi'ni (Tizpon) kazanamayarak geri çekildi ve 3 Aralık'ta Kut'a sığındı.”

  • Selman-ı Pak Muharebesi kendi hikâyesinde anılıyor Felahiye Muharebeleri

    “(Poona) Tümeni, Selman-ı Pak Muharebesi'nden sonra güneye doğru çekildi.”

  • Selman-ı Pak Muharebesi kendi hikâyesinde anılıyor Sağ Sahil Muharebesi

    “Bu tümen, Selman-ı Pak Muharebesi'nde Osmanlı 6.”

04

Kaynaklar

0kaynak kaydı
0farklı yayıncı
0ansiklopedi maddesi
0zaman çizelgesi olayı

Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.

yayımlanmadı

Bilerek dışarıda bırakılanlar

Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.

Metin lisansı

Vikipedi’den uyarlanmıştır

Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.

05

Ne değişti?

  1. Profil oluşturuldu

    0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.

06

Düzeltme masası

Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.

  1. Ne yanlış?
  2. Doğrusu
  3. Kaynak

Hangi bölümde bir hata var?

Önerin editör incelemesinden geçer, otomatik yayımlanmaz. E-posta adresin yalnızca bu başvuru için kullanılır.
07

Buradan nereye?

Kültür & Sanat alanındaki tüm profiller →