Kısaca kimdir?
Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.
Cemaleddin Efganî veya Cemalettin Afganî[a] (Farsça: جمالالدین افغانی; Kasım 1838 - 9 Mart 1897, İstanbul), 19. yüzyıl fikir ve siyaset insanlarından biri olan Müslüman aktivist ve düşünür. İslami modernizmin kurucularından ve ümmet birliğinin savunucularındandır.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat çizgisi
Günü bilinmeyen olaylar bir tarihe zorlanmaz; yalnızca kaynaktaki yıl yazılır.
-
1838
Doğum ve Erken Yıllar
1838 yılında dünyaya geldi.
Eğitim tek kaynak -
1857
1857'de Mekke'ye ulaşarak hac ibadetini yerine getirdi.
Önemli eserler tek kaynak -
1863
Dost Muhammed Han'ın 1863 yılında ölmesi üzerine ortaya çıkan iktidar mücadelesinden sonra Efgani önemli bir göreve getirildi.
Önemli eserler tek kaynak -
1871
1871 yılında Kahire'ye giden Efgani orada büyük bir ilgiyle karşılaşınca Mısır'da kalmaya karar verdi.
Önemli eserler tek kaynak -
1879
Hidiv hükûmeti de 1879'da yayımladığı bir resmî tebliğ ile Cemaleddin-i Efgani'nin ülkeden çıkarılmasını emretti.
Önemli eserler tek kaynak -
1882
1882'de Mısır'ın İngilizlerce işgal edilmesinden iki yıl sonra Efgani, Müslümanların esaretine son vermeyi ve İngiliz işgaline karşı gelmeyi hedefleyen el-Urvetü'l Vüska dergisini çıkardı.
Önemli eserler tek kaynak -
1897
Vefatından sonra (9 Mart 1897), Osmanlı Sarayının özel izniyle, İstanbul'un, Maçka semtinde bulunan Osmanlı Mezarlığına defnedildi.
Miras tek kaynak -
1944
1944 yılında Afganistan hükûmetinin isteği üzerine kemikleri bu ülkeye nakledildi.
Önemli eserler tek kaynak
Hayat hikâyesi
03.1Milliyeti ve mezhebi
Doğum yeri, milliyeti ve mezhebi özellikle muhalifleri arasında sürekli tartışma konusu olmuştur. İranlı ve Şii olduğunu savunanlar; onun, Hemedan'daki Esedabad'da doğduğunu ve burada akrabalarının bulunduğunu, İran'la ilgili faaliyetlerinin önemli bir seviyede olduğunu, Farsçayı düzgün telaffuz ettiğini, pederinin adının Safder olduğunu ileri sürerek yeğeni olduğunu iddia eden Mirza Lütfullah Han'ın eserine ve İranlı bir dostuna bıraktığı evraklarına dayanarak bu iddialarını delillendirmişlerdir.
Afganistanlı ve Sünni olduğunu savunanlar ise; onun Afganistan'ın doğusundaki Kuner kasabasının Esedabad köyünde doğduğuna, Efganî'nin yazılı ve sözlü ifadelerinde açıkça Afganistanlı olduğunu belirttiğine, Afganistan tarihi ile ilgili kitap yazdığına, bu ülkede akrabalarının bulunduğuna ve bazı arşiv belgelerinde Afganistanlı olduğuna dair kayıtların olduğuna dayanmaktadırlar.
Efganî, Ahmet Ağaoğlu'na kökeni hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Benim babam ve annem aslen Meragalı'dır, fakat sonra Hemedan'a gelmişler, ben Hemedan'da doğdum. Fakat ben daha süt emerken babamın işleri bozulduğu için Afganistan'a hicret mecburiyetinde bulunmuşuz." Bu açıklama Azerbaycan Türk'ü olduğu iddiasını desteklemektedir.
Efganî'nin İranlı olduğunu iddia edenler, bu konuda detaylı araştırmalar yapmış olan Nikki Keddie, Elie Kedourie, Huma Pakdamen ve A. Kudsizade gibi araştırmacılardır. Efganî'nin Afganistanlı ve Sünni olduğunu iddia edenler arasında ise, bazı Batılı araştırmacılar ile bir kısım öğrenci ve yakınları bulunmaktadır. Bunlar arasında Emir Şekib Arslan, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Corci Zeydan, Haydar Bammat, Ferid Vecdi, Edib İshak, Mahmud Kasım gibi yazar ve araştırmacılar yer almaktadır.
03.2Yaşamı
On sekiz yaşına kadar Kâbil'de kalan Efgani, ilk öğrenimini alim babasından aldı. Ülkenin tanınmış alimlerinden çeşitli alanlarda dersler aldı ve daha sonrasında eğitimi için Hindistan'a gitti. Daha sonra Efgani hac sebebiyle gerçekleştirdiği yolculukta çok sayıda ülkeye de uğradı ve farklı kesimlerden insanlarla tanıştı. 1857'de Mekke'ye ulaşarak hac ibadetini yerine getirdi. Hac seyahatinden sonra Afganistan'a dönen Efgani, Dost Muhammed Han'ın iktidarında devlet hizmetine girdi. Dost Muhammed Han'ın 1863 yılında ölmesi üzerine ortaya çıkan iktidar mücadelesinden sonra Efgani önemli bir göreve getirildi.
Hindistan'a geçiş yapan Efgani'nin buraya gelişi kısa bir zamanda duyulunca büyük bir ilgiyle karşılaştı ve ona gösterilen büyük ilgiden rahatsız olan İngiliz yönetimi Efgani'nin derhal ülkeyi terk etmesini bildirdi. Bunun üzerine Efgani, İngilizleri hedef alan bazı sözler söyledi.
1871 yılında Kahire'ye giden Efgani orada büyük bir ilgiyle karşılaşınca Mısır'da kalmaya karar verdi. Mısır'daki ikameti boyunca dersleri Ezher'den ziyade kendi evinde veriyor ve Posta Kahvehanesi'nde sohbetler yapıyordu. Efgani'nin dersleri başlangıçta ilmi konudaydı ancak zamanla buna siyaset de dahil oldu. Kötü idaresiyle devleti borçlandırdığı ve bu nedenle ülkenin bağımsızlığını tehlikeye attığı gibi gerekçelerle Hidiv İsmail Paşa'nın muhalifi oldu.
Mason localarının faaliyetleri ve etkileri hakkında bilgi edinen Efgani, kendi amaçları doğrultusunda İskoç mason locasına girdiyse de bu locanın siyasete karışmak istememesi nedeniyle çıkan tartışma neticesinde locadan ihraç edildi. Bunun üzerine French Grand Orient'a bağlı millî bir loca kurdu ve bazı alim ve devlet adamları da dahil tanınmış bazı kimseler bu locaya girdiler.
Efgani'nin faaliyetlerinden rahatsızlık duyan İngilizler onu ülkeden kovdurmaya çalıştı ve konsolosları aracılığıyla konu hakkında hidivle görüştüler. Hidiv hükûmeti de 1879'da yayımladığı bir resmî tebliğ ile Cemaleddin-i Efgani'nin ülkeden çıkarılmasını emretti.
Efgani tekrar Hindistan'a gitti ve Haydarabad'da tabiatçılığa reddiye konulu bir eser yazdı. Efgani, Seyyid Ahmed Han'ın tabiatçılık konusundaki görüşlerini eleştiriyordu. Bu gibi görüşlerin yayılması nedeniyle İslam birliğinin zarar gördüğünü ve bu durumdan da İngilizlerin yararlandığını düşünüyordu.
Vefatından sonra (9 Mart 1897), Osmanlı Sarayının özel izniyle, İstanbul'un, Maçka semtinde bulunan Osmanlı Mezarlığına defnedildi. 1944 yılında Afganistan hükûmetinin isteği üzerine kemikleri bu ülkeye nakledildi.
03.3Görüşleri
İslami farkındalığı aşılayan Efgani, Müslümanların yaşadığı topraklarda yabancı hakimiyetine karşı gelen sömürge karşıtı bir aktivistti. Müslümanlara uyuşukluklarından kurtulma ve kendi özlerine yeniden sahip çıkma çağrısında bulunarak ülke ülke dolaştı. İngiliz idarecilerin gözünde Efgani bir baş belasıydı. İngilizler'e nefretle bakan Efgani, İslam alemini Avrupalı devletlerin baskısından kurtarma kararlılığında olmakla birlikte başarılı olunabilmesi için Avrupa'daki bilim ve teknoloji eğitiminin alınması gerektiğine inanıyordu. Zira ona göre Batı her ne kadar İslam alemine saldırganlık gösteren bir düşman olsa da aynı zamanda yeniden güçlü bir toplum kurulmasına giden yolda üzerinde durulması gereken bir örnekti. İslam'ın pozitif bilimlere karşıt bir tutumu olmadığını ifade ediyordu. Diğer birçok modernist düşünür gibi o da Müslümanların kendi istikballerinden sorumlu olduklarını vurguluyordu. Ona göre Müslümanlar çağdaş bilimlerle ilgilenmeye karşı gelen ve "İslamın gerçek düşmanları" olduklarını böylelikle gösteren tutucu ulemanın tesirinden kurtarılmalıydı. Efgani'ye göre İslam yasa ve teolojinin ötesinde büyük bir medeniyetti. Çünkü ona göre Batı'nın entelektüel temelleri İslam'dan alınmaydı. Emperyalizm karşıtlığı ve İslam birliği fikri onun bıraktığı mirasın en önemli unsurları oldu.
Efgani, Rıza Nur'un Türk Tarihî eserinde aktardığı üzere şöyle demekteydi:
Bu Avrupalılardır ki, Türkler İstanbul'u alınca «din elden gidiyor!» diye korkup eğitim ve sanata sarılmışlardır. Böylece Doğu'ya üstün gelmişlerdir. Müslümanlar Sünnilik ve Şiiliği kaldırmalıdırlar. Yazı ve imlayı iyileştirmeli, dinde yenilik yapılmalıdır. Haçlı zihniyeti halen sünnektedir. Asya ve Avrupa sorunu vardır. Onlar bizim servetimizi almak, yurdumuzu sömürge ve bizi köle yapmak istiyorlar. Onlar Müslümanlara millet demezler. Onların gözünde hukuken bir şeyimiz yoktur. Bize vahşi derler. Müslümanlar arasına anlaşmazlıklar sokarlar. Osmanlı Devleti'ni Müslümanlığa direk olduğundan yıkmaya çalışırlar. Japonlar da «Din gidiyor!» diye gayrete gelip uygarlaştılar. Türk Müslümanlık direği olduğundan bütün Müslümanlar ona ve Pantürkizm'e hizmet etmekle yükümlüdürler.
03.4el-Urvetü'l Vüska
1882'de Mısır'ın İngilizlerce işgal edilmesinden iki yıl sonra Efgani, Müslümanların esaretine son vermeyi ve İngiliz işgaline karşı gelmeyi hedefleyen el-Urvetü'l Vüska dergisini çıkardı. Her ne kadar kendini gazete olarak tanıtsa da yayın formatına bakıldığında daha ziyade bir dergi olarak sayılmaktadır. İslami reform çağrısı yapan derginin ilk sayfasında Cemaleddin Efgani derginin siyasi müdürü, Muhammed Abduh ise başyazar olarak geçiyordu. Derginin İngiliz yayılmacılığına yönelik eleştirileri nedeniyle Hindistan ve Mısır'da dağıtımı ve bulundurulması yasaklanmış ancak yine de muhtelif yollarla okuyucusuna ulaştırılmaya çalışılmıştır. Toplam on sekiz sayı çıkan derginin her ne kadar ömrü kısa sürse de İslam alemine ciddi bir etkisi olmuştur.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Cemaleddin Efganî hayat hikâyesinde anıyor Ahmet Ağaoğlu
“Efganî, Ahmet Ağaoğlu'na kökeni hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Benim babam ve annem aslen Meragalı'dır, fakat sonra Hemedan'a gelmişler, ben Hemedan'da doğdum.”
-
Cemaleddin Efganî hayat hikâyesinde anıyor Corci Zeydan
“Bunlar arasında Emir Şekib Arslan, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Corci Zeydan, Haydar Bammat, Ferid Vecdi, Edib İshak, Mahmud Kasım gibi yazar ve araştırmacılar yer almaktadır.”
-
Cemaleddin Efganî hayat hikâyesinde anıyor Emir Şekib Arslan
“Bunlar arasında Emir Şekib Arslan, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Corci Zeydan, Haydar Bammat, Ferid Vecdi, Edib İshak, Mahmud Kasım gibi yazar ve araştırmacılar yer almaktadır.”
-
Cemaleddin Efganî hayat hikâyesinde anıyor İsmail Paşa
“Kötü idaresiyle devleti borçlandırdığı ve bu nedenle ülkenin bağımsızlığını tehlikeye attığı gibi gerekçelerle Hidiv İsmail Paşa'nın muhalifi oldu.”
-
Cemaleddin Efganî hayat hikâyesinde anıyor Muhammed Abduh
“Bunlar arasında Emir Şekib Arslan, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Corci Zeydan, Haydar Bammat, Ferid Vecdi, Edib İshak, Mahmud Kasım gibi yazar ve araştırmacılar yer almaktadır.”
-
Cemaleddin Efganî hayat hikâyesinde anıyor Rıza Nur
“Efgani, Rıza Nur'un Türk Tarihî eserinde aktardığı üzere şöyle demekteydi: Bu Avrupalılardır ki, Türkler İstanbul'u alınca «din elden gidiyor!» diye korkup eğitim ve sanata sarılm...”
-
Cemaleddin Efganî kendi hikâyesinde anılıyor Hint Hilâfet Hareketi
“yüzyılın sonlarında Hindistan'a Cemaleddin Efganî'yi elçi olarak gönderdi.”
Kaynaklar
-
K·01Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesiVikipedi - Cemaleddin Efganîtr.wikipedia.org · erişim 03.10.2026
NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.
Kaynağa git ↗ -
K·02Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıtam adıyla Seyyid Cemaleddin Muhammed bin Safder el-Afganî el-Hüseynîerişim 03.10.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “Cemaleddin Efganî” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Kaynak yeniden tarandı
Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.
-
Profil oluşturuldu
2 kaynak ve 8 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.