Kısaca kimdir?
Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.
Şeyh Mahmud Zokaydî ya da Seyda Şeyh Mahmud Zokaydî (Kürtçe: Seydayê Şêx Mahmudê Zokaydî) (D.1877 Bağtepe[anlam ayrımı gerekli], Siirt Ö.5 Nisan 1945 Kayabağlar, Siirt) Nakşibendi Tarikatı şeyhi, Şafii fıkıh alimi ve mutasavvıf. Nakşibendî silsilesinde,“el-Vefiyyi bi‟l-Uhûd” (sözünün eri, vefalı) şeklinde sıfatlandırılmaktadır. Garzan ve Botan Bölgesinde etkin irşad faaliyetlerinde bulunmuş olan Şeyh Mahmud Zokaydî Siirt bölgesinde ilim otoritesi olarak kabul gören Molla Halil Siirdî'nin torunudur. Neseb olarak Molla Halil Siirdî ise Mardin'de defnedilmiş olan Sultan Şeyh Musa ez-Zûlî kolundan İslam'ın ikinci halifesi olan Ömer'in soyuna nisbet edilir. Dolayısıyla soy itibarıyla Şeyh Mahmud Zokaydî, Ömerî olarak kabul görmüştür. Arapça, fıkıh, akaid, tefsir, hadis ve tasavvuf alanında başarılı bir eğitim gören Şeyh Mahmud Zokaydî Arapça pek çok eser kaleme almıştır.Ayrıca bunların haricinde Türkçe, Arapça, Kürtçe ve Farsça çok sayıda şiir, hutbe ve mektup kaleme almıştır. 5 Nisan 1945 yılında Kayabağlar'da ölmüş ve bu yerleşim yerinde defnedilmiştir.
Hayatı
—Hayatı
Şeyh Mahmud, 1877 yılında Siirt'in Bağtepe köyünde dünyaya geldi. Babası, Norşinli Şeyh Abdurrahman-ı Taği'nin halifesi Şeyh Abdulkahhar efendi'dir (ö.1906). Annesi ise Saliha hanım'dır (ö.1925). Mahmud Zokaydî, ailesinin en büyük çocuğuydu Şefik, Hatice ve Afife adında üç kardeşi vardı. Babası Şeyh Abdulkahhar Efendi, daha evvel Siirt'te ikamet etmiş, ardından Bağtepe'ye yerleşmiş daha sonra ise Mahmud Zokaydî henüz 6-7 yaşlarında iken Kayabağlar (Zokayd'e) yerleşerek burada medrese inşa etmiştir. Bu sebeple ileriki yaşamında “Zokaydî” olarak anılmıştır. Abdulkahhar Efendi aynı zamanda Osmanlı'nın şark vilayetlerinde ismi bilinen bir müellif olan Molla Halil Siirdi'nin torunu olduğundan ötürü yerleştiği yerlerde hoş karşılanmış ve irşad faaliyetlerini daha kolay gerçekleştirmiştir. İlk öğrenimini babası Abdulkahhar Efendi'nin yanında gören Mahmud Zokaydî klasik medrese tahsilini tamaladıktan sonra ilk icazetini babası Abdulkahhar Efendi'den almıştır. İlk tahsilini Zokayd medresesinde Nehcü'l-Enam, Nûbahar, Kürtçe sarf kitapları okuduktan sonra Arapça öğrenime başlar. Zokayd medresesinde öğrenimine bir müddet daha devam eden Mahmud Zokaydî daha sonra babasının isteği üzerine Siirt'te dedesi Molla Halil'in kurmuş olduğu Mahmudiye Medresesine giderek öğrenimini orada devam ettirir. Burada öğrenim gördüğü süre zarfında Molla Hasan'dan Arapça, fıkıh, akaid, tefsir ve hadis derslerini görmüştür. Molla Hasan'dan uzun bir süre eğitim alan Mahmud Zokaydî daha sonra Zokayd Medresesine geri dönerek kalan eğitimine buradan devam etmiş ve babası Abdulkahhar Efendi'den ilmi icazetini almıştır. İlmi icazetini aldıktan sonra burada babasından tasavvuf eğitimi almaya başlamıştır. Aynı zamanda bu süre zarfında Zokayd Medresesinde müderris olarak eğitim vermeye de başlayan Mahmud Zokaydî, babasının vefatı üzerine bölgenin ileri gelen alimlerinden Hazret lakabıyla bilinen Şeyh Diyauddin Norşin-i'den tasavvuf dersi almaya başlamıştır. Şeyh Muhammed Diyauddin Norşinî 'den aldığı tasavvuf eğitiminin ardından tarikat halifeliği ve irşad icazetnamesi de alan Mahmud Zokaydî memleketine dönerek müderrislik ile birlikte irşad görevine de başlamıştır. Molla Hasan'dan uzun bir süre eğitim alan Mahmud Zokaydî daha sonra Zokayd Medresesine geri dönerek kalan eğitimine buradan devam etmiş ve babası Abdulkahhar Efendi'den ilmi icazetini almıştır. İlmi icazetini aldıktan sonra burada babasından tasavvuf eğitimi almaya başlamıştır. Aynı zamanda bu süre zarfında Zokayd Medresesinde müderris olarak eğitim vermeye de başlayan Mahmud Zokaydî, babasının vefatı üzerine bölgenin ileri gelen alimlerinden Hazret lakabıyla bilinen Şeyh Diyauddin Norşin-i'den tasavvuf dersi almaya başlamıştır. Şeyh Diyauddin Norşin-i'den aldığı tasavvuf eğitimini de bitiren Mahmud Zokaydî irşad icazeti de alarak, memleketine dönmüş ve burada müderrislikle birlikte irşad faaliyetlerini de yürütmeye başlamıştır.
Adı bulunduğu bölgede kısa sürede yayılmış, vaazları ve sohbetleriyle halkı eğitmeye çalışmış ve başta çocukları Ahmed, Haydar, Ma‘sum, Cüneyd, Selâhaddin, Fudayl ve Yahyâ olmak üzere pek çok talebe yetiştirmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele hazırlık sürecinde, Şeyh Mahmud Zokaydî ile mektuplaşmış ve organize etmiş olduğu kongreler için kendisinden destek istemiştir.
Söz konusu mektup “Nutuk”’ta şu şekilde geçmektedir: Vesika, 51. (13 Ağustos 1335/1919)
"Şeyh Mahmûd Efendi Hazretlerine: Faziletlû Efendim; Makamı muallâyı hilâfete ve saltanatı Osmanîyeye olan revâbıtı hakikîyeleri ve vatanı azizimiz hakkındaki alâkai kat’iyeleri cümlenin malûm ve müsellemidir. Harbi Umumînin makûs neticesi düşmanlarımıza çok fırsatlar bahşeylediğinden mütarekeden beri devlet, millet ve vatanımız hakkında reva görülen tecavüz ve taaddiler gayr-i kâbili tahammül ve kabul dereceye vâsıl olmuştur. Hilâfet ve saltanat izmihlaline ve vatanımızın Ermeni ayakları altında çiğnenmesine ve milletimizin Ermenilere esir olmasına rıza gösterecek hiçbir Müslüman tasavvur edilemez. Düşmanlarımızın her taraftaki teşebbüsleri hep vatanın parçalanması ve milletimizin esir olması gayelerine matuftur. Milletten kuvvet alamayan ve esir vaziyetinde bulunan hükûmeti merkezîye acizden başka bir şey gösterememektedir. Milletin yekvücut olarak kuvvet ve kudretini cihana göstermesinden başka çare-i halâs ve nokta-i istimdat kalmamıştır. Bu sebeple senaverleri resmî makam ve sıfatımın haylûletini gördüğümden derhal silki askerîden istifa ederek vatan ve milletimizin halâsı tâmmına kadar milletle beraber ve milletin içinde çalışmaya karar verdim. Zâtı âlileri gibi fedakâr, vatanperver dindaşlarımın benimle beraber çalışacağınıza mutmainim. Bu defa Erzurum Kongresince takarrür ettirilen beyanname ve nizamnamelerden takdim ediyorum. O havalice tevsi ve takviye-i teşkilât zımnında sarfı makderet buyurulmasını rica ederim. Yakında Sivas’ta in’ikat edecek olan umumî bir kongre ile de daha nâfi ve kat’î netayiç elde edileceği şüphesizdir. O havalide İngilizlerin muğfil telkînatının önüne geçilmesi pek ziyade lâzımdır. Cenabı Hak cümlemize muvaffakiyetler ihsan buyursun. Gözlerinizden öperim Efendim. Sabık Üçüncü Ordu Müfettişi Mustafa Kemal. "
Milli Mücadele döneminde talebeleri ve bölgedeki aşiretlerin ileri gelenleri ile birlikte Bitlis ve İran sınırı dahil olmak üzere iki cepheye katılarak Rus ve Ermeni Kuvvetleri ile savaşmıştır. Kendisi ayrıca Türk Teyyare Cemiyeti'ne yapmış olduğu maddi desteklerden ötürü, devlet tarafınca Türk Teyyare Cemiyeti'ne ait altın nişan ile ödüllendirilir. 1922 senesinde oğlu Ahmed'in hastalığı sebebiyle Beyrut'a gitmiş burada tanıştığı ilim adamları ve müderrisler ile ilmi müzakerelerde bulunmuş, bu süre zarfındaki izlenimlerini ise es-Seyâḥa ilâ Beyrût adlı eserinde bir araya getirmiştir.
Şeyh Said İsyanından sonra, daha sonra bir bağlantısı gözlemlenmemesine rağmen isyana destek verdiği veya başka isyanlarda etkinliği olabileceği gerekçesiyle bölgedeki pek çok kanaat önderi gibi kendisi de Tevhid-i Tedrîsât ve Şark Islahat Fermanı kapsamında 1925 senesinde tutuklanmış ve Antalya Korkuteli'ne sürgüne gönderilmiştir. Sürgün edileceğinden habersiz olan Şeyh Mahmud, dönemin Garzan Kaymakamı İbrahim Bey tarafından çağırılarak sürgün edileceğini öğrenir.28 Ocak 1925, Çarşamba günü tutukluluk halinde Diyarbakır Kolordu Komutanlığı'na teslim emri üzerine aynı gün yola çıkmak istediğini belirterek, bu emre uyacağını söyler. Sürgün sırasında gezdiği ve kaldığı yerlerde pek çok müderris, alim ve ilim adamı ile tanışır. Bu süreçte Said Nursi ile ilmi konularda mektuplaşır. Sürgün sürecinde yaşadıklarını "et-Tebʿîd ilâ Anṭalya ve’s-seyâḥa fî diyâri’l-İslâm" adlı eserinde toplar. Sürgün sırasında dönemin yönetimine masum olduğunu dile getiren, telgraflar çeken Şeyh Mahmud; “Masum ve masum olmayan aynıdır. Emir değişmez ve kesindir. Yüksek makamı rahatsız etmeyiniz.” şeklinde bir cevap alır. Bunun üzerine bir daha herhangi bir telgraf çekmez ve sürgün halinin bitimini bekler. Bu sırada yalnız kalması ve geçimini sağlayamaması sebebiyle Fatma adında bir kadınla evlenir. Bu evliliğinden İzeddin adında bir çocuğu olur. Üç yıllık sürgün hayatının ardından 21 Aralık 1928 Pazartesi günü Antalya'ya sürgün edilenlerin af listesinin çıkması ile sürgün hayatı son bulur. Korkutelindeki ailesini de yanına alarak Antalya'ya gelir. Buradan af belgesini alan Şeyh Mahmud, Korkutelindeki ailesiyle birlikte memleketine geri döner.
Ancak memleketine geri dönmesine rağmen yerel baskılardan kurtulamayan Şeyh Mahmud, dönemin İzzettin Çarpar adlı Siirt valisinin bölgedeki alim ve şeyhlere baskısı aynı şekilde Şeyh Mahmud'u da etkiler. Şeyh Mahmud bu baskıların ardından Kayabağlar'da oğlu Selahattin'i bırakıp tüm ailesiyle birlikte Diyarbakır'a yerleşir. Diyarbakır da Aynalı Minare Mahallesi‟nde, Behrem Paşa Camiisi civarında bir ev satın alan Şeyh Mahmud iki yılda burada yaşamını sürdürür. Bu arada çocukları için bakkal dükkanı açıp geçimlerini ticaret yaparak geçinirler. Bu iki yılın ardından İzzettin Çarpar adlı Siirt valisinin tayininin çıkması ve bölgeden ayrılması üzerine Şeyh Mahmud ve ailesi iki yılın ardından tekrar Kayabağlar'a dönerler. Dönemin baskılarına rağmen müderrislik ve irşad faaliyetlerine devam eden Şeyh Mahmud Zokaydî, 5 Nisan 1945 senesinde altmış sekiz yaşında vefat eder.
Şeyh Mahmud Zokaydî · diğer bölümler
Hayat çizgisi
Günü bilinmeyen olaylar bir tarihe zorlanmaz; yalnızca kaynaktaki yıl yazılır.
-
1877
Şeyh Mahmud Zokaydî ya da Seyda Şeyh Mahmud Zokaydî (Kürtçe: Seydayê Şêx Mahmudê Zokaydî) (D.1877 Bağtepe[anlam ayrımı gerekli], Siirt Ö.5 Nisan 1945 Kayabağlar, Siirt) Nakşibendi Tarikatı şeyhi, Şafii fıkıh alimi ve mutasavvıf.
Önemli eserler tek kaynak -
1906
Babası, Norşinli Şeyh Abdurrahman-ı Taği'nin halifesi Şeyh Abdulkahhar efendi'dir (ö.1906).
Önemli eserler tek kaynak -
1909
Bu amaçla babası Şeyh Abdulkahhar Efendi ile yakın dost olan Erzurumlu Şeyh Ahmed'in (ö.1909) yanına gitmek için yola çıkar.
Önemli eserler tek kaynak -
1919
(13 Ağustos 1335/1919) "Şeyh Mahmûd Efendi Hazretlerine: Faziletlû Efendim; Makamı muallâyı hilâfete ve saltanatı Osmanîyeye olan revâbıtı hakikîyeleri ve vatanı azizimiz hakkındaki alâkai kat’iyeleri cümlenin malûm ve müsellemidir.
Önemli eserler tek kaynak -
1922
1922 senesinde oğlu Ahmed'in hastalığı sebebiyle Beyrut'a gitmiş burada tanıştığı ilim adamları ve müderrisler ile ilmi müzakerelerde bulunmuş, bu süre zarfındaki izlenimlerini ise es-Seyâḥa ilâ Beyrût adlı eserinde bir araya getirmiştir.
Önemli eserler tek kaynak -
1925
Annesi ise Saliha hanım'dır (ö.1925).
Önemli eserler tek kaynak -
1928
Üç yıllık sürgün hayatının ardından 21 Aralık 1928 Pazartesi günü Antalya'ya sürgün edilenlerin af listesinin çıkması ile sürgün hayatı son bulur.
Önemli eserler tek kaynak -
1945
5 Nisan 1945 yılında Kayabağlar'da ölmüş ve bu yerleşim yerinde defnedilmiştir.
Önemli eserler tek kaynak -
1949
Ancak yol üzeri Bitlis'in Norşin dergahında konakladığı sırada Şeyh Alaeddin Ohinî (ö.1949) ile arasında geçen tasavvufi sohbet sonrasında Norşin'de postnişîn olan Hazret lakabıyla tanınan Şeyh Muhammed Diyauddin Norşinî'ye (ö.1924) intisab eder.
Önemli eserler tek kaynak
Üretimleri
Hulâsatü'l-edeb fî mekârimi'l-ahlâki'l-me'sûre min seyyidi'l-‘acem ve’l- ‘arab
ed-Dâve’d-devâ
Şerhu’l-ma’fuvvât
Şerh ‘alâ Diyâ basîreti’l-kalbi’l-‘arûf fi’t-tecvîd ve’r-resm ve ferşi’l-hurûf
İzâletü’ş-şübeh fî tezkiyeti’l-luhûm fi’l-İslâm
Hulâsatü’n-nuhbe fî fenni mustalahi’l-hadîs
Tevdîhu’l-mesâlik fî nesr Elfiyye İbn Mâlik
Ba’dumesâili’t-talâkive’l-eymân
Diğer eserler
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Şeyh Mahmud Zokaydî hayat hikâyesinde anıyor Molla Halil Siirdî
“Garzan ve Botan Bölgesinde etkin irşad faaliyetlerinde bulunmuş olan Şeyh Mahmud Zokaydî Siirt bölgesinde ilim otoritesi olarak kabul gören Molla Halil Siirdî'nin torunudur.”
-
Şeyh Mahmud Zokaydî hayat hikâyesinde anıyor Şeyh Said
“Şeyh Said İsyanından sonra, daha sonra bir bağlantısı gözlemlenmemesine rağmen isyana destek verdiği veya başka isyanlarda etkinliği olabileceği gerekçesiyle bölgedeki pek çok kana...”
Kaynaklar
-
K·01Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesiVikipedi - Şeyh Mahmud Zokaydîtr.wikipedia.org · erişim 03.10.2026
NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.
Kaynağa git ↗ -
K·02Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıŞeyh Mahmud ez-Zokaydî’nin Soyağacı şu şekildedir: Şeyh Mahmud b. Şeyh Abdulkahhar b. Molla Mahmud b. Molla Halil es-Sıirdî b. Molla Hüseyin b. Şeyh Halid b. Haci Hasan b. Şeyh İzeddin b. Haci Hüseyin ağa b. Molla Yusuf...erişim 03.10.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·03Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı" Şeyh Mahmud’un uğradığı yerler şu şekildedir: Cımzerk, Şeyh Yunus, Şeyh Hıvından köyü, Sinan, Ambar köyü, Diyarbakır, Karabahçe, Siverek, Paşalıköy, Çüngüş köyü, Urfa, Suruç, Nizip, Antep, Hurşit Ağa Köyü, Islahiye, Ki...erişim 03.10.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·04Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı" Abid Sevgili Yüksek lisans tezinde, Şeyh Mahmud’un ölüm yılını belirtirken 1945 senesinin mart ayı şeklinde belirtmiştir. "erişim 03.10.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “Şeyh Mahmud Zokaydî” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Kaynak yeniden tarandı
Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.
-
Profil oluşturuldu
4 kaynak ve 9 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.