Kısaca kimdir?
Osmancık Taburu, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'nde Teşkilât-ı Mahsûsa çatısı altında kurulan, gayrinizamî harp görevlerinde kullanılmak üzere teşkil edilmiş gönüllü bir askeri birliktir. Tabur, 1914 yılı sonunda Süleyman Askerî Bey önderliğinde oluşturulmuş ve başta Irak Cephesi olmak üzere İngiliz işgaline karşı çeşitli harekâtlarda görevlendirilmiştir. Özellikle Basra, Kurna, Rota ve Şuaybiye muharebelerinde Osmanlı birliklerine destek vermek amacıyla kurulmuş olan Osmancık Taburu, çete savaşı, istihbarat ve psikolojik harp teknikleriyle İngiliz ilerleyişini yavaşlatmaya çalışmıştır.
Taburun kuruluşuna, İngilizlerin Kasım 1914'te Fav’a çıkarak Basra’yı işgal etmeleri ve ardından Fırat-Dicle birleşimindeki Kurna’ya doğru ilerlemeleri üzerine karar verilmiştir. Osmanlı Genelkurmayı, cephedeki düzenli kuvvetlerin yetersizliğini aşmak için Teşkilât-ı Mahsûsa’ya bağlı fedai birlikler oluşturmayı planlamış ve bu doğrultuda Osmancık Taburu Basra’ya gönderilmiştir. Süleyman Askerî Bey’in liderliğinde hareket eden bu birlik, daha önce Trablusgarp ve Rumeli’de gayrinizamî harpte görev yapmış gönüllü subaylardan ve fedakârlığı esas alan seçkinlerden oluşmaktaydı. Taburun ilk büyük sınavı Rota Muharebesi olmuş, ardından 1915’teki Şuaybiye Muharebesi sırasında ciddi kayıplar vermiştir.
Şuaybiye Muharebesi'nin başarısızlıkla sonuçlanması, aşiret birliklerinin dağılması ve artan moral bozukluğu sonucunda Süleyman Askerî Bey büyük bir hayal kırıklığına uğramış ve 14 Nisan 1915’te intihar etmiştir. Osmancık Taburu bu olayın ardından fiilen dağıtılmış; ancak oluşturduğu gelenek, Teşkilât-ı Mahsûsa’nın diğer bölgelerdeki operasyonlarına ilham vermeye devam etmiştir. Gerek taburun kuruluşu, gerekse Süleyman Askerî Bey’in şahsında ortaya konan mücadele; Osmanlı’nın geç dönem askerî düşüncesinde milliyetçi, fedakâr ve maneviyat temelli gönüllü savaşçılık anlayışının örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Osmancık Taburunun Kuruluş Etmenleri
19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında Basra, Bağdat, Musul gibi Osmanlı Devleti'nin kadim vilayetlerini içeren Ortadoğu topraklarında, devletlerarası rekabet olabildiğince artmıştı. Zengin petrol kaynaklarının yer aldığı bu topraklar stratejik ve jeopolitik bakımdan son derece önem arz etmekteydi. Büyük güçlerin tam anlamıyla gözdesi olan Irak bölgesi, Ortadoğu’yu Uzakdoğu’ya bağlayan yollar üzerinde olmasından dolayı İngilizlerin de fazlasıyla ilgisini çekmekteydi. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizler bölgeyi tamamen ele geçirmek için planlı bir şekilde hareket etmişler ve bu harekâtı Mezopotamya Seferi olarak adlandırmışlardı.
İngiltere, Osmanlı Devleti savaşa girmeden önce, Basra Körfezi’nde yığınak yapmaya başlamıştı. Aslında İngilizlerin bu teşebbüsü, savaşın gidişatına dair öngörülerini de ortaya koymaktaydı. Nitekim Kasım 1914’te Hindistan’dan getirdikleri birlikleri Fav Adası’na çıkararak Basra’ya doğru ilerleyen İngilizlere, Irak Cephesi’nde yeterli birlikler bulundurmayan Osmanlı Devleti engel olamamıştı. 4 Aralık ve 7 Aralık 1914 günü yapılan muharebelerde Türkler geri çekilmek zorunda kalmışlar ve 38. Tümen Komutanı Albay Suphi Bey ile birlikte subay ve erlerden İngilizlere esir düşenler olmuştur. Kalan birlikler ise parça parça geri çekilmeye başlamışlardı. İngilizler fazla direnç ile karşılaşmadan ilk olarak Basra’yı ele geçirmiş ve ileri harekete devam ederek 9 Aralık günü Fırat ve Dicle nehirlerinin birleştiği Kurna Mevkiini ele geçirmişlerdir. Sadece bununla kalmamış, Arapları da Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtma çabası içinde olmuşlardı.
Genel olarak baktığımızda, İngilizler tarafından Irak Cephesi çok önemli bir yer olarak görülmüş, Osmanlı Devleti’nin ve bölgenin içinde bulunduğu konjonktürde Bağdat’ın ele geçirilmesi planlanmıştır. İngilizler bu cephede başarılı olurlarsa, Almanların İran’daki etki alanı daraltılacak, kendisi aleyhine Arap kabilelerinin ayaklanması önlenecek, müttefikleri Ruslara yardım eli uzatılacak, Çanakkale Muharebeleri ile sarsılan imajları tamir edilecek ve Müslüman Araplar nezdinde Türklerin saygınlığı zayıflayacaktı. İngilizler, 1915 yılı boyunca Bağdat’ı ele geçirmek üzere planladıkları Mezopotamya Seferi çerçevesinde Kurna, Şuaybiye, Amare, Nasıriye ve Kutü’l-Amare savaşlarını kazanarak bu bölgeleri işgal etmişlerdi. Gün geçtikçe kritik bir hal alan Irak Cephesi’nde İngiliz ilerleyişini durdurmak için Osmanlı yetkilileri daha fazla birlik sevk etmek zorunda kaldı.
İngilizlerin kuzeye doğru ilerlemesi karşısında alarma geçen Osmanlı Genelkurmayı bölgeye Süleyman Askerî Bey’i gönderdi. Daha sonra Kafkasya Cephesi’nden Teşkilât-ı Mahsûsa birliklerinden "Osmancık" Taburu bölgeye kaydırıldı. Ayrıca bölgedeki aşiretlerin organize edilmesi hedeflendi. Irak Cephesi, son derece karışık bir cephedir. Bu cephede zaman zaman duraklamalar olsa da muharebeler savaşın sonuna kadar devam etti. Irak Cephesi’nde savaşan tarafların (Osmanlı ve İngiltere) ordularında, komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaş
02.2Faaliyetleri
Süleyman Askeri Bey esasında Irak’ta başarıyı düzenli ordudan ziyade daha çok yerel aşiret ve mücahitlerle çete savaşı yapılarak başarı elde edeceğini düşünüyordu. Süleyman Askeri Bey, çete çatışmalarında usta ve tanınmış bir kişiydi. Bingazi’de İtalyanlara karşı başarıyla savaştığı gibi 1913 yılında Balkan Savaşı’nın ikinci devresinde Bulgarlara yenilip Edirne geri alınınca, kendisi Batı Trakya’ya geçip kuvvetli bir hükümet ve teşkilat kurarak Osmanlı-Bulgar barışına kadar orada Türklerin huzur içinde yaşayabilecekleri bir ortam oluşturmuştu. Süleyman Askeri Bey, Birinci Dünya Savaşı başlarında Makedonya’dan İstanbul’a dönerken Sofya’ya uğramış ve burada Ateşemiliterlik görevinde bulunan Mustafa Kemal Atatürk ile de görüşmüştü. Atatürk, Irak Cephesi’nin en zayıf yer olduğunu, durumun sonradan ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek kendisinin oraya gönderilmesi için Süleyman Askeri Bey’den Enver Paşa’yla konuşmasını istemişti. Süleyman Askeri Bey, bu isteği kabul etmiş ise de çok geçmeden kendisi Enver Paşa tarafından Irak Cephesi’nde görevlendirilmiştir. Süleyman Askerî Bey, Basra Körfezi’nde, emrindeki ‘‘Osmancık Taburu’’ ile bölgedeki İngilizlere bağlı aşiretlerle birlikte İngiliz ordusuna yönelik baskınlar yapmıştır. Bölgeye komutan olarak atanmasında geçmişteki başarıları önemli olmuştur. Ayrıca bölgede daha önce görev yapmış olması, Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanı olarak çalışması ve Enver Paşa ile yakınlığı diğer sebeplerdir. İngiliz kuvvetleri, Basra’yı işgal ettikten sonra ileri harekete geçerek Fırat ve Dicle nehirlerinin birleştiği yer olan Kurna kasabasını ele geçirmişlerdir. Kurna’da 38. Tümenin komutanı Albay Suphi Bey ile 45 subay ve 989 er, İngilizlere esir düşmüştür. Harbiye Nazırı ve Başkumandanlık Vekili Enver Paşa tarafından esir düşen Albay Suphi Bey’in yerine Dahiliye Nazırlığında Aşiret ve Muhacir işlerinden sorumlu bulunan Kurmay Binbaşı Süleyman Askerî Bey ve beraberinde Teşkilat-ı Mahsusa’dan gönüllü 40- 50 Türk subayın katılımıyla oluşturulan “Osmancık Taburu” adı verilen tabur 17 Aralık 1914’te bölgeye gönderilmiştir. Süleyman Askerî Bey ile birlikte Teşkilat-ı Mahsusa’nın önemli 40 ila 50 civarı subayın katılımıyla gönüllülerden oluşturulan Osmancık Taburu da görevlendirilmiştir. Süleyman Askerî ve beraberindekiler 17 Aralık’ta bölgeye ulaşmışlardır. Irak’ta, daha önce tecrübe ettiği ve başarılı da olduğu, yerel gönüllülerden oluşturulacak birliklerle mücadele etmenin yeterli olacağı fikrini taşıyan Süleyman Askeri Bey, Basra’yı geri almak üzere çalışmalarına başlamıştır .
Osmancık taburunun ilk ciddi sınavını Rota Muharebesi'nde verdiğini ve başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Süleyman Askeri Bey ve tabur kuzeyden Kurna’ya doğru ilerleyerek İngilizleri tamamen Irak’tan çıkarmayı hedeflemekteydi. İngilizlerin Komutanı General Barrett ise, Osmanlı askerlerini İngiliz topçularının mevziilerine doğru çekmeyi hedeflemişti. İngilizlerin ilk hedefi Osmanlı ordusunun taarruzlarına karşı güçlü durmak, askerlerin dağılmasını
02.3Sonuç ve Değerlendirme
Osmanlı Devleti I.Dünya Savaşı'nda birçok cephede savaşmıştır. Bu savaştığı önemli cephelerden birisi de Irak Cephesi'dir. Bu cephede öne çıkan ve önemli işler yapan kişi ise Süleyman Askeri Bey ve onun tarafından kurulan Osmancık Taburu olmuştur. Süleyman Askeri Bey, harp akademisinden önce Makedonya’da çete takipleri yapmıştır. İttihat ve Terakki’nin önemli isimlerinden olmuştur. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti'nde Genelkurmay Başkanlığı yapmıştır. Enver Paşa tarafından zamanla büyüyen ve devletin önemli örgütlerinden birisi olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın başına getirilmiştir. Süleyman Askeri Bey vatan savunması için her dönemde verilen görevleri layıkıyla yerine getirmiştir. Bu tabur ile İngiliz’lere karşı önemli direniş ve başarılar kazanmıştır. Süleyman Askeri Bey’in asıl ve en önemli görevlerinden birisi İngilizleri kuzeye doğru ilerlemesini engellemek ve Basra’yı İngilizlerden tamamen almaktı. Her ne kadar sonu trajik bir şekilde sonlanmış olsa da, Süleyman Askeri Bey ve Osmancık Taburu, Irak Bölgesi’ndeki İngiliz ilerleyişine karşı milli şuur ve cesaretle karşı koymayı bilmiş ve düşmana hasar vererek ilerleyişini yavaşlatmıştır. Süleyman Askeri Bey, tabur ile yaptığı faaliyetler, Irak Cephesinin gidişatını etkilemiştir. İntihar etmeseydi o dönemde ve günümüzde mevcut bölgelerdeki durumlar nasıl olurdu? Bunun gibi soruların cevapları ihtimaller dahilinde olup gelecekteki çalışmalar için bir araştırma konusudur.
02.4Önemi
Osmancık Taburu, Osmanlı tarihinde gayrinizamî harp stratejileri açısından önemli bir yere sahiptir. Gönüllülük esasına dayanması ve milliyetçi ideoloji ile yoğrulmuş olması, onu dönemin klasik nizami birliklerinden ayırır. Teşkilât-ı Mahsûsa’nın prototipi olarak da değerlendirilmektedir.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Osmancık Taburu hayat hikâyesinde anıyor Enver Paşa
“Atatürk, Irak Cephesi’nin en zayıf yer olduğunu, durumun sonradan ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek kendisinin oraya gönderilmesi için Süleyman Askeri Bey’den Enver Paşa’y...”
-
Osmancık Taburu hayat hikâyesinde anıyor İttihat ve Terakki
“İttihat ve Terakki’nin önemli isimlerinden olmuştur.”
-
Osmancık Taburu hayat hikâyesinde anıyor Mustafa Kemal Atatürk
“Süleyman Askeri Bey, Birinci Dünya Savaşı başlarında Makedonya’dan İstanbul’a dönerken Sofya’ya uğramış ve burada Ateşemiliterlik görevinde bulunan Mustafa Kemal Atatürk ile de gör...”
-
Osmancık Taburu hayat hikâyesinde anıyor Süleyman Askerî
“Tabur, 1914 yılı sonunda Süleyman Askerî Bey önderliğinde oluşturulmuş ve başta Irak Cephesi olmak üzere İngiliz işgaline karşı çeşitli harekâtlarda görevlendirilmiştir.”
-
Osmancık Taburu kendi hikâyesinde anılıyor Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı
“Tümen Sahrıca Müfreze (25 Ocak 1915'e kadar Geçici Dicle Tümeni) Kerha Grubu Fırat Grubu Osmancık Taburu • 38.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.