Kısaca kimdir?
Doktor Nâzım veya Selanikli Mehmed Nazım Bey (1872, Selanik - 26 Ağustos 1926, Ankara), Türk siyasetçi, hekim, 22 Temmuz 1918-8 Ekim 1918 arası Maârif Nazırı ve 1915-16 arasında Fenerbahçe SK'nin 11. başkanı. İttihat Terakki Cemiyeti'nin kurucu liderlerinden ve Jön Türk Devrimi'nin öncü isimlerindendir. Askeri Tıbbiye'de okuduğu dönemlerde, daha sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nun bir dönemine hükmedecek İttihat Terakki Fırkası'nın ve Teşkîlât-ı Mahsûsa'nın kurulmasında, örgütlendirilmesinde ve Osmanlı toplumunda büyük bir dönüşüm sağlayan meşrutiyetin yeniden ilanında çok önemli rol almış birkaç yöneticisi arasındadır.
1893 yılında gittiği Paris'te 14 yıl boyunca cemiyetin gelişmesi ve Meşrutiyet'in yeniden ilanı için çalıştı. II. Meşrutiyet'in ilanını sonuçlandırmak için 1907 yılında İzmir ve Selanik'e geçti, bunu başaran ekibin başında yer aldı. II. Abdülhamid'e etkin muhalefet düzenlediği dönemlerde daha çok demokrasi ve özgürlük ideolojileri temelinde siyaset yaptıysa da, 1911 yılından sonra İmparatorluğa karşı artan etnik bölücü faaliyetler, tüm ideolojik düşüncesini tamamıyla değiştirdi ve işlediği Osmanlıcılık siyaseti, Türk Milliyetçiliğine evrildi. Ayrıca bu dönemlerde Bahaddin Şakir ile birlikte 1913-1918 yılları arasında faaliyet gösteren Teşkîlât-ı Mahsûsa‘nın kurucusu oldu. Daha sonrasında I. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar ideolojik olarak yönettiği cemiyette verilen bütün kararlarda söz sahibi oldu.
I. Balkan Savaşı sırasında 1912'de Selanik'in Yunanların eline geçmesi üzerine, Türk milliyetçisi olduğu gerekçesiyle yargılanmaksızın Atina'da bir hücrede tutuldu ve psikolojik baskıya maruz kaldı. İttihat Terakki Cemiyeti'nin talebi üzerine serbest bırakılarak İzmir'e gönderildi.
1915-16 döneminde Fenerbahçe SK'nın Başkanlık makamında bulundu. Osmanlı Devleti'nde son Talat Paşa hükûmeti içinde, kendisi istemediği halde Talât Paşa'nın ısrarlarına karşın Maârif Nazırı (eğitim bakanı) olarak yer aldı. Osmanlı'nın yenilgisi ile biten I. Dünya Savaşı'ndan sonra İttihatçı arkadaşlarıyla beraber Avrupa'ya kaçtı ve 1922'de yurda dönebildi. Çeşitli siyasi etkinlikleri nedeniyle daha önce üç kez idam cezası alan Doktor Nâzım, son olarak 1926'da Atatürk'e karşı düzenlenen İzmir Suikastı'ndan dolayı kendisine suç isnat edildi ancak, bu konuya dair hakkında herhangi bir delil bulunamamasına karşın idamına karar verildi.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Yaşamı
1872'de Selanik'te doğdu. Babası, Selanik Türklerinden abani sarıklı bir ağa olarak tanınan Vardarlı Makedonya Türkleri boyuna mensup Hacı Abdülhamid Efendi, annesi Ayşe Hanım'dır. Babasını henüz bebekken kaybetti. Rüştiye (ortaokul) eğitimini Selanik'te tamamladıktan sonra 1885'te 15 yaşındayken İstanbul Askerî Tıbbiye İdâdîsi'ne girdi. Bu okuldaki üç yıllık eğitimin ardından Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'ye (Askeri Tıp Akademisi) girdi. Öğrencilik yıllarında Namık Kemal'in yazılarının etkisinde kaldı ve Tıbbiyede 4 Haziran 1889 tarihinde kurulan, daha sonra İttihat-Terakki adını alacak olan İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti'ni Tıbbiyeden bir grup arkadaşıyla beraber kurmuş, ilk yıllarından itibaren cemiyet içinde aktif görevler almıştır. Öğrenimi sürmekte iken; 1893 yılında tıbbiyeden arkadaşları Ahmet Verdani ve Ali Zühtü Bey'lerle birlikte, daha önce buraya gelmiş bulunan Ahmed Rıza Bey'in grubuyla siyasi bağlantı kurmak amacıyla Paris'e gitmiş ve orada iki cemiyeti birleştirerek “Osmanlı İttihat ve Terakki” cemiyetini kurmuştur. Daha sonra ise burada, yarıda kalan öğrenimini tamamlamak için Sorbonne Üniversitesi'nin Tıp Fakültesi'ne kaydolmuştur.
02.2Avrupa yılları
Doktor Nâzım ve arkadaşları, Paris'e kendilerinden 5 yıl önce gelen ve II. Abdülhamit'e karşı muhalefet eden Ahmet Rıza Bey ile iletişim kurmak, ona cemiyeti yurt dışında temsil etmesini önermekle görevlendirilmişti. Doktor Nâzım, Avrupa'daki Jön Türkler ile Osmanlı topraklarındaki muhalif gençlerin “Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti” adı altında birleşmesine öncülük etti. Cemiyetin başkanlığını ilk etapta Ahmed Rıza üstlendi. Daha sonra Paris'teki İttihatçı gençleri bir araya toplamak amacıyla bir gazete çıkarılmasını teklif etti. Bunun üzerine 1 Aralık 1895'te Ahmed Rıza ile birlikte Meşveret gazetesini yayımladı. Burada "vatan" ve "millet" konularını içeren yazılar yazdı, II. Abdülhamid yönetimini eleştirdi. "Fransız modeli" bir yapılanmanın gerektiğini belirterek "demokratik" ve "laik" görüşleri savundu. Yazılarında “örgütlü muhalefet“ tezini işleyen Doktor Nâzım, 1894'te Osmanlı Terakkî ve İttihat Cemiyeti'nin kurulmasında etkili oldu. Doktor Nâzım, yarım kılan tıp eğitimini 1895'te Paris'te, Sorbonne Üniversitesi‘nde tamamlayarak, jinekolog doktor oldu ve Paris Hastanesi'nde göreve başladı.
1896 yılında II. Abdülhamit, İttihatçıların darbe yapacağına ilişkin bir istihbarat alması üzerine bir yandan İstanbul'da büyük bir tutuklama operasyonu düzenlerken diğer yandan da Fransız hükûmetine; Paris'teki Jön Türk gençliği sınırdışı etmesi için baskılarını arttırmıştı. Bu baskılar sonucu Doktor Nâzım ve arkadaşları Fransa'dan sınır dışı edildi. Bu olay sonrası Belçika'da geçerek, eylemlerine buradan devam eden örgüt, yine II. Abdülhamid'in ısrarlarıyla buradan da sınır dışı edilince İsviçre'ye geçti. Doktor Nâzım, burada Tunalı Hilmi ve Abdullah Cevdet gibi isimlerin aralarında bulunduğu genç aydınları da örgüte kazandırdıktan sonra, gizlice Paris'e gitti. Doktor Nâzım'ın yoğun çabaları sonucunda, Temmuz 1897'de II. Abdülhamid'in baskısı ile kapatılmış, bir süre Belçika'ya ve ardından Cenevre'ye taşınan Meşveret gazetesinin ve cemiyetin tekrar Paris'e dönüşü gerçekleştirildi ve ardından, 1899'da yapılan kongrede yine Ahmed Rıza Bey'i destekledi. Bu arada cemiyete; yeni üyelerin kaydedilmesinde ve maddi yardım sağlanmasında çok etkisi oldu.
Cemiyetin 1896'da Paris'te düzenlediği olağanüstü toplantısında Mizancı Murad'ın başkan seçilmesinden sonra, cemiyetin merkezi Cenevre'ye taşındı ancak Mizancı Murad ile anlaşamayan Ahmed Rıza'nın Paris'te kalıp Fransızca Meşveret'i yayınlaması uygun görülmüştü. Doktor Nâzım da, onunla birlikte Paris'te kaldı. Zamanla cemiyet içerisindeki anlaşmazlıkların artması üzerine cemiyetin birtakım üyeleri, Ahmed Rıza ve Doktor Nâzım'ın cemiyetten çıkarılmasına karar verip bunu Mizan'da yayınladılar. (bu gelişme üzerine Mizancı Murad, başkanlığı bırakmak zorunda kalmış; yerine cemiyetin başkanlığına Çürüksulu Mahmud Bey getirilmiştir.) Cemiyet, kısa süre sonra dağılma sürecine girdi; Haziran 1897'de II. Abdülhamit'in serhafiyesi Ahmet Celalettin Paşa ile cemiyet namına görüşen Mizancı Murad, padişah affı ile İstanbul
02.3Selanik ve İzmir
Prens Sabahaddin, 1907 yılında Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti adıyla yeni bir dernek kurarken; Doktor Nâzım, Bahattin Şakir ile birlikte Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti'nin başını çekti. Cemiyetin kadrolaşma ve teşkilâtlanma görevi 1907'de kendisine verildi. Onun gayretleriyle yurt içinde ve dışında yeni şubeler açıldı ve teşkilât aktif bir hale geldi. Bildiriler hazırlayarak her şubenin neler yapması gerektiğini, teşkilât ve kadrolaşma usullerini ayrıntılı biçimde anlattı. Siyasî faaliyetlerinden dolayı Doktor Nâzım vatan haini ilân edilerek idam cezasına mahkûm edilmiş olduğundan gizlice yurda dönmek için bazı teşebbüslerde bulundu. Aynı yıl, Talat Bey'in başını çektiği, merkezi Selanik olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'nin daveti üzerine Rum komitacıların yardımıyla Selanik'e geçti. Selânik'te Midhat Şükrü Bleda'nın evinde kaldı. Burada iken çalışmalarını yoğunlaştırıp teşkilâtı bütünleştirme girişiminde bulundu. İki örgüt, 27 Eylül 1907'de imzalanan bir belge ile birleştirildi. Doktor Nâzım, “Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti” adının kullanılmasını kabul ettirdi. Doktor Nâzım ile İttihat ve Terakkî Cemiyeti yöneticileri, Selanik'te bir ihtilâlin yapılmasını karara bağlamışlardı. II. Abdülhamid yönetimine karşı gerçekleştirilecek ihtilâli ancak İzmir Kolordusu önleyebilirdi. Doktor Nâzım'ın esas amacı İzmir Kolordusu'na mensup subayları cemiyete üye yapmak ve onların yardımını sağlamaktı. İzmir'e varınca Binbaşı Tâhir Bey ve Halil Menteşe ile irtibat kurdu. Jandarma zâbiti Eşref Kuşçubaşı ile birlikte çalışmalarını yürüttü. İzmir'de Eşref Kuşçubaşı'nın jandarma, Sâmi Bey'in polis ve Reşid Bey'in İzmir inzibat âmirliklerine tayin edilmesi Doktor Nâzım'ın buradaki komitacılık faaliyetlerini kolaylaştırdı. İzmir'de Evliyâzadeler'den Refik Bey'in kızı Beria Hanım'la tanıştı ve daha sonra 1909 yılında onunla evlendi. İzmir'de çeşitli yerlerde merasimler düzenleyip kadrolaşmayı temin etti. Aydın ve Denizli'ye giderek tanınmış kişileri cemiyete üye yaptı. Çakıcı Mehmed Efe ile görüşüp onu II. Abdülhamid'e karşı yapılacak ihtilâle katılmaya davet etti. Böylelikle, II. Abdülhamit'in istibdat yönetimine karşı Paris'teki sivil örgütlenmenin yanı sıra, Selanik'te de askeri bir örgütlenme oluşmuştu.
23 Temmuz 1909 - 23 Temmuz 1910 tarihleri arasında İttihat ve Terakkî Cemiyeti'nde kâtib-i umûmî (genel sekreter) olarak görev yapan Doktor Nâzım, Selanik'teki cemiyet ile yakınlaşması sonucu hürriyetin dağa çıkarak kazanılacağına kanaat getirdi. Payitaht'tan, Rumeli'deki ayaklanmaları bastırması için İzmir'deki konuşlu 3. Ordu'nun Selanik'e gönderilmesi emredilince, İzmir'deki askerler arasında örgütlenmeyi sağlamak için “Hoca Yâkub Efendi, Selânikli Nâzım, Yâkub Ağa, Tütüncü Yâkub Ağa, Rüstem” kimliğiyle İzmir'e gidip dükkân açtı. Bu dükkânda propaganda faaliyetleri yürüttü, birçok genci cemiyetin yeminli üyesi yaptı.
Makedonya'daki Kolağası Niyazi Bey ve ardından Binbaşı Enver Bey'in dağa çıkıp ihtilali başlatmasından sonra bölgeye gönde
02.4II. Meşrutiyet
Dr. Nâzım, Meşrutiyet'in ilanından sonra “Anadolu Vilayetleri Umumi Valisi” görevine getirildiği için İzmir'e döndü ancak aktif görevde yer almak yerine perde arkasında kalmayı istiyordu. Bu nedenle bir süre Selanik Belediye Hastanesi Baştabibi olarak çalıştı, ancak cemiyet merkez komitesinin sürekli üyesi olup 1911'e kadar cemiyetin genel sekreterliğini yaptı.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Doktor Nâzım hayat hikâyesinde anıyor Abdullah Cevdet
“Doktor Nâzım, burada Tunalı Hilmi ve Abdullah Cevdet gibi isimlerin aralarında bulunduğu genç aydınları da örgüte kazandırdıktan sonra, gizlice Paris'e gitti.”
-
Doktor Nâzım hayat hikâyesinde anıyor Ahmed Rıza
“Öğrenimi sürmekte iken; 1893 yılında tıbbiyeden arkadaşları Ahmet Verdani ve Ali Zühtü Bey'lerle birlikte, daha önce buraya gelmiş bulunan Ahmed Rıza Bey'in grubuyla siyasi bağlant...”
-
Doktor Nâzım hayat hikâyesinde anıyor Halil Menteşe
“İzmir'e varınca Binbaşı Tâhir Bey ve Halil Menteşe ile irtibat kurdu.”
-
Doktor Nâzım hayat hikâyesinde anıyor İttihat ve Terakki
“Öğrenimi sürmekte iken; 1893 yılında tıbbiyeden arkadaşları Ahmet Verdani ve Ali Zühtü Bey'lerle birlikte, daha önce buraya gelmiş bulunan Ahmed Rıza Bey'in grubuyla siyasi bağlant...”
-
Doktor Nâzım hayat hikâyesinde anıyor İzmir Suikastı
“Çeşitli siyasi etkinlikleri nedeniyle daha önce üç kez idam cezası alan Doktor Nâzım, son olarak 1926'da Atatürk'e karşı düzenlenen İzmir Suikastı'ndan dolayı kendisine suç isnat e...”
-
Doktor Nâzım hayat hikâyesinde anıyor Mizancı Murad
“Cemiyetin 1896'da Paris'te düzenlediği olağanüstü toplantısında Mizancı Murad'ın başkan seçilmesinden sonra, cemiyetin merkezi Cenevre'ye taşındı ancak Mizancı Murad ile anlaşamaya...”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.