Kısaca kimdir?
Nefîr (Arapça: نفير), tarih boyunca Türk ve İslam devletlerinde, özellikle Osmanlı askerî mûsikisi (mehter) ile tasavvuf çevrelerinde kullanılmış; boynuz, pirinç veya bronzdan imal edilen, perde delikleri bulunmayan konik veya kıvrımlı bir doğal nefesli çalgıdır. Üzerinde parmak delikleri yer almadığından ezgi icrasına elverişli olmayıp, icracının nefes basıncı ve dudak gerilimi (ambujür) sayesinde bir temel ses ile bu sesin doğal harmoniklerini (doğurgan sesler) üretebilmektedir.
Orta Çağ İslam ordularında savaşa hücum, ricat ve yürüyüş işaretlerini iletmek amacıyla çalınan nefîr, Osmanlı mehter takımında tören ve intikal esnasında en ön safta yer almıştır. Savaş meydanında düşmana mehabet ve dehşet salmanın yanı sıra ordunun göç hareketini bildiren "nefîr-i rıhlet", savaşı başlatan "nefîr-i gazâ" ve halkı topyekûn savunmaya çağıran "nefîr-i âm" (seferberlik) gibi tarihî askerî usullerin merkezinde bulunmuştur. Mûsiki heyetinde ise zurna ve hanendelerin icralarına pes perdelerden sürekli ses vererek "dem tutma" vazifesi görmüştür.
Nefîr, 13. yüzyıldan itibaren Endülüs ve Haçlı Seferleri vasıtasıyla Batı Avrupa'ya intikal etmiş; İspanyolca ve Portekizcede Arapça tanımlığıyla birlikte añafil (okunuşu: anyafil) adını alarak Orta Çağ Avrupa şövalye ve hanedan mûsikisinde kullanılan düz ve uzun heraldik boruların (buisine) temel öncülü olmuştur. Askerî alanın haricinde Kalenderî, Haydarî ve Bektâşî gibi tarikatlara mensup gezgin dervişler tarafından bellerine asılarak taşınmış; dergâh ve şehirlere girişte veya ıssız yollarda yırtıcı hayvanları ürkütmek gayesiyle çalındığı için halk arasında "derviş borusu" veya "yuf borusu" adıyla da anılmıştır.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Etimoloji ve terminoloji
- Arapça kökenli nefîr (Arapça نفير) kelimesi sözlükte "topluluk, kalabalık, bir iş için toplanıp harekete geçen insan grubu, savaşa veya cihada çağrı alarmı" anlamlarına gelir. Kelime, İslam dünyasında erken dönemlerden itibaren "boynuz veya madenden mamul savaş borusu" manasında bir organolojik terim kazanmıştır
- Tarihî Türk ve İslam mûsikisi literatüründe nefîr için farklı terimler de kullanılmıştır:
- Borguy / Burgu / Borı Türk mûsiki tarihçisi Haydar Sanal, eski metinlerde geçen borguy veya borı sözcüğünün nefîr ile tamamen aynı çalgıyı ifade ettiğini belirtmektedir. Kelimenin kökeni, ağaç kabuğu veya maden levhaların "burulup" bükülerek konik boru haline getirilmesine dayanır
- Bûk-i Nefîr (Bûk-al-Nafîr) Arap ve Fars kaynaklarında savaş borularını genel üflemeli boru terimi olan "bûk" ile birleştirerek bu adla anmışlardır. Bahaeddin Ögel bu terkibin doğrudan "savaş borusu" anlamına geldiğini kaydeder
- Nây-ı Türkî 12. yüzyıldan itibaren Farsça ferhenklerde ve Osmanlı kaynaklarında Türklerin kullandığı deveboynu eğriliğindeki madenî savaş borularına "Türk neyi / Türk düdüğü" anlamında nây-ı Türkî adı verilmiştir
- Nây-ı Rûyîn / Nây-ı Rûyîne Tunçtan ve sarı pirinçten dökülen nefîrlere madeninin rengi sebebiyle Farsça "tunç ney" manasında bu isim verilmiştir
- Añafil (Anafil) Çalgının 13. yüzyılda Endülüs üzerinden İber Yarımadası'na geçmesiyle Arapça harf-i tarifli hali olan en-nefîr (Şablon:Dil-ar) kalıbından İspanyolcaya geçmiş telaffuzudur
- Derviş Borusu / Yuf Borusu Tasavvuf kültüründe dervişlerin seyahatlerinde bellerine asarak taşıdıkları boynuz nefîrlere verilen addır
- Mütercim Âsım, meşhur Burhân-ı Kātı' Tercümesi adlı eserinde nefîri şu şekilde tarif etmiştir:
- "Nefîr, Hasîr vezninde ma'rûf borıdır ki mehterler çalarlar. Kurrenâyın küçüğüdür... Nây-ı rûyîn ve nây-ı rûyîne dahi derler. Nefîr dedikleri budur, hâlâ vüzera mehterleri dahi çalar."
02.2Malzeme ve biçim
- Nefîr, organolojinin "doğal çalgılar" (natural trumpets/horns) sınıfına giren ve dudak titreşimiyle ses üretilen bir aerofondur. Çalgının gövdesi tarih boyunca kullanım amacına ve icracısına göre iki ana grupta üretilmiştir:
- Hayvansal Malzeme (Boynuz ve Kemik) Erken dönem askerî nefîrleri ile özellikle dervişlerin kullandığı türler koç, teke, dağ keçisi, sığır (öküz) veya geyik boynuzundan içi oyularak yapılmıştır. Ayrıca bazı sefer kayıtlarında kemikten oyulmuş nefîrlerin varlığından da bahsedilmektedir
- Madenî Malzeme (Pirinç, Bronz ve Gümüş) Mehterhâne-i Âmire ve ordu bünyesinde kullanılan nefîrler ilk devirlerde tunç ve bronzdan dökülmüş, klasik Osmanlı döneminde ise çoğunlukla parlak sarı pirinç sacların dövülüp lehimlenmesiyle yapılmıştır. Hükümdarlara ve yüksek rütbeli vezirlere ait saltanat mehterlerinde ise altın yaldızlı veya gümüş kakmalı murassa nefîrler kullanılmıştır
02.3Boyutlar ve geometri
Nefîr hakkında tarihî kaynaklardaki en ayrıntılı teknik bilgiyi 14. ve 15. yüzyıl müzik bilgini Abdülkâdir-i Merâgī vermiştir. Merâgī, Câmiʿu’l-elḥân ve Makāṣıdü’l-elḥân adlı eserlerinde nefîrin yaklaşık 170 cm (yaklaşık bir buçuk arşın) boyunda olduğunu, nefesli sazlar ailesinin en uzun üyesi sayıldığını ve parmak delikleri bulunmadığından icrasının fevkalade zahmetli olduğunu kaydetmiştir.
Çalgı form olarak ağızlıktan itibaren ince ve düz bir boru olarak başlar; kimi modellerde düz bir hat izleyerek uca doğru konik biçimde genişler, kimi mehter nefîrlerinde ise boru gövdesi geriye doğru bir veya iki kıvrım ("deveboynu" kavisi) yaparak öne yönelir ve ağız (kalak) kısmında geniş bir çan şeklinde son bulur.
02.4Akustik yapı ve icra tekniği
- Nefîr üzerinde perde veya parmak deliği, sübap ya da piston gibi mekanik ses değiştiriciler bulunmaz. Bu sebeple modern trompetlerde olduğu gibi kromatik veya tam diyatonik makam melodileri çalınamaz. İcracı (nefîrî / borazen), dudağının ağızlığa uyguladığı gerilim, ağız boşluğu hacmi ve akciğerden gelen hava basıncını değiştirerek çalgının boy uzunluğuna bağlı olan doğal harmonik serisindeki (doğurgan sesler) notaları elde eder:
- Temel ses (pes frekanslı ana ton)
- İkinci harmonik (oktav)
- Üçüncü harmonik (kavint / beşli)
- Dördüncü harmonik (çift oktav) ve elde edilebilen üst partiyeller
- Çalgının melodi çalmaya uygun olmaması, Türk halk diline ve atasözlerine de yansımıştır. Halk arasında yaygınlaşan "Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına" deyiminin aslının mûsiki çevrelerinde "Boruda (nefîrde) peşrev olmaz..." şeklinde olduğu, peşrev ve semâî gibi makam formlarının nefîrle icra edilemeyeceği gerçeğinden neşet ettiği belirtilmektedir
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Nefîr kendi hikâyesinde anılıyor Yeğen Osman Paşa
“Bundan 30 yıl önce bir başka Celali isyancısı olan Abaza Hasan Paşa'ya karşı ilan edilmiş "nefîr-i 'am" (genel seferberlik) tekrar başta Yeğen Osman Paşa olmak üzere bütün Celalîle...”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.