Kısaca kimdir?
Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.
Cenap Şahabeddin (Osmanlıca: جناب شهاب الدين) (21 Mart 1870, Manastır - 12 Şubat 1934, İstanbul), Türk şâir ve yazar. Servet-i Fünun dönemi Türk edebiyatının önde gelen temsilcilerinden birisidir. Şiir, gezi yazısı, makale, fıkra ve düzyazı türlerinde eserler vermiştir. Sembolizm ve parnasizm etkisindeki şiir anlayışıyla tanınan sanatçı, aruz veznini ses ve ahenk ögelerini öne çıkararak özgün bir biçimde kullanmış, serbest müstezat tarzının öncülerinden olmuştur.
İlk gençliğinde divan şiiri tarzında eserler veren Cenap, daha sonra Batı etkisindeki Türk edebiyatına yönelmiş, özellikle Verlaine gibi Fransız şairlerden etkilenmiştir. Şiirlerinde musiki, tasvir ve duyguyu bir arada sunmaya çalışmış; Elhan-ı Şita, Yakazat-ı Leyliye, Temâşâ-yı Hazân gibi şiirleriyle dikkat çekmiştir. Servet-i Fünun dergisi çevresindeki Edebiyat-ı Cedide topluluğunun önde gelen isimlerinden olmuş, dönemin estetik anlayışının oluşmasında belirleyici bir rol oynamıştır.
Gezi yazısı alanında da etkili bir yazar olan Cenap Şahabettin, Hac Yolunda, Âfâk-ı Irak, Suriye Mektupları eserlerini ve Avrupa izlenimlerini aktardığı yazılar kaleme almıştır. Makale ve fıkralarında edebiyat, sanat ve siyaset konularına yer vermiştir; Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri bu yazılarının toplandığı eserlerdendir. Klasik nesir anlayışı ile sade nesir arasında yeni ve estetik bir dil kurmaya çalışmış; bu yönüyle Halit Ziya Uşaklıgil ile birlikte modern Türk nesrinin gelişmesinde etkili olmuştur.
Hayat çizgisi
Günü bilinmeyen olaylar bir tarihe zorlanmaz; yalnızca kaynaktaki yıl yazılır.
-
1870
Doğum ve Erken Yıllar
1870 yılında dünyaya geldi.
Eğitim tek kaynak -
1877
Babası Osman Şahabettin Bey, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda öldü.
Miras tek kaynak -
1880
Bu okulun yıkılması üzerine Gülhane Askerî Rüşdiyesi’ne geçti ve 1880 yılında buradan mezun oldu.
Eğitim tek kaynak -
1885
İlk şiiri bir gazeldi ve 1885’te daha öğrenciyken Saadet gazetesinde yayınlandı.
Eğitim tek kaynak -
1886
Henüz tıbbiye öğrencisi iken 18 şiirini "Tâmât" adıyla küçük bir kitap hâlinde 1886'da yayımladı.
Eğitim tek kaynak -
1889
1889’da doktor yüzbaşı olarak okulu bitirdi.
Eğitim tek kaynak -
1890
İyi bir derece ile mezun olduğu için 1890 yılı başlarında cilt hastalıkları sahasında ihtisas yapmak üzere devlet tarafından Paris’e gönderildi.
Eğitim tek kaynak -
1895
Cenap Şahabettin, 1895 yılından başlayarak ölümüne kadar devam eden yazı faaliyetlerinde, özellikle Cumhuriyet dönemine kadar başta şiir olmak üzere edebiyatın çeşitli alanlarında otorite kabul edilmiş başlıca şahsiyetlerden biridir.
Miras tek kaynak -
1896
1896’da sıhhiye müfettişliği göreviyle Cidde’ye tâyin edildi.
Önemli eserler tek kaynak -
1898
1898’de Cidde’den merkez müfettişliği vazifesiyle İstanbul’a döndü.
Önemli eserler tek kaynak -
1908
1908'den sonra düz yazı ağırlıklı yazmaya başladı.
İlk üretimler tek kaynak -
1912
Şâirin yazılarından, bazı şiirlerinden ve özellikle Paris'ten gönderdiği 1912 tarihli mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, mistik ve panteist bir din algısına sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Önemli eserler tek kaynak -
1914
1914'te emekliye ayrıldı.
Önemli eserler tek kaynak -
1916
Gezi izlenimleri, gazetede “Avrupa Mektupları” başlığı ile 1916'da yayımlandı.
Önemli eserler tek kaynak -
1918
Bu gezileri de 1918'de “Suriye Mektupları” adıyla yayımlandı.
Önemli eserler tek kaynak
Hayat hikâyesi
01Hayatı
21 Mart 1870'te Manastır’da doğdu. Babası Osman Şahabettin Bey, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda öldü. Babasının ölümünden sonra yaklaşık altı yaşında iken ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı.
İlkokulu Tophane’de Mekteb-i Feyziyye’de okudu. Ardından Eyüp Askerî Rüşdiyesi’ne girdi. Bu okulun yıkılması üzerine Gülhane Askerî Rüşdiyesi’ne geçti ve 1880 yılında buradan mezun oldu. Daha sonra Tıbbiye İdâdîsi’ne girdi, iki yıl okuduktan sonra Askerî Tıbbiye’nin beşinci sınıfına kabul edildi. 1889’da doktor yüzbaşı olarak okulu bitirdi. İyi bir derece ile mezun olduğu için 1890 yılı başlarında cilt hastalıkları sahasında ihtisas yapmak üzere devlet tarafından Paris’e gönderildi. Burada dört yıl kadar kaldı.
Paris’te dört yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Döndükten sonra hekim yüzbaşı rütbesiyle bir müddet Haydarpaşa Hastahanesi’nde hekimlik yaptı. Takip edildiği korkusuyla İstanbul’dan uzak bir yerde görev alabilmek amacıyla kendi isteğiyle karantina dairesine geçti. Mersin ve Rodos'ta karantina hekimliği yaptı. 1896’da sıhhiye müfettişliği göreviyle Cidde’ye tâyin edildi. 1898’de Cidde’den merkez müfettişliği vazifesiyle İstanbul’a döndü. Daha sonra kısa bir süre Suriye vilâyeti sıhhiye reisliğine atandı. İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra Meclis-i Kebîr-i Sıhhî üyeliği ve Dâire-i Umûr-ı Sıhhiyye müfettişliğiyle tekrar İstanbul’a döndü. 1914'te emekliye ayrıldı.
Emekliliğinde Darülfünûn’da "Garp edebiyatı", "Fransız Dili" ve "Osmanlı edebiyatı tarihi" dersleri müderrisliğine tâyin olundu.
1922 yılında, bir gün derste Yunanları övüp Millî Mücadele’yi küçümseyen sözler sarf ettiği ileri sürülerek Dârülfünun öğrencileri ve diğer bazı hocalar tarafından aleyhinde nümâyişler düzenlendi. Cenap Şahabettin Bey'in o sözleri söyleyip söylemediği hiçbir zaman tespit edilemediyse de, önceki bazı siyasî yazıları onu suçlu bulmaya yeterli görüldü. Ali Kemal, Rıza Tevfik, Hüseyin Dâniş ve Dikran Barsamyan Efendi ile beraber 1922 yılı eylül ayında Dârülfünun’daki görevinden istifa etmek zorunda bırakıldı. Bu olaylar üzerine bir çeşit inzivayı tercih eden Cenap Şahabettin, daha çok edebiyat ve sanat konularında yazı faaliyetine devam etti.
Son yıllarında yoğun bir şekilde üzerinde çalıştığı sözlüğünü tamamlayamadan 13 Şubat 1934’te beyin kanaması nedeniyle İstanbul’da yaşamını yitirdi. 14 Şubat'ta sade bir törenle Bakırköy Mezarlığı'nda kızı Destine Hanım'ın yanına gömüldü.
02Edebî kişiliği
Cenap Şahabettin, 1895 yılından başlayarak ölümüne kadar devam eden yazı faaliyetlerinde, özellikle Cumhuriyet dönemine kadar başta şiir olmak üzere edebiyatın çeşitli alanlarında otorite kabul edilmiş başlıca şahsiyetlerden biridir. Tanzimat’tan sonra Batı edebiyatı tesirinde gelişen Türk şiirinde Abdülhak Hâmid’in ardından en büyük yenilikleri yapanlar arasındadır.
Edebiyatla yakından ilgilenen bir ailede doğup büyüyen Cenap Şahabettin, on beş, on altı yaşlarında iken Muallim Naci ile Şeyh Vasfi Efendi'nin etkisinde kalarak onların gazellerini tanzir ve tahmis etmiştir. İlk şiiri bir gazeldi ve 1885’te daha öğrenciyken Saadet gazetesinde yayınlandı. Daha sonrasında yazdığı on dokuz şiirinin de nazım biçimi gazel oldu.
Bu dönemden sonra Abdülhak Hâmid Tarhan ve Recâizâde Mahmud Ekrem gibi ustaların eserlerini okumaya başlayan Cenap Şahabettin'in yeni şiirleri, Saadet gazetesiyle beraber Gülşen, Sebat ve İmdâdü’l-midâd dergilerinde yayımlandı. Henüz tıbbiye öğrencisi iken 18 şiirini "Tâmât" adıyla küçük bir kitap hâlinde 1886'da yayımladı.
Tıp ihtisası için Paris’te bulunduğu yıllarda, daha çok edebiyata ilgi gösteren Cenap, kendi ifadesiyle parnasyen ve sembolist şairleri okumuş, özellikle Paul Verlaine’den etkilenmiştir. Yurda döndükten sonra da şiiri yavaş yavaş bu tesirler etrafında değişmeye başlamıştır. 1895 yılı sonlarında Hazîne-i Fünûn dergisinde yayımlanan “Benim Kalbim” başlıklı şiiri Cenap Şahabeddin'in kelimelerle çizilen tablo karakterindeki şiirlerinin ilkidir.
Cenap Şahabettin bu yıllarda Mekteb, Hazîne-i Fünûn, Maarif, Ma‘lûmat gibi dergilerde şekil, muhteva ve ifade bakımından hem kendisinin ilk şiirlerinden, hem de çevresinde benimsenmiş şiir tarzından farklı denemelere girişmiştir. Özellikle Mekteb dergisinde 1896 senesinde yayımlanan 42 şiiri dönemin edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Dönemim edebiyat çevresi, “yeni şiiri savunanlar” ve “eski şiiri savunanlar” olarak iki cepheye ayrıldı. Bu kutuplaşmanın sonucu olarak Cenap Şahabettin, yeni şiircilerin Tevfik Fikret yönetimindeki Servet-i Fünûn dergisinde kendisine yer buldu.
Servet-i Fünûn şairlerinin çok kullandıkları, bir Fransız şiir formu olan "sone" tarzını, Türk edebiyatı'nda ilk defa Cenap Şahabettin “Şi‘r-i Nâ-nüvişte” adıyla yayımladığı şiirinde uygulamıştır (1895). Şâir, bu yıllarda Mekteb, Hazîne-i Fünûn, Maarif, Ma‘lûmat gibi dergilerde şekil, içerik ve anşatım bakımından farklı şiir denemelerine başladı. Bu dönemde meydana gelen edebî kutuplaşmada Servet-i Fünûn takımına katıldı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri ve gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şâir oldu.
Cenap’ın şiirleri hakkında dikkate değer tahliller yapmış olan Mehmet Kaplan, onun şiirlerinin tabiat ve ev içi tasvirleriyle, alegorik ve sembolik imajlarla yoğunlaştığını belirtmiştir;
"Yalnız o da çağdaşları gibi hayatı ve insanları, aralarına girmeyerek uzaktan temaşa lezzetiyle yetinmiştir. Resim ve mûsiki kültürü olan Cenap Şahabettin, şiirini bu sanatlarla beraber yürütmüştür. Şiirine mûsiki sanatının girişinde Fransız sembolistlerinden faydalanmakla beraber bunu pek az şiirinde başarı ile uygulayabilmiştir. Elhân-ı Şitâ, Yakazât-ı Leyliyye, Temâşâ-yı Leyâl, Temâşâ-yı Hazân gibi şiirleri nesiller boyunca okunan Cenap Şahabettin, şiirde âhenge önem verdiği için hece yerine daima aruzu tercih etmiş, makalelerinde ve tartışmalarında hece veznini küçümsemiştir."
Şiirin tek gayesinin güzellik olduğunu savunan ve ona başka bir fonksiyon yüklemek istemeyen Cenap, tabiatı panteist bir duygu ile bir bütün olarak algılamıştır. Bu bakış açısıyla doğadaki her maddeyi birtakım ruh halleri ile betimlemiştir. Şair, fikir ağırlıklı şiirlerinde sosyal konuları ele almamış, insanın kaderi ve kâinat içindeki yeri üzerinde durmuştur. Gece, mehtap ve sonbahar gibi daha çok hissî tabiat manzaralarını da saf bir şekilde ele almış, şiirlerinde tabiat, kadın ve aşk temalarını işlemiştir. “Münâcât I-IV”, "Derviş" ve "Tevhid” gibi şiirlerinde panteist dinî duygulara, "Hilâl-i Giryân" başlıklı şiirinde ise millî duygulara yer vermiştir.
1908'den sonra düz yazı ağırlıklı yazmaya başladı. Tanin, Hürriyet, Kalem ve Hak gazetelerinde makaleler yazdı. Şiirleri ölümünden sonra kitaplaştırılan yazarın gezi, makale ve tiyatro eserleri sağlığında basılmıştı.
03Edebî anlayışı
Cenap Şahabettin, daha önce Türk edebiyatında kullanılmamış yeni ve Avrupa şiirine has formları Türk şiirinde ilk defa kullandı. Üslûba büyük önem verdi. Yeni kavramlar, semboller, isim ve sıfat tamlamaları kullanarak Türk edebiyatında daha önce başvurulmayan bir yöntem kullanmış, okuyucunun zihninde resimler canlandırabilmesine imkân verecek şekilde görsel anlatım tekniklerini şiire sokmuştur. Bu yeni anlatım ve üslûp, edebiyat çevrelerinde yadırgandı, sert eleştirilere uğradı, tenkit edildi ve hatta alaya varacak kadar yerildi. Dil ve üslûbun dejenere olduğunu iddia eden ve savunan bu zümreye Cenap Şahabettin, zamana ayak uydurulması gerektiği, zamanla birlikte sanat ve edebî anlayışın da değişebileceği, lisânın da yeni kelimeler, yeni tamlamalar ve yeni tanımlarla zamana ayak uydurması gerektiği yönündeki görüşleriyle karşılık verdi. İsmâil Safâ, Süleyman Nesib, Ahmed Hikmet, Hüseyin Cahid, Şemseddin Sâmi, Sâmih Rifat, Ali Ekrem ve Rıza Tevfik’in de katıldığı, karşılıklı atışmalara kadar varan münakaşa, lisân ve üslup çerçevesinde kalmamış, sanat, edebiyat, sembolizm gibi meselelere de uzanmıştır.
Servet-i Fünûn şiirinin genel karakterinde olduğu gibi, Cenap Şahabettin’in şiirlerinde de tasvir ön plandadır. Varlığı betimleyen metni bir resim, bir fotoğraf gibi kabul ederek ve okuyucuyu da sanki bir resme bakıyormuş gibi düşünerek tabiat, canlılar, nesneler, durumlar, olaylar görsel bir dille betimlenmektedir. Bu anlayış, önce Avrupa’da ve ardından da Türk basınında kullanılmaya başlayan görsel malzemelerin getirdiği bir akımdır. Cenap Şahabettin ile başlayan bu akım, Tevfik Fikret, Ahmed Haşim, Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ı da etkilemiştir. Cenap Şahabettin’in şiirleri hakkında dikkate değer tahliller yapmış olan Mehmet Kaplan, onun şiirlerinin tabiat ve ev içi tasvirleriyle, alegorik ve sembolik imajlarla yoğunlaştığını belirtmiştir. Cenap Şahabettin, resim ve mûsiki sanatlarıyla da ilgilenmiş, Fransız sembolistlerinden faydalanmakla Fransız sembolistlerinden etkilenerek şiire resim ve mûsiki ile süslemeyi denemiştir. Şâir, şiirde âhenge önem verdiği için hece ölçüsü yerine aruz ölçüsünü tercih etmiş, makalelerinde ve tartışmalarında da hece veznini küçümsemiştir.
04Siyâsî kişiliği
Cenap Şahabettin’in gazetelerde siyasî yazılar yazması, II. Meşrutiyet’ten sonra İstanbul’a gelişiyle başlar. İlk önce Hürriyet’in başyazarı oldu. Hürriyet'ten sonra onun yerine çıkan Siper-i Sâika-i Hürriyet’te, daha sonra da Şebab, Hak ve İctihad gazetelerinde siyasî içerikte yazılar yazdı. Mizah dergisi Kalem'de "Dahhâk-i Mazlûm" takma adını kullanarak yine siyasi içerikli mizah yazıları kaleme aldı.
Balkan Savaşları’ndan sonra Tasvîr-i Efkâr gazetesi, şâiri birkaç defa Avrupa’ya gönderdi. Gezi izlenimleri, gazetede “Avrupa Mektupları” başlığı ile 1916'da yayımlandı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, dördüncü ordu kumandanı Cemal Paşa’nın davetiyle Suriye’ye gitti. Bu gezileri de 1918'de “Suriye Mektupları” adıyla yayımlandı. Kurtuluş Savaşı döneminde, millî mücadele aleyhinde yayın yapan Ali Kemal'in Peyâm ve Sabah gazetelerinde çıkan bazı yazılarında, ordunun Birinci Dünya Savaşı'nda basiretsiz komutanlar yüzünden yenilgiye uğradığını iddia etti. Bu yazılar, askerin moralini bozduğu gerekçesiyle çok sert karşılandı ve Cenap Şahabeddin'in Anadolu hükûmeti ile arasının bozulmasına yol açtı.
Milli Mücadele döneminde İstanbul' da yapılan Darülfünun (üniversite) konferansının ardından çıkan ayaklanmalardan hemen sonra üniversite öğrencilerinin yaptığı eylemden protesto edilen üniversite hocalarından biri olan olan Cenap Şahabettin' in ders sırasında söylediği; ''Üzülmeyin efendiler, tersine mutlu olun. Çünkü Yunanlar bizim lehimize çalışıyor. Memleketi milliyetçi denilen haydutlardan, serserilerden temizliyorlar.'' sözüyle milli mücadele sırasında çok fazla tepkiye maruz kaldı.
Bu dönemin ardında şâirin yıldızı bir daha cumhuriyet idâresi ile barışmadı. Dilde muhafazakârlığı savunması, Türkçüler'le giriştiği tartışmalar, İttihatçılar'ı ve Enver Paşa'yı tutması, sonra yermesi, Cemal Paşa ile olan yakınlıklarının menfaate dayandığı, kadın hakları aleyhindeki yazıları, yeni kurulan cumhuriyetin ileri gelenleri tarafından affedilmedi. Kurtuluş Savaşı'ndan ve cumhuriyetin ilânından sonra da hakkındaki olumsuz yargı değişmedi. Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi dönemin önde gelen münevverleri şâire karşı tavır aldılar. Cenap Şahabeddin, ölümüne yakın yıllara kadar zaman zaman Cumhuriyet inkılâplarını benimseyen yazılar kaleme aldıysa da daima önceki yazıları hatırlatılarak suçlamalara devam edilmiştir.
05Dünya görüşü
Cenap Şahabeddin, sosyal içerikli yazılarında dinî konulara da değinmiştir. Ne var ki, İslâmî meseleler hakkındaki görüşleri, dönemin dinî otoritelerince çoğunlukla eleştirilmiştir. Şâirin yazılarından, bazı şiirlerinden ve özellikle Paris'ten gönderdiği 1912 tarihli mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, mistik ve panteist bir din algısına sahip olduğu anlaşılmaktadır.
06Tiyatro
- Yalan
- Körebe (1917)
- Küçük Beyler
- Merdud Aile
07Gezi yazısı
- Hac Yolunda (1909)
- Afak-ı Irak (1917)
- Avrupa Mektupları (1919)
- Suriye Mektupları (1917)
08Düzyazı
- Evrak-ı Eyyam (1915)
- Nesr-i Harp (1918)
- Nesr-i Sulh (1918)
09İnceleme
- William Shakespeare (1932)
- Kadı Burhanettin
10Anısının yaşatılması
Adı başta İstanbul olmak üzere çok sayıda sokak, cadde ve okulda yaşatılmaktadır. Şairin hayata veda ettiği ev ise harap durumdadır ve bahçesi otopark olarak kullanılmaktadır. "Elhan-ı Şita" başlıklı şiiri Barış Aktaş tarafından bestelenmiş ve 2021 yılında yayınlanmıştır.
Üretimleri
Körebe
Yalan
Küçük Beyler
Merdud Aile
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Cenap Şahabettin hayat hikâyesinde anıyor Muallim Naci
“Edebiyatla yakından ilgilenen bir ailede doğup büyüyen Cenap Şahabettin, on beş, on altı yaşlarında iken Muallim Naci ile Şeyh Vasfi Efendi'nin etkisinde kalarak onların gazellerin...”
-
Cenap Şahabettin kendi hikâyesinde anılıyor Ahmet Faruk Nafiz Çamlıbel
“Cenap Şahabettin ve özellikle Yahya Kemal'in etkisinde kaldı.”
-
Cenap Şahabettin kendi hikâyesinde anılıyor Hüseyin Suat Yalçın
“Cenap Şahabettin ve Tevfik Fikret'ten etkilenerek yazdığı aşk ve kadın temalı lirik şiirleriyle ün kazandı.”
-
Cenap Şahabettin kendi hikâyesinde anılıyor Abdullah Uçman
“Akıncı ile, 1976) • Koca Sekbanbaşı Risalesi (1976) • Fatih Sultan Mehmed'e Nasihatlar (1976) • Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi Sefâretnâmesi (1977) • Rıza Tevfik'in Tekke ve Halk...”
Kaynaklar
-
K·01Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesiVikipedi - Cenap Şahabettintr.wikipedia.org · erişim 26.09.2026
NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.
Kaynağa git ↗ -
K·02Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıServet-i Fünûn edebiyatı. İsmail Parlatır (1. baskı bas.). Kızılay, Ankara: Akçağ. 2006. ISBN 975-338-818-7. OCLC 82143877.worldcat.org · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·03Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıGÖKÇEK, FAZIL. "Cenap Şahabettin". teis.yesevi.edu.tr. 3 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Haziran 2025.arşiv · teis.yesevi.edu.tr · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·04Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıEnginün, İnci (2011). "Cenap Şahabettin", Servet-i Fünun Edebiyatı. Hzl. İsmail Parlatır vd. Ankara: Akçağ Yayınları. s. 166.erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·05Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıKaplan, Mehmet (1992). "Cenab Şahabeddin ve Nesir Sanatı". ürk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar 1. İstanbul: Dergâh Yayınları. ss. 425-426.erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·06Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıAhmet Özdemir (1975) Cenap Şehabeddin, istanbul:Toker Yayınlarıerişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·07Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıSadeddin Nüzhet Ergun, Cenap Şehabettin: Hayatı ve Seçme Şiirleri, İstanbul 1934erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·08Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıhttp://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/18410/001511534006.pdf?sequence=1&isAllowed=y[ölü/kırık bağlantı]earsiv.sehir.edu.tr · erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Kaynağa git ↗ -
K·09Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıİbnü'l-Emin Mahmut Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri,Cilt 1, s. 230-233, Ankara 1999, ISBN 9789751612373erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·10Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıHikmet Dizdaroğlu, "Cenap Şehabettin: Hayatı, Sanatı, Eserleri", İstanbul 1964erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·11Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıMehmet Kaplan, "Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar 1", 2014 İstanbul, ISBN 9789759953454erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “Cenap Şahabettin” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Kaynak yeniden tarandı
Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.
-
Profil oluşturuldu
11 kaynak ve 15 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.

