Kısaca kimdir?
Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.
Abdullah Cevdet (9 Eylül 1869, Arapgir, Malatya - 29 Kasım 1932, İstanbul), Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında ve cumhuriyetin kuruluş döneminde yaşamış siyasetçi, düşünür, göz doktoru, şair ve tercümandır.
Osmanlı ve Türkiye'de "Batıcılık" akımının önde gelen isimlerinden birisidir. Fikirleri, İkinci Meşrutiyet dönemi düşünce yapısının şekillenmesinde etkili oldu. Sonradan İttihat ve Terakki’ye dönüşecek İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti’nin kurucusu beş tıbbiyeliden birisi Abdullah Cevdet idi (diğerleri İbrahim Temo, İshak Sükûti, Mehmet Reşit ve Hikmet Emin). Ancak yaşantısı siyasal alanda etkin görevler alarak değil, bir düşünce üreticisi olarak devam etti. Dönemindeki ana düşünce akımlarının çerçevesinde kendine özgü görüşler geliştirerek düşünce tarihinde özel bir yer edindi. Türkiye’nin ilk kadın ve işçi hakları savunucularındandır. Tıp, felsefe, sosyoloji, siyaset alanlarında yetmişten fazla eserin yazarı veya çevirmenidir.
Hayat çizgisi
Günü bilinmeyen olaylar bir tarihe zorlanmaz; yalnızca kaynaktaki yıl yazılır.
-
1869
Doğum ve Erken Yıllar
1869 yılında dünyaya geldi.
Eğitim tek kaynak -
1885
1885’te Ma‘mûretülazîz (Elazığ) Askerî Rüşdiyesi’nden mezun oldu.
Eğitim tek kaynak -
1889
1889’da dört arkadaşı ile birlikte “İttihad-i Osmânî Cemiyeti” adını verdikleri bir cemiyet kurdular.
Önemli eserler tek kaynak -
1890
Ludwig Büchner’e ait, kendisini çok etkileyen “Kraft und Stoff” adlı kitabın bir bölümünü biyolojik materyalist görüşleri herkesin anlayacağı bir dille anlattığı için “Fizyolociya-i Tefekkür” (1890) adıyla Türkçeye çevirdi.
Miras tek kaynak -
1894
Temmuz 1894’te tıp öğrenimini tamamladı, göz hekimi oldu.
Önemli eserler tek kaynak -
1895
1895'te İstanbul'a döndüğünde İttihatçı hareketleri tehlikeli görüldüğünden bozgunculukla suçlanarak tutuklandı ve başkentten uzaklaşması için Trablusgarp Merkez Hastanesi'nin göz hekimliğine getirildi.
Önemli eserler tek kaynak -
1897
Dört ay sonra serbest bırakıldığında, Fîzan’a sürülmesinin kararlaştırıldığını öğrenince, önce Tunus’a kaçtı; oradan 1897 yılında Fransa’ya geçti.
Önemli eserler tek kaynak -
1903
1903'e kadar Viyana sefareti tabipliğini sürdürdü.
Önemli eserler tek kaynak -
1904
1904’te İçtihad adlı bir basımevi kurdu.
Önemli eserler tek kaynak -
1905
Abdullah Cevdet, 1905’te Cenevre’de kısa bir süre görüşme imkânı bulduğu Mısırlı reformist din âlimi Muhammed Abduh’un fikirlerinden de etkilendi.
Önemli eserler tek kaynak -
1906
1906’da başlayan ve bazı vergilerin kaldırılması ile birlikte meşrutiyet talebini de dile getiren Erzurum ayaklanmasını destekleyen yazılar yazdı.
Önemli eserler tek kaynak -
1908
Daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dönüşen bu cemiyet, 1908 Devrimi’ne önayak olmuş, 1918’e kadar devlet yönetimine egemen olmuştur.
Önemli eserler tek kaynak -
1910
İslâm’ı ve İslâm peygamberini çok ağır biçimde eleştiren bu kitap, Osmanlı kamuoyunda büyük infiâle yol açtı; Şubat 1910’da yasaklandı, toplatıldı ve mevcut nüshâlar Galata Köprüsü’nden atılarak imhâ edildi.
Önemli eserler tek kaynak -
1914
İttihat ve Terakki yönetimine karşı eleştirel tutumu nedeniyle baskılara maruz kalan Abdullah Cevdet Bey, 1914’te basımı durdurmak zorunda kalmıştı.
Önemli eserler tek kaynak
Hayat hikâyesi
01Hayatı
9 Eylül 1869 tarihinde Malatya'nın Arapgir ilçesinde doğdu. Kürt kökenlidir. Kimi kaynaklara göre 1867 doğumludur. Babası Diyarbakır’a birinci tabur kâtiplerinden Hacı Ömer Vasfi Efendi’dir. İlköğrenimini Hozat ve Arapgir’de tamamladıktan sonra ailesiyle vilayet merkezi olan Harput’a yerleşti. 1885’te Ma‘mûretülazîz (Elazığ) Askerî Rüşdiyesi’nden mezun oldu.
On beş yaşında İstanbul’a giderek Kuleli Askerî Tıbbiyye İdâdîsi’ne girdi. Üç yıl sonra mezun oldu ve eğitimine Askeri Tıbbiye’ye devam etti.
02Tıbbiye yılları
Tıbbiyedeki öğrenciliği sırasında okulda hakim olan biyolojik materyalist eğilimlerden etkilendi. Ludwig Büchner’e ait, kendisini çok etkileyen “Kraft und Stoff” adlı kitabın bir bölümünü biyolojik materyalist görüşleri herkesin anlayacağı bir dille anlattığı için “Fizyolociya-i Tefekkür” (1890) adıyla Türkçeye çevirdi. Onun çevirilerini hedef alan çeşitli reddiyeler kaleme alındı. Aynı yıl beyin fonksiyonları üstüne “Dimağ” adlı kitabı yayımladı. Ertesi yıl İslâm âlimleriyle biyolojik materyalist filozofların fikirlerini bağdaştırmaya çalışan “Fünûn ve Felsefe” adlı çalışmasının ilk taslağını hazırladı. Okuldaki son yılında biyolojik materyalizm ve beyin fonksiyonları üzerine “Fizyolociya ve Hıfz-ı Sıhhat-i Dimâğ” ve “Melekât-ı Akliyye” adlı iki kitap daha yayımlayan Abdullah Cevdet, aynı konular üzerinde Maârif, Musavver Cihan ve Resimli Kitab mecmualarında makaleler yazdı.
Felsefi fikirlerin topluma ancak siyaset aracılığı ile aktarılabileceğini düşünüyordu. Bu düşünceyle çeşitli siyasi hareketlerin içinde yer aldı. 1889’da dört arkadaşı ile birlikte “İttihad-i Osmânî Cemiyeti” adını verdikleri bir cemiyet kurdular. Daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dönüşen bu cemiyet, 1908 Devrimi’ne önayak olmuş, 1918’e kadar devlet yönetimine egemen olmuştur. II. Abdülhamit’e karşı yürütülen propagandanın önde gelen isimlerinden biri olan Abdullah Cevdet, siyasal faaliyetleri nedeniyle öğrenimi boyunca birkaç kez tutuklandı, bir süre okuldan uzaklaştırıldı.
Tıbbiye’deki öğrenciliği sırasında edebiyatla da ilgilendi ve Abdülhak Hamid’in isteğine uyarak şiirlerini kitap haline getirdi. Ömer Cevdet adıyla yayımladığı bu ilk eserlerinde özellikle Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamid ve Halit Ziya’nın etkileri sezilir. 1890 yılında yayımladığı ilk şiir kitabı Hiç’ten sonra Tuluat (1891) ve Masumiyet (1893) adlı şiir kitaplarını da yayımlamıştır.
Temmuz 1894’te tıp öğrenimini tamamladı, göz hekimi oldu.
03Sürgün yılları
Okulu bitirdikten sonra İstanbul’da Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde göreve başladı. Kolera salgını nedeniyle aynı yıl kasım ayında geçici görevle Diyarbakır’a gönderildi; İttihat ve Terakki’nin Diyarbakır şubesini kurdu. Bu şehirde bulunduğu sırada Mehmet Ziya Bey (Gökalp)’in intihar girişiminde ilk müdahale eden ve onu kurtaran kişi oldu ve Ziyâ Gökalp’in cemiyete intisâbına önayak oldu.
Bu arada Büchner’in Natur und Geist adlı eserini Goril adıyla çevirdi. Eseri, “Hikmet Müslüman’ın kayıp malıdır.” hadisiyle sundu.
1895'te İstanbul'a döndüğünde İttihatçı hareketleri tehlikeli görüldüğünden bozgunculukla suçlanarak tutuklandı ve başkentten uzaklaşması için Trablusgarp Merkez Hastanesi'nin göz hekimliğine getirildi. Fakat cemiyet adına çalışmalarına orada da devam etti. Bir buçuk yıl görev yaptıktan sonra hapsedildi. Dört ay sonra serbest bırakıldığında, Fîzan’a sürülmesinin kararlaştırıldığını öğrenince, önce Tunus’a kaçtı; oradan 1897 yılında Fransa’ya geçti.
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iki gruba ayrıldığını, Mizancı Murat ve arkadaşlarının Serhafiye Ahmed Celâleddin Paşa arasında imzalanan anlaşma gereğince İstanbul’a geri döndüğünü gördü. Cenevre’ye geçerek Tunalı Hilmi ve Dr. Çerkez Mehmet Reşit gibi Jön Türklerle buluştu. İki fırkaya ayrılan Jön Türkler’den Ahmet Rıza Bey’in liderliğindeki gruba katıldı. İshak Sükûti ile birlikte derneğin yayın organı olan Osmanlı gazetesini Türkçe - Fransızca olarak çıkardı ve istibdat karşıtı yazılar yazdı. Batı eserlerinden çeviriler yaptı; çevirdiği yapıtlar arasında Schiller’in Giyom Tell adlı draması vardır. Bu esere yazdığı önsözü daha sonra “İki Emel” adıyla kitap olarak yayımladı. Ayrıca Vittorio Alfieri’nin, "Della Tirannide"(1789) adlı kitabını, "İstibdad” adıyla çevirdi. Cenevre’de yayınladığı şiir kitaplarından birisi olan "Kahriyat " adlı eserinde sanat kaygısından ziyade siyasi özlemlerle kaleme alınmış özgürlük, vatan sevgisi temalı olan ve hemen hemen hepsi II. Abdülhamid hakkında olan, onu hürriyet düşmanlığı ile suçlayan şiirlere yer verdi.
Yayımladığı yazılardan rahatsız olan padişah Abdülhamit, siyasi yazılar yazmaması ve İstanbul'a dönmemesi koşuluyla kendisini Viyana elçilik doktorluğuna atamayı önerince teklifi kabul etti. Onun Abdülhamit'e jurnalcilik yaptığı ve gazeteyi kapatıp Viyana'da doktorluğu kabul etmesinin bunun kanıtı olduğu öne sürülmüştür; öte yandan diğer yayın çalışmalarını sürdürebilmek için gazeteyi kapatmaları karşılığında alacakları parayı kabul ettikleri de iddia edilir. 1903'e kadar Viyana sefareti tabipliğini sürdürdü. Bu görevi sırasında belirli ölçüde muhalefete devam etse da daha çok şiirle meşgul oldu ve sembolist şiir çevrelerinde ilgiyle karşılanan kitaplar yayımladı.
Siyasi faaliyetlerini gizlice devam ettirdiğini saraya bildiren büyükelçi Mahmut Nedim Paşa’yı tokatlaması üzerine 1903’te Avusturya’dan sınır dışı edildi. Cenevre’ye dönerek Ethem Ruhi Bey ile buluştu; Osmanlı İttihat ve İnkılap Cemiyeti’ni kurdu ve örgütün yayın organı olarak yeniden Osmanlı gazetesini çıkardı.
04İçtihad
1904’te İçtihad adlı bir basımevi kurdu. Basımevinde Batılılaşma yanlısı eserler bastı, İçtihad adlı bir dergi çıkardı. 1904 yılından öldüğü 1932 yılına kadar dönem dönem kesintiye uğramakla birlikte İçtihad’ı çağrıştıran Cehd, İşhâd, İştihâd, Âlem, Eski İçtihad isimleri altında Cenevre, Mısır ve İstanbul’da bu dergiyi yayımlamayı sürdürmüştür
Abdullah Cevdet, 1905’te Cenevre’de kısa bir süre görüşme imkânı bulduğu Mısırlı reformist din âlimi Muhammed Abduh’un fikirlerinden de etkilendi. Aynı yıl Osmanlı hükûmetinin baskısı sonucu İsviçre hükûmeti kendisini sınır dışı ettiğinde, basımevini Kahire’ye taşıdı.
Kahire’de Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti’nin önemli bir üyesi haline geldi. 1906’da başlayan ve bazı vergilerin kaldırılması ile birlikte meşrutiyet talebini de dile getiren Erzurum ayaklanmasını destekleyen yazılar yazdı. Meşrutiyet ilan edildiğinde hemen yurda dönmedi, bir süre daha Mısır’da kaldı.
Doğu ile Batı arasında fikir alışverişinin yapılabildiği bir ortam yaratmayı amaçlıyordu. Bu amacı çerçevesinde Sâdî, Mevlânâ ve Hayyam’ın yanı sıra Shakespeare, Schiller, Byron’dan çeviriler yaptı. 1908’de Reinhardt Dozy’nin Essai sur l’Histoire de l’Islamisme (İslamcılığın tarihi üzerine deneme) adlı iki ciltlik eserini "Tarih-i İslamiye" başlığı ile çevirip yayımladı. İslâm’ı ve İslâm peygamberini çok ağır biçimde eleştiren bu kitap, Osmanlı kamuoyunda büyük infiâle yol açtı; Şubat 1910’da yasaklandı, toplatıldı ve mevcut nüshâlar Galata Köprüsü’nden atılarak imhâ edildi. Abdullah Cevdet Bey, eseri Müslüman tarihçilerin Dozy’nin yanlışlıklarını düzeltmelerine imkân tanımak amacıyla tercüme ettiğini iddiâ etti.
05Yurda dönüş ve mütareke yılları
1910’da İstanbul’a döndü. Kendi matbaası İçtihad Evi’ni kurdu. "Kütüphane-i İçtihad" dizisini yayımladı. İçtihad dergisini 24'üncü sayıdan itibaren neşretmeye devam etti. Cağaloğlu’ndaki evi, aydınların sık sık gelip gittikleri, tartıştıkları bir mekân hâlini aldı ve bu özelliği, Abdullah Cevdet Bey’in ölümüne kadar da sürdü. Ölümünden sonra şahsî kütüphanesi ve arşivi, kızı Gül Karlıdağ tarafından korunarak muhafaza edilmiştir. Nâdide eserler, günümüzde hâlâ ayakta duran Cağaloğlu’ndaki İçtihad Evi’nin en üst katında, kullandığı mobilya ve diğer eşyalarla birlikte saklanmaktadır.
İttihat ve Terakki yönetimine karşı eleştirel tutumu nedeniyle baskılara maruz kalan Abdullah Cevdet Bey, 1914’te basımı durdurmak zorunda kalmıştı. Bir süre İkdam gazetesinde imzasız başyazılar yazdı. İşgal yıllarında Sadrazam Damat Ferit Paşa tarafından Sıhhiye Genel Müdürlüğü’ne atanan Abdullah Cevdet Bey, kadınlara ilk kez genelev vesikası verilmesi uygulamasını başlatınca halktan gelen tepki üzerine görevden alındı. İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kuruluşunda rol oynadı, Kürt Teali Cemiyeti’nde de çalıştı. “Seçkin” insanların yetişmesine yönelik bir eğitimi ve biyolojik materyalizmi savunan Abdullah Cevdet Bey, daha cumhuriyet kurulmadan yıllar önce Latin harflerine geçilmesi gerektiğini vurguladı ve kadın hakları konusundaki görüşleriyle dikkat çekti. Bahâîlik hakkında hazırladığı yazı dizisi ile dinî çevrelerin tepkisini çekti, kovuşturmaya uğradı.
06I. Dünya Savaşı sonrası
İşgal yıllarındaki İngiliz yanlısı tutumu ve Kürt milliyetçisi örgütlerde yer almasından dolayı I. Dünya Savaşı sonrasında siyasal iktidarın gözünden düşmüştü. Cumhuriyet döneminde hakkında ömür boyu devlet hizmetinden men cezası verildi. Ömrünün kalan kısmını şiir yazarak, çeviri yaparak ve İçtihad'ı neşri ile uğraşarak geçirdi. Shakespeare’den Mevlânâ’ya ve Ömer Hayyam’a uzanan geniş ilgi alanında tercümeler ortaya koydu.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Cevat Paşa’nın Elazığ milletvekilliğinden çekilmesi üzerine onun yerine meclise girmesi söz konusu olduysa da 1925’te tarımı geliştirmek üzere göçmen getirilmesine ilişkin sözleri nedeniyle “damızlık adam getirmek istiyor” şeklinde söylenti çıkarılınca siyasetle ilişkisini kesti.
1928 yılında cumhurbaşkanı Atatürk’ün isteğiyle Fransız filozof Jean Meslier’nin kaleme aldığı din eleştirisi kitabını çevirdi; eser, "Akl-ı Selim" adıyla Devlet Matbaası’nda, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında yayımlandı. 1931 yılında şiirlerini Karlıdağ’dan Ses adıyla kitaplaştırdı.
29 Kasım 1932’de İstanbul’da kalp krizinden hayatını kaybetti. Dinsizlikle suçlanan Abdullah Cevdet Bey’in Ayasofya Camii’ne getirilen cenazesi sahipsiz kalmış, cenaze namazının kılınmaması gerektiği ifade edilmişse de Peyami Safa’nın ricası üzerine namazı kılınmış, birkaç belediye görevlisi tarafından Merkezefendi Mezarlığı’na defnedilmiştir. Burhan Bozgeyik’in "Meşhurların Son Anları" adlı kitabında ise cenaze namazının kılınamadığı, cenazesini taşıyacak araba bulunamadığı, Fener Rum Patrikhanesi'nden araba istenerek haç sembollü araba ile mezarlığa götürülüp birkaç belediye görevlisince defnedildiği anlatılmaktadır.
07Şiir kitapları 19 kitap · kapaklı raf
Künyeler Vikipedi maddesindeki eser listesinden ayrıştırıldı. Kapağı bulunamayan kitaplar künyesinden dizildi.
08Mensur kitabı
• Ramazan Bahçeleri (1891)
09Çevirileri
- Weber'den "Asırların Panoraması"
- Gustave Le Bon’dan "Asrımızın Hususu Felsefiyesi"
- Hayyam'dan "Rubaiyat"
- Mevlana'nın Divanından Seçmeler
- Gustave Le Bon'dan "Dün ve Yarın" (1921)
- Gustave Le Bon'dan "İlm-i Ruh-i İçtimai" (1924)
- Gustave Le Bon'dan "Ameli Ruhiyat" (1931)
- Jean Meslier'den "Akl-ı Selim (Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali) (1928)
Üretimleri
Dimağ
Fizyolacya-i Tefekkür
Fünun ve Felsefe
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Abdullah Cevdet hayat hikâyesinde anıyor İbrahim Temo
“Sonradan İttihat ve Terakki’ye dönüşecek İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti’nin kurucusu beş tıbbiyeliden birisi Abdullah Cevdet idi (diğerleri İbrahim Temo, İshak Sükûti, Mehmet Reşit ve H...”
-
Abdullah Cevdet kendi hikâyesinde anılıyor Mehemed Malmîsanij
“Abdullah Cevdet, Uppsala, 1986 • Ferhengê Dimilkî-Tirkî, Uppsala, 1987; İstanbul, 1992.”
-
Abdullah Cevdet kendi hikâyesinde anılıyor Zekai Muammer Tunçman
“Ayrıca Anadolu'dan talep edilen yüzbin çiçek aşısını Sıhhiye Müdürü Abdullah Cevdet'in göz yumması ile bir başka laboratuvardan dışarı çıkardı.”
Kaynaklar
-
K·01Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesiVikipedi - Abdullah Cevdettr.wikipedia.org · erişim 26.09.2026
NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.
Kaynağa git ↗ -
K·02Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıAlpay, Yalın. "A Glimpse into the first racist approach in the Ottoman Empire: The "Scientific" racism of Abdullah Cevdet". İstanbul. 19 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Aralık 2015.tez.yok.gov.tr · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·03Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıJön Türk'lükten, Jin Kürt'lüğe. 20 Mayıs 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Rasim Giresunlu, Ufuk Ötesi.ufukotesi.com · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·04Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıAbdullah Cevdet 22 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Hüseyin Akar.akarhuseyin.com · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·05Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıÇebi, İsmail. "Dr. Abdullah Cevdet'in düşüncesinde madde anlayışı". 19 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ağustos 2015.tez.yok.gov.tr · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·06Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı"Dr. Abdullah Cevdet (1869- 1932)". Yunus Emre TANSÜ. Atatürk Ansiklopedisi. 11 Kasım 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi.arşiv · ataturkansiklopedisi.gov.tr · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·07Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı"ABDULLAH CEVDET (1869-1932)". M. ŞÜKRÜ HANİOĞLU. TDV İslam Ansiklopedisi. 11 Kasım 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi.arşiv · islamansiklopedisi.org.tr · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·08Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıHanioğlu, M. Şükrü. "Abdullah Cevdet" (PDF). 19 Aralık 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Aralık 2015.arşiv · www.islamansiklopedisi.info · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·09Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı"Hüseyin Akar, Dersim'den Portreler: Abdullah Cevdet, Akarhuseyin.com sitesi, Erişim Tarihi:20.07.2011". 22 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Temmuz 2011.arşiv · www.akarhuseyin.com · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·10Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıDemir, Osman. "Doktor Abdullah Cevdet'te Din Algısı". Erişim tarihi: 18 Aralık 2015.academia.edu · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·11Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı"Abdullah Cevdet (Karlıdağ), Kenthaber.com Arapgir-Malatya İz bırakanlar Sayfası, Erişim tarihi: 20.07.2011". 13 Ağustos 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Temmuz 2011.arşiv · www.kenthaber.com · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “Abdullah Cevdet” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Kaynak yeniden tarandı
Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.
-
Profil oluşturuldu
11 kaynak ve 14 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.


