biyograftam
Giriş
  1. Keşfet
  2. Kültür & Sanat
  3. Şebeş Muharebesi
Kültür & Sanat

Şebeş Muharebesi

Şebeş Muharebesi, Romanya'nın Karansebeş bölgesinde Osmanlı İmparatorluğu ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'na bağlı Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan bir muharebe olup, muharebe Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır. Ancak Osmanlı kaynakları ve Avusturya k...

01

Kısaca kimdir?

Şebeş Muharebesi, Romanya'nın Karansebeş bölgesinde Osmanlı İmparatorluğu ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'na bağlı Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan bir muharebe olup, muharebe Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır. Ancak Osmanlı kaynakları ve Avusturya kaynakları değişik olaylara önem vermekte ve bu anlatımların hangisinin gerçeği tam yansıttığı hususunda sorunlarla karşılaşılmaktadır. Özellikle Avusturyalılar tarafından yazılan Almanca mevcut kaynaklar savaştan uzun bir süre sonra yazılmış olup kendi tarafını hiç iyi göstermeyen gerçekler anlatmaktadır.

02

Hayat hikâyesi

02.1Osmanlı kaynaklarına göre Şebeş Muharebesi

Osmanlı Padişahı I. Abdülhamit'in emriyle Serdar-ı Ekrem olan Sadrazam Koca Yusuf Paşa Osmanlı ordusunu Sofya üzerinden harekete geçirdi.

Lazarathâne isimli bir mevkide Avusturya ordusuyla karşılaşan Memiş Paşa'nın süvarileri, şiddetli bir hücumla Avusturya ordusunu istihkâmlarından söktü. İki yüz bin kişilik orduya sahip olan Avusturya İmparatoru II. Josef, sayıca üstün olmasına karşın bu saldırı karşısında tutunabilmek için ordusunu Muhadiye Boğazı'na doğru çekmek zorunda kaldı. Muhadiye Boğazı, çok sarp ve geçilmesi ve zapt edilmesi zor bir yerdi. Aynı zamanda Temeşvar eyaletinin kilit noktası sayılırdı. Ortasından bir de nehir geçiyordu.

Sadrâzam Koca Yûsuf Paşa, serasker Kethüda Cenaze Hasan Paşa ve diğer komutanlarıyla hareket tarzını istişare ettikten sonra, evvelâ boğazın iki tarafındaki tabyaların zaptına karar verdi. Üç gün süren Muhadiye Muharebesi çarpışmalarında Avusturya ordusu ağır bir yenilgiye uğratılıp boğazdaki tabyalar ele geçirildi. Muhadiye Muharebesi'nin kaybedilmesiyle, Muhadiye Boğazı'nda tutunamayan Avusturya İmparatoru II. Joseph, Şebeş boğazına güç bir hâlde kaçtı.

Muhadiye Muharebesi'nde bozguna uğrayan Avusturya İmparatoru 80.000 kişilik ordu ve 500 top ile Şebeş Boğazında mevzilendi ve bu mevziler gayet iyi tahkim edildi. Fakat bu Avusturya ordusu için sorunlar çıkmıştı. İmparator, Eflak'ta bulunan 30.000 kişilik Avusturya ordusunun komutanı General Fabriz'e emir gönderip Şebeş önünde bulunan Osmanlı ordusunun gerisine gelip arkadan hücuma geçmesini emretmişti. Fakat General Fabriz bu emre itaat edemeyeceğini bildiren bir cevap gönderdi. Yolların mevsim icabı kapalı olduğunu ve bu yollardan emri altındaki ordu ile yürüyüşe geçerse 20.000 kadar (yani ordunun üçte ikisini) zayiat verileceğini hesapladığını bildirip bu büyük zayiat verilirse Eflak'taki Avusturya elinde bulunan arazilerin de Osmanlılar'a geçmesini büyük olasılığı olduğunu da ifade etmişti. Bu takviyenin gelmeyişi Şebeş'te başkomutan imparatoru zora düşürdü.

Muhadiye Muharebesi'nden sonra Osmanlı ordusu ise üç değişik grup halinde bulunuyordu. Bir ordu grubu Vidin'de bulunup bu grupta Sancak-ı Şerif bulunmaktaydı. İkinci grup Fethülislam kalesindeydi. Üçüncü grup ise sarp İnlik kalesinde bulunmaktaydı. Osmanlı ordusunun üç grupta olması Avusturya casusları tarafından Avusturya orduları komutanına iletilmişti ve Avusturya yüksek komuta heyeti bu haberi Osmanlı güçlerinin birbiri ardında bulunan 400.000 kişilik üç ordu grubundan oluştuğu sonucunu çıkartmışlardı. Serdar-ı ekrem olan Koca Yusuf Paşa bu üç grubu birleştirip İrşova ve Lazarethane arasında topladı. Böylece bu ana Osmanlı ordusu Muhadiye'de bulunan Serasker Kethüda Hasan Paşa'nın güçlerine daha da yaklaştı.

Bu sırada Semendire'de bulunan Osmanlı Rumeli Valisi ve Belgrad'da bulunan serasker Süleyman Paşa bölgeyi Sırp isyancı ve asilerinden temizlemişlerdi ve Pançova'da bulunan Memiş Paşa güçlerine düzenli lojistik destek ve askeri takviye sağlama durumuna gelmişlerdi.

Lazarethane'de Sadrâza

02.2Almanca kaynaklara göre Muharebe

Karánşebeş (Şebeş) muharebesi, 17 Eylül 1788 akşamı Osmanlı kuvvetlerini arayan Avusturya öncü birlikleri arasında gerçekleşir. Yaklaşık 100.000 kişilik Avusturya kuvvetleri Osmanlılarla savaşmak için Karánsebes kasabası (Günümüz Romanya'sında Caransebeş) yakınlarında kamp kurar.

Hussar birliği (hafif süvari birliği) keşif için Timiş nehrinin karşı yakasına geçer, Osmanlılardan hiçbir iz bulamaz. Hussar birliğinin yolda karşılaştığı çingene konvoyu muzaffer Avusturya askerlerine kendilerinden schnapps (alkollü likör, bir tür cin) satın almalarını teklif eder. Tekliften memnun kalan Hussarlar içki fıçılarını satın alırlar. Sonradan nehri geçen bir başka Avusturya piyade kolu, Hussarların bu içki partisine katılmak ister. Lakin Hussarlar içki fıçılarını piyadelerle paylaşmak istemez. İçki fıçılarının etrafını sarıp koruma altına alır, tartışma sürerken bir asker ateş eder. Böylece Hussarlar ve piyadeler arasında çatışma başlamış olur.

Çatışma sırasında bazı piyadeler, Hussarları korkutma amaçlı Turciii! Turciii! diye haykırır. (Romence: Türkleeer!). Bunu duyan Hussarlar Türkler geldi zannedip kaçar, Hussarların kaçtığını gören piyadelerde kaçışmaya başlar. Zira Avusturya Ordusu Lombardlı İtalyanlardan, Balkan Slavlarından, Avusturyalılardan ve çeşitli azınlıklardan oluşan karma bir ordudur. Bu sebeple askerler birbirlerini anlamakta zorlanmaktadır. Durumu düzeltmeye çalışan Avusturyalı subaylar Halt ! (Almanca:Durun!) Halt ! (Durun!) diye bağırır, fakat Almanca bilmeyen askerler bu kelimeleri Allah ! Allah ! diye anlayınca işler daha da kötüleşir.

Süvarilerin kampa doğru dörtnala geldiğini gören bir birlik kumandanı, Osmanlı akıncılarının saldırısına uğradıklarını zannedip, topçulara ateş emri verir. Bu sırada, çatışma sesini duyan askerler ne olduğunu anlayamadan kaçmaya başlar. Birlikler her gördüğü gölgeyi Türk zannedip vurmaya başlar, aslında ateş ettikleri kendi askerleridir. Bu kargaşa sonucu tüm ordu geri çekilir, İmparator II. Joseph atını küçük bir çaya sürerken attan düşüp sakatlanır.

İki gün sonra olay yerine ulaşan Osmanlı ordusu 10.000 kadar ölü ve yaralıyla karşılaşır ve Karanşebeş şehrini rahatça ele geçirir.

Avusturya kaynakları içinde bu savaşla ilgili yayınlanan en eski kaynaklardan biri olaydan yaklaşık 59 yıl sonra A. J. Gross-Hoffinger tarafından yazılan "Geschichte Josephs des Zweiten" adlı kitaptır ve çoğu yazar 1. Anlatımı bu kitabı temel alarak yazmışlardır. Diğer bir kitapta olaydan 55 yıl sonra çıkarılmış bir kitaptır. Bu kitapta bu olay ile ilgili "Austrian Military Magazine of 1831" adlı bir dergiye atıf yapmakta ve bu dergide tam hikâyesinin bulunduğundan bahsetmektedir.

02.3Sonraki gelişmeler

Bu Şebeş Muharebesi bittikten sonra 21 Eylül 1788'de kazanılan zafer üzerine Sultan Abdülhamîd Han'a Gâzi ünvâni verildi.

Bu zaferin kazanılmasında en büyük pay 1768-1774 yıllarındaki Osmanlı-Rus Savaşı sonrası yapılan reformla oluşturulan sürat topçuları, süvariler ile yeniçerilerin etkili ve koordineli bir şekilde kullanılabilmesi ve yeniçerilerin Kartal Ovası Muharebesi gibi muharebelerin aksine disiplinlerinin 17. yüzyıldan beri bozuk olmasına karşın bu sefer ateşli silahları etkili şekilde kullanabilmeleri ve disiplinli davranmalarıdır.

Serdar-ı Ekrem Koca Yusuf Paşa karargahını Avusturyalıların karargahında imparator mahalline naklettirdi. Lagoş taraflarına da akınlar yapıldı. Ordunun yiyecek, sair levazım ve mühimmat ihtiyaçlarını geriden tedarik edilip nakledilmesine lüzum kalmadan Avusturyalıların geride bıraktıkları ganimet malıyla idare edildi.

Pançova taraflarına yöneltilen Memiş Paşa güçleri de eskiden Avusuryalılar elinde bulunan bu bölgeyi altüst ettiler; Pançova'yı yaktılar ve Tuna Nehri'in sol kolundaki bölgeyi Belgrad karşısına kadar vurdular. Bu harekâta elde edilen esirler sayısı 50.000'i aşıp bunu başaran Osmanlı ordu birliklerinin sayısının iki mislini bulmuştu. Bu güçler 80'den fazla top ellerine geçirmişlerdi. Ganimet cephane ve diğer eşyanın hesabı tutulamamıştı.

Fakat bu galibiyet verilen bir aksi kararla bir kenara atılmıştır. Koca Yusuf Paşa ve komuta heyeti yaptıkları bir büyük toplantıda mevsimin geç olması nedeniyle ordunun kış karargahına dönmesi kararı aldılar. Muhadiye ve Lazarethane'ye koruyucu güçler konulup ordunun kalan kısmı kış karargahı olarak seçilmiş olan Şumnu'ya geri dönmeye başladı. Geri dönmekte olan ordu Vidin ile Şumnu arasında iken Avusturya güçleri tekrar hücuma geçtiler. Muhadiye, Lazarethane, Pançova ve Aktabya'da bırakılan savunma güçleri bunlara karşı koyamadılar; geri çekilmek zorunda kaldılar ve bu mevkiler Avusturya orduları eline geçti. Pançova'da başarılı olan Memiş Paşa Muhadiye Muhafızı olarak görevlendirilmişti. Ama çok küçük sayıda şahsi koruyucuları ile bu mevkiye giderken bir Avusturya tümeni tarafından pusuya düşürülerek esir alındı.

Avusturyalılar, Bosna Eyaletine de girmişlerdi. Bosna valisinin asker ve levazım isteği karşılanamadı, Novi ve Dubiçe Avusturyalılarca işgal edildi.

Şumnu'ya gitmekte olan Osmanlı ordusunu diğer kötü harp haberleri de beklemekteydi. Rus cephesinde Özi ve Bender Ruslar eline geçmişti; Ruslar Eflak'ın bir kısmını işgal etmişlerdi ve Buğdan'a da girmişlerdi. O taraflara destek sağlamak gerektiği sırada, 13 Kasım 1788'de bu ordu Rusçuk karargahına gelmişti. Burada yapılan müzakereler büyük tartışmalara yol açtı. Edirne, Şumnu ve Rusçuk ordunun kışlama merkezi olması hakkında uzun uzadıya konuşmalara yol açtı. Sonunda 1788-1789 yılı kışında ordunun Rusçuk'ta kışlanmasına karar verildi.

02.4Sonuçları

Kazanılan Muhadiye ve Şebeş Muharebelerine karşın, Osmanlı kuvvetleri bu zaferler sonrası Macaristan içlerine kadar ilerlemek istedilerse de ilerleyemediler; ancak Banat ve Temeşvar'da belli köy ve kasabaları, kaleleri geçici süreliğine işgal edebildiler; zira iki cephede savaşan Osmanlı kuvvetleri Avusturya cephesinin aksine Ruslara karşı aynen 1768-1774 savaşındaki gibi ardı ardına bozguna uğruyorlardı.

Ruslar, Odesa ve Özi kalelerini alıp Besarabya'ya kadar ilerlediler. İzmail, Yaş, Kili, Akkerman da dahil pek çok şehri kuşattılar. Osmanlılar da Rus ilerlemesini durdurmak için kuvvetlerini Ruslar üzerine yönlendirmek zorunda kaldılar; bu geçen bir yıllık zamanda toparlanan Avusturya kuvvetleri Prens Josias of Saxe-Coburg-Saalfeld komutasında bir kuvvetle tekrar ilerlemeye başladılar. Meşhur Rus general Aleksandr Suvorov komutasındaki Rus Kuvvetleri ile birleşip Fokşan ve Boze Muharebesi'ni kazandılar ve mareşal Ernst Gideon von Laudon komutasında bir Avusturya ordusu da; Belgrad üzerine yürüyüp 3 haftalık bir kuşatma ile Boze Muharebesi sonrası büyük bir Osmanlı Ordusunun yok edilmesiyle artık yardım alamaz hale gelen Belgrad'ı ele geçirdi. Bununla birlikte Avusturyalılar, Yergöğü'nde yapılan muharebede Osmanlı ordusunca yenilgiye uğratıldı. Ancak Avusturya Arşidüklüğü, Fransız İhtilali sonucu artan Fransız askeri tehdidi yanında, ülkesindeki toplumlarda Fransız İhtilalinden kaynaklanan fikirlerden milliyetçi bir ayaklanma tehdidi ve aynı anda iki cephede savaş durumu belirince Osmanlı İmparatorluğu ile apar topar Ziştovi Antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi. Bu antlaşma ile Belgrad Osmanlılara geri verilirken, Avusturya sadece bugünkü Romanya topraklarında bulunan Orşova şehri ve şimdiki Hırvatistan topraklarında kalan iki küçük yerin (iki küçük köyün) kendisine bırakılmasına razı olmak zorunda kaldı.

03

Bağlantı atlası

Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.

Şebeş Muharebesi Boze Muharebesi Koca Yusuf Koca Yusuf Paşa Muhadiye Muharebesi Gribova Muharebesi (19...
düz çizgi: bu biyografide anılıyorkesik çizgi: bu kişiyi anıyor
  • Şebeş Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Boze Muharebesi

    “Meşhur Rus general Aleksandr Suvorov komutasındaki Rus Kuvvetleri ile birleşip Fokşan ve Boze Muharebesi'ni kazandılar ve mareşal Ernst Gideon von Laudon komutasında bir Avusturya...”

  • Şebeş Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Koca Yusuf

    “Abdülhamit'in emriyle Serdar-ı Ekrem olan Sadrazam Koca Yusuf Paşa Osmanlı ordusunu Sofya üzerinden harekete geçirdi.”

  • Şebeş Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Koca Yusuf Paşa

    “Abdülhamit'in emriyle Serdar-ı Ekrem olan Sadrazam Koca Yusuf Paşa Osmanlı ordusunu Sofya üzerinden harekete geçirdi.”

  • Şebeş Muharebesi hayat hikâyesinde anıyor Muhadiye Muharebesi

    “Üç gün süren Muhadiye Muharebesi çarpışmalarında Avusturya ordusu ağır bir yenilgiye uğratılıp boğazdaki tabyalar ele geçirildi.”

  • Şebeş Muharebesi kendi hikâyesinde anılıyor Gribova Muharebesi (1912)
04

Kaynaklar

0kaynak kaydı
0farklı yayıncı
0ansiklopedi maddesi
0zaman çizelgesi olayı

Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.

yayımlanmadı

Bilerek dışarıda bırakılanlar

Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.

Metin lisansı

Vikipedi’den uyarlanmıştır

Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.

05

Ne değişti?

  1. Profil oluşturuldu

    0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.

06

Düzeltme masası

Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.

  1. Ne yanlış?
  2. Doğrusu
  3. Kaynak

Hangi bölümde bir hata var?

Önerin editör incelemesinden geçer, otomatik yayımlanmaz. E-posta adresin yalnızca bu başvuru için kullanılır.
07

Buradan nereye?

Kültür & Sanat alanındaki tüm profiller →