Futbol kariyeri
1954 yılında Karadağ'da doğan Simoviç futbol hayatına SZ Napredak takımında başladı. Yugoslav millî takımında kalecilik yapan Simoviç 1984 yılında Galatasaray'a Jupp Derwall döneminde transfer oldu. Özellikle kurtardığı penaltı vuruşlarıyla ünlenen Simoviç, 1988-1989 sezonunda Almanya'nın Köln kentinde Monako ile oynanan Şampiyon Kulüpler Kupası çeyrek final maçından sonra Türk Bayrağı ile tur atması Türk halkının gönlünde taht kurmasını sağlamıştır. Ancak bu hareketinin, ülkesi Yugoslavya'da büyük tepkiye yol açtığı, hatta bütün mal varlığının haczedildiği iddia edilmektedir.
Simoviç, 1984 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesinde en favori kalecilerden biri olarak gösterilmekteydi. Hatta o zamanlar Premier League'in en önemli takımlarından biri olan Nottingham Forest kulübünün transfer listesinde yer almaktaydı. Ancak şampiyonada oynadığı maçlarda yediği hatalı goller gözden düşmesine yol açtı. Şampiyona bitiminden sonra kendini bir anda Türkiye'de Galatasaray forması altında buldu. Galatasaray 1984-1985 yılı futbol sezonu öncesinde o güne kadar görülmemiş oranda büyük bir transfer harekâtına girişerek, Simoviç, Erdal Keser, Abramczik, Burak, Yusuf, Semih Yuvakuran, İsmail, Rıza, Levent gibi o dönemin önemli oyuncularını transfer etmiş ve şampiyonluğun en kuvvetli adayı olarak gösterilmekteydi. En son 1973 yılında şampiyon olan sarı-kırmızılılar, bu transferlerden sonra şampiyonluk hasretini dindireceklerini düşünmekteydi. Hatta Simoviç, lig başlamadan önce kendisine ilk gol atacak futbolcuya kol saati hediye edeceğini söylemişti (mizahî anlamda değil, gerçek kol saati)(Ancak 2007 yılında Zaman gazetesine verdiği bir röportajında böyle bir söz vermediğini belirtmiştir). Fakat daha ligin ilk maçında Denizlispor, Galatasaray'ı İstanbul'da 1-0 yenerek, bu özlemin daha birkaç yıl devam edeceğini akla getirdi.
Zoran Simoviç, başlangıçta Galatasaray forması altında da kötü maçlar çıkardı hatta birkaç maç yedek kadroda yer aldı. Ancak ikinci yarı ile başlayan Türkiye Kupası maratonunda gerçekten büyük bir kaleci olduğunu ispatlamaya başladı. O yıl Galatasaray sadece Türkiye Kupası ile yetinmek zorunda kaldı. Ancak, Simoviç özellikle ikinci yarıda gösterdiği başarılı performansla ligin en başarılı kalecisi olduğunu gösterdi.
1985-1986 sezonunda Galatasaray namağlup ikinci olurken; Simoviç de Galatasaray'ın en başarılı isimlerinden biri olarak ortaya çıktı. 1986-1987 sezonu geldiğinde ki sezona yine bir mağlubiyet ile başlanmış ve taraftarlar "vuslat başka bahara kaldı" diye düşünürken; Simoviç'in kalesini koruduğu sarı-kırmızılı takım 14 yıl aradan sonra lig şampiyonluğuna ulaşmayı başardı.
1987-1988 sezonunda Galatasaray üst üste ikinci kez şampiyonluğa ulaştı. Takip eden sezonda lig şampiyonluğu ezeli rakibi Fenerbahçe'ye kaptırılsa da, o yılın akıllarda kalan en büyük olayı Fenerbahçe'nin lig şampiyonluğundan ziyade, Galatasaray'ın Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda (bugünkü adıyla Şampiyonlar Ligi'nde) yarı finale kadar yükselmesidir. Çünkü bir Türk
