biyograftam
Giriş
  1. Keşfet
  2. Kültür & Sanat
  3. Kemalizm
Kültür & Sanat

Kemalizm

Kemalizm, 1935'ten 1937'ye kadar Kamâlizm veya Atatürk'ün ölümü sonrası yaygınlaşan bir diğer adıyla Atatürkçülük; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk İlkeleri'ni esas alan kurucu ideolojisidir. Kemalizm, Mustafa Kemal Atatürk tarafından uygulandığı şekliyle laik...

01

Kısaca kimdir?

Kemalizm, 1935'ten 1937'ye kadar Kamâlizm veya Atatürk'ün ölümü sonrası yaygınlaşan bir diğer adıyla Atatürkçülük; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk İlkeleri'ni esas alan kurucu ideolojisidir. Kemalizm, Mustafa Kemal Atatürk tarafından uygulandığı şekliyle laikliğe ve Batı demokrasisine dayanan ulusal ve üniter bir cumhuriyet rejiminin kurulması, ekonomik kalkınma ve sanayileşme, yüksek öğrenime ve bilimsel faaliyetlere devlet desteği, spora ve sanata teşvik, ücretsiz ve zorunlu eğitim gibi kapsamlı siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve dinî reformları içermektedir. Reformların amacı Atatürk'ün ifadesiyle "muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak", çağdaş bir hayat tarzını benimsemektir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilk üç maddesine göre devlet, bu ilkeler üzerine kurulmuştur ve TBMM'ye seçilen her milletvekili bu ilkelere bağlılık yemini ederek göreve başlar.

Kemalizm'in kökeni, Osmanlı İmparatorluğu'nun yaklaşan çöküşünü önlemek için yapılmış olan çeşitli reformlara, özellikle 19. yüzyılın başlarındaki Tanzimat reformlarına dayanmaktadır. 19. yüzyılın ortalarında Genç Osmanlılar, imparatorlukta yükselen etnik milliyetçiliği bastırmak, bir vatan bilinci oluşturmak ve meşrutiyet rejimi kurmak için Osmanlıcılık ideolojisini ileri sürdü. 20. yüzyılın başlarında ise, Jön Türkler içerisinden laiklik ve Türk milliyetçiliği düşünceleri ortaya çıktı ve özellikle İttihat ve Terakki yönetiminde çokça taraftar buldu. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından, hem Genç Osmanlılar'ın hem de Jön Türkler'in fikir ve deneyimlerinden etkilenen Atatürk, laiklik ve Türk milliyetçiliği akımlarından esinlenerek 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanına öncülük etti ve çok sayıda reform gerçekleştirdi.

Altı Ok'a (Altı İlke) ilk olarak 1931'de "Kemalizm" adı verildi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin 9 Mayıs 1935'te toplanan Cumhuriyet Halk Partisi 4. Kurultayı'nda kabul edilen 1935 Programı'na Atatürk'ün Dil Devrimi sürecinde, 1935'te Arapça Kemal adını 1937'ye dek kullanacağı Eski Türkçe Kamâl adıyla değiştirmesini takiben "Kamâlizm" olarak geçti. 1953'teki Cumhuriyet Halk Partisi 10. Olağan Kurultayı'na kadar Kemalizm, parti programındaki yerini korudu ve bu tarihte kaldırılarak yerine "Atatürk Yolu" kavramı getirildi.

02

Hayat hikâyesi

02.1Tarihçe
  1. İlkin Türk Kurtuluş Savaşı zamanında İstanbul'daki rejim ve rejimin taraftarları, Mustafa Kemal'in önderlik ettiği hareketi destekleyen herkesi, küçümser bir yaklaşımla, "Kemalistler", "Kemalîler" ve "Kemalciler" olarak adlandırdı. "Kemalîler" adlandırması Celalîler'e bir atıftı. Dış basın "Kemalistler" adlandırmasını Ankara merkezli hareketi ve o hareketin silahlı gücünü belirtmek için "milliyetçiler" adlandırması ile eş anlamlı olarak kullandı
  2. Bir ideolojiye işaret eden Kemalizm ve Kamâlizm kavramları Türkiye'de 1930'larda kullanılmaya başladı. Kemalizm kavramı 1931'de Devletçilik ve İnkılâpçılık ilkelerinin diğer dört ilkeye eklenmesinden sonra ortaya atıldı ve ders kitaplarına girdi. Aynı yıldan itibaren çeşitli yazarlar Kemalizm'i tanımladılar ve halka benimsetmek için yazılar yayımladılar. Kemalizm'in kuramsal çerçevesinin belirlenmesi için Halkevleri'nin yayın organı Ülkü dergisi ve 1932-1934 yılları arasında bir grup yazar tarafından Kadro dergisi yayımlandı. 1934'te Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Türkiye'yi yabancı ülkelere tanıtmak için La Turquie Kemaliste ("Kemalist Türkiye") dergisini yayımlamaya başladı. Kamâlizm kavramı 1935'te ortaya atıldı, o yılki kurultayda parti programına konuldu ve Atatürk'ün 1939 kurultayı için 1937'de kaleme aldığı program çalışmasında yer aldı
  3. Kemalizm günümüzde bazı kesimler tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin temel öğretisi ve ideolojisi olarak kabul edilmektedir. Sıklıkla, Kemalist ideolojinin bir düşünce sistemini temsil etmekten çok ülkeyi tümüyle pragmatist bir yöntemle modernleştirmeye çalışan politik bir uygulama olduğu vurgulanır, bunun nedeni de Atatürk'ün, "Paşam, bu partinin doktrini yok!" diyen Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na verdiği "Elbette yok çocuğum, eğer doktrine gidersek hareketi dondururuz." cevabıdır. Bununla birlikte, Kemalistlerin yaptığı devrime rehberlik eden belli düşüncelerin var olduğu ve bunların esnek bir biçimde de olsa CHP ideologları tarafından sistemleştirildiği söylenir
  4. The Sphere gazetesinin 1-5 Mart 1921'de "Ankara Hükûmeti ve Talepleri" başlığıyla yayımladığı harita. Başlığın altında verilen bilgi "Kemalistler ya da milliyetçiler, gölgeli alanı etkin biçimde kontrol ediyorlar. Onlar, Yunanlar tarafından Ege'den sürüldüler fakat Trakya'yı, İzmir'i, Ermenistan'ı ve Basra Körfezi altındaki bütün Mezopotamya'yı talep ediyorlar"
  5. Cumhuriyet'in ilanının 12. yıldönümü olan 29 Ekim 1935'te Akşam gazetesinin birinci sayfasında Türk milliyetçiliğinin üç simgesi Bozkurt, Ay-Yıldız ve Altı Ok
  6. 1936Mehmet Şeref Aykut'un Kamâlizm kitabı
02.2Ekonomi politikası

Kemalizm'in ekonomi politikası olan Atatürk'ün devletçilik ilkesi, Türk toplumunun ulaşmak istediği çağdaş ve modern bir düzen için gerekli olan ekonominin güçlendirilmesi ve millî bir burjuva yaratılmasıdır. Devletçilik ilkesi, Atatürk'ün adlandırdığı üzere "ılımlı devletçilik"tir. Ilımlı devletçiliğe göre Kemalist ekonomi serbest piyasa ve birey esaslı olmasına rağmen, serbest piyasanın giremeyeceği veya girmek istemediği yerlere devlet el atabilmektedir fakat devlet hiçbir zaman bireyin önüne geçmemelidir, bu sebeple sosyal liberal ekonomiye benzer yapıdadır. Atatürk, Kemalizm'in Devletçilik ilkesini "sosyalizm ilkesine dayanan kolektivizm ve komünizm"den farklıdır diyerek sosyalist devletçilikten ayırmıştır ve kendi ekonomi anlayışını şu sözlerle açıklamıştır:

"Devlet bireyin yerini alamaz, fakat, bireyin gelişme ve kalkınması için genel koşulları göz önünde bulundurmalıdır. Devlet eliyle yapılacak işler, bireyin büyük kar getirmediğinden dolayı yapmayacağı işler veya millî çıkarlar için gerekli olan ekonomik işleri kapsar. Özgürlüklerin ve yurt bağımsızlığının sağlanması ve korunması ile iç işlerinin düzenlenmesi nasıl devletin görevi ise, devlet vatandaşların öğretimi, eğitimi, sağlığıyla ilgilenmek zorundadır. Devlet, memleketin asayiş ve savunması için yollarla, demir yolları ile, telgrafla, telefonla, memleketin hayvanlarıyla, her türlü taşıtlarıyla, milletin genel servetiyle yakından ilgilidir. Memleket yönetiminde ve savunmasında, bu saydıklarımız, toptan, tüfekten, her türlü silahtan daha önemlidir. (...) Özel çıkarlar çoğunlukla, genel çıkarlarla tezat halinde bulunur. Bir de, özel çıkarlar, en nihayet rekabete dayanır. Oysa, yalnız bununla ekonomik düzen kurulamaz. Bu kanıda olanlar kendilerini, bir serap karşısında, aldatılmaya terk edenlerdir. (...) Bir de, ferdin kişisel çalışmaları, ekonomik kalkınmanın esas kaynağı olarak kalmalıdır. Ferdin gelişimine mani olmamak bilhassa iktisadi sahadaki özgürlük ve teşebbüsler önünde devletin kendi faaliyeti ile bir engel yaratmaması demokrasi prensibinin önemli esasıdır."

Üstelik Atatürk, 1 Kasım 1937'deki meclis açılış konuşmasında şunu da eklemiştir:

"Kesin zorunluluk olmadıkça piyasalara karışılmaz; bununla birlikte hiçbir piyasa da başı boş değildir."

02.3Siyasi yelpaze

Kemalizm'in siyasi yelpazedeki yeri günümüzde bile birçok kişi tarafından tartışılır olmuştur. Kemalist ideolojiyi resmî olarak benimseyen CHP, siyasi yelpazede zaman içinde farklı konumlarda bulunmuştur. CHP'nin siyasi yelpazedeki yeri İsmet İnönü tarafından 1960'larda, siyasi paradigmanın yavaş yavaş oturması sonrası "Ortanın Solu" yani merkez sol olarak tanımlanmıştır. İlk başta, Metin Toker'in aktardığına göre 1960 yılının Ağustos ayında İsmet İnönü ile dönemin CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal'ın Heybeliada'da yaptığı CHP'nin kimliği ve geleceğine ilişkin istişarede bulunmuştu. Metin Toker, Akis'te kaleme aldığı yazılarında CHP'nin Devletçilik ilkesini ABD'nin Demokrat Partisini sosyal liberal bir çizgiye iten New Deal ile bağdaştırmış ve CHP'nin ortanın sola yöneleceğini şu şekilde aktarmıştı:

"CHP'nin geniş halk kütlelerinin refahını en ziyade göz önünde tutan, sermayenin belirli ellerde terakümünün aleyhinde bulunan parti olduğunda zerrece tereddüt bahis mevzuu değildi. Şimdi, o istikamet biraz daha belirli şekilde tutulacak, memleket davalarının halli daha sosyalizan bir görüşle mütalea olunacaktı. Bu, eski partinin sosyalistliğe heves ettiği manasını taşımıyordu. Sadece, i'lerin üzerine noktaları konacaktı. CHP ortanın solunda Amerika'daki Demokrat Parti derecesinde yer alacaktı."

İsmet İnönü, 10 Ekim 1965 tarihinde gerçekleşen 1965 genel seçimleri öncesinde 29 Temmuz 1965 tarihinde Abdi İpekçi'yle yaptığı bir söyleşi sırasında CHP'nin çizgisinin "ortanın solu" olduğunu, Metin Toker'in yazdığını kanıtlar nitelikte şöyle ifade etmiştir: "CHP bünyesi itibarı ile devletçi bir partidir ve bu sıfatla elbette ortanın solunda bir anlayıştadır. 1923'teki harap ülkede bir kalkınma çaresiyse, bugün de ekonomik hayatımızın temel bir unsurudur." 13 Ağustos 1966 tarihinde Kim dergisinde yayımlanan demecinde ise İsmet İnönü, "ortanın solu" ile kavramını biraz daha açmıştı:

"Çağdaş uygarlığın üstüne çıkmak, ancak devletçilik ile mümkündür. Kalkınmamızı yaparken, ekonomik bakımdan, sosyal bakımdan bugünkü uygarlıkta kullanılan solcu, sağcı deyimlerinin son ölçüsünü verelim istedik. '40' yıldır devletçiyiz derken ayni şeyi söylüyoruz. Bunun için 'Ortanın Solundayız!' dedim. Aslında 'Laikiz!' dediğimiz günden beri ortanın solundayız. Halkçı isen ortanın solunda olursun."

İnönü'yle aynı şekilde Nihat Erim de CHP'nin "ortanın solu" söylemini ABD'yle ve ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in "New Deal" politikasıyla ilişkilendiriyordu. Erim'e göre Roosevelt, Keynesyen tam istihdam politikalarını uygulayan ilk kişiydi. Erim, CHP'nin ortanın solu söyleminden sonra muhafazakârlarca yapılan "komünist" suçlamalarının aynısını Cumhuriyetçilerin de Roosevelt'a yaptığını vurguluyordu.

02.4Atatürkçülük

Atatürkçülük kavramı Türkiye'nin siyasi tarihinde tartışmalı kavram olarak yer edinmiştir. Bazı yazarlara göre Kemalizm politik alanda, Atatürkçülük ise özel bir alanda kullanılmaktadır. Genel hatlarıyla Atatürkçülük sözcüğü 12 Eylül 1980 Darbesi sonrası işlenen resmî ideolojiyle içeriği doldurulmuş ve yaygınlaşmıştır.

1960'larda Kadro, Yön, Millî Demokratik Devrim gibi kavramlarla süregelen Kemalizm'in sol yorumları dolaşımdaydı. Bazı sol kesimlerde ve İslamcı literatürde Kemalizm olumsuz bir çağrışım amacıyla da kullanılırken, sol ve sosyalist çevrelerde Kemalizm adı benimsenmiştir. Sol-Kemalizm ile mesafelenmek isteyenler Atatürkçülük adını tercih etmişlerdir. 27 Mayıs 1960 Darbesi ve arkasından gelen darbelerde resmî ideoloji Atatürkçülük ismi etrafında tanımlanmıştır.:169 1963 yılında basılan Atatürkçülük nedir? başlıklı kitaba Falih Rıfkı Atay, Melih Cevdet Anday, İsmet Giritli, Şevket Süreyya Aydemir, Nihat Erim, Çetin Altan, Attilâ İlhan gibi dönemin entelektüelleri katkı vermiştir. Emekli olduktan sonra Cumhuriyetçi Güven Partisinde siyasete girecek olan Tümgeneral Faruk Güventürk de 1964 yılında Gerçek Kemalizm kitabını yazmıştır.

1960'lı yıllara kadar Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde Atatürkçülük veya Kemalizm ile ilgili bir herhangi bir ders mevcut değildi. 12 Mart 1971 Muhtırası öncesinde Kemalizm teriminin sol tarafından istismar edildiği Kemalizm yerine "Atatürk İlkeciliği" sözcüklerinin kullanılmasını öneren orgeneraller olmuştur. Gerçek Atatürkçülüğün belirsizliği dolayısıyla çeşitli tartışmalar olsa da 1960'larda TSK tarafından belirli bir doktrin haline getirilememişti. Atatürkçülüğü ilk defa sistematik öğretmek için TSK tarafından 1977'de "Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihimiz" kitabı hazırlandı.

Sina Akşin'e göre Atatürkçülüğün bir ideoloji haline gelmesi 12 Eylül sonrası yaşanan bir gelişmedir. 12 Eylül Darbesinin lideri Kenan Evren tarafından Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu (TDK) kapatılmadan önce Atatürkçülük tanımının yeniden yapılacağına işaret eden bir konuşma yapılmıştır:

"Cumhuriyetin temel taşlarından Atatürkçülük adına tahrifat ve tahribat yapmış olanların yozlaştırmış oldukları Cumhuriyet kuruluşlarını yeniden düzenleyeceğiz, gerekirse bu düzenlemeyi o kuruluşu kapatıp yeniden açmak suretiyle gerçekleştireceğiz."

İlerleyen süreçte TDK ve TTK kapatılmış, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu (AKDTYK) kurulmuştur. 12 Eylül Darbesi'nin ardından yeniden tanımlanan Kemalizm, resmî Atatürkçülük tarifi olarak İsmet Giritli gibi sağ-Kemalistler'in çerçevelediği şekliyle pragmatizm-pozitivizm-realizm üzerine kurulmuştur. Atatürkçülük açısından Kemalizm bir ideoloji değil, “-izm” değil, bütün sistemlerin “iyi yanlarını” alan “düşünce tarzı”dır. Ayrıca, sağ-Kemalizm'e göre Atatürkçülüğün taşıyıcısı milliyetçiliktir. 12 Eylül Darbesi'nin ardından Atatürkçülüğün resmî doktrinini çıkarması istenen Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun ilk yayını olan Atatürk ve Milliyetçilik kitabında Turhan Feyzi

03

Bağlantı atlası

Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.

Kemalizm 12 Eylül Darbesi Abdi İpekçi Atatürk İlkeleri Attilâ İlhan Çetin Altan Falih Rıfkı Atay Faruk Güventürk İsmail Rüştü Aksal
düz çizgi: bu biyografide anılıyorkesik çizgi: bu kişiyi anıyor
  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor 12 Eylül Darbesi

    “12 Eylül Darbesinin lideri Kenan Evren tarafından Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu (TDK) kapatılmadan önce Atatürkçülük tanımının yeniden yapılacağına işaret eden bir kon...”

  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor Abdi İpekçi

    “CHP ortanın solunda Amerika'daki Demokrat Parti derecesinde yer alacaktı." İsmet İnönü, 10 Ekim 1965 tarihinde gerçekleşen 1965 genel seçimleri öncesinde 29 Temmuz 1965 tarihinde...”

  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor Atatürk İlkeleri

    “Kemalizm, 1935'ten 1937'ye kadar Kamâlizm veya Atatürk'ün ölümü sonrası yaygınlaşan bir diğer adıyla Atatürkçülük; Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk İlkeleri'ni esas alan kurucu ide...”

  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor Attilâ İlhan

    “başlıklı kitaba Falih Rıfkı Atay, Melih Cevdet Anday, İsmet Giritli, Şevket Süreyya Aydemir, Nihat Erim, Çetin Altan, Attilâ İlhan gibi dönemin entelektüelleri katkı vermiştir.”

  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor Çetin Altan

    “başlıklı kitaba Falih Rıfkı Atay, Melih Cevdet Anday, İsmet Giritli, Şevket Süreyya Aydemir, Nihat Erim, Çetin Altan, Attilâ İlhan gibi dönemin entelektüelleri katkı vermiştir.”

  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor Falih Rıfkı Atay

    “başlıklı kitaba Falih Rıfkı Atay, Melih Cevdet Anday, İsmet Giritli, Şevket Süreyya Aydemir, Nihat Erim, Çetin Altan, Attilâ İlhan gibi dönemin entelektüelleri katkı vermiştir.”

  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor Faruk Güventürk

    “Emekli olduktan sonra Cumhuriyetçi Güven Partisinde siyasete girecek olan Tümgeneral Faruk Güventürk de 1964 yılında Gerçek Kemalizm kitabını yazmıştır.”

  • Kemalizm hayat hikâyesinde anıyor İsmail Rüştü Aksal

    “İlk başta, Metin Toker'in aktardığına göre 1960 yılının Ağustos ayında İsmet İnönü ile dönemin CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal'ın Heybeliada'da yaptığı CHP'nin kimliği ve ge...”

04

Kaynaklar

0kaynak kaydı
0farklı yayıncı
0ansiklopedi maddesi
0zaman çizelgesi olayı

Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.

yayımlanmadı

Bilerek dışarıda bırakılanlar

Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.

Metin lisansı

Vikipedi’den uyarlanmıştır

Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.

05

Ne değişti?

  1. Profil oluşturuldu

    0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.

06

Düzeltme masası

Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.

  1. Ne yanlış?
  2. Doğrusu
  3. Kaynak

Hangi bölümde bir hata var?

Önerin editör incelemesinden geçer, otomatik yayımlanmaz. E-posta adresin yalnızca bu başvuru için kullanılır.
07

Buradan nereye?

Kültür & Sanat alanındaki tüm profiller →