Kısaca kimdir?
Emîr-i Âlem ya da yaygın kullanımıyla Mîr-i âlem (Osmanlıca: میر علم), Osmanlı İmparatorluğu'nda padişaha ait saltanat sancakları (alem), tuğlar ve egemenlik alametlerinin korunmasından ve taşınmasından sorumlu olan, aynı zamanda saray mehter teşkilatının (Mehterhâne-i Âmire) en üst düzey askerî ve idarî amiri olan saray görevlisidir. Osmanlı saray teşkilatının dış hizmet (Birun) sınıfına mensup olan mîr-i âlemler; padişah sefere veya bir merasime at sırtında çıktığında atının yanında yürüme ve gerektiğinde doğrudan sözlü arzda bulunabilme imtiyazına sahip yüksek rütbeli rikâb (özengi) ağaları arasında yer almaktaydı.
Mîr-i âlem; padişaha mahsus saltanat sancakları ile tuğların muhafazasından, sefer sırasında padişah otağının (otağ-ı hümayun) kurulmasından ve ordunun yürüyüşünde saltanatın en muteber sancağı kabul edilen "Ak Sancak"ın (Ak Âlem) taşınmasından sorumluydu. Bunun yanı sıra eyaletlere atanan beylerbeyi, sancakbeyi ve vezirlere hükümdarlık otoritesini temsil eden sancak ve tuğların bizzat teslim edilmesi, yeni tayin edilen idarecilerin ikametgâhlarına mehter takımı gönderilerek kapılarında nevbet vurdurulması suretiyle görevin tebşir edilmesi (müjdelenmesi) ve elçi kabullerinde diplomatik nâmelerin takdimi gibi geniş teşrifat yetkilerine sahipti.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Tarihçe ve köken
Emîr-i âlemlik unvanı ve teşkilatı, İslam ve Türk-İslam devlet geleneğindeki ordu bayrakdarlığı ile tablhâne idareciliğine dayanmaktadır. Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Anadolu Selçuklu Devleti teşkilatında mevcut olan bu unvan, Memlûk Devleti'nde tablhâne lideri olan mihtâr-ı tablhâne ve re'îs-i nevbet makamlarının bağlı olduğu yüksek rütbeli bir emirlik mevkiiydi.
Osmanlı Devleti'nde mehter ve alem teşkilatının kuruluşu, geleneksel tarih anlatısında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Mesud'un 1284 veya 1289 yılında Osman Gazi'ye bağımsızlık ve hükümdarlık alameti olarak tuğ, alem (sancak), kös, tabl (davul) ve nakkare göndermesi hadisesine dayandırılır. Osmanlı resmî kayıtlarında emîr-i âlemlik makamına dair ilk kesin bilgiler I. Murad devrine uzanır. Nitekim I. Bayezid'in şehzadeliğindeki düğün merasiminde gelini almaya giden resmî heyetin içerisinde emîr-i âlemin de yer aldığı kroniklerde zikredilmektedir. Fetret Devri'nde taht mücadelesine girişen şehzadeler de bağımsızlık alameti olarak maiyetlerine birer mîr-i âlem tayin etmişlerdir. Kurumun klasik dönemdeki konumu, teşrifat hiyerarşisi ve kanunî gelirleri ise II. Mehmed tarafından çıkarılan Kanunnâme-i Âl-i Osman ile kesin nizama bağlanmıştır.
02.2Teşrifat ve hiyerarşi
Mîr-i âlem, sarayın dış hizmeti olan Bîrun erkânından olup doğrudan padişahın hizmetinde bulunan "Özengi Ağaları" (Rikâb-ı Hümâyun Ağaları) zümresindendi. Bu zümre; Yeniçeri ağası, mîr-i âlem, kapıcılar kethüdası, kapıcıbaşılar, çavuşbaşı ve şikâr (av) ağalarından meydana gelmekteydi.
Fatih Kanunnâmesi'ne göre teşrifattaki kıdem sırası kanun metninde şu şekilde belirtilmiştir:
"Ve ağalardan yeniçeri ağası sair ağaların en büyüğüdür. Baş yeniçeri ağası, anın altına mîr-i alem, anın altına Kapucubaşı, anın altına Mîrâhûr..."
I. Süleyman devrinde de bu yerini koruyan mîr-i âlem, III. Murad döneminde yapılan düzenlemeyle teşrifatta yeniçeri ağası ve nişancıdan sonra üçüncü sıraya yerleşmiştir. Mîr-i âlemler Dîvân-ı Hümâyun'un aslî üyeleri arasında bulunmazlardı. Ancak divanda mehteran veya sancakları ilgilendiren bir mesele görüşüleceği zaman çağrılır, vezirlerin ve divan erbabının oturduğu mecliste oturmayıp ayakta durumu arz ettikten sonra geri çekilirlerdi. Yıllık resmî bayramlaşma (Muâyede) merasimlerinde ise saraydaki yüksek rütbesi gereği Kırım hanlarının hanedan temsilcilerinden hemen sonra padişahın eteğini öpme hakkına sahipti.
Resmî yazışmalarda mîr-i âlemlere hitap edilirken kullanılan özel elkab kalıbı kanunnâmelerde şöyle tespit edilmiştir:
"İftihârü'l-emâcid ve'l-ekârim câmi'ü'l-mehâmid ve'l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi inâyeti Meliki'd-dâim... dâme mecduhû"
02.3Mehterhâne-i Âmire amirliği
- Mîr-i âlem, Osmanlı saray mehter teşkilatı olan Mehterhâne-i Âmire'nin en üst âmiriydi. Bu teşkilat iki temel şubeden oluşmaktaydı:
- Hayme (Çadır) Mehterleri Padişahın otağ-ı hümayununu, gölgeliklerini ve saray çadırlarını kurmak, taşımak ve korumakla yükümlü sınıf (başlarında Çadır Mehterbaşısı bulunurdu)
- Tabl ve Âlem Mehterleri (Mehterân-ı Tabl u Âlem-i Hassa) Saltanat sancaklarını taşıyan alemdarlar ile müzik icra eden müzisyen mehterlerden oluşan sınıf
- Müzik icra heyetinin başında fiilî müzik şefi olan mehterbaşı (ser-mehterân / hünkâr mehterbaşısı) bulunurken; kurumun idarî amirliği, bütçesi, tayinleri ve merkezle olan resmî yazışmaları bütünüyle mîr-i âleme bağlıydı. Mehterhâneye Acemi Ocağı'ndan nefer seçilmesi, personelin bölükler arasındaki terfileri veya emeklilik işlemleri mehterbaşının inhası ve mîr-i âlemin divana sunduğu "arz tezkiresi" vasıtasıyla icra edilirdi
02.4Sancak ve tuğların korunması ile sefer vazifeleri
Padişaha mahsus saltanat sancakları ile altı tuğ, mîr-i âlemin sorumluluğu altında muhafaza edilirdi. Sefer kararı alındığında veya savaş ilan edildiğinde tuğların törenle saray avlusuna veya Cebehâne'ye çıkarılmasına nezaret ederdi.
Padişahın bizzat ordu başında sefere çıktığı dönemlerde, maiyetindeki hassa alemdarlarıyla birlikte yürüyüş kolunun önünde yer alır ve hükümdara mahsus olan en muteber saltanat sancağı "Ak Sancak"ı (Ak Âlem) bizzat kendisi taşırdı. Padişahların bizzat sefere çıkmayıp orduyu serdâr-ı ekrem unvanıyla sadrazamlara devrettiği dönemlerde ise saltanat sancakları ve tuğlar serdara teslim edilir; mîr-i âlemin seferde bizzat sancak taşıma uygulaması bu dönemlerde seyrekleşmiştir.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Emîr-i Âlem hayat hikâyesinde anıyor Acemi Ocağı
“Mehterhâneye Acemi Ocağı'ndan nefer seçilmesi, personelin bölükler arasındaki terfileri veya emeklilik işlemleri mehterbaşının inhası ve mîr-i âlemin divana sunduğu "arz tezkiresi"...”
-
Emîr-i Âlem hayat hikâyesinde anıyor Fatih Kanunnâmesi
“Fatih Kanunnâmesi'ne göre teşrifattaki kıdem sırası kanun metninde şu şekilde belirtilmiştir: "Ve ağalardan yeniçeri ağası sair ağaların en büyüğüdür.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.