Kısaca kimdir?
İsmâil Enver Paşa (Osmanlıca: انور پاشا اسماعیل; 23 Kasım 1881 veya 6 Aralık 1882[a] – 4 Ağustos 1922) veya doğum adıyla İsmâil Enver (Osmanlıca: اسماعيل انور), Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında etkili olan Türk asker, siyasetçi ve devrimcidir. Talat Paşa ve Cemal Paşa ile birlikte "Üç Paşalar" olarak anılan ve İttihat ve Terakki Cemiyetinin yönetim kadrosunu oluşturan bu üçlü, fiilî olarak Osmanlı idaresini yönetti ve devletin siyasi kaderini belirleyen başlıca aktörler hâline geldi.
Enver, Osmanlı Makedonyası'nda görevliyken, Sultan II. Abdülhamid'in despotik yönetimine karşı faaliyet gösteren Jön Türkler hareketine bağlı bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. Osmanlı İmparatorluğu'nda anayasal düzeni ve parlamenter monarşiyi yeniden tesis eden 1908 Jön Türk Devrimi'nin önde gelen liderlerinden biri olarak, Ahmed Niyazi ile birlikte "devrim kahramanı" olarak selamlandı. Ancak, 31 Mart Vakası, Balkan Savaşları ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile yaşanan iktidar mücadelesi gibi bir dizi kriz, Enver ve İttihatçıların liberal Osmanlıcılığa duyduğu inancı sarstı. 1913'te Bâb-ı Âli Baskını adı verilen askerî darbeyle İttihat ve Terakki'nin yeniden iktidara gelmesinin ardından Enver, Harbiye Nazırı olurken, Talat ise sivil hükûmetin kontrolünü ele geçirdi.
1914'te Enver, Sultan Abdülmecid'in torunu Naciye Sultan ile evlenerek Osmanlı Hanedanı'nın damadı oldu ve siyasi gücünü artırdı. Aynı yıl Alman İmparatorluğu ile askerî ittifak kurulmasına önayak oldu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'na girmesinde etkili oldu. Savaş yıllarında Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili sıfatıyla askerî politikayı yönetti. Kafkasya Cephesi'nde Ruslara karşı Sarıkamış Harekâtı'nı düzenledi ve askerî taktik hataları sebebiyle yaklaşık 40 bin Osmanlı askerinin donarak ölmesine sebep oldu. Enver, bu yenilgiden Ermenileri sorumlu tuttu ve Talat Paşa ile birlikte Sevk ve İskân Kanununu hazırladı. Enver, 800 bin ila 1,5 milyon Ermeni, 750 bin Süryani ve 500 bin Rum'un ölümünden sorumlu tutulmaktadır; ancak bu sayılar tartışmalıdır. TSK Genelkurmay Başkanlığı arşivinde bulunan belgeye göre tehcir edilen kişi sayısı 413.067 kişidir.
Enver Paşa, I. Dünya Savaşı'ndaki yenilginin ardından diğer önde gelen İttihatçılarla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'ndan kaçtı. Osmanlı Askerî Mahkemesi, onu ve diğer İttihatçıları, imparatorluğu I. Dünya Savaşı'na sokmak, Rum ve Ermenilere karşı katliamlar düzenlemekten suçlu bularak gıyabında idama mahkûm etti. Ancak bu mahkemede yapılan 1919-1920 yargılamalarında hüküm giyen kişiler, 31 Mart 1923 tarihinde yeni kurulan Kemalist Hükümet tarafından affedilmişlerdir. Bununla birlikte savaş suçlarının baş sorumlularından biri olarak gösterilip bu mahkemece idam edilen Mehmed Kemal Bey, 1922 yılında TBMM tarafından millî şehit olarak ilân edildi. Enver ise Bolşeviklere karşı Basmacı Ayaklanması'nı yönetirken Orta Asya'da öldürüldü.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Ailesi
23 Kasım 1881'de İstanbul Divanyolu'nda dünyaya geldi. Ancak doğum tarihi kimi kaynaklarda tartışma konusudur. Babası bayındırlık teşkilatında inşaat teknisyeni Hacı Ahmet Paşa (kendi aynı zamanda Malta sürgünlerindendir), annesi Ayşe Dilara Hanım'dır. Annesi Kırım Tatarıdır, baba tarafından soyu Arnavutlara veya Gagavuz Türklerine dayanmaktadır. Ailenin beş çocuğundan en büyüğüdür. Kendi deyimine göre ailesi pek varlıklı olmasa da eğitimi için çok emek vermiştir. Önce Nafia Nezareti'nde fen memurluğu yapan daha sonra Surre Emini (Surre-i Hümâyûn Alayı Emini) görevine getirilen ve sivil paşalığa yükselen Hacı Ahmet Paşa'nın tayinleri nedeniyle çocukluğu farklı şehirlerde geçti. Kardeşleri Nuri (Nuri Paşa-Killigil), Kâmil (Killigil-Hariciyeci), Mediha (General Kazım Orbay ile evlenecektir) ve Hasene'ydi (Selanik Merkez Kumandanı Nazım Bey ile evlenecektir). Enver Paşa, Genelkurmay eski başkanlarından Kazım Orbay'ın da kayınbiraderiydi.
Ayrıca "Kût'ül-Amâre Kahramanı" olarak anılan Halil Kut, Enver Paşa'nın amcasıdır.
02.2Eğitimi
Üç yaşında evlerinin yakınındaki İbtidaî Okulu'na (ilkokul) gitti. Daha sonra Fatih Mekteb-i İbtidaîsi'ne girdi ve ikinci sınıftayken babasının Manastır'a tayin olması nedeniyle bırakmak zorunda kaldı. Yaşı küçük olmasına karşın 1889'da Manastır Askeri Rüştiyesi'ne (ortaokul) kabul edilmeyi başardı ve oradan 1893'te mezun oldu. Eğitimine 15. sırada girdiği Manastır Askerî İdadisi'nde devam etti ve 1896 yılında 6. sırada mezun oldu. Harp Okulu'na geçti ve bu okulu 1899'da 4. sırada piyade teğmeni olarak bitirdi. Harp Okulu'nda okurken kendi gibi henüz öğrenci olan amcası Halil Paşa ile birlikte tutuklandı ve Yıldız mahkemelerinde yargılanıp serbest bırakıldı. Harp Akademisini 2. olarak bitirdi ve Osmanlı Ordusu'na kurmay subay yetiştiren Mekteb-i Erkân-ı Harbiye'nin 45 kişilik kontenjanına girmeyi başarmıştır. Buradaki eğitiminden sonra, 23 Kasım 1902'de Kurmay Yüzbaşı olarak Üçüncü Ordu'nun emrinde Manastır 13. Topçu Alayı 1. Bölüğü'ne verildi.
02.3İlk dönemi
Manastır 13. Topçu Alayı 1. Bölüğü'ndeyken, Bulgar çetelerinin izlenmesi ve cezalandırılması için yapılan harekât görevlerine katıldı. 1903 yılı Eylül'ünde Koçana'da bulunan 20. Piyade Alayı'nın birinci bölüğüne, bir ay sonra da 19. Piyade Alayı'nın birinci taburunun birinci bölüğüne nakledildi. Nisan 1904'te Üsküp'teki 16. Süvari Alayı'nda görevlendirildi. Ekim 1904 tarihinde ise İştip'teki alaya giden Enver Bey, iki ay sonra "sunûf-ı muhtelife" hizmetini tamamlayarak Manastır'daki karargâha geri döndü. Burada kurmaylık dairesinin birinci ve ikinci şubelerinde yirmi sekiz gün çalıştı, ardından Manastır Mıntıka-i Askeriyesi'nin Ohri ve Kırçova mıntıkaları müfettişliğine tayin edildi. 7 Mart 1905'te kolağası oldu. Bu görevi sırasında Bulgar, Rum ve Arnavut çetelerine karşı girişilen askerî harekâtta üstün başarılar gösterdiğinden üçüncü ve dördüncü Mecidiye Nişanı, dördüncü Osmaniye Nişanı ve altın Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi; 13 Eylül 1906 tarihinde binbaşılığa yükseltildi. Bulgar çetelerine karşı yürüttüğü faaliyet onun üzerinde milliyetçilik fikirlerinin etkili olmasında rol oynadı. Çatışmalarda bacağından yaralanarak bir ay hastanede kaldı. Eylül 1906 dönemi içinde Selanik'te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyetine on ikinci üye olarak katıldı. Manastır'a dönüşünde cemiyetin, buradaki örgütlenmesini kurma eylemlerinde bulundu. Bu eylemleri, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile merkezi Paris'te olan Osmanlı Terakkî ve İttihat Cemiyetinin birleşmesi ve ilk örgütün Osmanlı Terakkî ve İttihat Cemiyeti Dahilî Merkez-i Umûmisi adını almasından sonra daha yoğun olarak sürdürdü. Terakkî ve İttihat Cemiyeti tarafından başlatılan ihtilal girişimlerine katıldı. Eylemlerinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul'a davet edildi. Ancak 24 Haziran 1908 akşamı dağa çıkarak ihtilâlde öncü rol oynadı.
02.4Hürriyet kahramanı
Amcası Yüzbaşı Halil Bey ile konuşarak merkezi Paris'te bulunan Jön Türk Hareketi'nin Selanik'teki bir kolu olan Osmanlı Hürriyet Cemiyetine (sonraki adıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti) katılmayı kabul etti. (Tahminen Mayıs 1906) Bursalı Mehmet Tahir Bey'in rehberliği ile cemiyete, on ikinci üye olarak kabul edildi. Kendisine cemiyetin Manastır şubesini kurma görevi verildi.
İttihat ve Terakki'nin başlattığı ihtilal hareketleri içinde yer alan Binbaşı Enver Bey, kız kardeşi Hasene Hanım'ın eşi olan ve sarayın adamı olarak bilinen Selanik Merkez Kumandanı Kurmay Albay Nazım Bey'i öldürme planı içinde yer aldı. 11 Haziran 1908 günü gerçekleşen suikast girişimi Nazım Bey'in ve onu öldürmekle görevli fedai Mustafa Necip Bey'in yaralanması ile sonuçlanırken Enver Bey, Divan-ı Harb'e sevk edildi. Ancak İstanbul'a gitmek yerine 12 Haziran 1908 gecesi dağa çıkıp ihtilal başlatmak üzere Manastır'a doğru yola çıktı. Resne'de, Resneli Niyazi Bey'in dağa çıktığını öğrenince Manastır yerine Tikveş'e yöneldi ve cemiyeti orada yaymaya çalıştı. Ohrili Eyüp Sabri Bey de onu izledi. Bu hareket padişah tarafından II. Meşrutiyet'in ilan edilmesinde önemli rol oynadı. Dağa çıkan subaylar arasında en kıdemlisi olduğu ve önemli faaliyetler gerçekleştirdiği için Enver Bey, bir anda "hürriyet kahramanı" olarak kabul edildi, İttihat ve Terakki Cemiyetinin askeri kanadının en önemli isimlerinden birisi oldu. Gittiği her yerde anayasanın yeniden yürürlüğe girmesi konusunda ateşli konuşmalar yaptı, söylevlerinde Meşrutiyet çağrısı yaptı, bunu yeterli görmeyen Enver Bey, görkemli törenler düzenletti. Meşrutiyet‘in sonrasında 23 Ağustos 1908'de Rumeli Vilâyâtı Müfettişliği başkanlığı görevine verilen Enver Bey, 5 Mart 1909'da 5000 kuruş maaşla Berlin askerî ataşesi olarak görevlendirildi. Çeşitli aralıklarla iki yılı aşkın bir süre devam eden bu görev, Almanya'nın askerî durumuna ve sosyal yapısına büyük hayranlık duymasına yol açtı ve onu Alman sempatizanı haline getirdi.
Üretimleri
03.1Kitapları 7 kitap · kapaklı raf
Künyeler Vikipedi maddesindeki eser listesinden ayrıştırıldı. Kapağı bulunamayan kitaplar künyesinden dizildi.
Eser listesinden
Suat Yalaz'ın "Enver Paşa Efsanesi" adlı romanında yaşamının bir kısmı anlatılmıştır.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Enver Paşa hayat hikâyesinde anıyor 31 Mart Vakası
“Ancak, 31 Mart Vakası, Balkan Savaşları ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile yaşanan iktidar mücadelesi gibi bir dizi kriz, Enver ve İttihatçıların liberal Osmanlıcılığa duyduğu inanc...”
-
Enver Paşa hayat hikâyesinde anıyor Bâb-ı Âli Baskını
“1913'te Bâb-ı Âli Baskını adı verilen askerî darbeyle İttihat ve Terakki'nin yeniden iktidara gelmesinin ardından Enver, Harbiye Nazırı olurken, Talat ise sivil hükûmetin kontrolün...”
-
Enver Paşa hayat hikâyesinde anıyor Halil Kut
“Ayrıca "Kût'ül-Amâre Kahramanı" olarak anılan Halil Kut, Enver Paşa'nın amcasıdır.”
-
Enver Paşa hayat hikâyesinde anıyor Hürriyet ve İtilaf Fırkası
“Ancak, 31 Mart Vakası, Balkan Savaşları ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile yaşanan iktidar mücadelesi gibi bir dizi kriz, Enver ve İttihatçıların liberal Osmanlıcılığa duyduğu inanc...”
-
Enver Paşa hayat hikâyesinde anıyor İskân Kanunu
“Enver, bu yenilgiden Ermenileri sorumlu tuttu ve Talat Paşa ile birlikte Sevk ve İskân Kanununu hazırladı.”
-
Enver Paşa hayat hikâyesinde anıyor İttihat ve Terakki
“Talat Paşa ve Cemal Paşa ile birlikte "Üç Paşalar" olarak anılan ve İttihat ve Terakki Cemiyetinin yönetim kadrosunu oluşturan bu üçlü, fiilî olarak Osmanlı idaresini yönetti ve de...”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.