Kısaca kimdir?
Orhan Şaik Gökyay (16 Temmuz 1902, İnebolu - 2 Aralık 1994), Türk edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair ve öğretmendir.
“Bu Vatan Kimin” şiiri ile hafızalarda yer etmiş vatansever bir şairdir. "Bu Vatan Kimin" şiiri Mustafa Yıldızdoğan tarafından bestelenerek 1998 yılında aynı adla çıkardığı albümünde okunmuştur. Edebiyat alanında şairliğinden çok eleştirmenliği ve araştırmacılığı ile öne çıktı. Dil konusunda yaptığı en önemli çalışma Dede Korkut hikâyelerini sadeleştirmesidir. Yetmiş yıl boyunca öğretmenlik yaptı, binlerce öğrenci yetiştirdi.
Bestesi Arif Sami Toker'e ait olan ve Türk müziğinin klasikleri arasında sayılan “Çıksam Şu Dağların Yücelerine” şarkısının güftesi ona aittir.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Yaşamı
16 Temmuz 1902 tarihinde babasının edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığı İnebolu'da dünyaya geldi. 93 Harbi’nden sonra Filibe’den Anadolu’ya göç eden bir ailenin yedi çocuğundan birisidir. Babası Mehmet Cevdet Efendi, annesi Şefika Hanım'dır. Asıl adı Hüseyin Vehbi'dir. Rıza Nur'un millî eğitim bakanlığı döneminde yayımlanan "her öğrencinin bir Türk adı alması"yla ilgili genelge uyarınca adını "Orhan" olarak değiştirmiştir.
İlk öğretimine Kastamonu'da başladı. İdâdînin dokuzuncu sınıfında okurken, ailesinin maddi sıkıntıya düşmesi sebebiyle öğrenimine ara verdi. Katip olarak özel idarede çalışmaya başladıktan sonra edebiyatla ilgilendi. İlk şiiri Kastamonu'da yayımlanan Açıksöz gazetesinde 1922 yılında yayımlandı. “Annemin Mezarında” başlığını taşıyan bu şiiri, kardeşi Kenan'a atfetmişti. İzmir'in işgaline duyduğu üzüntü ile yazdığı “İzmir Rüyası” adlı ikinci şiirini edebiyat öğretmeni Vasfi Bey'e ithaf etti. Kurtuluş Savaşı yıllarında İstanbul'dan Ankara'ya geçen pek çok kişinin yol üzerinde uğradığı bir yer olan Kastamonu'dan geçtiği sırada ünlü şair Mehmet Akif ile de görüşme fırsatı bulmuş, ilk şiirlerini göstermiş ve beğenisini kazanmıştı.
Aynı yıl öğrenimini tamamlamak üzere Ankara'ya gitti. Ankara Darülmuallimîni'nin (öğretmen okulu) son sınıfına kaydoldu.
02.2Öğretmenlik ve edebiyat yaşamı
Ankara Darülmuallimîni'ni "çok iyi derece" ile bitirdikten sonra 1923 yılından itibaren Piraziz, Samsun ve Balıkesir'de öğretmenlik yaptı. Balıkesir'de görev yaptığı sırada şair Edremitli Ruhi Naci'nin (Sağdıç) desteğiyle Çağlayan isminde bir edebiyat dergisi çıkardı ve takma isimle yazı ve şiirlerini yayımladı. 1924-1926 yılları arasında çıkan 15 günlük bu dergide Mehmet Akif, Tokadizade Şekip ve Hasan Basri (Çantay) gibi devrin önemli şair ve yazarlarının da eserlerini yayımladı.
1927 tarihinde önce Kastamonu İdadisi'nin son sınıfına kaydoldu, ardından hem İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'ne, hem Yüksek Öğretmen Okulu'na kaydoldu ve öğrenimini her iki okulda birden sürdürdü. Edebiyat fakültesinde hocası Fuat Köprülü'den etkilendi. Almancasını ilerletti.
Yüksek öğrenimini 1930'da tamamladıktan sonra tekrar öğretmenliğe başladı. Kastamonu, Malatya, Edirne, Ankara, Eskişehir ve Bursa'da edebiyat öğretmenliği yaptı. "Bu Vatan Kimin" şiirini 1937 yılında Bursa'da öğretmenlik yaptığı dönemde yazdı. Edirne'de görev yaptığı sırada kendisi gibi öğretmenlik yapan Ferhunde Sarıoğlu ile evlendi. Çiftin çocukları olmadı.
1938 yılında Dede Korkut hikâyelerini yayımladı. Bu eser ile “Dede Korkut'un torunu” unvanını aldı. Öğretmenlik yaşamına 1939'dan itibaren Ankara'da, yeni kurulan Musiki Muallim Mektebi'nde (Ankara Devlet Konservatuvarı) öğretmen ve müdür olarak devam etti. Bestesini Necil Kazım Akses ile Ulvi Cemal Erkin'in müştereken yaptıkları Konservatuvar Marşı'nın güftesini yazdı. En önemli araştırmalarından birisi olan “Kabusname” ilk defa 1944'te yayımlandı. Bu kitap, Emir Unsurü'I-Meali Keykavus'un 1082 yılında, oğlu Giylanşah için "Nasihat-name" türünde yazılmış bir eserdir.
1944 yılında konservatuvar müdürü iken okul arkadaşı Nihal Atsız'ı evinde misafir etmesi üzerine “Irkçılık-Turancılık davası" nedeniyle görevine son verildi, tutuklanarak İstanbul'a gönderildi, işkence gördü. Onbir ay süren tutukluluk ve yargılanma sürecinin ardından beraat etti ve öğretmenlik mesleğine iade edildi. Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik (1947-1951), Londra kültür ataşeliği ve öğrenci müfettişliği (1951-1954), İstanbul (Çapa) Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik (1954-1959) görevlerinde bulundu.
1957'de “Katip Çelebi Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri” adlı kitabını yayımlayan Gökyay, büyük önem verdiği Katip Çelebi’nin eserleri üzerinde çalışmalarını onun "Tuhfetü'l-Kibar fi Esfari'l-Bihar" ile "Mizanü'l-Hakk fi ihtiyari'l-Ahakk" adlı eserlerini çağdaş Türkçe ile yayımlayarak sürdürdü.
1959-1962 yılları arasında Londra’da bir okulda Türk dili ve edebiyatı okutmanı olarak çalıştı. 1962'de Türkiye'ye döndükten sonra Çapa Eğitim Enstitüsü'ndeki görevine tekrar başladı. 1967 yılında yaş haddinden emekli oldu.
02.3Emekliliği
Gökyay, emekli olduktan sonra da eğitimcilikten kopmadı. 81 yaşında tekrar mesleğine döndü; eski görev yeri olan Çapa Eğitim Enstitüsü’nde, Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinde ders verdi.
Hayatı boyunca Türk Dili, Nesil, Türk Folklor Araştırmaları, Çağrı, Oluş, Ülkü, Türk Folkloru, Musiki Mecmuası, Türk Dili, Tarih ve Toplum, gibi dergilerde eleştiriler yayınladı, eleştirilerini 1982’de “Destursuz Bağa Girenler” adlı bir kitapta topladı.
ABD’deki Princeton Üniversitesi, 1984’te iki ciltlik bir eser hazırlayarak ona ilk bilim armağanını sundu. 1988’de Türklük Bilgisi Araştırmaları Dergisi’nin 6. ve 7. sayıları ‘Gökyay' a Armağan’ olarak çıktı. 1989'da İstanbul Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktorluk diploması verdi. 1991'de Devlet Sanatçısı unvanı ile ödüllendirildi. Değerli kitaplardan oluşan kütüphanesini 1984'te kurulan Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Kütüphanesi'ne bağışladı.
Prof. Dr. Günay Kut, onun eserlerini “şiirleri, makaleleri, telif kitapları ve çevrileri” olarak dört bölümde inceledi. Bu çalışma, 1989'da yayımlandı.
Yetmiş yılık öğretmenlik hayatında binlerce öğrenci yetiştiren Orhan Şaik Gökyay, 2 Aralık 1994 tarihinde öldü ve cenazesi ertesi gün Üsküdar'daki Nakkaştepe Mezarlığı'nda toprağa verildi.
02.4Ölümünden sonra
Yaşamı boyunca yalnızca beş şiirini Türkçe ve İngilizce olarak 1976'da yayımlamış olan şairin şiirleri ölümünden sonra “Bu Vatan Kimin” adı altında kitaplaştırıldı (1994).
2001 yılından bu yana eşi Ferhunde Gökyay ve öğrencisi Kudret Ünal tarafından “Orhan Şaik Gökyay Şiir Ödülü” verilmektedir
2002 yılında Rıdvan Çongur ile Nail Tan'ın hazırladığı "‘Bu Vatan Kimin?’ şairi, yazar Orhan Şaik Gökyay" adlı kitap yayımlandı.
Doğum yeri olan İnebolu'da ismi bir sokağa verilmiş ve büstü yerleştirilmiştir.
Üretimleri
Katip Çelebi'den Seçmeler (İstanbul,
Dedem Korkut'un Kitabı (İstanbul,
Destursuz Bağa Girenler (Dergâh Yayınları, İstanbul
Dede Korkut (İstanbul, 1000)
Bu Vatan Kimin? Şiirleri
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor Arif Sami Toker
“Bestesi Arif Sami Toker'e ait olan ve Türk müziğinin klasikleri arasında sayılan “Çıksam Şu Dağların Yücelerine” şarkısının güftesi ona aittir.”
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor Günay Kut
“Günay Kut, onun eserlerini “şiirleri, makaleleri, telif kitapları ve çevrileri” olarak dört bölümde inceledi.”
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor İstanbul Üniversitesi
“1989'da İstanbul Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktorluk diploması verdi.”
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor Mimar Sinan
“81 yaşında tekrar mesleğine döndü; eski görev yeri olan Çapa Eğitim Enstitüsü’nde, Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinde ders verdi.”
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor Mustafa Yıldızdoğan
“"Bu Vatan Kimin" şiiri Mustafa Yıldızdoğan tarafından bestelenerek 1998 yılında aynı adla çıkardığı albümünde okunmuştur.”
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor Necil Kazım Akses
“Bestesini Necil Kazım Akses ile Ulvi Cemal Erkin'in müştereken yaptıkları Konservatuvar Marşı'nın güftesini yazdı.”
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor Nihal Atsız
“1944 yılında konservatuvar müdürü iken okul arkadaşı Nihal Atsız'ı evinde misafir etmesi üzerine “Irkçılık-Turancılık davası" nedeniyle görevine son verildi, tutuklanarak İstanbul'...”
-
Orhan Şaik Gökyay hayat hikâyesinde anıyor Rıza Nur
“Rıza Nur'un millî eğitim bakanlığı döneminde yayımlanan "her öğrencinin bir Türk adı alması"yla ilgili genelge uyarınca adını "Orhan" olarak değiştirmiştir.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.