Kısaca kimdir?
Feqîyê Teyran veya Fakî-yi Tayran (d. 1561 Bahçesaray - ö.1641 Hizan ya da Bahçesaray), asıl adı asıl adı "Muhammed b. Abdullah el Mıksî", 16. ve 17. yüzyıllarda yaşamış Kürt mutasavvıf, şair ve halk edebiyatçısıdır. Van’ın Bahçesaray (Müküs) ilçesinde doğan Feqîyê Teyran, edebi kimliği ve tasavvufi düşünceleriyle Kürt edebiyatında önemli bir yer edinmiştir. Eserlerinde doğa, tasavvuf ve halk hikâyeleri ön planda olup, özellikle "Feqîyê Teyran" (Kuşların Fakihi) mahlasıyla tanınmıştır. İlk eğitimini ailesinden ve bölgedeki medreselerden alan şair, daha sonra Cizre, Hizan ve Hakkâri gibi dönemin önemli ilim merkezlerinde öğrenimini sürdürmüştür. Gezgin bir âlim olarak birçok yeri dolaşmış ve halk arasında "Feqîyê Gerok" (Gezgin Fakih) olarak da anılmıştır. Şiirlerinde mistik öğretilere yer veren Feqîyê Teyran, alegorik anlatımları ve kuşlarla ilgili sembolik hikâyeleriyle dikkat çekmiştir. Vefat yeri konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, Van’ın Bahçesaray ilçesi veya Bitlis’in Hizan ilçesinde hayatını kaybettiği düşünülmektedir. Mezarının nerede olduğu konusunda kesin bir bilgi olmamakla beraber, halk arasında türbesinin Bahçesaray’da bulunduğu kabul edilmektedir. Feqîyê Teyran, tasavvufi ve edebi mirasıyla Kürt edebiyatında derin izler bırakmış ve şiirleri günümüze kadar ulaşarak halk arasında yaşamaya devam etmiştir.
Feqîyê Teyran’ın İlmi ve Edebi Kişiliği
—Feqîyê Teyran’ın İlmi ve Edebi Kişiliği
Feqîyê Teyran, eserlerini manzum olarak kaleme almış ve şiirin, nesre kıyasla muhatabı daha fazla etkileyerek onu aktif bir dinleyici konumuna getirdiğine inanmıştır. Şiirlerinde genellikle halkın anlayabileceği sade bir dil kullanmış, ancak bazı eserlerinde daha derin ve soyut bir üsluba yönelmiştir. Şairin eserleri genel olarak iki ana gruba ayrılabilir: Halkı irşat etmeye yönelik didaktik şiirler ve kendi düşünce dünyasını yansıtan felsefi şiirler. Örneğin, "Dılo Rabe" adlı şiirinde yalın bir dil kullanarak irşat edici bir üslup benimserken, "Feqî û Melâ" adlı eserinde Melayê Cizîrî ile giriştiği edebi atışmada daha derin ve düşünsel bir anlatım tercih etmiştir. Feqîyê Teyran, Kur'anî harfleri ve Hurûf-i Mukattaa'yı metaforik bir anlatım aracı olarak kullanmış, harflerin ve seslerin özünde birlik ifade ettiğini ve ilk yaratıcının Allah olduğunu eserlerinde dile getirmiştir. Ayrıca, Divanı'nda Kur'an'da adı geçen 25 peygamberden 17'sinin ismine yer vermiş, Lokman, Hızır ve Zülkarneyn gibi peygamber olup olmadıkları tartışmalı isimleri de anmıştır. Peygamber kıssalarını özellikle tasavvufi bir bakış açısıyla yorumlamış, onların mucizelerine manevi ve metafiziksel bir anlam yüklemiştir. Örneğin, Musa’nın Allah’ın zatını görme olayını da bu perspektiften ele almış ve şiirlerinde bu konulara derinlemesine değinmiştir.
Feqîyê Teyran, eserlerinde Kur’an ve hadislerden sıkça faydalanmış, özellikle Kur’an kıssalarını ibret alma amacıyla işlemiştir. Allah’ı dünya gözüyle görmenin mümkün olmadığını savunmuş ve bu bağlamda Musa kıssasını tasavvufi bir bakış açısıyla ele almıştır. Şeytan, cin, Samiri, melekler, Ashâb-ı Kehf gibi Kur’an’da geçen varlık ve olayları da divanında işlemiş, ahiret senaryoları, cennet ve cehennem tasvirleri gibi konulara geniş yer vermiştir. Ayrıca, Muhammed’in Tâhâ, Yâsîn gibi Kur’an’daki isimlerini ve diğer dini kavramları da eserlerinde sıkça kullanmıştır. Hadislere yaklaşımı ise birebir alıntıdan ziyade anlam aktarımı şeklinde olmuştur. Örneğin, şeytanın ihtiyar kılığında görünmesi, şüpheli durumlardan kaçınılması, insanın korku ile ümit arasında yaşaması gibi hadislerin anlamlarını şiirlerinde işlemiştir. Bunun yanı sıra, insanın dünyada bir yolcu olması, kabir azabı, şefaat gibi konulara yer vererek İslam’ın ikinci temel kaynağı olan hadisleri önemsediğini göstermiştir. Feqîyê Teyran’ın eserlerinde kelam ilmi de önemli bir yer tutmaktadır. Esmâü’l-Hüsnâ, Allah’ın sıfatları, Ru'yetullah gibi klasik kelam meselelerine değinmiş, ayrıca beden-ruh ilişkisi, mucize, keramet ve ahiret gibi konuları da işlemiştir. Bu konuları ele alırken itikadi çizgiyi korumaya özen göstermiş ve tasavvufun nazari yönünü de ihmal etmemiştir. Bu yönüyle, kelam ve tasavvufu sentezleyen “tasavvufi kelam” anlayışını benimsemiş ve eserlerine yansıtmıştır.
Feqîyê Teyran, eserlerinde İslam inanç esaslarını ve fıkıh ilkelerini ortak bir çerçevede ele alarak şeriat kavramı altında birleştirmiştir. Divanında, inanç veya fıkıh konularını işlerken bu disipli
Feqiyê Teyran · diğer bölümler
Üretimleri
Feqîyê Teyran'ın bilinen başlıca eserleri şunlardır
Divan (Diwanê Feqîyê Teyran)
Zembîlfiroş Manzumesi
Feqîyê Teyran'ın (1549-1631) yazdığı versiyon,
Melayê Bateyî'nin (1675-1760) eseri,
Miradxanê Bayezidî'nin 1776'da kaleme aldığı manzumedir.
Bersîsê Abid Manzumesi
Şêxê Sen'an Manzumesi
Diğer eserler
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Feqiyê Teyran kendi hikâyesinde anılıyor Ahmed-i Hânî
“Şehâbeddin Sühreverdî'nin mistik felsefesinden, Fârâbî’nin akılcı yaklaşımına; Feqiyê Teyran ve Molla Ahmed-i Cezirî'nin şiirlerinden, Platon ve Aristoteles'in düşünsel temellerine...”
-
Feqiyê Teyran kendi hikâyesinde anılıyor Şamil Esgerov
“Cigerxwîn, Feqiyê Teyran ve Ahmed-i Hani gibi klasiklerin eserlerini Azericeye çevirerek bu eserlerin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.