Kısaca kimdir?
Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.
Şaban Teoman Duralı (7 Şubat 1947, Zonguldak - 6 Aralık 2021, İstanbul), Türk filozof, mütefekkir ve akademisyendir. Felsefe tarihi, biyoloji felsefesi, dilbilim, siyaset felsefesi ve savaş felsefesi gibi alanlarda çok sayıda kitap ve makale yazmıştır. Erken Cumhuriyet döneminde seküler ve pozitivist temelli millî kimlik inşasına karşı eleştirel bir yaklaşım geliştiren önemli düşünürlerden biridir. İstanbul Üniversitesi'nde felsefe ve biyoloji eğitimi almıştır.
Teoman Duralı, Türk felsefe literatüründe önemli bir yere sahip bir filozoftur ve felsefe tarihi, medeniyet felsefesi, biyoloji felsefesi, ahlak, tarih ve siyaset felsefesi gibi çeşitli alanlarda özgün eserler vermiştir. Hem entelektüel kimliği hem de tarihî tanıklıklarıyla Türkiye'nin modern tarihindeki kırılma anlarını özgün bir bakışla belgeleyen bir düşünür olarak dikkat çeker. Dil, kültür, felsefe ve bireysel meselelere olan derinlikli yaklaşımı, eserlerini hem akademik hem de tarihsel açıdan önemli kılar.
Modernleşme eleştirisi ve kimlik meselesi
—Modernleşme eleştirisi ve kimlik meselesi
Teoman Duralı, modern Batı düşüncesinin pozitivist, mekanik ve indirgemeci yönlerini eleştirerek, hakikatin yalnızca fiziksel gerçeklikle sınırlanamayacağını savunmuştur. Metafiziğin dışlanmasının insanı manevî değerlerinden kopardığını belirtmiştir. Türkiye'deki felsefe bölümlerinin Batı felsefesinin birer "bayisi" gibi çalışmasını eleştirmiş; eğitim müfredatının yerli ve kültürel değerlerle yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. Ailenin insanın kişilik ve aidiyet kazanmasındaki merkezi rolüne dikkat çekerek, modern yozlaşmaya karşı aileye yeniden değer verilmesini önermiştir.
Türkiye'deki modernleşme sürecini 18. yüzyıl sonrasındaki Aydınlanma ideolojisine dayandıran Teoman Duralı, bu sürecin pozitivizm, mekanizm ve maddeciliği ön plana çıkardığını belirtmiştir. Sezgiye dayalı metafizik anlayışın göz ardı edilerek tarihî ve ruhî derinliğin kaybedildiğini savunur. Modern bilim anlayışının yalnızca gözlemlenebilir olanı geçerli kabul etmesi, sezgisel bilginin dışlanmasına ve insanın ideolojilere bağımlı hale gelmesine neden olmuştur. Duralı, Türk kimliğinin iki temel unsuru olarak dili ve Müslümanlığı görür; ancak harf devrimi ve dil politikalarıyla bu kültürel sürekliliğin kesintiye uğradığını ifade eder. Geçmişle bağın kopmasının kolektif hafızayı zedelediğini "bunama" metaforuyla açıklar. Yazı değişimiyle birlikte İslamî hafızanın da tahrip olduğunu, Osmanlı ile özdeşleşen İslam kültürünün modernleşme süreciyle kesintiye uğradığını dile getirir. Türkiye'deki modernleşme sürecinin sezgi, metafizik, geleneksel bilgi, dil ve din gibi alanlarda ciddi kopuşlar yarattığını, bunun da medeniyet krizinin bir göstergesi olduğunu savunur. Türk kimliğinin tarihsel sürekliliği açısından dil ve dinin önemini vurgular; pozitivist aklın bu mirası dışlamasının kimlik krizine yol açtığını belirtir. Hegel'in tarihsel olanı aşarak koruma düşüncesine benzer biçimde, geçmişin korunarak yeniden inşasını savunur. "Biz Neyiz?" sorusuyla başlayan Türkiye'ye özgü bir metafizik arayışı dile getirir ve Avrasya metafiziği adını verdiği, varlık, bilgi ve ahlâk temelli bir sistem önerir. Düşüncesinde Heidegger'den ontoloji anlayışını, Platon, Aristoteles ve Bergson'dan sezgisel bilme yaklaşımını, Gazali ve İbn-i Arabî'den İslamî hakikat fikrini, Kant'tan ise ahlâkın ilkeye dayalı olması gerektiği düşüncesini harmanlar. Seküler kimliğin metafizikten yoksun olduğunu belirtirken, Antik Yunan, Avrupa ve İslam düşüncesiyle temellendirilen metafizik merkezli bir kimlik önerir.
Teoman Duralı'ya göre dil, düşüncenin taşıyıcısıdır; dil bozulduğunda düşünce de bozulur. Türkçenin sadeleştirilmesi ve yazı sistemindeki değişiklikler, yerli felsefenin gelişimini olumsuz etkilemiştir. Modern çağın ekonomik çıkar esaslı sermayecilik ideolojisi insanı maneviyattan uzaklaştırmış, doğa ve kutsal olanla ilişki zayıflamıştır. Küreselleşmeyi Batı Avrupa merkezli seküler medeniyetin yayılması olarak değerlendiren Duralı, bunun yerel kültürleri baskılayarak kültürel tek tipleşmeye yol açtığını savunur. Ona göre gerçek karşıtlık "Doğu-Batı" değil, "kadim-modern" ayrımıdır.
Duralı, Türkiye'deki kültürel dönüşümleri biyolojik kavramlarla ilişkilendirerek ele alır. Özellikle 1928 Harf Devrimi'nin kültürel hafıza ve kimlik üzerindeki etkilerini genetikteki "mutasyon" kavramı ile karşılaştırır. Yazı devriminin kuşaklar arası bilgi aktarımını keserek toplumsal hafızayı sarsabileceği ve kimlik değişimine yol açabileceği öne sürülür. Bu bağlamda, dil, kültür ve kimlik üzerine geliştirdiği yorumlar yerli kültürel değerlerin korunması gerektiğine dair eleştirel bir perspektif sunar.
Modern bilim ve felsefenin, özellikle Hume sonrası insanı makineye indirgediğini, bu yaklaşımın insanı değerli bir özne olmaktan çıkardığını ileri sürer. Biyolojik indirgemeciliğe karşı çıkarak insanın sadece bedenle açıklanamayacağını belirtir. Ayrıca seküler Avrupa, özellikle İngiliz-Yahudi kültürünün bu dönüşümde önemli rol oynadığını ifade eder.
Duralı, modern medeniyeti ve özellikle Anglo-Sakson düzeni sert biçimde eleştirir. Hümanizm, kapitalizm, liberalizm ve Darwinizm gibi kavramların İngiliz-Yahudi uygarlığının ideolojik araçları olduğunu belirtir. Bu dünya görüşü insanı yalnızca maddi ilişkiler içinde tanımlar ve onu "beşer"e indirger. Bu çerçevede modern insan, mücadele gücü kalmamış, sömürüye boyun eğmiş bir otomata dönüşmüştür. Ona göre bu medeniyetin insanlığa verecek bir şeyi kalmamıştır ve buna gerçek alternatif, yalnızca İslam medeniyetidir. Bu bağlamda Türk milletini İslam'ın gerçek taşıyıcısı olarak gören Duralı, Türk düşünürlerinin İslam medeniyetini yeniden canlandırabileceğine inanır. Bunun için eğitim-öğretim faaliyetlerinin İslam'ın özü ve ahlaki temellere dayanması gerektiğini savunur. Eski yazıların ve yabancı dillerin öğretilmesi, Beytü'l-Hikme benzeri kurumların yeniden kurulmasıyla kültürel yeniden inşanın mümkün olacağını öne sürer.
Özgürlük meselesini de ele alan Duralı, insanlar hukuken özgür görünse de genetik düzeyde tam anlamıyla özgür olmadıklarını ifade eder. Modern bilim evreni determinist bir düzende kurgulamış, devlet ise bireyin eylemlerini sınırlayan güçlü bir yasa koyucu haline gelmiştir. Bu gelişmeler özgürlük alanını yani "ontik boşluğu" daraltmış; insan ile makine arasındaki fark belirsizleşmiştir. Bu noktada çözüm, insanı ontolojik olarak tabakalaştırmak; hem belirlenmişliğini hem de özgürlüğünü birlikte değerlendirmektir. Duralı, insanın insanca davranabilmesi için bilgiye dayalı bilinçli seçimler yapabilmesi gerektiğini savunur. Ancak günümüzde hakikatin kaybedildiğini, modern insanın fiziksel dünyaya ve sanallığa mahkûm edildiğini belirtir. Bu mahkûmiyetin temelinde kapitalist ve küresel uygarlığın dayatmaları bulunmaktadır.
Duralı, 1790 sonrası şekillenen sermayeci-milliyetçi Batı uygarlığını; akılcılık, ideoloji, hümanizm ve sanayileşme süreçleriyle birlikte eleştirir ve bu küresel uygarlığı "Mali Sermayeci Çağdaş Küresel İngiliz-Yahudi Uygarlığı" olarak tanımlar. İnsanlığın hikmetini kaybettiğini savunur ve yeni bir felsefi temele ihtiyaç olduğunu vurgular. Bu bağlamda, ilmin faydaya yönelik olması gerektiğini "Faydasız ilimden Allah'a sığınırım" hadisiyle ifade eder.
Duralı, metafizik, felsefe, bilim, sanat, teoloji ve ahlak arasında bütünlük taşıyan bir "felsefileşmiş medeniyet" modelini savunur ve geçmişte Müslümanların böyle bir uygarlık deneyimi yaşadığını belirtir. Ona göre insan-olmanın zirvesi "kâmil insan"dır; bu, "beşerlikten erginliğe geçiş" anlamına gelir. Kâmil insan, felsefi bir medeniyet ortamında yetişir; ilmin temeli tevazuya dayanır ve âlim bu bilgi taşıyıcısıdır. Böyle bir medeniyet anlayışının, insanlığı 20. yüzyılın hatalarından koruyabileceğini savunur.
Duralı, kapitalizmi insanı ruhsuzlaştırarak "makine insan" modeline dönüştürmekle eleştirir ve İngiliz-Yahudi medeniyetinin sermayecilik anlayışının insanın ruhunu yok saydığını belirtir. Modern yaşamın insanı ahlaki bir varlık olmaktan çıkararak makineleşmiş ve köleleştirilmiş hale getirdiğini savunur. Modern Batı biliminin insanı merkeze almaktan çıkarıp madde ve mekanik yasalar üzerinden anlamlandırdığını, bunun ise canlı varlıkları açıklamada yetersiz kaldığını belirtir. Duralı, insanı yeniden ahlaki, metafiziksel ve akli yönleriyle anlamlandırmayı, modern bilim ve felsefeyi reddetmeden İslami değerlerle entegre ederek revize etmeyi çözüm olarak sunar.
Günümüz küreselleşmesi insanı yapay zekâ ve robotik araçlarla makineleştirirken, felsefe, ahlak ve insan kavramlarının yeniden değerlendirilmesini gerektirir; bilim ve teknolojinin insanlığa hizmet etmesi gerektiği vurgulanır. İnsanın benliği anatomik değil tarihsel ve kültürel bir veridir; birey toplumsal ve kültürel edinimlerle kimlik kazanır. Kimlik, bireyin şahsî ve toplumsal özelliklerinin uyumu olup, tarih bilinci olmayan birey kimliğini kaybeder; toplumun ayakta kalması için bireylerin tarih ve kimlik bilinci geliştirmesi gerekir.
Teoman Duralı, günümüzü "Çağdaş Küresel İngiliz-Yahudi Medeniyeti" olarak adlandırır ve bu medeniyetin maddeci, mekanik ve pozitivist temelleriyle insanı ruhsuzlaştırdığını savunur. Modern toplumda doğa-insan ilişkisinin koptuğunu, doğanın araçsallaştırıldığını; sermaye, teknoloji ve biyoteknolojinin insanı yapaylaştırma tehdidi taşıdığını belirtir. Küreselleşmenin yerel kültürleri yok ederek bireyi kimliksizleştirdiğine vurgu yapar. Ona göre insan, ait olduğu mekân, kültür ve geleneklerle kendi anlam dünyasını kurabilir. Batı merkezli anlayış yerine yerel imkânlara dayanan özgün felsefi sistemlerin geliştirilmesi gerektiğini savunur.
Teoman Duralı · diğer bölümler
Hayat çizgisi
Günü bilinmeyen olaylar bir tarihe zorlanmaz; yalnızca kaynaktaki yıl yazılır.
-
1947
Doğum ve Erken Yıllar
1947 yılında dünyaya geldi.
Eğitim tek kaynak -
1973
1973 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin felsefe bölümünden mezun oldu.
Eğitim tek kaynak -
1975
Teoman Duralı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde öğrenciyken, Nermi Uygur'un teklifiyle 1975 yılında mezun olduğu bölümde asistan olarak göreve başladı.
Eğitim tek kaynak -
1977
1977 yılında biyoloji felsefesi hakkındaki teziyle felsefe doktoru unvanını aldı.
Önemli eserler tek kaynak -
1978
1978 yılında NATO bursuyla Paris'te biyoteknoloji seminerlerine katıldı.
Önemli eserler tek kaynak -
1982
Mayıs 1982'de yardımcı doçent, Ekim 1982'de biyoloji felsefesi üzerine yazdığı tezle doçent oldu.
Önemli eserler tek kaynak -
1985
1985 yılında ABD'deki Pennsylvania State University'de tamamladığı Kant'ın A Priori Bilgi İstidâdı başlıklı çalışmasının ardından 1988 yılında profesör unvanını aldı.
Öğretmenlik tek kaynak -
1992
1992-1993 yıllarında Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nde, 1994 ve 2003 yıllarında Viyana Üniversitesi bilim felsefesi bölümünde, 1995-1997 ile 1999 yıllarında Kuala Lumpur'daki International Institute of Islamic Thought and Civilisation'da misafir öğretim üyesi olarak bulundu.
Eğitim tek kaynak -
1996
1996 yılında, İstanbul Üniversitesi Araştırma Fonu'nun mâli desteğiyle Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde araştırma gezisine çıktı.
Eğitim tek kaynak -
2016
Bülent Ecevit Üniversitesi senatosunun 2016 yılında aldığı karar uyarınca, Teoman Duralı'ya verilen fahrî doktorluk pâyesinin takdim töreni, Sezai Karakoç Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.
Eğitim tek kaynak -
2021
Kanser tedavisi nedeniyle iki kez ameliyat geçiren Teoman Duralı, 6 Aralık 2021'de İstanbul'daki evinde öldü.
Miras tek kaynak
Üretimleri
Hakkında yazılanlar
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Teoman Duralı hayat hikâyesinde anıyor Erol Güngör
“Erol Güngör ve Ziya Gökalp gibi isimlerin görüşlerinden de yararlanarak, insanı ruh, irade ve ahlaka dayalı değerlerle tanımlayan bir medeniyet inşası önerilir.”
-
Teoman Duralı hayat hikâyesinde anıyor Nermi Uygur
“Teoman Duralı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde öğrenciyken, Nermi Uygur'un teklifiyle 1975 yılında mezun olduğu bölümde asistan olarak göreve başladı.”
-
Teoman Duralı hayat hikâyesinde anıyor Sezai Karakoç
“Bülent Ecevit Üniversitesi senatosunun 2016 yılında aldığı karar uyarınca, Teoman Duralı'ya verilen fahrî doktorluk pâyesinin takdim töreni, Sezai Karakoç Kültür Merkezi'nde gerçek...”
-
Teoman Duralı hayat hikâyesinde anıyor Ziya Gökalp
“Erol Güngör ve Ziya Gökalp gibi isimlerin görüşlerinden de yararlanarak, insanı ruh, irade ve ahlaka dayalı değerlerle tanımlayan bir medeniyet inşası önerilir.”
-
Teoman Duralı kendi hikâyesinde anılıyor Ayhan Bıçak
“Teoman Duralı'nın danışmanlığında Platon'un Tarih Kavrayışı teziyle 1992 yılında tamamlamıştır.”
Kaynaklar
-
K·01Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesiVikipedi - Teoman Duralıtr.wikipedia.org · erişim 28.09.2026
NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.
Kaynağa git ↗ -
K·02Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıTeoman Duralı (1987). Canlılar Sorununa Giriş. Remzi Kitabevi. s. 10. Bu, ilkin Sayın Profesör Dr. Nermi Uygur'un yönetmiş olduğu bir doktora çalışması olarak kaleme alınmış olmakla birlikte...erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·03Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı"24 Portre'de bir 'Filozof'". 6 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Haziran 2020.youtube.com · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·04Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıErgüç, Veysel (2023). "ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK MODERNLEŞMESİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM: ŞABAN TEOMAN DURALI ÖRNEĞİ". İnönü Üniversitesi Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi. 12 (2). DergiPark. ss. 205-221. doi:10.542...dergipark.org.tr · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·05Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıGenç, Mehmet Sabri (2025). "Teoman Duralı'da Felsefe ve Edebiyat İlişkisi". Külliye. 6 (1). DergiPark. ss. 84-98. doi:10.48139/aybukulliye.1626287. 29 Nisan 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi4 Temmuz 2025.dergipark.org.tr · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·06Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıGöçer, Güngör (2023). "ŞABAN TEOMAN DURALI'NIN TÜRKİYE NOTLARI". Gazi Türkiyat, 32. DergiPark. ss. 101-1194 Temmuz 2025.dergipark.org.tr · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·07Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıDeğermenci, Ali (2020). Öyle geçer ki zaman : Teoman Duralı kitabı. Birinci baskı. Teoman Duralı. Kartal, İstanbul. ISBN 978-605-7717-44-3. OCLC 1250646330.worldcat.org · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·08Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıProf. Dr. Ş. Teoman DURALI '67 (Ekim 2010). "Mürşit - 1" (PDF). Kolejliler, 103. s. 32-34. 18 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF)29 Haziran 2022.kolej.org · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·09Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıDağ, Ahmet (2016). "Ş. TEOMAN DURALI DÜŞÜNCESİNDE METAFİZİKTEN MAKİNAYA BATI MEDENİYETİ". FLSF Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, 22. DergiPark. ss. 241-2624 Temmuz 2025.dergipark.org.tr · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·10Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı"Teoman Duralı, CV'de Olmayan Hayatını Anlattı". 23 Nisan 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Haziran 2020.ihu.edu.tr · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·11Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıTeoman DURALI, Prof. Dr. 19 Mart 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., kultursurasi.ktb.gov.tr. Erişim Tarihi: 19.03.2020.kultursurasi.ktb.gov.tr · erişim 28.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “Teoman Duralı” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Kaynak yeniden tarandı
Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.
-
Profil oluşturuldu
11 kaynak ve 11 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.