Kısaca kimdir?
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri ya da diplomasisi, Osmanlı Devleti'nin diğer devletlerle olan ilişkilerini ifade eder. Osmanlı'nın uluslararası ilişkileri kuruluşundan itibaren yoğun bir çaba gerektirmiştir. Türk egemenlik sahasının bir uç beyliği olarak yabancı unsurlarla sürekli irtibat halindedir. Klasik dönemde üç kıtaya yayılmış bir devlet olarak dış ilişkilerinde gelişme gösterme mecburiyeti görülmüştür.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Yükseliş
- Osmanlı'nın beylik dönemlerinde diplomasi kurumsal bir hal almamıştır. Uzmanlaşmış birimler yoktur. Diplomatik görevleri nişancı yürütmektedir. 1453'te İstanbul'un fethi ile bütün Akdeniz havzası ile düzenli diplomatik ilişkilerin başladığı söylenebilir. J.C. Hurewitz, İstanbul'un fethedildiği ve akabinde ikamet elçilerinin kabul edildiği 1453'ten, imparatorluğun yıkıldığı 1923'e kadar süren dönemdeki diplomasiyi dört dönemde inceler
- 1453'ten 1699'a, Karlofça Antlaşması'nın imzalanmasına kadar süren dönem
- 1699'dan 1793'e, ilk ikamet elçiliğinin açıldığı ve böylece sürekli diplomasiye geçilmesine kadar süren dönem
- 1793'ten 1821'e, ikamet elçiliklerinin çalışmalarına ara vermesine kadar süren dönem
- İkamet elçiliklerinin yeniden açıldığı 19. yüzyıl ortalarından, 1923'te cumhuriyetin ilanına kadar süren dönem
- İlk dönemlerde kurucu Osman Bey, Bizans İmparatorluğu aleyhine genişlemeyi sürdürürken, Bizans tekfurları arasındaki güç mücadelelerinden yararlanmayı başarmıştır. Kimi zaman Osmanlı Sultanları Bizans imparatorları ile benzer ittifaklar yapmış, özellikle Balkanlar'da Sırp, Bulgar ve yerel Rum despotlarıyla savaşlarında askeri destek sağlamışlardır. Böylece yeni topraklar kazanmışlardır
- İlk yüz elli yılda çok hızlı biçimde genişleyen devlet, 1450'lerde imparatorluk haline gelmişti. Bu zamana dek nişancı uluslararası ilişkilerde görevliyken, daha sonraki yüzyıl içinde reisülküttap öne çıkmıştır. Reisülküttap'ın diplomasinin yürütülmesiyle ilgili diğer ülkelere gönderilecek namelerin hazırlanması, alınan namelerin tercüme ettirilmesi, Osmanlı ülkesine gelen yabancı elçilerle ilgili izin belgelerinin hazırlanması, bu elçilerin yol ve konaklamalarıyla ilgili düzenlemeler yapılması, ahidnamelerin saklanması, gerekli durumlarda ahitnamelerle ilgili bilgi verilmesi gibi görevleri vardı. 18. yüzyılda reisülküttap'a bağlı olarak çalışan Divan-ı Hümayun kalemlerinden: Beylikçi, Mektubi, Amedi kalemleri ile Divan-ı Hümayun Tercümanlığı yardımcı görevliler olarak sayılabilir
- 1606Osmanlı'da ilk kalıcı elçilik 18 Nisan 1453 Osmanlı-Venedik Antlaşması'yla kurulması kararlaştırılan ve aynı yıl faaliyete geçen Venedik Elçiliği'dir. Daha sonra 1535'te Fransa, 1583'te İngiltere ve 1612'de Hollanda ikamet elçilikleri açılmıştır. 16. yüzyılda diğer tüm devletlere karşı baskın olan Osmanlı, 17. yüzyılda itibaren daha anlayışlı bir diplomasi yürütmüştür. Zitvatorok Antlaşması'nda ilişkileri daha eşitlikçi bir temelde yürütmeyi kabul ettikleri ortaya çıkmıştır. Vasvar Antlaşması (1664), Osmanlıların Batılı diplomatik teamülleri gün geçtikçe daha çok benimsediğini göstermesi açısından da önemlidir
02.2Batı'da Türk imajı (Türkokratia) ve diplomatik ilişkiler
Yunan tarih yazımında Osmanlı egemenliği altındaki dönem, Türkokratia (Yunanca: Τουρκοκρατία, Türkçe: Türk yönetimi) olarak adlandırılır. Bu kavram, yalnızca siyasal bir dönem tanımı olmaktan öte, Batı dünyasının Osmanlı'ya ve Türk kimliğine yönelik algısının da bir yansıması hâline gelmiştir. Avrupa tarihçiliğinde, özellikle 15. ve 17. yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu "Doğu tehdidi" veya "İslâmın askeri yüzü" olarak tasvir edilmiştir. Buna karşın modern tarihçiler (örneğin İlber Ortaylı, Halil İnalcık) Türkokratia kavramının aynı zamanda Batı'nın Osmanlı'daki idari düzen, hoşgörü ve kurumlaşma düzeyine duyduğu hayranlığı da yansıttığını belirtir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa ile diplomatik ilişkileri, 16. yüzyıldan itibaren karşılıklı çıkar temelli bir yapıya kavuşmuştur. Bu dönemde, Habsburg İmparatorluğu'nun Avrupa’daki gücüne karşı Fransa Kralı I. François ile Kanuni Sultan Süleyman (I. Süleyman) arasında 1536 yılında imzalanan Osmanlı-Fransa ittifakı, Avrupa siyasetinde köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Bu ittifak ile birlikte Osmanlı donanması, 1543-1544 yıllarında Toulon Limanı'nda kışlamış; bu olay, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa güç dengelerinde belirleyici bir aktör olarak kabul edilmesini sağlamıştır.
Avrupa'daki Osmanlı imajı, hem korku hem de saygı unsurlarını içinde barındırıyordu. Batı'da Osmanlı; askeri disiplini, merkezi bürokrasisi, vergi sistemi ve donanma gücüyle "Doğulu despotizm" kalıplarını kıran bir devlet olarak anılırken, aynı zamanda Katolik Avrupa için sürekli bir tehdit olarak algılanmıştır. Ancak özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda, Osmanlı elçilerinin Avrupa saraylarında bulunması, Lale Devri ile birlikte Batı modasının İstanbul'a girişi, karşılıklı diplomatik temsilciliklerin kurulması gibi gelişmeler iki dünya arasındaki algı farkını önemli ölçüde azaltmıştır.
Türkokratia kavramı, bu bağlamda yalnızca Yunan halkının Osmanlı yönetimi altındaki tarihsel hafızasını değil, aynı zamanda Batı Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu'nu "öteki" olarak tanımlama biçimini de ifade eder. Bu dönemin hem ideolojik hem de diplomatik etkileri, Doğu Sorunu'nun ortaya çıkışına ve 19. yüzyıl Avrupa diplomasisinin şekillenmesine kadar uzanmıştır.
02.3Duraklama ve Gerileme
1699'daki Karlofça Antlaşması'na kadar Osmanlı Devleti uluslararası ilişkilerinde hakim taraftı. Koşullar buyuruyor, antlaşmaların hamisi oluyordu. Bir lütuf olarak imzalanan barış antlaşmaları ahitname türündeydi. Bu ahitnameler, İslam'ın verdiği diğer dinden olanları cezalandırma yetkisini "aman" vermek tarzında geçici olarak durdurulması idi. 17. yüzyıldan sonra gaza ve fetih ülküsü terk edilmek ve mevcut toprakları korumak durumunda kalınmıştır. Köprülü ailesine mensup sadrazamlar, başarılı icraatlarıyla iç sorunların belli oranda üstesinden gelinmesini, dışarıda ise prestij ve gücün göreli olarak artması dönemidir.
Karlofça Antlaşması'ndan sonra dış politikada daha barışçıl bir tutum edinilmiştir. 18. yüzyılda Avrupalı güçler ile 1718–1736, 1739–1768, 1774–1787 ve 1792–1798 tarihleri arasında uzun süreli barış dönemleri görülmüştür. 28 Mehmet Çelebi, batıya “alıcı gözle bakan” ilk Osmanlı elçisidir. 18. yüzyılın sonunda bir gaza devleti olmaktan çok, korumacı politikalara yönelinir. Artık Avrupa Osmanlı'ya tehdit olmaya başlamıştır. Ahmet Cevdet Paşa, Polonya'nın 1793'te işgal edilmesi haberi geldiğinde: “Bundan ibret alınarak gerekli düzenin yerine getirilmesine bir kat daha aşırı derecede yapışmak lazım geldiğininin” düşünüldüğünü belirtmektedir.
Fransız Devrimi milliyetçiliği tetiklemiş ve imparatorluk içindeki milletleri hareketlendirmiştir. Millet bilinci uyanan halklar ayaklanmaya başlamıştır. Sırp ve Yunan ayaklanmaları bunun göstergesidir. Zaten dış politikada zor durumda olan devlet, bir de içeriden darbeler almaya başlamıştır. 18. yüzyılda Avrupa'da Osmanlı Devleti'ni bölüşme planları yapmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti artık korkulan bir tehditten çok "doğu sorunu" olarak anılmaktadır.
18. Yüzyıl sonunda Londra, Paris, Berlin ve Viyana'da kalıcı elçilikler açıldı. II. Mahmut, 11 Mart 1836'da yayınladığı hatt-ı hümayunla Sadaret Kethüdalığı'nı Umur-u Mülkiyye (daha sonra Dâhiliye) Nezareti'ne, Reisülküttaplığı da Hariciye Nezareti'ne dönüştürdü. 1832'den beri Reisülküttaplık görevini yürüten Mehmet Akif Efendi, ilk Hariciye Nazırı olarak atandı.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri hayat hikâyesinde anıyor Halil İnalcık
“Buna karşın modern tarihçiler (örneğin İlber Ortaylı, Halil İnalcık) Türkokratia kavramının aynı zamanda Batı'nın Osmanlı'daki idari düzen, hoşgörü ve kurumlaşma düzeyine duyduğu h...”
-
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri hayat hikâyesinde anıyor İlber Ortaylı
“Buna karşın modern tarihçiler (örneğin İlber Ortaylı, Halil İnalcık) Türkokratia kavramının aynı zamanda Batı'nın Osmanlı'daki idari düzen, hoşgörü ve kurumlaşma düzeyine duyduğu h...”
-
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri hayat hikâyesinde anıyor İstanbul'un Fethi
“1453'te İstanbul'un fethi ile bütün Akdeniz havzası ile düzenli diplomatik ilişkilerin başladığı söylenebilir.”
-
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri hayat hikâyesinde anıyor Osmanlı donanması
“Bu ittifak ile birlikte Osmanlı donanması, 1543-1544 yıllarında Toulon Limanı'nda kışlamış; bu olay, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa güç dengelerinde belirleyici bir aktör olarak...”
-
Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri kendi hikâyesinde anılıyor Drakozade Mihal Suço
“Ailesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkilerinde ve Balkan eyaletlerinin yönetiminde uzun yıllar kilit roller üstlenmiştir.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.