Kısaca kimdir?
Es Sinn Muharebesi, İngiliz ve Osmanlı kuvvetleri arasında I. Dünya Savaşı'nın Irak Cephesi bölgesinde gerçekleşen askeri çarpışmadır.
Muharebenin amacı, Dicle ve Fırat nehirlerinin kontrolünü belirlemek için idi. İngiliz ve Hint hükûmetleri de bu savaşın, Osmanlı kuvvetlerinin ve Bağdat'ı ele geçirmek için daha fazla ilerlemenin, mümkün olup olmadığının bir testi olarak örmüştür. İngiliz-Hint kuvvetleri Tümgeneral Charles Vere Ferres Townshend'in, Osmanlı kuvvetleri ise Nurettin Bey'in komutası altındaydı.
Çatışma Kut-ül-Amare kasabasının hemen güneyinde, Dicle Nehri kıyısında gerçekleşmiştir. Bir gece yürüyüşünün ardından İngiliz ve Hint birlikleri Osmanlı kuvvetlerini bozguna uğratarak Dicle boyunca uzanan savunma mevzilerinden çıkardı. Es Sinn mevzisinin ele geçirilmesi, Kut'un ve bununla birlikte aşağı Dicle ve Fırat nehirlerinin kontrolünün ertesi gün İngiliz kuvvetleri tarafından ele geçirilmesini sağladı.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Arka plan
Basra Vilayeti üzerindeki hakimiyetlerini pekiştirdikten sonra, Hint Kuvve-i Seferiyesi [en] "D" [en] ile ne yapılacağı konusunda bir tartışma başladı. İlk sıralarda sadece Abadan'daki petrol boru hattını güvence altına almak için sınırlı bir harekât olarak düşünülmüş olsa da, İngiliz ve Hint birliklerinin 1914 sonu ve 1915 başındaki başarıları Shimla'daki ve sahadaki planların tekrar değerlendirilmesine neden oldu.
Londra'daki İngiliz hükûmeti harekâtın mutlak surette asgari düzeyde tutulmasını istiyordu. Öncelikli kaygıları Basra ve Şattülarap'ın savunulmasıydı. Kraliyet Donanması'na yakıt sağlamak için gerekli olan Abadan petrolünün kesintiye uğramaması için buraları ellerinde tutmak zorundaydılar. İngiliz Hint Genel Valisi ile Shimla'daki Hint hükûmeti soruna farklı bakıyordu. Batı Cephesi'ndeki çıkmaza ve Gelibolu'daki kötüleşen duruma rağmen Britanya İmparatorluğu'nun bölgede hala üstün olduğunu göstermek için bir şans görüyorlardı. Hindistan'ın ve Abadan petrolünün güvenliğini sağlamanın en iyi yolu, en azından Dicle ve Fırat Nehirlerini birbirine bağlayan kanal olan Şattülarap'a kadar ilerlemek ve ideal olarak Bağdat'ı ele geçirmekti.
Basra'daki Hint Ordusu subaylarının bakış açısına göre, saldırma zamanı gelmişti. İstihbarat raporları, nehrin yukarısında ilerlemelerini engelleyen tek birliğin, Nasıriye ve Kurna muharebelerinde yenilmiş olan Hint Kuvve-i Seferiyesi [en] tümenlerinin hırpalanmış ve moralsiz birlikleri olduğunu gösteriyordu. Dahası, Osmanlı'nın yerel halktan fazla destek beklemesi de pek olası değildi. Osmanlı ordusunda askere alınmıştı, nadiren maaş alıyorlardı ve yetersiz tedarik ediliyorlardı. Anadolu'dan gelen Türk askerine işgalci gözüyle bakılırken, Kürt ve Arapların çoğunluk yaşadığı vilayetlerden gelen askerlerin Arap veya Kürt hareketlerine sempati duymaları muhtemeldi ve moralleri de buna bağlı olarak bozulmuştu.
İngiliz Hükûmeti, Batı Cephesi için kaynakları korumak amacıyla harekâtı asgari düzeyde tutmaya çalışsa da, harekât üzerindeki kontrol hâlâ Shimla'daki Genel Vali hükûmetindeydi. Hint Kuvve-i Seferiyesi [en] yüksek komutanlığı, kuzeye ilerlemesinin anahtarı olan emirler için Shimla'da lobi oluşturarak emirlerin Londra'daki Hindistan Dışişleri Bakanı tarafından onaylanmasını sağladı. Ancak Hindistan Dışişleri Bakanı Austen Chamberlain, Shimla'yı emirleri onaylanmış olsa da, zafere halihazırda sahada bulunan kuvvetlerle ulaşmak zorunda kalacakları konusunda uyardı. Savaşın diğer alanlarından takviye bekleyemezlerdi.
02.2İngiliz hazırlıkları
Üst makamlardan onay alındıktan sonra Hint Kuvve-i Seferiyesi [en]'nin komutanı Korgeneral Sir John Nixon ve başlıca saha komutanı, 6. (Poona) Tümeninden Tümgeneral Townshend, Kut'u ele geçirmek için bir plan hazırlamaya başladı. Takviyeli bir tugay olarak düzenlenen Hint Kuvve-i Seferiyesi [en], 6. (Poona) Tümeni ve 12. Hint Tümeni [en] olmak üzere yaklaşık iki tümenden oluşan bir kuvvete dönüşmüştü. Yani Hint Kuvve-i Seferiyesi toplamda altı piyade ve bir süvari tugayına sahipti.
Townshend'in taarruzunu, Dicle boyunca faaliyet gösteren Yarbay Edgar C. Cookson komutasındaki birleşik Kraliyet Donanması/Kraliyet Hint Deniz Filosu destekleyecektir. Kut'a doğru ilerlerken bu filoda Shaitan, Comet ve Sumana nehir botlarının yanı sıra dört atlı ve iki motorlu deniz aracı da yer alacaktı. Nehir botlarının her biri 12 librelik (yaklaşık 76,2 mm), atlı mavnalar ise 4,7 inçlik toplarla [en] donatılmıştı. Nixon artık bir piyade kolordusuna eşdeğer bir kuvvete komuta ediyor olsa da, Hint Kuvve-i Seferiyesi "D" [en]nin sorumluluk alanı da genişlemişti. Basra çevresine ek olarak, kuvve-i seferiye artık Dicle boyunca Ali Gharbi'ye ve Fırat boyunca Nasıriye'ye kadar hak iddia ediyordu. Karayollarının ya da herhangi bir demiryolu ağının bulunmadığı bölgede uzun mesafeli seyahatler yalnızca nehirler boyunca yapılabiliyordu. Kontrolü etkin bir şekilde sürdürmek için 12. Tümen [en] iletişim hatlarını korumak üzere müfrezelere ayrıldı.
11 Eylül 1915'e gelindiğinde Townshend kuvvetlerini Dicle nehri boyunca Ali Gharbi'de yoğunlaştırmıştı. Emrinde Poona Tümeni'nin yanı sıra 6. Hint Süvari Tugayı, 10. Kraliyet Sahra Topçu Tugayı ve 12. Tümen'in 30. Hint Tugayı'ndan iki tabur vardı. Townshend'in kuvvetleri toplamda 11.000 piyade ve 28 topçudan oluşuyordu. Townshend'in kuvvetleri Ali Gharbi'den Dicle boyunca ilerledi. Herhangi bir demiryolu ya da motorlu ulaşım aracı olmadığından, ya hayvan taşımacılığına ya da nehir taşımacılığına güveniyorlardı. Townshend, kuvvetlerine eşlik eden Kraliyet Donanması ve Hindistan Kraliyet Deniz Kuvvetleri'nden oluşan karma bir nehir kuvveti tarafından destekleniyordu. Ancak, elindeki ulaşım araçları sadece yeterliydi. Nixon, ilerleme için lobi yapmasına rağmen, Kuvve-i Seferiyenin lojistik durumunu rahatlatacak herhangi bir şeyi reddetmişti. Nixon ek lojistik desteği kabul etmemekle kalmamış, selefinin Hindistan'a geri gönderdiği ve Townshend'in malzemelerini taşımak için gerekli olan hayvanların iadesini de istememişti.
02.3Osmanlı hazırlıkları
- "Sakallı" Nurettin Bey'in komuta ettiği 6. Ordu ise İngiliz-Hint ilerleyişine karşı hazırlık yapıyordu
- 6. Ordu'nun 1915 yılı mevcudiyeti ve birlik düzeni şöyle idi:
- Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı
- 13. Kolordu
- 35. Tümen, 38. Tümen
- 18. Kolordu
- 45. Tümen
- 13. Kolordu
- 35. Tümen, 38. Tümen
- 18. Kolordu
- 45. Tümen
- 35. Tümen, 38. Tümen
- 45. Tümen
- Takviye kuvvet sözü verilmiş olmasına rağmen, etkili bir demiryolu ağının olmaması nedeniyle bunların yakın zamanda geleceğinin garantisi yoktu. Dahası, Gelibolu'daki harekât doruk noktasına yaklaşırken, Osmanlı kaynakları buraya ve Rus İmparatorluğu'nun Kafkasya'daki taarruzunu savuşturmaya odaklanmıştı
- 35'inci ve 38'inci Tümenler 1915'in başlarındaki çatışmalarda büyük kayıplar vermekle kalmamış, aynı zamanda komuta değişikliği de yaşamışlardı. Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı'nın bir önceki komutanı Yarbay Süleyman Askeri Bey, Kurna ve Şuaybiye yenilgilerinden sonra, yaraları iyileşirken intihar etmişti; yerine Albay "Sakallı" Nurettin Bey geçmişti. Balkan Savaşları gazisi olan Nurettin Bey, Enver Paşa tarafından Basra'yı yeniden ele geçirmek amacıyla Bağdat vilayetinin her karış toprağını savunmakla görevlendirilmişti
- Bu emirlere rağmen Nurettin Bey'nın kaynakları sınırlıydı. Kâğıt üzerinde bir Osmanlı tümenine otuz ila kırk bin asker arasında yetki verilmişti. Bununla birlikte, bir Osmanlı tümeninin izin verilen gücüne ulaştığı nadiren görülmüştür. Ortalama olarak, Osmanlı tümenleri yaklaşık 17.500 kişi toplayabiliyordu. 6. Ordu'nun Hint Kuvve-i Seferiye'sine karşı savunmak için mevcut insan gücü yaklaşık 10.000 kişi ve 32 topçudan ibaretti. Nurettin Bey'in taburları ciddi şekilde yetersiz olmakla kalmıyor, kuvveti o sırada esas olarak güvenilmez Arap askerlerden oluşuyordu
- Nurettin Bey savunmasını Kut-ül Amare'nin güneyinde Dicle boyunca uzanan bir kıvrım olan Es Sinn'de kurmayı tercih etti. Kuzey ya da sol kıyıda, 38. Tümen birliklerini iki hattan oluşacak şekilde bölgeye konuşlandırdı. Her ikisi de Dicle Nehri üzerinde konuşlanmıştı, biri Suveda Bataklığı'na kadar uzanıyor, diğeri Atabe Bataklığı'nda son buluyordu. Suveda ve Atabe bataklıkları geçilmez bataklıklar olarak görülüyordu. Yaz sonu ve sonbahar başındaki kurak aylarda bile büyüklüklerinin, onları herhangi bir geniş çaplı kuşatma manevrasına karşı etkili savunma yapılabileceği kanaatindeydi. Dicle'nin güneyinde Nurettin Bey, nehirden güçlü bir tabyaya kadar uzanan bir dizi siper inşa etti. Güney siper hatları geçilmez engellerle sabitlenmemiş olsa da, mevzi çevredeki tek yüksek arazinin üzerindeydi ve bu da ona mükemmel bir ateş alanı sağlıyordu. Nurettin Bey'in sahip olduğu ihtiyat kuvvetlerini nehrin 5 mil (8046 metre) yukarısında tutacaktı. Yüzer bir köprü, kuvvetlerini hızla kaydırmasına olanak sağlayacaktı ama işe yaramaları için çatışma alanına doğru 5 millik bir yürüyüş yapmaları gerekecekti
02.4Muharebe
27 Eylül 1915'te Townshend'in kuvvetleri Es Sinn'deki Osmanlı mevzilerine yaklaştı. Önceki günlerde hava ve süvari keşif birlikleri bölgede keşif yapmış ve Osmanlı savunmasını ellerinden geldiğince tespit etmişlerdi. Gözcüler, Osmanlı hatlarının kuzeyindeki Atabe ve Suveykiye Bataklıkları arasındaki bölgenin ağır bir birlik için geçilebilir olduğunu keşfetmişti. Townshend, mevziye doğrudan saldırmak yerine, Nurettin Bey'in kuvvetlerini kuşatmak için karmaşık bir plan yapmayı tercih etti.
Townshend, 30. Tugay'ın iki taburunu nehrin sağ kıyısına konuşlandırdı. Kuvvetlerinin büyük kısmını Dicle'nin sol kıyısına kaydırdıktan sonra kalan birliklerini üç unsura ayırdı. İki kol bataklıkların etrafından yürüyecek ve Osmanlı mevzilerine arkadan saldıracaktı. Tuğgeneral Delamain [en] komutasındaki 2. Dorset, 117. Mahrattas ve bir lağımcı bölüğünden oluşan A koluna, Suveyda ve Atabe bataklıkları arasındaki Osmanlı mevzilerini temizleme görevi verildi. Tuğgeneral F. A. Hoghton [en] komutasındaki 17. (Ahmednagar) Tugay ile 20. Pencap Tugayı ve 104. Wellesley Piyade Tugayı'nden oluşan B kolu, Osmanlı mevzilerinin arka siper hattına saldırmakla görevlendirilmiştir. Üçüncü unsur, Tuğgeneral Fry komutasındaki 18. (Belgaum) Tugay, Osmanlı cephesi boyunca bir gösteri yapacak ve savunmacıları yerlerinde sabitleyecekti. Tuğgeneral Delamain kanat manevrasını denetleyecekti. Süvari Tugayı, nehrin sol tarafındaki beklenen geri çekilme hatlarının etrafında dönecek ve bu hatlara yerleşecekti. Ancak tüm bunlar İngiliz-Hint kuvvetlerinin çöl boyunca ve bataklıkların etrafından bir gece yürüyüşü gerçekleştirmesine bağlıydı.
Tüm plan neredeyse başlamadan başarısız oluyordu. 27 Eylül 1915 günü alacakaranlıkta, Poona Tümeni'nden iki sepoy ve bir Hint çavuşu firar etti. Yanlarında tüm planı taşıyarak Osmanlı mevzilerine doğru yola çıktılar. Ancak Nurettin Bey, İngilizlerin böyle bir risk alacağına inanmayı reddetti. Bunun yerine, herhangi bir saldırının nehir kıyısına en yakın yerden yapılacağına ikna olmuştu.
28 Eylül 1915'te gece saat 2'de yola çıkan iki kol, karanlıkta ilerleyerek şafak vakti bombardımanla desteklenmek üzere hedeflerine zamanında varmaya çalıştı. Ancak işler ters gitti. Houghton'un kolu kayboldu ve Suveydiya bataklığına girdi. Delamain'in onu bu konuda uyarma girişimleri başarısız oldu ve B kolu yoluna geri dönmeden önce adımlarını geri takip ederek bir saat geçirdi. Delamain'in A kolu zamanında yerine ulaşmış, ancak Houghton'un kuvvetlerinin kısa süre içinde atlama noktasına ulaşacağı umuduyla beklemek zorunda kalmıştır.
Sabah 8:45 civarında, yani saldırının başlangıç saatinden neredeyse üç saat sonra, Delamain hâlâ Houghton'un bataklıkları temizlemeye yaklaştığına dair bir haber alamamıştı. Daha fazla beklemek yerine, koluna Osmanlı mevzilerine saldırma emri verdi. Ancak Houghton'un desteği olmadan, Delamain'in kuvvetlerinin Osmanlı mevzilerine öngörülenden daha fazla saldırması gerekiyordu. Osmanlı savunmasının kuzey ucuna saldıran 117. Maharattas ve B
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Es Sinn Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Enver Paşa
“Balkan Savaşları gazisi olan Nurettin Bey, Enver Paşa tarafından Basra'yı yeniden ele geçirmek amacıyla Bağdat vilayetinin her karış toprağını savunmakla görevlendirilmişti.”
-
Es Sinn Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı
“Ordu'nun 1915 yılı mevcudiyeti ve birlik düzeni şöyle idi: • Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı 13.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.