Kısaca kimdir?
Türkiye’de bilim alanında varlık gösteren kadınlar, ağırlıklı olarak üniversitelerde görev almaktadır. Kadın akademisyen sayısı 2002'de 26 bin 2 iken bu sayı 2020'de yaklaşık 3 kat artışla 76 bin 668'e çıkmıştır. 8 bin 889 kadın profesör, 6 bin 514 kadın doçent, 17 bin 698 kadın ise doktora öğretim üyesi unvanıyla akademisyen olarak görev yapmaktadır.
Tarihin başlangıcından beri “bilim” ve “kadın” sözcüklerinin birlikte kullanımı herkes tarafından yadırganmıştır. Kadınların ancak yüzlerce yıl süren çabaları ve hak arama mücadeleleri sonucu eğitime ulaşmaları mümkün olabilmiştir. 21. yüzyılın başlarında kadınlar, dünyanın pek çok yerinde erkeklerle eşit koşullarda eğitim alabilmeye ve bilime katkı sunmaya başlayabilmişlerdir. Az gelişmiş ülkelerdeki eşitsizlikler ve problemler hala sürmeye devam etmektedir.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Türkiye'de kadının yükseköğrenim tarihi
Türk kadını yüksek öğrenim olanağını, ilk defa Meşrutiyet döneminde elde edebilmiştir. Kız öğrencilerine yönelik dersler ilk kez, İstanbul Darülfünununda 5 Şubat 1914 tarihinde verilmeye başlanmıştır. Kadınların sanat alanında yüksek öğretim almaları 14 Kasım 1914 tarihinde İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin açılması ile başlayabilmiştir. Bu dönemde kız öğrenciler, ilk defa Dârülelhân'a (konservatuvar) devam hakkını kazanmışlardır. Bu dönemde kızların yüksek öğrenim almaları esnasında kayda değer diğer bir olay, ilk kez karma eğitimin başlamasıdır. Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile Türk kadınları, aralarında en gelişmiş ülkelerin de bulunduğu pek çok ülkenin kadınlarından önce yasal haklarını elde etmişlerdir. 31 Mayıs 1933 tarihinde “İstanbul Darülfünunu’nun Yürürlükten Kaldırılması ve Milli Eğitim Bakanlığınca Yeni Bir Üniversite Kurulmasına İlişkin Kanun” kabul edilmiştir ve bundan sonra kadınların üniversitenin her bölümüne girmeleri teşvik edilmiştir.
Türkiye'deki kadınların doktora eğitimi yapmayı tercih ettikleri alanların başında Sağlık Bilimleri gelmektedir. Ayrıca kadınların dünya genelinde en az tercih ettikleri alan olan, Mühendislik Bilimleri alanında, Türk kadınlarının oranının, AB Ülkelerindeki oranın çok üzerindedir.
02.2Türk bilim kadınları
- 1891-1952Safiye Ali Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın tıp doktoru ve tıp eğitimcisidir
- 1899-1995Müfide Küley İlk Kadın Klinik Profesörü, İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kliniği Gastroenteroloji Bölümü kurucusudur
- 1902-1993Hatice Bodur
- 1906-1987Kâmile Şevki Mutlu Türkiye'nin ilk kadın patoloğu olarak 1945'te Ankara Üniversitesine bağlı olarak kurulan Tıp Fakültesinde, Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünü ve Enstitüsünü kurmuştur
- 1909-1987Fatma Perihan Çambel 1947 yılında Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumunun kuruluşuna öncülük etmiştir
- 1920-2015Asuman Baytop Farmakognozi alanında akademik derece alan ilk Türk kadınıdır. Türkiye florasının keşfedilmesinde önemli rol oynamış ilk Türk kadın botanikçilerindendir
- 1930-2019Ayhan Okçuoğlu Çavdar Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra, aynı üniversitede Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kürsüsünde ihtisas yapmıştır
- 1935-2009Türkan Saylan Çalışmaları sayesinde 15 yıl içinde Türkiye'de cüzzam hastalığı tamamen bitmiştir. Uluslararası Lepra Birliği’nin (ILU) kurucu üyesi ve Avrupa Dermato -Veneroloji Akademisinin ve Uluslararası Lepra Derneğinin de üyesi olmuştur
- 1884-1964Halide Edip Adıvar Türk yazar ve siyasetçi
- 1908-1985Afet İnan Türk sosyolog
- 1910-1987Behice Boran Türk siyasetçi ve sosyolog
- 1914-2001Jale İnan Türk arkeolog
- 1916-2014Halet Çambel
- Feryal Özel (1975-) Tarihin ilk kara delik fotoğrafını çeken ekipte yer almıştır. NASA Astrofizik Komitesi Başkanı olarak görev yapmaktadır
- 1914Muazzez İlmiye Çığ Türk sümerolog
- 1985Canan Dağdeviren 10 saniyede cilt kanserini teşhis eden dövme benzeri bir cihaz geliştirmiştir. Ayrıca Harvard Üniversitesi Genç Akademi üyeliği bulunan ilk Türk'tür
- 1985Naşide Gözde Durmuş Kanserin erken teşhisi üzerine yaptığı çalışmalar ile adını duyurmuştur. MIT tarafından "tıpta çığır açan lider" olarak tanımlanmıştır
- 1967Özlem Türeci Koronavirüs aşısını geliştiren BionTech'i eşi Uğur Şahin ile birlikte kumuştur. Dünyanın sayılı kanser araştırmalarını yönetmektedir
- 1976Burcu Özsoy Antarktikaya giden ilk Türk kadın bilim insanıdır. Araştırmaları Mars konulu uzay çalışmalarına da ışık tutmaktadır
- 1948-2007Engin Arık Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de Türk bilim insanlarının da çalışması için bir ekip yönetmiştir. Türkiye’nin toryum elementi açısından zengin olduğunu savunmuştur, bu elementin nükleer santrallerde kullanılması için çalışmıştır
- 1902-1992Remziye Hisar Anadolu’da ve Bakü’de öğretmenlik yapmıştır. Ardından Nobel ödülünü alan ilk kadın Madam Curie’nin öğrencisi olmuştur. Curie’nin asistanlık teklifini reddedip Türkiye’ye dönmüştür. İTÜ ve İÜ’de çalışmalar yapmıştır
- 1910-2003Hatice Nüzhet Gökdoğan 1936’da İTÜ’nin ilk kadın akademisyeni olmuştur. Gökdoğan’ın İstanbul Üniversitesi’nde tamamladığı tez, üniversitede yapılan ilk tez olduğu için 1 numara ile kaydedilmiştir
- 1926-2012Dilhan Eryurt 1973 yılında ODTÜ Fizik Bölüm
02.3Türkiye'de akademide cinsiyet eşit(siz)liği
Türkiye’de ve hatta dünyada akademik çalışmalar yürütmek ve akademik hiyerarşi içerisinde yükselmek belli birtakım şartlara bağlı olup bu şartlar cinsiyet farkı olmaksızın tüm akademisyenleri zaman zaman zorlayabilmektedir. Ancak pratikte bakıldığında kadın akademisyen ve akademisyen adaylarının erkeklere göre bazı farklı sorunlara maruz kaldıkları açık bir gerçektir. Kadının kamusal alandan ziyade özel alanda kalmasını savunanların sayısı azımsanamayacak seviyededir. Kadını ikinci plana atan bu düşünce yapısı nedeniyle kadınlar sadece akademide değil tüm sektörlerde çalışma ve ilerleme konusunda erkek rakiplerine göre dezavantajlı konuma düşmekte çalıştıkları alanın gerekliliklerini yerine getirme çabasına ek olarak toplumun kendilerine yüklediği misyonun gerekliliklerini de yerine getirme gayretine düşmektedirler. Tüm bunların üzerine bir de mobbing ve taciz vakaları eklendiğinde kadınların akademide ve tüm diğer sektörlerde tutunabilme ve yükselebilme şansları oldukça azalmaktadır.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Türk bilim kadınları hayat hikâyesinde anıyor Asuman Baytop
“• Asuman Baytop (1920-2015) Farmakognozi alanında akademik derece alan ilk Türk kadınıdır.”
-
Türk bilim kadınları hayat hikâyesinde anıyor Behice Boran
“• Behice Boran (1910-1987) Türk siyasetçi ve sosyolog.”
-
Türk bilim kadınları hayat hikâyesinde anıyor Canan Dağdeviren
“• Canan Dağdeviren (1985) 10 saniyede cilt kanserini teşhis eden dövme benzeri bir cihaz geliştirmiştir.”
-
Türk bilim kadınları hayat hikâyesinde anıyor Dilhan Eryurt
“• Dilhan Eryurt (1926-2012) 1973 yılında ODTÜ Fizik Bölüm Türkiye’de ve hatta dünyada akademik çalışmalar yürütmek ve akademik hiyerarşi içerisinde yükselmek belli birtakım şartlar...”
-
Türk bilim kadınları hayat hikâyesinde anıyor Engin Arık
“• Engin Arık (1948-2007) Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de Türk bilim insanlarının da çalışması için bir ekip yönetmiştir.”
-
Türk bilim kadınları hayat hikâyesinde anıyor Feryal Özel
“• Halet Çambel (1916-2014) • Feryal Özel (1975-) Tarihin ilk kara delik fotoğrafını çeken ekipte yer almıştır.”
-
Türk bilim kadınları hayat hikâyesinde anıyor Halet Çambel
“• Halet Çambel (1916-2014) • Feryal Özel (1975-) Tarihin ilk kara delik fotoğrafını çeken ekipte yer almıştır.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.