Kısaca kimdir?
İzmir'in İşgali, İzmir'in 15 Mayıs 1919 ile 9 Eylül 1922 arasında Yunanistan Krallığı tarafından işgalidir. Yunanların İzmir'e çıkışı ile bölgede etnik çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalar işgale uluslararası desteği azalttı ve Türk milliyetçiliğinde yükselişe yol açtı. İzmir Yüksek Komiseri Aristidis Steryadis, yönetimin Türklere yönelik ayrımcılığına karşı çıktı.
İzmir kenti ile birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi, Çeşme Yarımadası, Selçuk ve Belkahve'ye kadar İzmir'in arka alanı da işgal edilmiştir. Nisan 1920'den sonra Yunan ordusu İzmir'den harekete geçerek, Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon'a kadar Batı Anadolu'nun büyük bir bölümünü de işgal altına almıştır.
Üç yıl süren işgal, Mustafa Kemal komutasındaki Türk ordusunun şehre girdiği 9 Eylül 1922'de İzmir'in Kurtuluşu ile sona erdi. Bir gün sonra Metropolit Hrisostomos öldürüldü ve birkaç gün sonra şehrin Ermeni ve Rum mahallelerini etkileyen Büyük İzmir Yangını başladı. İşgalin bitmesiyle Türk Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi de büyük oranda tamamlandı ve taraflar 24 Temmuz 1923'te savaşı bitiren Lozan Antlaşması'nı imzaladı.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1İşgal kararı
Esasında Wilson İlkeleri'nin Türkiye'yi ilgilendiren 12. maddesinde Türklerin bulunduğu ve çoğunluk sağladığı yerlerde bağımsızlık hakkı bulunduğu bildirilmiştir. Osmanlı Devleti'nin resmi istatistiğine göre 1914 yılında kazanın toplam nüfusu olan 264 437 kişinin 100 356'sı Türk 73 676'sı Rumlardan meydana gelmektedir. 1917 yılında ise 279 853 olan nüfusun 102 558'i Türk 96 727'si Rumdur. Savaş nedeniyle nüfus değişime uğrasa dahi Türk nüfusunun daha fazla olduğu söylenebilir. Buna karşın Yunan Başbakanı Venizelos bölgedeki Rum nüfusunun daha fazla olduğunu dolayısıyla İzmir'in işgalinin meşru olduğunu iddia etmiştir.
İşgale giden kararda rol oynayan isimlerden birisi de dönemin İngiltere Başbakanı L. George'tur. Kendisi ABD başkanı Wilson ile görüşmesinde İtalyanların İzmir açıklarına 7 tane savaş gemisi göndererek bir işgal hazırlığında olduğunu ve bunun yanı sıra şehirdeki kışkırtmaların da gittikçe arttığını, dolayısıyla bölgedeki Rumların tehlikede olduğunu bildirmiştir. Ancak bu bilgilerin tam olarak gerçeği yansıtmadığı ve propaganda amaçlı olduğuna dair de karşıt savlar bulunmaktadır. Wilson ise bu söylevlere karşılık olası bir işgale destek vermiştir.
İşgalin nasıl yapılacağı ve ne şekilde meşru bir zemine oturtulacağı 7 Mayıs 1919 tarihli Wilson'un Paris'teki evinde yapılan toplantı içerisinde konu alınmıştır. İşgal öncesinde Türklere haber verilip verilmemesi meselesi bu toplantıda kararı alınan maddelerden birisidir. Venizelos'a göre Türkler ancak işgalin başlamasından hemen önce haberdar edilmelidir çünkü ancak bu şekilde potansiyel bir direnişin önüne geçilebilir. Wilson bu önergeye cevaben işgalden haberdar etmenin daha doğru bir prosedür olacağını ancak bu durumda bir direnişin kesinlikle olacağını dolayısıyla Venizelos'un önerisine sıcak baktığını ve Türklere son ana kadar haber verilmemesini doğru bulduğunu beyan etmiştir. Dolayısıyla işgalin ve hazırlıkların son ana değin gizli tutulmasına karar verilmiştir.
Bütün bu sürecin bir tezahürü olarak 7 Mayıs'ta İngiltere, ABD ve Fransa, Yunan donanmasının İzmir'e gönderilmesinde hemfikir olmuşlardır. Karar ise 15 Mayıs'ta uygulanmıştır.
02.2İşgalin statüsü
İşgalin askeri boyutu ve planı her ne kadar kararlaştırılmış olsa da meşru bir zemine oturtulmasının gerektiği de 7 Mayıs 1919 tarihli toplantıda Wilson, Venizelos ve L.George tarafından konuşulmuştur. Toplantıda bu konu konuşulduğu zaman Başkan Wilson, Mondros Mütarekesi’nin böyle bir işgale hak tanıdığını, Venizelos ise şehirdeki 30 000 Rum’un hayatının tehlikede olduğunu ileri sürmüştür. Fakat bu savların ne kadar doğru olduğu şüphelidir çünkü kentte bazı küçük çaplı taşkınlıklar dışında belirtildiği gibi ciddi bir asayiş sorunu yoktur.
10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması uyarınca İzmir ve Ayvalık beş yıl süreyle Yunan işgali altında Osmanlı egemenliğinde kalacak, bu sürenin sonunda hangi devlete katılacaklarına ilişkin plebisit (halk oylaması) yapılacağı yönünde karar alınmış, Türk ve dünya kamuoyu İzmir'in işgalini, Türk ulusuna yönelik bir hakaret ve nihai Yunan ilhakına yönelik bir adım olarak değerlendirmiştir.
02.3İşgale yönelik eleştiriler
Winston Churchill sonradan İzmir'in işgalini bu sözlerle değerlendirmiştir.
İşgal tüm Anadolu’da çok büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Öyledir ki Milli Mücadele’ye giden yoldaki ateşi yakan en önemli olaylardan birisi olduğu söylenmektedir. İlk reaksiyon vatanlarının işgali karşısında sessiz kalamayan İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti’nden gelmiştir. Telgraf hatları işgal güçleri tarafından tahrip edilmiş olsa da gizlice yurdun dört bir yanına gizlice işgal haberini yaymışlardır. Yunanların bölgedeki Müslüman halka yönelik katliamda bulunduğunu ve bölgede kan gövdeyi götürdüğünü duyurmuşlardır.
Bu sayede yurdun dört bir yanından karşı reaksiyonlar gelmeye başlamıştır. Özellikle İstanbul’daki mitingler halkın bu olaydan ne kadar derin bir teessür hissettiğini göstermektedir. 19 Mayıs 1919 tarihinde protesto için yapılan Fatih Mitingi’ne 80 bin kişi katılmıştır. Bu mitingden sonraki Üsküdar Mitingi’ne 30 bin kişi katılmıştır. Kitlelerin büyük tepkisini ispatlayan ve milli mücadele fitilini ateşleyen olay ise Sultanahmet Mitingleri’dir. Bu mitinglere 100 binden fazla insan katılmış, içlerinde Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul, Fahrettin Hayri Bey gibi insanlar ateşli konuşmalar yapmış, bu konuşmalar da yurdun genelinde derin yankı uyandırmıştır. Bu mitingde binlerce insan “Türk hürdür, esir olamaz.” “Hak isteriz: 2 milyon Türk 200 bin Rum’a feda edilemez.” diyerek haykırmıştır.
İşgale karşı tepki gösteren tek cenah Türk tarafı değildir. Yabancı diplomatlar arasında da bu işgalin hata olduğunu ve bölgede katliam olduğunu söyleyenler olmuştur. Amerikan Yüksek Komiseri Mark L. Bristol Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği raporda işgale izin vermenin yanlış olduğunu çünkü işgale meşru bir hakları bulunmadığını bildirmiştir. Benzer şekilde İngiliz Savaş Kabinesi raporlarındaki tartışmalar da benzer şekilde İngilizlerin bu işgale izin verdiği için pişman olduğuna işaret etmektedir.
Barış Konferansındaki ABD delegasyonunun resmî raporuna göre,
Bunların yanı sıra, bazı Amerikan mandası yanlısı kişiler ve halkın bir kısmı Wilson'un Paris Barış Konferansı’ndaki destekleyici tutumundan habersiz bir şekilde Amerika’nın bu işgale destek vermediğini, işgale ortak olmadığını düşünmüş ve hatta Yunanların işgal sonrası katliamlarından ötürü kurulan uluslararası komisyonda haksız bulunmasını Amerikan mandasının lehinde bir argüman olarak kullanmışlardır. Bu tutuma dair İsmet İnönü daha sonra hatıratlarında şöyle demiştir:
“"... Cihan Harbi'nden sonra barış anlaşmalarına bir tedbir yaldızı ile sokulan manda fikri etrafında bir filizlenmeye yol açtı. Amerika taraftarları için şüphesiz başka sebepler de vardı. Yunanların İzmir'i işgal ettikleri ilk günlerde yaptıkları şiddet hareketleri şikayet edildi ve bir enternasyonal komisyonda bu şikayetler tetkik olundu. Komisyon, Yunanları haksız buldu. Bu netice, tabiatıyla, zulme uğramış bir millet için galip devletler safında bir adaletsizliğin tespit edilmesi ile müspet tesir (olumlu etki) yaratmıştı. Bu adaletsizliği m
02.4İşgal nedenleri
İşgale giden yolda gösterilen sebepler şunlar olarak sayılabilir:
1) Venizelos'un Konferans'ta ortaya attığı bölgede Rum nüfusunun daha fazla olduğu iddiası,
2) Lloyd George'un Wilson'u olası bir İtalyan işgaline dair ikna etmesinin doğurduğu gerilim
3) Venizelos'un bölgede 30 bin Rum'un tehlikede olduğunu iddia ederek ortaya attığı ve Müttefiklerin de ikna olduğu Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesine dayandırılan işgal hakkı.
Bunlar arasında en çok baz alınan gerekçe hazırlanan sahte raporlarla ilgili bölgedeki Rum sayısının Türk sayısından fazla olduğu ve bununla beraber bölgedeki Rum halkının tehlikede olduğu iddialarıdır. Bunlar her ne kadar doğruluğu ihtilaflı iddialar olsa da bölgenin Yunanlara verilmesi kararlaştırılmıştır. Wilson gerek Lloyd George'un manipülatif bilgileri gerekse İtalyanların talepleri dolayısıyla İtalyanların Anadolu içine sefer başlatmaları olasılığından şüphelendi ve dolayısıyla İzmir üzerinde olan Yunan hak iddialarına sıcak bakmaya başladı. Bunu İtalyanları cezalandırmak için iyi bir olanak olarak gördü ve Rumlara karşı yapılan zulüm hikâyeleri de onun İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesine onay vermesinde etkili oldu.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
İzmir'in İşgali hayat hikâyesinde anıyor Aristidis Steryadis
“İzmir Yüksek Komiseri Aristidis Steryadis, yönetimin Türklere yönelik ayrımcılığına karşı çıktı.”
-
İzmir'in İşgali hayat hikâyesinde anıyor İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti
“İlk reaksiyon vatanlarının işgali karşısında sessiz kalamayan İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti’nden gelmiştir.”
-
İzmir'in İşgali hayat hikâyesinde anıyor İzmir'in Kurtuluşu
“Üç yıl süren işgal, Mustafa Kemal komutasındaki Türk ordusunun şehre girdiği 9 Eylül 1922'de İzmir'in Kurtuluşu ile sona erdi.”
-
İzmir'in İşgali hayat hikâyesinde anıyor Mehmet Emin Yurdakul
“Bu mitinglere 100 binden fazla insan katılmış, içlerinde Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul, Fahrettin Hayri Bey gibi insanlar ateşli konuşmalar yapmış, bu konuşmalar da yurd...”
-
İzmir'in İşgali hayat hikâyesinde anıyor Türk Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi
“İşgalin bitmesiyle Türk Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi de büyük oranda tamamlandı ve taraflar 24 Temmuz 1923'te savaşı bitiren Lozan Antlaşması'nı imzaladı.”
-
İzmir'in İşgali hayat hikâyesinde anıyor Yunanların İzmir'e çıkışı
“Yunanların İzmir'e çıkışı ile bölgede etnik çatışmalar yaşandı.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.