biyograftam
Giriş
  1. Keşfet
  2. Siyaset & Tarih
  3. Ali Fuat Cebesoy
Asker ve Siyasetçi · 1882–1968

Ali Fuat Cebesoy

Türk Kurtuluş Savaşı'nın öncü komutanlarından, Moskova Büyükelçisi ve TBMM eski başkanıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün Harp Okulu'ndan sınıf arkadaşı olan Cebesoy, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve siyasi gelişim sürecinde kritik roller üstlenmiştir.

Hayat şeridi Bir döneme dokun, çizelge süzülsün
188219301968
İlk üretimler Eğitim Önemli eserler Öğretmenlik Önemli eserler Miras
01

Kısaca kimdir?

23 Eylül 1882'de İstanbul Salacak'ta doğdu. Babası ilk bayındırlık bakanlarından Sökeli İsmail Fâzıl Paşa, annesi ise Müşir Mehmed Ali Paşa'nın kızı Zekiye Hanım'dır. Erzincan Askeri Rüştiyesi ve Saint Joseph Lisesi'nde eğitim gördü. 1899'da girdiği Harp Okulu'nda Mustafa Kemal ile sınıf arkadaşı oldu ve 1902'de mezun oldu. 1905'te Harp Akademisi'ni başarıyla tamamlayarak kurmay subay olarak orduya katıldı.

02

Hayat çizgisi

Günü bilinmeyen olaylar bir tarihe zorlanmaz; yalnızca kaynaktaki yıl yazılır.

  1. 1882

    Doğum

    23 Eylül'de İstanbul'da dünyaya geldi.

    İlk üretimler kaynak eşleşmedi
  2. 1902

    Harp Okulu Mezuniyeti

    Mustafa Kemal ile birlikte Harp Okulu'ndan mezun oldu.

    Eğitim kaynak eşleşmedi
  3. 1920

    Gediz Harekâtı

    Kurtuluş Savaşı'nda Yunan işgaline karşı ilk taarruzu yönetti.

    Önemli eserler kaynak eşleşmedi
  4. 1921

    Moskova Antlaşması

    Büyükelçi olarak Türkiye adına Moskova Antlaşması'nı imzaladı.

    Önemli eserler kaynak eşleşmedi
  5. 1925

    Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası

    Türkiye'nin ilk muhalefet partisinin kurucuları arasında yer aldı.

    Önemli eserler kaynak eşleşmedi
  6. 1939

    Bakanlık Görevleri

    Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevlerini üstlendi.

    Öğretmenlik kaynak eşleşmedi
  7. 1948

    TBMM Başkanlığı

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak görev yaptı.

    Önemli eserler kaynak eşleşmedi
  8. 1968

    Vefat

    10 Ocak'ta İstanbul'da hayatını kaybetti.

    Miras kaynak eşleşmedi
03

Hayat hikâyesi

03.1Kariyeri ve Yükseliş Dönemi

Askeri kariyerine Beyrut'ta başlayan Cebesoy, Balkan Savaşları'nda ağır yaralanmasına rağmen görevine devam etti. Kurtuluş Savaşı'nda Umum Kuvâ-yi Milliye Komutanı olarak görev yaptı. Gediz Harekâtı sonrası Moskova Büyükelçiliği'ne atandı. Burada Lenin ve Stalin ile görüşerek Türkiye'nin kuzeydoğu sınırlarını belirleyen Moskova Antlaşması'nı imzaladı. Siyasi kariyerinde TBMM başkanlığı, bayındırlık ve ulaştırma bakanlığı gibi kritik görevler üstlendi.

03.2Zorlu Yıllar ve Dönüm Noktaları

1925'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucuları arasında yer alması, siyasi hayatının en zorlu dönemiydi. 1926'da İzmir Suikastı davası kapsamında tutuklandı ve İstiklal Mahkemeleri'nde yargılandı. Beraat etmesine rağmen bir süre siyasetten uzak kaldı. 1931'de siyasete dönerek devlet kademelerinde hizmet verdi. 27 Mayıs Darbesi sonrası Yassıada Mahkemeleri'nde yargılanması, hayatının son dönemindeki bir diğer hukuki mücadele süreci oldu.

03.3Sanat Anlayışı, Mirası ve Etkisi

Cebesoy, asker ve siyasetçi kimliğinin yanı sıra, Millî Mücadele dönemini birinci ağızdan aktaran önemli bir hatırat yazarıdır. Atatürk ile olan dostluğunu ve dönemin diplomatik süreçlerini kaleme aldığı eserleri, Türk siyasi tarihinin en önemli belgeleri arasında kabul edilir. Adı, Sakarya'nın Geyve ilçesindeki Alifuatpaşa beldesine verilmiş olup, burada adına kurulmuş bir müze bulunmaktadır.

03.4Ekşi Sözlük 10 öne çıkan yazı · ekşi sözlük
10 öne çıkan yazı eksisozluk.com · şükela modu
nazım hikmet'in dayı paşası. 1940'ta bursa hapishanesi'nden kemal tahir'e yazıyor: "kemal, bu ikinci mektubumda sana iki sevinilecek haber vereceğim. birincisi, bugün akşam üstü, alacakaranlıkta ziya meriç bey geldi. ziya bey’i tanıdın. nafıa vekalei hukuk müşaviri. dayı paşa göndermiş. elinde bir istida müsveddesinin notları. dayı paşa başvekille ve fırka grubu erkanıyla görüşüp prensip itibarıyle mutabık kalmışlar. af meselesi hallonulmuş." aynı yıl bu sefer tosca operası çevirisine ilişkin semiha berksoy'a yazıyor: “siz oradayken dayı paşa gelirse kendisiyle konuşun. şu opera tercümeleri işi için sıkıştırsın.... ferit opera tercümesinin geri kalan kısmını hala alıp göndermedi. meteliğe kurşun atıyorum. vaziyetim banyolara gidip tedaviye bile müsait değil. parasızlığın ne olduğunu bilirsin. ziya beye yahut dayı paşaya rica et paranın bir an evvel alınıp, bizim hane tarafına gönderilmesi hususunda ferid’e yardım etsinler." semiha berksoy'un nazım'a cevabı: "paşa dayınızla, mektubunuzu almadan bir gün evveldi, görüştüm. opera tercümeleri işi halledilmiştir. kendileri vekille konuşmuşlar. yalnız vekil bey, hasan ferid’i çağırarak veya tahriren kendisine sizinle çalışmak üzere emir verecektir. şimdi ferit bu emri beklemektedir. bu günlerde emri alır almaz derhal size gelecektir.” berksoy'un 1941 tarihli mektubu: “bu hafta tercümeden geri kalan paranızı ve dayınız tarafından hediye edilecek bir elbise paketini cezaevi adresinde alacaksınız.” "pek yakında hürriyetinize kavuşabileceğinizi dayınız bana katiyetle söylediler ve size böylece yazmamı reca ettiler. tosca’yı önümüzdeki aylar içinde oynuyoruz ve siz tercüme ettiğiniz bu eserin ilk temsil gecesi tiyatroda olabilirsiniz.” notlar: 1) bayındırlık (nafia) bakanı dayı paşas,ı 1941'de yeğeninin pek yakında hapisten kurtulacağını katiyetle söylemesine rağmen, nazım tam 9 yıl sonra -15 temmuz 1950'de- ilan edilen genel afla çıkabildi. nazım için ne zor bir 9 yıl olmalı. dışarda gerçekten dayısı var ve adam boru değil, paşa! üstelik bu 9 yılda önce bayındırlık, sonra ulaştırma bakanı olduğu gibi en sonunda da tbmm başkanı oldu. zavallı nazım muhtemelen her gün ama her gün semiha berksoy'un o lafını düşünüp umut etmiş olmalı: "pek yakında hürriyetinize kavuşabileceğinizi dayınız bana katiyetle söylediler." 2) ünlü ressam bedri baykam'ın babası suphi baykam, dayı paşasına rağmen 12 yıl haksız yere hapis yatan nazım hikmet'in af kapsamı dışında bırakılması için 20.000 imza toplayıp hükümete sundu ve bu emeline ulaşamayınca "teessüründen" açlık grevine başladı. evet evet yaptı bunu utanmadan. (bkz: #153480510)
ne ilginç; mustafa kemal'in sınıf arkadaşı, kurtuluş savaşı'nın en büyük komutanlarından.. yani yürüdüğü yol mustafa kemal ile aşağı yukarı aynı ama kendisi hakkında 12 entry var. neden mustafa kemal, atatürk olmuş da, ali fuat cebesoy'u umursayan pek az? acaba o viraj neresiydi, mustafa kemal bi tarafa döndü, ali fuat cebesoy dönmedi, çok merak ediyorum..
kendisiyle mustafa kemal ataturk'un yollarinin ne zaman ayrildigi sorulmus , kutsal bilgi kaynagi , baba yadigari , aciklayalim dilimiz dondugunce... ilk ulkenin kurtulus fikirleri demlenmeye yeni basladigi zamanlarda , bir super besli vardi. bunlar ; _mustafa kemal ataturk _kazim karabekir _ali fuat cebesoy _refet bele _rauf orbay her birinin 1.dunya savasi baslarindaki fikirlerinden yola cikarak , amasya ve erzurum kongrelerini beraber yaptilar... ancak sonra araya ismet inonu ve fevzi cakmak girdi... cumhuriyet fikri agir basmaya baslamisti... rauf orbay , kollektif yonetimi de teklif etmiştir sonrasinda ismet inonu'ye , ancak o bu teklifi , yasalari da hatirlatarak, belki de fazla nazik olmayacak sekilde reddetmiştir. ali fuat cebesoy, ilk muhalif parti diyebilecegimiz terakkiperver fikrasi'nin kurucu uyeligini yapmistir 1924 yilinda.. burada, mustafa kemal'in yolu belli olmustur ve digerleri izmir suikastiyle tekrar tarih sahnesine cikarlar... ali fuat cebesoy da beraat eder, hatta sonrasında milletvekilligi bile yapar... kisaca bence bu 4'lü ; ismet inonu ve fevzi cakmak ile yeni ve cagdas turkiye'ye yonelik fikir ayrismalari hatta ve hatta ikinci plana atilmanin huznuyle bir kosede kaldilar... donemin sartlari geregi de, cok fazla muhalefet yapamadilar... zaten daha sonra ataturk chp'sinin karsisina cikan, ikinci dunya savasi sonrasinda ilk parti olan demokrat parti catisinda siyasete devam etmistir ali fuat... belki bu da hayatinin yonu hakkinda az da olsa fikir veriyordur... aciklayabildiysek ne mutlu.
amasya genelgesine rauf orbay ve refet bele'nin aksine tereddütsüz imza atmış komutan. "rauf bey misafir olduğundan bu müsveddeye imza koymak için kendinde bir alaka ve salahiyet görmediğini nezaketen ifade etti. bunun tarihi bir hatıra olduğunu ifade ederek imza etmesini söyledim. bunun üzerine imza etti. refet bey, imzadan kaçındı ve böyle bir kongrenin yapılmasındaki maksat ve faydayı anlayamadığını söyledi ... fuat paşayı çağırttım. paşa, görüşümü anlayınca derhal imza etti. fuat paşa'ya , refet bey'in tereddüdü sebebini anlayamadığımı söyledim. fuat paşa, refet bey'den biraz ciddi surette açıklama istedikten sonra , refet bey müsveddeyi eline alarak kendine mahsus bir işaret koydu. öyle bir işaret ki , bunu bu müsveddede bulmak biraz müşküldür." (bkz: nutuk)
bu kahramanın adı adana'da bir okuldan sessiz sedasız silinmiştir.yerine bir şehidimizin adı verilmiştir, şehidimizin adı pekala yeni yapılacak başka bir okulda yaşatılabilirdi.üzücü ve düşündürücü.sen vatan için savaş sonra vatan evlatları düşüncesizce adını oradan buradan silsin.
saint joseph lisesi mezunudur ardından asker babası gibi harbiye'ye katılmıştır. atatürk'ü kamp yaptıkları bir gün, biraların ağırlık yapacağını söyleyerek rakı götürme teklifinde bulunmuş ve atatürk'ü rakıyla tanışmıştır. babası ismail fazıl paşa, harbiye komutanlığı yapmıştır, nazım hikmet'in dedesi karl detroit*'nın kızıyla evlenmiştir.
ali fuat cebesoy anlatıyor: mustafa kemal samimi bir türk milliyetçisi idi. bunun en canlı misaline yafa'da şahit oldum. cumhuriyet devrinde çankaya’da birkaç defa da ayrıntıları kendisinden dinledim. mustafa kemal, 5. ordu’da arap ırkından olan askerlere daha özel muamele yapıldığını ve anadolu çocuklarından daha üstün tutulduklarını gördükçe müteessir oluyordu. -osmanlılığın telkin ettiği bu aşağılık duygusundan ne zaman kurtulacağız? diyordu. aynı ıstırabı ben de duyuyordum. bir gün piyade stajını yaptığı yafa’ya gittim. piyade acemi devresi henüz yeni başlamıştı. çoğunluğu o bölgeden toplanmış olan arap gençleri teşkil ediyordu. eğitim kadrosu ise anadolulu kıta çavuşları olan türk gençlerinden kurulmuştu. mustafa kemal’in bölüğünde alaydan yetişmiş makedonya türklerinden yaşlı bir yüzbaşı vardı. uzun yıllar 5. ordu mıntıkasında kaldığı halde rumeli şivesini değiştirmemişti. yüzbaşı, anadolulu kıta çavuşlarına karşı şiddetli davranıyor, yeni erlere karşı ise lüzumundan fazla müsamaha gösteriyordu. onların azarlanmasına, hırpalanmasına gönlü razı olmuyordu. adını bu gün pek hatırlayamadığım bu yüzbaşıyı ben de tanıdım. fena bir adam değildi. talimlerde, türkçe bilmedikleri için verilen emirleri anlayamayan bazı erlerin yanlış hareketleri kıta çavuşlarının biraz sert davranmalarına yol açıyordu. bunu gören yüzbaşı da çavuşları ağza alınmayacak sözlerle haşlıyordu. bir gün müfit (kırşehir) (özdeş) dayanamamış: - arkadaş, demişti. senin bu yaptığın hareket doğru değil. aynı uyarmayı, daha ciddi olarak mustafa kemal de yapmış, fakat bir etkisi olmamıştı. bana bu bilgiyi veren mustafa kemal, bir hafta on gün önce cereyan eden bir olayı şöyle anlattı: ‘’bir gün, makedonyalı yüzbaşı, kıta çavuşlarında birini bölük kumandanlığı odasına çağırttı. müfit’le ben de orada idik. çavuş sağlam yapılı ve yakışıklı bir türk delikanlısı idi. yüzbaşı genci izzet-i nefsini kıracak şekilde azarlamaya başladı. daha ziyade mensup olduğu ırka hücum ediyordu. - sen, diyordu, nasıl olur da necip arap kavmine mensup peygamber efendimizin mübarek soyundan gelen bu çocuklara sert davranır, ağır sözler söylersin? kendini iyi bil. sen onların ayağına su bile dökemezsin. gibi gittikçe manasızlaşan sözlerle hakaret ediyordu sesi yükseldikçe yükseliyordu. çavuşun yüzündeki ifadeye baktım. önce bir babaya duyulan saygının samimiyeti okunanın çizgiler sertleşmeye, içten gelen bir isyanın ateşleri gözlerinde okunmaya başladı. fakat gerçek itaatin sembolü olan her türk askeri gibi iç duygularını gemlemeye çalıştı. göz pınarlarında tanelenen yaşlar yanaklarına döküldü. dayanamadım. - yüzbaşı efendi, susunuz! diye bağırdım. birden şaşırdı. sözlerinin bizden tasvip görmesini beklediği anlaşılıyordu. - yoksa fena bir şey mi söyledim? - evet, çok fena hareket ettiniz. buna hakkınız yok. bu erlerin bağlı bulunduğu arap kavmi birçok bakımdan necip olabilir. fakat senin de benim de, müfit’in de ve çavuşun da mensup olduğumuz kavmin de büyük ve asil bir millet olduğu asla inkar edilmez bir gerçektir. yüzbaşı başını önüne eğdi, utanmıştı.’’
mustafa kemal'in harp akademisinden sınıf ve yakın arkadaşı. 1924'te çok partili döneme atılan ilk başarısız adımda kurulan terakkiperver cumhuriyet fırkasında kurucu görev edinmiş, 1926'daki izmir suikasti girişiminden sonra tutuklanıp daha sonra serbest bırakılmıştır. atatürk'ün ölümünden önce kendisiyle yeniden yakınlaşarakyeniden meclise girmiş hatta 47-50 arasında tbmm başkanlığı yapmıştır
nazım hikmet in annesinin teyzesinin oglu demek daha doğru olacaktır.ayrıyeten batı cephesinin ilk komutanıdır.

Yazılar eksisozluk.com platformundaki başlığın en çok beğenilen (şükela) kayıtlarından otomatik olarak derlenmiştir. Fikir ve telif hakları ilgili yazarlara aittir.

04

Üretimleri

04.1Kitapları 7 kitap · kapaklı raf
7 kitap 1938 → 1967 · 29 yıl

Künyeler Vikipedi maddesindeki eser listesinden ayrıştırıldı. Kapak görselleri Open Library kaynaklıdır; hakları yayınevlerine aittir. Kapağı bulunamayan kitaplar künyesinden dizildi.

05

Bağlantı atlası

Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.

Ali Fuat Cebesoy Ali Paşa İsmail Fâzıl Paşa İzmir Suikastı Müşir Mehmed Ali Paşa Mustafa Kemal Atatürk Ahmet İzzet Furgaç Sabri Ülgener Osman Nizami Doğancı
düz çizgi: bu biyografide anılıyorkesik çizgi: bu kişiyi anıyor
  • Ali Fuat Cebesoy hayat hikâyesinde anıyor Ali Paşa

    “Babası ilk bayındırlık bakanlarından Sökeli İsmail Fâzıl Paşa, annesi ise Müşir Mehmed Ali Paşa'nın kızı Zekiye Hanım'dır.”

  • Ali Fuat Cebesoy hayat hikâyesinde anıyor İsmail Fâzıl Paşa

    “Babası ilk bayındırlık bakanlarından Sökeli İsmail Fâzıl Paşa, annesi ise Müşir Mehmed Ali Paşa'nın kızı Zekiye Hanım'dır.”

  • Ali Fuat Cebesoy hayat hikâyesinde anıyor İzmir Suikastı

    “1926'da İzmir Suikastı davası kapsamında tutuklandı ve İstiklal Mahkemeleri'nde yargılandı.”

  • Ali Fuat Cebesoy hayat hikâyesinde anıyor Müşir Mehmed Ali Paşa

    “Babası ilk bayındırlık bakanlarından Sökeli İsmail Fâzıl Paşa, annesi ise Müşir Mehmed Ali Paşa'nın kızı Zekiye Hanım'dır.”

  • Ali Fuat Cebesoy hayat hikâyesinde anıyor Mustafa Kemal Atatürk

    “Mustafa Kemal Atatürk'ün Harp Okulu'ndan sınıf arkadaşı olan Cebesoy, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve siyasi gelişim sürecinde kritik roller üstlenmiştir.”

  • Ali Fuat Cebesoy kendi hikâyesinde anılıyor Ahmet İzzet Furgaç

    “Ali Fuat Cebesoy ve İbnülemin gibi dönemin önemli isimleri, onun derin kültürüne ve tevazu ile harmanlanmış gururlu kişiliğine vurgu yapmışlardır.”

  • Ali Fuat Cebesoy kendi hikâyesinde anılıyor Sabri Ülgener

    “Annesi Emine Behice Hanım'ın ailesinde de (Hüseyin Hüsnü Paşa, İsmail Fazıl Paşa, Mehmet Ali Aybar, Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir ve Nazım Hikmet gibi) asker ve sivil pek çok ö...”

  • Ali Fuat Cebesoy kendi hikâyesinde anılıyor Osman Nizami Doğancı

    “Mustafa Kemal, 1902 yılında Harp Okulu'ndan arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'un babası İsmail Fazıl Paşa'nın Kuzguncuk'taki köşkünde misafir edilir.”

06

Kaynaklar

0kaynak kaydı
0farklı yayıncı
0ansiklopedi maddesi
8zaman çizelgesi olayı

Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.

yayımlanmadı

Bilerek dışarıda bırakılanlar

Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.

Metin lisansı

Vikipedi’den uyarlanmıştır

Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.

07

Ne değişti?

  1. Profil oluşturuldu

    0 kaynak ve 8 olayla ilk kayıt.

08

Düzeltme masası

Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.

  1. Ne yanlış?
  2. Doğrusu
  3. Kaynak

Hangi bölümde bir hata var?

Önerin editör incelemesinden geçer, otomatik yayımlanmaz. E-posta adresin yalnızca bu başvuru için kullanılır.
09

Buradan nereye?

Siyaset & Tarih alanındaki tüm profiller →