biyograftam
Giriş
  1. Keşfet
  2. Kültür & Sanat
  3. Türkiye'de Yahudilik
Kültür & Sanat

Türkiye'de Yahudilik

Türkiye'de Yahudilerin tarihi, Yahudilerin Anadolu'da bulundukları yaklaşık 2400 yılı kapsar. Anadolu'da en az MÖ beşinci yüzyıldan beri Yahudi toplulukları bulunuyordu ve Elhamra Kararnamesi ile 15. yüzyılın sonlarına doğru İspanya'dan sürülen Sefarad Yahudil...

01

Kısaca kimdir?

Türkiye'de Yahudilerin tarihi, Yahudilerin Anadolu'da bulundukları yaklaşık 2400 yılı kapsar. Anadolu'da en az MÖ beşinci yüzyıldan beri Yahudi toplulukları bulunuyordu ve Elhamra Kararnamesi ile 15. yüzyılın sonlarına doğru İspanya'dan sürülen Sefarad Yahudilerinin birçoğu Osmanlı İmparatorluğu'na kabul edildiler ve Osmanlı Yahudilerinin çoğunluğunu oluşturdular. Bugün Türkiye Yahudilerinin büyük çoğunluğu İsrail'de yaşarken günümüzde Türkiye, yaklaşık 14 bin kişilik bir Yahudi nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır.

02

Hayat hikâyesi

02.1Tarih

Ege Bölgesi eski kent kazılarında bulunan bazı kalıntılarda yörede MÖ 4. yüzyılda yaşamış Yahudilere ait bilgilere ve yerleşim bölgelerinin varlığına rastlanmıştır. Tarihçi Josephus, ünlü düşünür Aristoteles'in Ön Asya seyahatlerinde kendileriyle görüş alış verişinde bulunduğu Yahudilerle konuştuğunu yazar. Anadolu'nun değişik yörelerinde, Ege bölgesinde (Sard, Afrodisias, Milet, Foça vs.), Bursa ve Ankara civarında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde eski çağ Yahudi yerleşim kalıntılarına rastlanmıştır. Ankara civarında bulunan bir bronz sütun üzerinde İmparator Augustus'un Ön Asya Yahudilerine tanıdığı haklar yazılı idi.

02.2Roma ve Bizans İmparatorluğu dönemi

Tevrat'a göre Nuh'un gemisi, Ağrı Dağı'nın tepesine indi. Yeni Ahit'e göre, Anadolu'daki Yahudi nüfusu, bütün coğrafyaya dağılmıştı: Iconium (Konya) bir sinagoga sahipti (Acts 14:1) ve Efes'te de bir sinagog vardı (Acts 19:1). Galatyalılara Mektuplar'da da, Anadolu'da yaşayan Yahudilerin olduğu belirtilmiştir. Somut kanıtlara göre, İsa'dan önce 4. Yüzyılda, özellikle Manisa'da Yahudilerin olduğu bilinir.

Roma ve Bizans devirlerinde Anadolu'da kayda değer miktarda Grekçe konuşan Yahudi bir nüfus bulunduğu biliniyor. Bu nüfus, topluma iyi entegre olmuş olup, belirli haklara sahipti. Dönemin Yahudi nüfusu, Bizans İmparatorlarının girişimlerine rağmen din değiştirmedi. Bizans İmparatorluğu sınırlarında yaşayan Yahudilerin, Batı Avrupa'daki Yahudilerden daha iyi durumda oldukları kabul edilmektedir.

02.3Osmanlı dönemi

Osmanlı kayıtlarında adı geçen ilk sinagog, Bursa'daki Etz Ha-Hayim Sinagoğu, (Türkçe: Hayat ağacı) 1324 yılında Osmanlı yönetimine geçti. Sinagog günümüzde hâlâ kullanılmakta, fakat Bursa'daki Yahudi nüfusu 140 civarına düştü. Osmanlı İmparatorluğu'nda Yahudiler, sultanın tebaası içinde diğer gayrimüslim cemaatlerle belirlenmiştir. Cami ve yüksek binaların yakınlarında yaşamamalarını ve kölelere sahip olmamalarını emretmiştir. Fakat diğer sultanlar daha toleranslıydı. İstanbul'un Fethi'nden sonra Fatih Sultan Mehmed, şehri yeniden imâr etti. Bu süreçte imparatorluğun her tarafından Müslüman, Hristiyan ve Yahudilere yeni başkente gelmeleri çağrısı yaptı. Kısa bir süre zarfında Balkanlar'dan Romanyotlar başta olmak üzere, Anadolu'dan birçok Yahudi devrin en görkemli şehri olan İstanbul'a yerleşti. Şehrin toplam nüfusunun 10% u oluşturdular. Yahudi nüfusunun sayısı, 1421–1453 arası Osmanlı İmparatorluğuna göç eden Aşkenaz Yahudileriyle arttı. Aşkenaz Yahudileri arasında Fransız kökenli, Almanya doğumlu, Haham İzak Sarfati de vardı. Sarfati, Edirne baş hahamı oldu ve Avrupa'daki Yahudileri Osmanlı topraklarına yerleşmeleri için davet etti. Mektubunda Osmanlı'da eksiklerin olmadığını belirtti ve “Müslüman yönetimi altında yaşamak, Hristiyanların zulmü altında yaşamaktan iyi değil mi?" diye sordu.

Yahudilerin Anadolu'ya göçlerinin en yoğun olduğu dönem, 2. Mehmet'ten sonra gelen 2. Beyazıt dönemi oldu (1481-1512). İspanya ve Portekiz'den kovulan Yahudiler, Sultan'ın gönderdiği resmî davetiyeyle büyük sayılarda İmparatorluğuna yerleştiler. 1492 yılında Yahudi-Türk ilişkilerinde kilit noktalardan biri yaşandı. İspanya'daki engizisyondan kaçan 150.000 Yahudi'nin birçoğu Osmanlı İmparatorluğuna yerleşti. Bu olay, şehrin nüfusunun yeniden yapılanması için önemliydi, çünkü Haçlılar döneminde ve Kara Ölüm'den dolayı nüfus 70.000 civarındaydı. Sefarad Yahudilerin bir kısmı da Selanik şehrine yerleşti. Gelen Yahudiler Osmanlı İmparatorluğu'nun birçok işine yaradı. Müslüman Türkler ticari girişimlerle pek ilgili değildi ve doğal olarak ticari işleri azınlık grupların ellerine bıraktı. Ayrıca Müslüman Türkler, Hristiyanlara pek güvenmediklerinden Musevileri tercih ettiler alış-verişlerinde. İspanyol Yahudiler, İmparatorluğun zengin şehirlerinde yaşama iznine sahipti. Daha çok, Avrupa şehirlerini (İstanbul, Saraybosna, Selanik gibi) Batı ve Kuzey Anadolu şehirlerini (Bursa, Aydın, Tokat ve Amasya) ve Akdeniz kıyılarındaki şehirleri (Kudüs, Şam ve Mısır) tercih ettiler.

İzmir uzun bir süre boyunca İspanyol Yahudiler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmadı. Kudüs'teki Yahudi nüfusu 1488'de 70 aileden 16. Yüzyılın başında 1.500'e çıktı. Şam'da 500 ailelik bir cemaat vardı. İstanbul'da 30.000 Yahudi ve 44 sinagog vardı. Beyazıt Yahudilerin Haliç kıyısında yaşamalarına izin verdi. Mısır'ın Kahire şehri çok sayıda sürgün Yahudiye kapılarını açtı, bir süre sonra sonradan gelen Yahudiler yerel Yahudi nüfusunu geçti. Selanik'te Yahudilerin sayısı diğer milletlerden

02.4Türkiye Cumhuriyeti dönemi

20. yüzyılın başında, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Yahudilerin sayısı 200.000'e ulaştı (27). 1829-1913 tarihleri arasında yeni Hristiyan Balkan devletlerine kaybedilen toprakların, bu sayının üzerinde etkisi oldu. 20. yüzyıldaki Türkiye'nin problemli tarihi ve 1923 sonrası, imparatorluktan, modern batılı ulus-devletine dönüşme dönemi, geriye kalan azınlıkların nüfusları üzerinde negatif bir etkiye neden oldu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun yarı özerk iç örgütlü azınlık sistemi yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'nde yer almamaktadır. Azınlık olsun veya olmasın, kişiler cemaat yoluyla değil, din, dil, ırk farkı gözetmeksizin doğrudan devlete bağlıdırlar. Bu durum karşısında Yahudilerin özerkliği kalmadığı gibi yasalar karşısında Yahudi Türk'le Müslüman Türk'ü ayırmak olanaksızlaşmıştır. Cumhuriyet'e geçiş döneminde doğan sancılı aşamalarda Türk Yahudileri ulusculuk anlayışının karşısında değil, yanında yer almıştır. Bu yeni kurulmuş devletin her alanını Türkleştirme çabaları, dil eksiği olan azınlıklar üzerinde zorluklar yaratmıştır. Araştırmacı Mücahit Düzgün'e göre bu Yahudilere karşı yapılmış bir yaptırım değil, devlet oluştururken gereken bir aşamadır. Dil eksikliği Yahudileri siyasi ve toplumsal yaşamda sekteye uğratacağından Yahudi aydınları Türkçenin Yahudi cemaatinde yayılması için çabalar gösterip dernekler kurdular.

Yeni kurulan bu devlette Yahudilerde görülen bir özellik ise Atatürk'e bağlılıklarıdır. Bir Türk Yahudisi olan ünlü yazar ve siyasetçi Avram Galanti'nin yazılarından birinde şöyle der:

Mustafa Kemal'den esinlenmiş olan boynu bükük memleketler, gerçek bağımsızlıklarını elde edecekler ve kendilerine bu imkânı verdiği için, bir milyar halk, bu insanüstü Türk'le komuta etmiş olduğu Türk ordusuna secde edecektir... Mustafa Kemal geçmiş ve şimdiki zamanın en büyük adamıdır.

Türk Yahudileri 1922-1923'teki savaşlarda hep Türk davasına sadık kaldılar. Yahudi aydınlardan Davit Fresko Yahudilerin daha da iyi bir vatandaş olmalarına ve onları Türkiye'ye sadakatin devamına davet etmiştir:

Yahudiler dört yüzyıldır Türkiye'de yaşıyorlar. Bu uzun yıllar içinde din özgürlüğü, adalet ve hoşgörü buldular. Bütün arzumuz kutsal ve sevgili vatanımızın her alanda ilerlemesini görmektir. Vatanımıza içtenlikle bağlıyız. Hiçbir art düşüncemiz yoktur. Bunu dinimiz emreder. (Yahudiliğin temel ilkelerinden: "Yaşadığım ülkenin yasaları yasalarımdır".) Biz yeni açılan bu dönemdeki gelişmelerle ilgilenmeliyiz ki görevlerimizi yerine getirelim. Çünkü biz bu vatanın çocuklarıyız.

1920'li yılların başında devletle Yahudiler arasındaki sevgi ve sadakat karşılıklı idi; Cenevre Yahudileri tarafından İsmet İnönü ve Türk heyeti şerefine düzenlenen bir şölende İnönü Türk Yahudilerinin yasa ve düzeni, çalışmayı, ilerlemeyi ve uyumu sevdiklerini söylüyordu. Lozan Anlaşması imzalanıp azınlıklara yeni haklar tanınınca, Yahudi cemaatleri bu gibi hakların Türk devletinin hakkaniyetine aykırı olacağına karar vermiştir ve bu haklardan vazgeçmiştir. Profesör Mişon Ventura ve A

03

Bağlantı atlası

Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.

Türkiye'de Yahudilik İstanbul'un Fethi Mişon Ventura
düz çizgi: bu biyografide anılıyorkesik çizgi: bu kişiyi anıyor
  • Türkiye'de Yahudilik hayat hikâyesinde anıyor İstanbul'un Fethi

    “İstanbul'un Fethi'nden sonra Fatih Sultan Mehmed, şehri yeniden imâr etti.”

  • Türkiye'de Yahudilik hayat hikâyesinde anıyor Mişon Ventura

    “Profesör Mişon Ventura ve A”

04

Kaynaklar

0kaynak kaydı
0farklı yayıncı
0ansiklopedi maddesi
0zaman çizelgesi olayı

Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.

yayımlanmadı

Bilerek dışarıda bırakılanlar

Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.

Metin lisansı

Vikipedi’den uyarlanmıştır

Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.

05

Ne değişti?

  1. Profil oluşturuldu

    0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.

06

Düzeltme masası

Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.

  1. Ne yanlış?
  2. Doğrusu
  3. Kaynak

Hangi bölümde bir hata var?

Önerin editör incelemesinden geçer, otomatik yayımlanmaz. E-posta adresin yalnızca bu başvuru için kullanılır.
07

Buradan nereye?

Kültür & Sanat alanındaki tüm profiller →