Kısaca kimdir?
Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.
II. Abdülhamid (Osmanlıca: عبد الحميد ثانی, romanize: Abdü'l-Ḥamīd-i sânî; 21 Eylül 1842 - 10 Şubat 1918), Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. padişahı, 113. İslam halifesi ve çöküş sürecindeki devlette mutlak hâkimiyet sağlayan son padişahtır. Tahtta kaldığı "Hamidiye Dönemi" diye bilinen yıllarda imparatorluk, dağılma dönemini yaşadı; başta kısa süreli ilan ettiği I. Meşrutiyet ve Kânûn-ı Esâsî ile gelen bir özgürlük dönemine, Balkanlar olmak üzere çeşitli bölgelerde çıkan isyanlara ve Rus İmparatorluğu'na karşı kaybedilen 93 Harbi'ne, kapatılan parlamentoya, pek çok siyasi olaya, "İstibdat Dönemi" de denen ve basın da dâhil çeşitli alanlardaki baskı ve sansür dönemine, sonrasında yine kendisinin ilan etmek zorunda kaldığı II. Meşrutiyet'e, 31 Mart Ayaklanması'na ve kendisinin dağılmayı engelleme başarısına ulaşamayan eğitim, ulaşım ve askeri alandaki reform girişimlerine tanıklık etti. Devrinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1.592.806 km² toprak ile en çok toprak kaybeden padişahlarından biri oldu. 31 Ağustos 1876'da tahta çıktı ve 31 Mart Vakası'ndan kısa bir süre sonra, 27 Nisan 1909'da, tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti. Meşrutiyet yanlısı Yeni Osmanlılar ile yaptığı anlaşma ve diğer yandan Tersane Konferansı'nda toplanacak büyük güçlerden gelecek baskıları engelleme amaçlı Tersane Konferansı'nın başlamasıyla aynı gün 23 Aralık 1876'da ilk Osmanlı anayasasını ilan etti ve böylece ülkenin demokratikleşme sürecini destekleyeceğini belirtmiş oldu. 93 Harbi'nde yenilen Osmanlı'nın sultanı II. Abdülhamid, meclisin yanlış kararlar aldığını iddia ederek 14 Şubat 1878'de bu harbin sonuna doğru meclisi feshetti.[J]
Osmanlı İmparatorluğu'nun modernleşmesine yönelik çabalar II. Abdülhamid tarafından devam ettirildi. Bürokraside yapılan reformların yanı sıra Bağdat Demiryolu ve Hicaz Demiryolu'nun inşası gibi projeler bu dönemde yapıldı. Bu demiryolları ve telgraf sistemleri Alman firmalar tarafından geliştirildi. Bu dönemin reformlarında eğitime geniş yer ayrıldı: hukuk, sanat, ticaret, inşaat mühendisliği, veteriner, gümrük, tarım ve dil okulları dahil olmak üzere birçok mesleki okul kuruldu. İmparatorluk genelinde ilk, orta ve askerî okullardan oluşan eğitim ağını genişletti. Osmanlı İmparatorluğu'nun bu dönemlerdeki batık ekonomisi Abdülhamid'in saltanatının ilk yıllarında Düyûn-ı Umûmiye'nin ve Reji İdaresi'nin kurulmasına yol açtı. Öte yandan iktidarında Düvel-i Muazzama denen büyük güçlerin Karadağ, Sırbistan'dan Tersane Konferansı'na, Girit Meselesi'ne, İlinden İsyanı'na, kadar siyasi pek çok olayda müdâhilliği söz konusu oldu. Devlet yine sürekli iç karışıklık isyanlarla, iç çalkantılarla, ekonomik sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı. Dış politikada denge politikası izledi ama bunun yanında 1880 sonrası İngiltere ve Fransa'daki Osmanlı karşıtı politika değişiklikleri nedeniyle onlarla yakın ilişkiler yerine Almanya ile yakınlık politikası izlemeye çalıştı.
Abdülhamid, müstebit liderliği ve mezalimleri görmezden gelmesi nedeniyle uzun süre gerici bir "Kızıl Sultan" olarak anılmıştır. Başlangıçta, kişisel iktidarının Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasını hızlandırdığı ve dinamik Belle Époque döneminde modernleşmeyi engellediği konusunda fikir birliği vardı. Son değerlendirmeler, eğitim ve kamu hizmetleri projelerinin teşvikini vurgularken, saltanatının Tanzimat reformlarının doruk noktası ve ilerlemesi olduğunu vurgulamaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara gelmesinden bu yana, akademisyenler, Abdülhamid'in kişi kültünde yaşanan canlanmayı, Atatürk'ün modern Türkiye'nin kurucusu olarak yerleşik imajını zedeleme girişimi olarak değerlendirmişlerdir.
Hakkındaki görüşler
—Hakkındaki görüşler
Mehmet Akif Ersoy, Safahat 6. kitap Asım
Özellikle Ermeni isyanlarını bastırırken kullandığı yöntemler nedeniyle Batılı tarihçiler ve muhalifleri tarafından "Kızıl Sultan" diye anılmıştır. Yine bir kısım yerli tarihçiler onu sansür, donanmadaki hataları, özgürlükleri sınırlayıcı istibdat hükümleri, jurnalciliğe destek vermesi, I. Meşrutiyet sırasında meclisi kapatması, Mithad Paşa'yı sürgüne göndermesi, 93 Harbi'nde yanlış sevk ve idaresi, toprak kayıpları gibi nedenlerle eleştirirken diğer taraftan onu savunan taraftarları onu "ulu hakan" gibi yüceltici lakaplarla anarlar. Bu konuda II. Abdülhamid yanında görüş ortaya koyan yazarlardan biri Necip Fazıl Kısakürek'tir. II. Abdülhamid için "Abdülhamid Han" adlı tiyatro eseri yazmıştır. 1965 yılında "Ulu Hakan II. Abdülhamid Han" adlı kitap çıkarmıştır. Bu eserde II. Abdülhamid ülkesi için uğraşan, çalışan, göreve gelir gelmez saray harcamalarını düşüren, sultanların yalnız değil ailesiyle yemek yemesini sağlayan, son derece yumuşak karakterli, sabırlı ama çevresi hainlerle dolu, bunlarla mücadele eden başarılar kazanan ama onların kurbanı olan bir karakter olarak gösterilmektedir. Esere göre kendisinin elinde Selanik'ten yürüyen hareket ordusunun üzerine kendi Hassa Kuvvetleri ile yürüme imkanı varken kan dökülmesin diye bunu bile yapmamıştır.
Kitabın önsözü "...her Büyük Doğu'cu bilir: İkinci Abdülhamid, Türk'ün özü ve temel varlığı yönünden hakkı belli başlı bir zümrece gasbedilmiş muazzam bir kurtarıcılık hüviyetidir ve işte bütün dâva, erdirici mesele, Abdülhamîd'den ziyade bu zümreyi, içyüzüyle, membaı ve mansabıyla her türlü metod ve planıyla tanımaktır. Dâva ve mesele, koca bir tarih ve büyük bir insan hakkına yol açmak gayesinden ibarettir; ve bu hakka yol açmaya savaşanların hiç biri zerre miktarı sultancı ve saltanatçı olamaz" sözleri ile başlayıp "….Türk tarihi ve sahte inkılaplar bilmecesinin anahtar şahsiyeti, Yahudi ve (jön türk) elinde asliyetsizlık ve köksüzlük hareketinin kurbanı Ulu hakan İkinci Abdülhamid hân, dedesi İkinci Mahmud'un yanında, bir gün bu bilmeceyi çözecek nesilleri beklemektedir. Abdülhamid'i anlamak her şeyi anlamak olacaktır" sözleriyle bitmektedir. Bu kitabın çıkışı akabinde bu defa II. Abdülhamid aleyhinde yer alan bir başka yazar Falih Rıfkı Atay "Ulu" adlı bir gazete makalesi ile çıkan kitaba şu sözlerle sert şekilde muhalefet eder: "...Bir padişah ki budalaca kuruntu yüzünden, yirminci yüzyılda; İstanbul'a elektrik sokmaz. Telefon getirtmez. Askere manevra fişeği ile de ateş talimi yaptırmaz. Donanmayı, eğer denize açılırsa, toplarını Yıldız'a çevirip vurabilir diye, ön köprü ile bağlı Haliç'te çürütür. Bir padişah ki okullarda edebiyat dersi okutmaz. Kuru övme dışında tarih dersi verdirmez. Aşk şiirini ve romanını bile yasak eder. Kendi adıdır diye bir sabah uyanıp bütün kısa "a"lı Hamidleri uzun "a"lı Hâmid'e ve veliahdının adıdır diye bütün Reşad adlarını Neşet'e değiştirtir. Otuz üç yıl böyle bir padişahın hükmü altında çöküp giden memlekette 1965'te onu "ulu hakan" diye ananları deneme tavşanı gibi kullanılmak üzere akıl hastanesine yollamaz da ne yaparsınız?..."
Önceleri İttihat ve Terakki Fırkası içinde Abdülhamid'e karşı olan filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı "Sultan Abdülhamid Han'ın Ruhaniyetinden İstimdat" ve Süleyman Nazif, sonradan duymuş oldukları pişmanlıklarını şiirleri ile dile getirmişlerdir. Kızıl Sultan (Le Sultan Rouge) iddiası, Albert Vandal adlı bir Fransız yazar tarafından ortaya atılmıştı. Atılış sebebi, Abdülhamid'in Ermeni isyanlarını bastırtmış olmasıdır. Başta İngilizler ve Fransızlar olmak üzere Ruslar tarafından Avrupa kamuoyunda Abdülhamid'in kan dökücü, zalim bir padişah olduğu yazıldı ve karikatürler çizilmiştir.
Emre Kongar, Abdülhamid döneminde yakılan kitapları listelediği yazısında, "bu sansürün arkasında 'ideolojik bir toplum mühendisliği' amacıyla, din, siyaset, tarih ve edebiyat kitaplarını da kapsayan biçimde yapılan 'düşünce yasaklamaları' ve 'toplumsal manipülasyon' vardır" ifadelerini kullanmaktadır.
İlber Ortaylı, II. Abdülhamid'i özellikle sansür konusunda eleştirmektedir. Ortaylı'ya göre Abdülhamid'in en büyük hatalarından biri donanmadaki hatalarından biri basına uyguladığı sansürdür. Ortaylı'ya göre "...Zaman zaman kendinin de şikâyet ettiği bu kurum, Abdülhamid Han'dan sonra idareyi alan genç kuşağın siyasal bilgisizliğinin başlıca nedenlerinden biridir. Çünkü İmparatorluk'ta gayri Türk milletler bir şekilde yazdılar, okudular, dışarıda basılıp gönderilen gazetelerle yetiştiler. Türklerin okuyacağı doğru dürüst hür gazete bile yoktu..." Yine Ortaylı'ya göre:"... Sansür, dışarıdaki ve içerideki Türk basınına karşı etkili biçimde uygulanıyordu. Doğa bilimleri, felsefe ve filolojide, coğrafyada atılım yapan Osmanlı biliminin, sosyal bilimlerde yerinde saymasında sansürün de payı vardı. İmparatorluk'un genç nesli politik anlayış yönünden dünyanın gerisinde kalmıştı. İstanbul'da ortaoyunu hatta Karagöz'e kadar sansür ve hafiyeliğin etkisi vardı. Ama İstanbul dışına çıkıldığında bu tedbirler zayıflıyordu. Selanik'in aydınları İstanbul'dakinden daha çok nefes alıyordu ama İstanbul boğuluyordu..."
Ortaylı'nın diğer bir eleştirisi de donanmanın geri bırakılması üzerinedir. Balkan Savaşları'nda Yunanların Averof gemisi ile başa çıkılamamasının nedenini Ortaylı II. Abdülhamid'in donanmayı ihmaline bağlamaktadır. 1. Ordu haricinde diğer askerî birlikler ve memurların düzensiz olarak ödenebilen bir sisteme oturtulamayan maaşları, renkli dış politikaya karşın hantal bürokrasi diğer bir eleştiri konusudur. Ancak Ortaylı II. Abdülhamid'in eğitim, sağlık alanındaki reformlarını övmekte, tarafları birbirine oynatan başarılı bir diplomat olup Anadolu, İslam dünyasında genelde sevildiğini, savaşlardan bunalan halkı bir sulh dönemine soktuğunu, Düyun-ı Umumiye'yi kendisi kursa da çaresizliğinden kurduğunu belirtmektedir. Yine Ortaylı'ya göre "II. Abdülhamid, I. Abdülhamid devrinde yaşasa çok daha başka şeyler olabilirdi... O gecikmiş bir Sultan Mahmut Han" şeklinde tanımlamada bulunmaktadır. Ortaylı başka bir yazısında II. Abdülhamid'in ilginç bir kişilik olup, diplomasiyi sevdiğini, öğrendiğini ve dış dünyada takdir gördüğünü, gençliğinden beri borsa ve bankacılık manevralarını iyi öğrendiğini, "Birinci Cihan Harbi boyunca onun diplomasi bilgisi ve taktiklerini İttihat ve Terakki erkânın dinlemekte fayda gördüğünü" Kadınların cenazesinde "Bizi refah içinde yaşatan padişahım, bizleri bırakıp da nereye gidiyorsun?" şeklinde ağladığını belirtmektedir.
Halil İnalcık onunla ilgili "Abdülhamid fikir ve felsefe bakımından da Batı'yı benimseyen bir nesli ortaya çıkarmıştır." ve "Son araştırmalar ortaya koymuştur ki II. Abdülhamid dönemi, siyasette Batı fikirlerine karşı olmakla beraber, kültür ve eğitim alanında büyük atılımların gerçekleştiği bir dönemdir." şeklinde görüş ortaya koymuştur.
Bir diğer tarihçi Manchester Üniversitesi öğretim üyesi Feroze Abdullah Khan Yasamee "Muazzam pratik ihtiyat ve gücün temelleri için bir içgüdü ile bir arada tutulan kararlılık ve çekingenliğin, içgörü ve fantezinin çarpıcı bir karışımıydı. Sıklıkla hafife alındı. Siciline bakılırsa, müthiş bir yerli politikacı ve etkili bir diplomattı." şeklinde görüş beyan etmekteydi.
Bununla birlikte onun döneminde Osmanlı Avrupa'nın hasta adamı olarak değerlendirilip karikatürlere konu olmaktaydı.
Osmanlı, Abdülhamid döneminde Ruslara Batum, Kars, Ardahan'ı; İngilizlere Kıbrıs, Mısır, Sudan ve Kuveyt'i; Fransızlara Tunus'u, Avusturya'ya Bosna-Hersek'i kaybetti. Karadağ, Sırbistan ve Romanya bağımsızlık kazandı. Bulgaristan ve Girit'te Osmanlı fiili olarak kontrolü kaybetti. Doğan Avcıoğlu bu olayları belirterek, padişahın "dış politika üstadı" şöhretini eleştirse de doğrudan Abdülhamid'i suçlamayı Avrupalı devletlerin gücünden dolayı insafsızlık olarak yorumladı. Öte yandan Abdülhamid'e ağır eleştirilerde bulundu ve "1 numaralı komprador" olarak tanımladı. Avcıoğlu'na göre II. Abdülhamid yerli sanayiye gerekli desteği vermemiştir. Osmanlı'da tek bir Türk sermayeli şirket vardır. O da Abdülmecid zamanında kurulan Şirket-i Hayriye'dir. Avcıoğlu'nun aktardığına göre:
...Eski Mabeyn Katiplerinden Ahmet Reşit Bey, bunun o zamanın parasıyla 4 milyon lirayı bulduğunu yazmaktadır. Bu, Sultan'ın menkul servetidir; asıl servetini gayri menkuller teşkil etmektedir. Abdülhamid, Suriye, Mezopotamya, Arnavutluk vb.de yüz binlerce hektar araziyi özel mülkiyetine geçirmiştir. Irak'ta petrol bulunan alanları da kendi hesabına kapatmıştır..."Abdülhamid, çevresindeki hırsızlıklardan, rüşvetlerden, imtiyaz satışlarından tamamen haberdardır. Kurduğu mükemmel jurnal sistemi, ona her şeyden haberdar olma olanağını sağlamıştır. Bununla birlikte, Abdülhamid, bir hükümet etme metodu olarak, hırsızlık ve rüşveti müsamaha ile karşılamış ve hatta teşvik etmiştir. Hırsızlık ve rüşvet yoluyla, paşalar ve beyleri kendine bağlayacağına inanmıştır.... Buna "çaldır ve kazan" politikası diyebiliriz. Alman emperyalizmi "Drang Nach Osten" politikasında, Panislamizmi yararlı bir ideolojik silah olarak görmüş ve ondan sonradır ki, Abdülhamid ateşli bir Panislamist kesilmiştir. Bir yandan komprador alafrangalık, öte yandan koyu Müslümanlık. Sömürge, ya da yarı sömürge haline getirilmiş bütün İslam ülkelerinde görülen manzara budur...
Yusuf Hikmet Bayur, İngiltere Mısır'ı işgal ederken II. Abdülhamid'in çeşitli vesveselerle oraya asker göndermediğini belirtmektedir. Bunun yanı sıra, Midhat Paşa'yı teslim etmesi ve Tunus'un işgaline göz yumması nedeniyle onu eleştirmektedir.
Sinan Meydan Avcıoğlu'nun ve Bayur'un görüşlerine aynen yer vererek desteklemekte ve ilaveten donanmayı çürüttüğü içinde onu sert şekilde eleştirmektedir.
Yine diğer bir yazar Soner Yalçın tarafından kendisinin görüldüğü kadar tutumlu biri olmadığı yönünde eleştiriler yapılmaktadır. Soner Yalçın'a göre II. Abdülhamid bireysel hayatında tutumlu biri olmasına karşın, padişahlığı devrinde Yıldız Sarayı'ndaki harcamalar Rus sarayından az olsa da; İngiltere, Avusturya-Macaristan İmparatorluklarının harcamalarından epey yüksektir. Yalçın onun döneminde Rusya'nın saray harcamalarının 34 milyon frank, İngiltere'nin 13.5 milyon frank, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun ise 19.5 milyon frank olmakla birlikte Yıldız Sarayı'nın giderinin ise 21 milyon frank olduğunu iddia etmektedir. Ona göre İngiliz ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'ndan fazla olan bu giderler son derece aşırı imparatorluk bütçesini zorlayan durumlardan biri olmuştur.
II. Abdülhamid · diğer bölümler
Hayat çizgisi
Günü bilinmeyen olaylar bir tarihe zorlanmaz; yalnızca kaynaktaki yıl yazılır.
-
1842
Abdülhamid (Osmanlıca: عبد الحميد ثانی, romanize: Abdü'l-Ḥamīd-i sânî; 21 Eylül 1842 - 10 Şubat 1918), Osmanlı İmparatorluğu'nun 34.
Önemli eserler tek kaynak -
1845
Piristû Kadın Efendi, Abdülhamid'i de yarım kan kardeşi sayılan henüz 2 yaşında annesi Düzdidil Kadınefendi'nin 1845'te ölümüyle annesiz kalan Cemile Sultan ile birlikte kendi çocuğu gibi büyüttü.
Miras tek kaynak -
1859
Murad'ın Maslak'taki köşkünde içkili bir eğlence sonrası dönüş yolunda sarhoş halde iken atlarının ürkmesi ile 1859'da geçirdiği kazadır.
Önemli eserler tek kaynak -
1867
Abdülhamid kendinden önceki diğer padişahların aksine şehzadeliği sırasında yurt dışı ziyaretlerine çıkmış, tahta çıkmasından 9 yıl önce amcası Sultan Abdülaziz'in 1867 yılında çıktığı Avrupa gezisinde amcasına refakat etti.
Önemli eserler tek kaynak -
1869
Suphi Ezgi (1869-1962) II.
Önemli eserler tek kaynak -
1870
Yemen'de de benzer bir durum söz konusu oldu 1870'te isyan çıkan Yemen'de bunun sonrasında II.
Önemli eserler tek kaynak -
1876
31 Ağustos 1876'da tahta çıktı ve 31 Mart Vakası'ndan kısa bir süre sonra, 27 Nisan 1909'da, tahttan indirilene kadar ülkeyi yönetti.
Önemli eserler tek kaynak -
1878
Abdülhamid, meclisin yanlış kararlar aldığını iddia ederek 14 Şubat 1878'de bu harbin sonuna doğru meclisi feshetti.[J]
Önemli eserler tek kaynak -
1880
Dış politikada denge politikası izledi ama bunun yanında 1880 sonrası İngiltere ve Fransa'daki Osmanlı karşıtı politika değişiklikleri nedeniyle onlarla yakın ilişkiler yerine Almanya ile yakınlık politikası izlemeye çalıştı.
Önemli eserler tek kaynak -
1887
1887 yılında kemancı Vondra Bey Paris'ten döndüğünde, Abdülhamid, sarayda sanatçı onuruna bir davet vermiş ve bu törende hazır bulunmuştur.
Önemli eserler tek kaynak -
1890
Abdülhamid'in bütün saltanat yıllarını, özellikle 1890'dan sonraki seneleri kapsamamıştır.
Önemli eserler tek kaynak -
1893
Fransızca bildiği kadar 1893-1897 arasında Osmanlı topraklarında ABD büyükelçiliği yapan Terell'e göre İtalyancaya son derece hâkim olduğu söylenmektedir.
Önemli eserler tek kaynak
Üretimleri
II. Abdülhamid adına yaptırılmış Kahramanmaraş Abdülhamid Han Camii.
İstanbul, Başakşehir ilçesi Kayaşehir 19. bölgedeki Abdülhamid Han Camii
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
II. Abdülhamid hayat hikâyesinde anıyor Ahmed Paşa
“Abdülhamid 1876'da Yesarizade Necip Ahmed Paşa'ya Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk sözlü ve tahta kaldığı 1876-1909 yılları arası milli marşı olan Hamidiye Marşı'nı besteletmiş, güfte...”
-
II. Abdülhamid hayat hikâyesinde anıyor Ahmet Şimşirgil
“• Ahmet Şimşirgil'in Osmanlı tarihini kendi görüşü ile yansıtan 11 ciltlik Kayı adlı eserinin 10.”
-
II. Abdülhamid hayat hikâyesinde anıyor Ali Berktay
“• François Georgeon'un Sultan Abdülhamid (Çeviren: Ali Berktay-İletişim Yayınları) adlı bir kitabı vardır.”
-
II. Abdülhamid hayat hikâyesinde anıyor Emre Kongar
“Emre Kongar, Abdülhamid döneminde yakılan kitapları listelediği yazısında, "bu sansürün arkasında 'ideolojik bir toplum mühendisliği' amacıyla, din, siyaset, tarih ve edebiyat kita...”
-
II. Abdülhamid hayat hikâyesinde anıyor Ferzan Özpetek
“• Ferzan Özpetek'in yönettiği, 1999 yapımı Harem Suare filmi II.”
Kaynaklar
-
K·01Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesiVikipedi - II. Abdülhamidtr.wikipedia.org · erişim 26.09.2026
NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.
Kaynağa git ↗ -
K·02Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıKoloğlu'nun belirttiği üzere Mizan gazetesini Mizancı Murad çıkarmaktadır. İslamcı, Panislamist fikirleri vardır. Ancak işin garip tarafı bu duruma rağmen II. Abdülhamid ile ters düşmek ve yurtdışına diğer Jöntürk gazete...erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “II. Abdülhamid” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Kaynak yeniden tarandı
Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.
-
Profil oluşturuldu
2 kaynak ve 12 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.