Kısaca kimdir?
1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı boyunca birçok Türk sivil, siyasetçi ve askerî lider katliamlara ve yağmaya katılmayı reddedip Ermenilerin tehcir edilmesini ve katledilmesini durdurmaya çalıştı. Bu kişilerin çoğu eylemlerinin sonucu olarak pozisyonlarını kaybettiler ve bazıları öldürüldü.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Ahmed Rıza
İttihat ve Terakki'nin önde gelen kurucularından olan Ahmed Rıza, 1915'te Ermeni Kırımı'nı kınayan sayılı Osmanlı siyasetçilerinden biriydi. Ahmed Rıza, Tehcir Kanunu'na da kanun Osmanlı Parlamentosu tarafından hiçbir zaman oylanarak kabul edilmediği için anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek karşı çıkıyordu. Daha sonra, tehcirlerin savaş sonrasına kadar askıya alınmasını talep eden ve sınır dışı edilenlerin güvenliğini sağlamayı öneren bir yasa tasarısı sundu. Ancak tasarı kabul edilmedi. Bununla birlikte, Rıza'nın sebep olduğu tartışma ve varlığını ortaya çıkardığı sorunlar, Tehcir Kanunu hakkında hiçbir milletvekiline bilgi verilmediğini gösterdi. Ahmed Rıza; 30 Kasım 1915'te, Ermeni mallarına el konulmasına ilişkin kanunla ilgili olarak parlamentoda "Kanunda belirtilen malları terk edilmiş mal olarak sınıflandırmak da yasal değildir, çünkü bu malların sahipleri olan Ermeniler onları isteyerek terk etmediler, sürgüne gönderildiler, zorla kovuldular." dedi. Bu tür bir müsaderenin Kânûn-ı Esâsî'ye aykırı olduğunu belirterek sözlerine şunları ekledi: "Beni silah zoruyla köyümden kov, sonra malımı sat: Bu asla hukuka uygun değildir. Hiçbir Osmanlı vicdanı veya hukuku bunu asla kabul edemez".
02.2Ali Faik Ozansoy
Ali Faik Ozansoy, Tehcir Kanunu'nun çıkarıldığı zaman Kütahya mutasarrıfı olarak görev yapıyordu. Tehcir Kanunu ilk çıkarıldığında, kardeşi Süleyman Nazif, Ali Faik'e yazdığı bir mektupta onu "ailelerinin onuru için" tehcirlere katılmaması için ikna etmeye çalıştı. İstanbul'dan kendisine tehcir emri verildiğinde Talat Paşa'nın baskılarına rağmen Ali Faik bunu uygulamayı reddetti; aksine, Kütahya üzerinden başka yerlere tehcir edilen Ermenilerin Kütahya'ya geldiklerinde orada bekletilmelerini ve bu süre içerisinde kendilerine iyi davranılmasını söyledi. Kısa süre sonra, davranışlarını açıklaması için İstanbul'a çağrıldı. Hatıra yazarı Stepan Stepanian, Ali Faik'in Talat Paşa ile karşılaşmasını şöyle anlatır:
Talat, ona şehrinin Ermenilerini neden tehcir etmediğini sorar.
O, sancağının Ermenilerinin her zaman sadık Osmanlılar olduğunu ve Türklerle hep kardeş gibi yaşadıklarını söyler.
Talât, tehcir kararının tüm Ermeniler için olduğuna ve bu kararın bir istisnası olamayacağına işaret eder.
Ali Faik Bey, "Öyleyse katil olmak istemiyorum. Lütfen istifamı kabul edin ve böyle bir politika uygulamaya istekli bir halef bulun" der.
Ancak o zaman Talat, "Peki, peki. Ermenilerinizi alın ve oturduğunuz yerde oturun" der.
Ali Faik'in İstanbul'a çağrılmasını bir fırsat olarak gören Kütahya polis şefi Kemal Bey şehirdeki Ermenileri eğer İslam'a geçmezlerse tehcire maruz kalacakları konusunda tehdit etti. Ermeniler dinlerini değiştirmeye karar verdiler. Ali Faik geri döndüğünde ve bunu öğrendiğinde durumu öfkeyle karşıladı. Polis şefini görevinden aldı ve Ermenilere hâlâ İslam'a geçmek isteyip istemediklerini sordu. Biri hariç bütün Ermeniler Hristiyan kalmaya karar verdiler. Ali Faik'in kardeşi Süleyman Nazif, Ali Faik'i Ermenileri koruması için ikna etmekte etkiliydi. İstifa başvurularına rağmen Ali Faik, görevinden alınmadı ve Kütahya mutasarrıfı olarak görev yapmaya devam etti. Bu dönem içerisinde Kütahya'nın tüm Ermeni nüfusunu korudu.
Ermeni Kırımı sonrasında Ali Faik, Ermeniler tarafından kendisine verilmek istenen 500 altından oluşan bir hediyeyi reddetti ve bunun yerine altını Ermeni mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirme çalışmalarına harcadı. Altınlar bir aşevi ve bir okul kurmak için kullanıldı. Ali Faik, Stepan Stepanian'ı açılan okulun ilk müdürü olarak atadı. Ermeni Kırımı'ndan sonra Kütahya'nın Ermeni topluluğu, Faik Ali için Kütahya Ermeni Kilisesi'ne bir şükran kitabesi koydu. Günümüzde her yıl 24 Nisan günü Kütahya'nın Ermeni toplumunun üyeleri mezarı başına gelip hatırasına saygılarını sunmaktadır.
02.3Hasan Mahzar Bey
18 Haziran 1914'te Ankara valisi olarak atanan Hasan Mahzar Bey, tehcir emirlerini uygulamayı reddeden Osmanlı valilerinden biriydi. Bu yüzden Ağustos 1915'te Ankara'daki valilik görevinden alındı ve yerine Teşkîlât-ı Mahsûsa'nın önde gelen bir üyesi olan Atıf Bey getirildi. Daha sonra Mazhar bu olayı şöyle anlattı:
Bir gün Atıf Bey yanıma geldi ve otoritelerin tehcir sırasında Ermeniler'in öldürülmesine dair talimatını sözlü olarak iletti. "Hayır, Atıf Bey. Ben bir valiyim, haydut değil, bunu yapamam, bu görevi bırakacağım ve istersen sen gelip bunu yapabilirsin" dedim.
Mazhar, görevinden alınmasından sonra, "bölgede, hem memurlar hem de halk tarafından Ermeni mallarının yağmalanmasının inanılmaz boyutlara ulaştığını" rapor etti.
02.4Hüseyin Nesimî Bey
Kırım sırasında Diyarbekir Vilayeti valisi olan Mehmed Reşit Bey, uzun ve zahmetli bir tehcir yerine Diyarbekir bölgesindeki Ermenileri hızlı bir katliam ile imha etmeyi tercih edip Diyarbekir'deki tüm Ermenilerin toplu katlini düzenledi. Bu sırada Lice kaymakamı olan Hüseyin Nesimî, toplam nüfusları 5.980 olan Lice Ermenilerini Reşit Bey tarafından gönderilen birimlere teslim etmeyi reddetti ve onları korudu. Bunun üzerine Reşit, Hüseyin Nesimî'yi konu hakkında tartışmak için Diyarbakır'a çağırdı, ancak bir grup Çeçen askeri Nesimî'yi yoldayken durdurup öldürmesi için tuttu. 15 Haziran 1915'te Hüseyin Nesimî Çeçen askerler tarafından öldürüldü ve cesedi yol kenarındaki bir çukura atıldı. O günden beri, cinayetin yaşandığı bölge Turbe-i Kaymakam olarak bilinir. Nesimî Bey'in ölümüyle birlikte, Lice'deki Ermenilerin katli başladı ve binlerce Ermeni öldürüldü.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Ermeni Kırımı'na Türk muhalefeti hayat hikâyesinde anıyor Ahmed Rıza
“İttihat ve Terakki'nin önde gelen kurucularından olan Ahmed Rıza, 1915'te Ermeni Kırımı'nı kınayan sayılı Osmanlı siyasetçilerinden biriydi.”
-
Ermeni Kırımı'na Türk muhalefeti hayat hikâyesinde anıyor İttihat ve Terakki
“İttihat ve Terakki'nin önde gelen kurucularından olan Ahmed Rıza, 1915'te Ermeni Kırımı'nı kınayan sayılı Osmanlı siyasetçilerinden biriydi.”
-
Ermeni Kırımı'na Türk muhalefeti hayat hikâyesinde anıyor Kânûn-ı Esâsî
“Bu tür bir müsaderenin Kânûn-ı Esâsî'ye aykırı olduğunu belirterek sözlerine şunları ekledi: "Beni silah zoruyla köyümden kov, sonra malımı sat: Bu asla hukuka uygun değildir.”
-
Ermeni Kırımı'na Türk muhalefeti hayat hikâyesinde anıyor Süleyman Nazif
“Tehcir Kanunu ilk çıkarıldığında, kardeşi Süleyman Nazif, Ali Faik'e yazdığı bir mektupta onu "ailelerinin onuru için" tehcirlere katılmaması için ikna etmeye çalıştı.”
-
Ermeni Kırımı'na Türk muhalefeti hayat hikâyesinde anıyor Tehcir Kanunu
“Ahmed Rıza, Tehcir Kanunu'na da kanun Osmanlı Parlamentosu tarafından hiçbir zaman oylanarak kabul edilmediği için anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek karşı çıkıyordu.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.