Kısaca kimdir?
İran Cephesi veya İran'ın İşgali ya da Osmanlı'nın İran ile yaptığı son savaş olan 1914-18 Osmanlı-İran Savaşı (Farsça: اشغال ایران در جنگ جهانی اول), Osmanlı, Britanya ve Rusya ve Kaçar Devleti'nin arasında Kuzey Azerbaycan'da yaşanan bir dizi askeri çatışmadır. Cephenin, İran için yıkıcı olduğu aşikârdı. Çatışmalarda, İngiliz ve Rus faaliyetlerinin etkisiyle 1917-1919 yılları arasında yaşanan İran kıtlığı nedeniyle 2 milyondan fazla İranlı sivil öldü. Kaçar hükûmetinin I. Dünya Savaşı ve sonrasında ülkenin egemenliğini koruyamaması, 1921'de bir darbeyle Rıza Şah Pehlevi'nin ülkenin başına geçmesine ön ayak oldu.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Savaş öncesi durum
İran’ın coğrafî önemi, İran üzerinden Asya ve Kafkasya ile Hindistan’a giden istikametlerden ve halkının Müslüman olmasından ileri gelmektedir. Alman ve İngiliz jeologları, Musul’dan Basra körfezine kadar uzanan bölgede geniş petrol yataklarının mevcudiyetini saptamışlardı. Osmanlı Devleti ise, İran’da bulunan İttihadı İslâm Cemiyetini destekliyor; İran ve Afganistan’dan oluşan bir Müslüman birliğinin kurulmasını istiyordu.
İngiliz hükûmeti ise Kraliyet Donanması'na petrol tedariki için "Anglo-Persian Oil Company" ile sözleşme yapmıştı. "Anglo-Persian Oil Company": Azerbaycan, Gilan, Mazendaran, Gürgan ve Horasan'ın kuzey eyaletleri hariç, Kaçar İran'ının petrol yataklarının tamamına yakınının işletmesinde münhasır haklara sahipti.
02.2İran’ın Tarafsızlığı ve İhlali
1 Kasım 1914 tarihinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşa dahil olmasıyla birlikte tahta yeni çıkan Kaçar şahı Ahmed Şah Kaçar, İran’ın tarafsızlığını ilan etti; bu karar daha sonraki her hükûmet tarafından da yinelendi. Şah hükûmeti bi'taraflığını ilan etmiş olmasına rağmen, 1907'de Britanya-Rusya Antantı gereği Ruslara ve İngilizlere, kendi toprakları üzerinde birliklerini barındırmaları için gerekli müsaadeyi vermişti. Nitekim Ruslar, Osmanlı-İran sınırının her iki tarafındaki Kürt aşiretlerini, Ermeni ve Nesturileri ayaklandırmak için çeşitli istihbarat faaliyetleri yürütmekteydi.
Ancak Rus kuvvetleri İran topraklarını tahliye etmedikçe tarafsızlığın bir anlam ifade etmeyeceği, özellikle de İran’ın bu politikayı uygulayacak askerî güce sahip olmadığı gerçeği aşikârdı. Nitekim ne savaşan taraflardan herhangi biri ne de İran’ın İtilaf Devletlerine karşı savaş ilan etmesini isteyen İranlı milliyetçiler -özellikle de Demokratlar- hükûmetin ilan ettiği tarafsızlığa saygı gösterdi. Tarafsızlık politikasını hayata geçirmenin zorluklarıyla birlikte İran hükûmeti, bir dizi içinden çıkılmaz sorunla da kuşatılmış durumdaydı. 1907 Antlaşması ile aralarındaki anlaşmazlıkları gideren eski rakipler Rusya ve Büyük Britanya, İran’ın siyasi ve mali işlerini kontrol altında tutuyordu. Fakat bu antlaşma ne rekabeti ne de birbirlerine duydukları güvensizliği sona erdirdi; Alman faaliyetleri ise İran siyaset sahnesine yeni bir unsur getirerek "oyunun eski kurallarını" altüst etti. Bu durum, emperyalist güçler tarafından uzun süredir aşağılandığını hisseden Demokratlar ve milliyetçiler için başvurulabilecek yeni bir kapı açtı.
Osmanlı hükûmeti ise tereddüt etmeden "İran tarafındaki hududumuzu korumak üzere gereken tedbirleri aldık." demiştir. Yüzbaşı Mukbil Bey'e göre de "Bu bölgedeki eylemimiz sadece müdafaaya yönelik sınırlı olmalıydı." denilmektedir.
02.3Osmanlı'nın İran'a Girme Sebebi
Panislamizm hareketinin Hindistan'daki Müslüman üzerinde etkili olacağından endişe eden İngiltere, tedirgin olmuş ve Tahran-Hemedan-Hanekin istikametinde kuvvetli birliklerin gönderilmesini Rus hükûmetinden istemişti. Çünkü olası bir harekâtta Rus Kafkas Kolorduları, Musul ve Bağdat istikametine bu yönden kolaylıkla ilerleyebilirlerdi.
Ancak 1. Rus Kafkas Kolordusunun taarruza geçerek Paytak boğazını ele geçirmesi, Miralay Arthur Bopp birliklerinin Kasr Şirin'de de tutunamayıp Hanekin'e doğru çekilmesi, 6. Ordunun geri yollarını tehlikeye sokmuştu. Bu tehlikenin uzaklaştırılması veya ortadan kaldırılması daha büyük çaptaki birliklerin İran muharebe sahasına getirilmesini gerektiriyordu.
Başkumandan vekili Enver Paşa, Irak muharebe sahasındaki İngiliz kuvvetlerine önem vermiyordu. 13. Kolordu'nun da Dicle cephesinde alınarak İran muharebe sahasına intikal ettirilmesi taraftarıydı. Bağdat'ı tehdit eden Rus birliklerinin kuvveti hakkında Nizam-us Saltana ile Miralay Arthur Bopp Bey'in abartılı haberleri, 6. Ordu Komutanlığını daha etkili tedbirler almaya sevk etmişti.
02.4İran'daki Gönüllü İsveçli subaylar
Tarafsız bölge, 40 İsveçli subay tarafından eğitilen 6000 kişilik İran jandarmasından oluşan İran ordusunun denetimi altındaydı. İsveçli subayların Alman yanlısı olması, Almanların tarafsız bölgeye sızmasına olanak sağlamıştı. Ayrıca İngiliz veya Rus taraftarı olanların hayal kırıklığına uğraması da, Almanların işine yaramış; ekonomik ve politik yollarla İran’daki nüfuzlarını arttırmıştı.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
İran Cephesi hayat hikâyesinde anıyor Enver Paşa
“Başkumandan vekili Enver Paşa, Irak muharebe sahasındaki İngiliz kuvvetlerine önem vermiyordu.”
-
İran Cephesi kendi hikâyesinde anılıyor Kayserili Halil Paşa
“1617 yılında sadrazamlık görevine getirilen Halil Paşa, aynı zamanda İran cephesinde serdar-ı ekrem olarak görevlendirilmiştir.”
-
İran Cephesi kendi hikâyesinde anılıyor Köprülü Abdullah Paşa
“Köprülü Abdullah Paşa 1735 yılında (devam etmekte olan 1732-1736 Osmanlı-İran Savaşı sırasında) İran Cephesi Sereskerliğine getirildi.”
-
İran Cephesi kendi hikâyesinde anılıyor Sokolluzâde Hasan Paşa
“İran cephesi serdarı Koca Sinan Paşa’nın yanında yeniden sefere katılmış, 1579 yılında Tiflis'i kuşatan Safevî ordusunu mağlubiyete uğratarak kuşatmayı kaldırmaya zorladı.”
-
İran Cephesi kendi hikâyesinde anılıyor Azak Kuşatması (1736)
“Buna mukabil, Osmanlı İmparatorluğu İran cephesinden Kefe kalesine kuvvet sevkedip, Özi kalesinin savunması için ise Trabzon Beylerbeyi Yahya Paşa'yı görevlendirdiyse de, Azak kale...”
-
İran Cephesi kendi hikâyesinde anılıyor Gence Kuşatması (1606)
“Sadrazam olarak atanan Derviş Mehmed Paşa ise İran cephesine gidecek ordunun komutasını almaktan imtina etti.”
-
İran Cephesi kendi hikâyesinde anılıyor Arpaçay Muharebesi (1735)
“Bu gelişmelerin ardından Nadir Şah Nadir Han, Kars'ı yeniden kuşattıysa da, bir kez daha yenilgiye uğradı ve Gence Muhafızı Genç Ali Paşa aracılığıyla barış teklifini Osmanlı İmpar...”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.