Kısaca kimdir?
Mehmed Uzun (1953, Siverek - 11 Ekim 2007, Diyarbakır), Türkiye Kürdü yazardır.
Kürt dilinin yasak olduğu bir dönemde, birçok Kürt yazarın aksine egemen dilde değil ana dilinde yazmayı tercih etmiştir. Özellikle, zayıf olan Kürtçe yazı dilini geliştirmek, ortak bir yazınsal dil oluşturmak ve Kürt hikâye anlatım geleneğini canlandırmaya yönelik yaptığı çalışmalarla modern Kürt edebiyatında kurucu bir role sahiptir.
Kürt edebiyatı alanındaki çalışmaları nedeniyle, dönemin siyasi rejimi tarafından defalarca Türklüğe hakaret, bölücülük ve terörizme destek gerekçeleri ile suçlanan yazar, uzun süre sürgünde yaşamış ve yalnızca hayatının son yıllarında Türkiye'ye geri dönebilmiştir.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1İlk yılları
1953 yılında, Viranşehir kökenli bir aşiret ailesinin çocuğu olarak Siverek'te doğdu. Anne tarafı Zaza, baba tarafı Kurmanç kökenlidir. Babası koyun tüccarı olan Mehmed'in, beş kardeşi daha vardı. Küçük yaşlarında ailesinden duyduğu sözlü anlatım örnekleri, edebi sanatının temelini oluşturmuştur. İleride yazacağı romanların kökü, bu çocukluk anılarından beslenmiştir.
Benim kişisel serüvenimin birkaç kısa cümleyle anlatılabilecek özeti şu; Kürtçe konuşulan bir evde doğdum. Yedi yaşıma kadar, yani ilkokula başlayana kadar Türkçe bilmiyordum. Sonradan, tüm eğitim yaşamımın esas dili Türkçe oldu. Kendi anadilimle hiçbir eğitim görmedim. Çünkü müsaade edilmiyordu. On yedi yaşıma kadar kendi anadilimle okuma ve yazmayı hiç bilmiyordum. Şimdi romanlarımı Kürtçe yazıyorum. Deneme ve makalelerimi de Kürtçe, Türkçe, İsveççe yazıyorum. Kürtçe yazmayı ve Kürtçe bir roman dili kurmayı çok zor koşullarda kendi özel çabalarımla öğrendim.
“Geniş aşiret evimizde konuşulan dil Kürtçeydi. Sayılmayacak kadar çok amca, teyze, hala, dayı ve yakın akrabalarım hep Kürtçe, Kürtçenin iki lehçesi Kurmanci ve Dimili, konuşuyordu. Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda. Onlar hâlâ zaman zaman geceleri çalışma odamın penceresine gelerek bana göz kırpıyorlar. Babamın işlemeli, uzun “bilur”u ile çalarak söylediği “Memê Alan”, “Cembeliye Hekkare û Binevşa Nann”, “Siyabend û Xece” ve diğer destanlar, bugün de, kendimi iyi hissetmediğim zamanlar, gelip bana yardımcı oluyorlar.”
7 yaşında, Şair İbrahim Rafet İlkokulu'na başlamasıyla birlikte Türkçeyle tanışır. Eğitim dili Türkçe olduğu için derslerde zorlanır ve okulu bırakır. Lakin, ailesinin ısrarıyla yeniden derslere devam eder. Okuma ve yazma dili tamamen Türkçe olduğu için anadili arka planda kalır. Beşinci sınıftayken Şair İbrahim Rafet İlkokulu'ndan kovulmuş ve Atatürk İlkokulu'na başlamıştır.
Söylemem gereken sadece şu; kim olmadığımı söylemek, kim olduğumu izah etmemin en kolay yolu. İsmim, Mehmed. Soyadım, Uzun. Doğum tarihim, 01.01.1953. Herkes beni böyle biliyor. Tüm kitaplarımda, denemelerimin yayınlandığı dergi ve gazetlerde, kitaplarımın yayınlandığı ülkelerdeki kitap kapaklarında bu bilgiler var. Kimlik kartlarımda, pasaportlarımda, başka işlemlerde böyle yazıyor. Her yerde benim kim olduğumu anlatan bilgiler bunlar. Ama bunların hiçbiri gerçek değil; ismim Mehmed değil, soyadım Uzun değil, doğum tarihim bu rakamlar değil.
12 Mart Muhtırası sonrasında, 3 Mart 1972'de, solculara destek verdiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Tutuklandıktan sonra, 28 kişi ile birlikte Diyarbakır Askerî Cezaevi'ne sevk edildi. Kürtçe okuma ve yazmayı da burada, Musa Anter ve kuzeni Ferit Uzun'un yardımıyla öğrendi. Diyarbakır'ın ardından Mamak Askerî Cezaevi'ne gönderildi.
“Diyarbakır Askeri Cezaevi benim ilk üniversitem oldu, burada Musa Anter ve Ferit Uzun'un, ki sonradan ikisi de öldürüldü, yardımlarıyla kendi dilimle okuyup yazmayı öğrendim.
Ben orada kendi kültür mirasımla ilişkiye geçtim. [...] İş
02.2Sürgün dönemi
Yazarlığım, varlığım sürgün geleneğine çok fazla bağlı. Aidiyetlerimin en önemlilerinden biri de budur; ben sürgün edebiyatına ait bir yazarım. Ve o sürgün geleneği ile benim kişisel deneyimlerim olmasaydı orada mümkün değil bu yazarlık kurulmayacaktı.
İsveç'e yerleştikten sonra çalışmalarına devam eden Uzun, bir süre Dagens Nyheter ve Aftonbladet gibi gazetelerde, 1979'dan itibaren ise Rızgariya Kurdistan (Kürdistan'ın Özgürlüğü), Kurmanci, Berbang (Şafak) ve Paris Kürt Enstitüsü'nün yayınladığı Hêvî (Umut) gibi Kürtçe yayın yapan dergilerde yazarlık yaptı. M. Ferzende Baran takma adıyla yazdığı şiir ve yazılar hem bu dergilerde hem de Kurdistan Press gazetesinde yayınlandı. Mahmut Baksi ve Şerefhan Ciziri gibi yazarların da katkı sunduğu siyaset ve kültür dergisi olan Rizgarîya Kurdistan, 1982 yılına kadar toplam 11 sayı yayınlandı. Uzun, bu derginin her sayısının sonunda yayımlanmamış bir şiirine de yer veriyordu. Tüm şiirlerini ileride yayınlamak üzere Hêviya Şehîdan (Şehitlerin Umudu) isimli bir dosyada toplasa da hiçbir zaman yayınlayamamıştır. Kürtçenin yanı sıra, 1989-92 yılları arasında İsveççe yayınlanan 90-tal isimli edebiyat dergisinde yazarlık yaptı. Uzun, daha çok Kürtçe üzerine yoğunlaşsa da, kendini İsveççe ve Türkçeden soyutlamaz. Her üç dilde yürüttüğü çalışmalarıyla çokkültürlü bir yazarlıği tercih eder. Tek bir aidiyetten uzak olan yazar, kendi deyimiyle sürgünü avantaja dönüştürür. İlk çalışması anadilinde bir roman yazmak olur. Lâkin, Kürtçe herhangi bir dilbilgisi kaynağı ve yeterli edebi yayın bulunmadığı için önce bir yazı dili kurmak zorunda kalır. Sen'i yazdığı sırada, edebi dilinin yetersiz olduğunu düşünüp, Irak ve Suriye'yi dolaşarak Kürtçesini geliştirir. Seyahati sırasında eski Kürt metinlerini inceleme fırsatı da bulan yazar, böylece Kürtçenin birkaç lehçesini aynı çatıda birleştirerek kendine özgü bir roman dili geliştirir. Oluşturduğu bu edebi dil, Kürt klasik edebiyatı, günlük konuşma dili ve dengbêjlik geleneğinden beslenen modernize edilmiş bir dildir. Bu yüzden yalnızca 1985'te yayınlar Sen'i. Takiben yayınladığı Yaşlı Rind'in Ölümü, Yitik Bir Aşkın Gölgesinde ve Abdalın Bir Günü gibi romanlarının ortak teması, savaş, sürgün, tehcir, baş kaldırı ve Kürtlerin maruz kaldığı haksızlıklardır. Eserleriyle, bastırılmış Kürt insanının sesi olmaya odaklanmış yazarın yarattığı kahramanlar, genelde halkının özgürlüğü ve refahı için uğraşan vatansever Kürt aydınlarıdır. Bu bağlamda, Uzun'un melez kimliğinin tezahürü olarak ortaya çıkan romanları, ister Türkiye isterse de Kürt toplumunun içinde, halka dikte edilen Kürt kimliğinin toplumsal sınırlarına karşı bir direniş olarak değerlendirilir. Böylece, Kürtçe, etnik dil olmaktan kurtulup, bir direniş aracı hâline geliyor.
1991'de, İngiliz yazar Harold Pinter'ın Dağ Dili oyununu Zimanê Çiya başlığıyla Kürtçeye çeviren Uzun, ertesi sene Fırat Ceweri öncülüğünde çıkan Kürtçe edebiyat dergisi Nûdem (Yeni zaman) için yazılar yazar ve bazı romanları burada tefrika hâlinde ya
02.3Türkiye'de yargılanması
Kitapları Türkiye'de yayınlandıktan sonra defalarca yargılandı. 16 Ocak 2000 tarihinde, Diyarbakır'da düzenlenen Kürt Edebiyat Semineri'nde yaptığı konuşma nedeniyle "halkı ayrımcılığa teşvik" suçundan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde hakkında dava açıldı ve gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 8/1. maddesi gereği, 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istenen Uzun, savunma metninde "Benim görevim bölücülük yapmak değil, birleştirici olmaktır. Bölücülüğü sadece bir aptallık olarak değil; aynı zamanda tehlikeli bir düşünce olarak da görüyorum." ifadelerine yer verdi. Yazar, Mehmed Uzun'la Dayanışma Komitesi üyelerinin de bulunduğu, 19 Nisan 2002 günü yapılan duruşmada beraat etti. 4 Şubat 2000'de kitaplarının 7 tanesi, Diyarbakır 4 no'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 2000/39 sayılı kararıyla yasaklanmış ve toplatılmıştır. Olayın bir yıl öncesinde dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Türkiye'nin AB üyeliği adaylığının onaylanmasının ardından İsveç'e yaptığı seferde, adaylık konusundaki kararlılığının göstergesi olarak, İsveç Dışişleri Bakanı Anna Lindh'e Uzun'un Kürtçe basılmış üç kitabını hediye etmesi çelişkili politika olarak değerlendirilmiş ve üyelik sürecini kötü etkilemiştir. Yine, Nar Çiçekleri, Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık, Bir Dil Yaratmak ve Kürt Edebiyatına Giriş kitapları 2001'de yasaklanmış, önce Diyarbakır'da toplatılan Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık romanı dolayısıyla, 6 no'lu İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce "terör örgütüne yardım ve yataklıktan" TCK'nın 169. maddesiyle yargılanmıştır. Olay, uluslararası düzeyde ses getirmiş ve protesto edilmiştir. 4 Nisan 2001 günü yapılan ilk duruşmada hem yazar hem de yayıncı Hasan Öztoprak beraat etti. Kararın verilmesinde İsveç hükümeti, özellikle de Dışişleri Bakanı Anna Lindh .ve Kültür Bakanı Marita Ulvskog'ın eleştirel tutumu etkili oldu. Yaşar Kemal davayı "utanç verici" olarak nitelendirirken, Mehmed Uzun beraat etmesinin ardından "Bu kararı ümitle bekliyordum. Sadece kendi hesabıma değil, Türkiye hesabına bekliyordum. Umarım bu karar, demokratikleşmenin, edebiyat ve sözün mutlak serbestliğinin önünü açar." şeklinde konuştu. Yabancı basın mensuplarının da ilgiyle takip ettiği duruşmayı, Uluslararası Adalet Divanı eski savcısı Eric Östberg, PEN üyeleri ve Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Zülfü Livaneli ve Yılmaz Erdoğan gibi sanatçılar da izledi. Aynı yıl Mayıs ayında Türkiye Yayıncılar Birliği'nin verdiği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülüne layık görüldü.
02.4Ölümü
Mayıs 2006'da mide kanseri teşhisi konulan yazar, bir müddet Stockholm'daki Karolinska Enstitüsü Hastanesi'nde tedavi aldıktan sonra 13 Temmuz'da Diyarbakır'a geldi. "Ben buraya ölmek için değil, yaşamak için geldim." diyen Uzun, tedavisine Özel Veni Vidi Hastanesi'nde devam etti. Bu sırada "Hêviya Auerbach" (Auerbach'ın Umudu) adını verdiği romanın taslağını oluşturmaya başladı. Lâkin, bu ve yazmayı planladığı diğer romanları yazamadan, 11 Ekim 2007'de, Dicle Üniversitesi Hastanesi'nde öldü. 13 Ekim günü Diyarbakır Ulu Camii'nde kılınan cenaze namazı ardından, yazarın vasiyeti üzerine, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk ve Osman Baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından Mardinkapı Mezarlığı'na defnedildi.
Üretimleri
Hêz û Bedewiya Pênûsê (Kalemin Gücü ve Görkemi) - Deneme. İlk baskı: Nûjen Yayınları, .
Mirina Egîdekî (Bir Yiğidin Destanı) - Destan-Ağıt. İlk baskı: . (İthaki Yayınları)
Ziman û Roman (Dil ve Roman) - Söyleşi. İlk baskı: . (Avesta Yayınları)
Dengbêjlerim - Deneme. İlk baskı: . (İthaki Yayınları)
Diclenin Sesi II - Dicle'nin Sürgünleri - Roman. İlk baskı: . (Sel Yayıncılık)
Ruhun Gökkuşağı - Anlatı. İlk baskı: . (İthaki Yayınları)
Küllerinden Doğan Dil ve Roman - Söyleşi. İlk baskı: . (İthaki Yayınları)
Bir Romanın Hatıra Defteri - Günlük. İlk baskı: . (İthaki Yayınları)
Hakkında yazılanlar
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor Ahmet Türk
“13 Ekim günü Diyarbakır Ulu Camii'nde kılınan cenaze namazı ardından, yazarın vasiyeti üzerine, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk ve Osman...”
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor Devlet güvenlik mahkemesi
“16 Ocak 2000 tarihinde, Diyarbakır'da düzenlenen Kürt Edebiyat Semineri'nde yaptığı konuşma nedeniyle "halkı ayrımcılığa teşvik" suçundan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde h...”
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor İsmail Cem
“Olayın bir yıl öncesinde dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Türkiye'nin AB üyeliği adaylığının onaylanmasının ardından İsveç'e yaptığı seferde, adaylık konusundaki kararlılığı...”
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor Mahmut Baksi
“Mahmut Baksi ve Şerefhan Ciziri gibi yazarların da katkı sunduğu siyaset ve kültür dergisi olan Rizgarîya Kurdistan, 1982 yılına kadar toplam 11 sayı yayınlandı.”
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor Orhan Pamuk
“Yabancı basın mensuplarının da ilgiyle takip ettiği duruşmayı, Uluslararası Adalet Divanı eski savcısı Eric Östberg, PEN üyeleri ve Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Zülfü Livaneli ve Yılm...”
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor Osman Baydemir
“13 Ekim günü Diyarbakır Ulu Camii'nde kılınan cenaze namazı ardından, yazarın vasiyeti üzerine, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk ve Osman...”
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor Şerafettin Elçi
“13 Ekim günü Diyarbakır Ulu Camii'nde kılınan cenaze namazı ardından, yazarın vasiyeti üzerine, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk ve Osman...”
-
Mehmed Uzun hayat hikâyesinde anıyor Yaşar Kemal
“Yaşar Kemal davayı "utanç verici" olarak nitelendirirken, Mehmed Uzun beraat etmesinin ardından "Bu kararı ümitle bekliyordum.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.