biyograftam
Giriş
  1. Keşfet
  2. Devlet & Siyaset
  3. I. Süleyman Şah
Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu · 1041–1086

I. Süleyman Şah Süleyman Şah'ın Doğu Fetihleri

Kutalmışoğlu Süleyman Şah veya kısaca Kutalmışoğlu (Arap alfabesiyle: سليمان بن قتلمش, Süleyman bin Kutalmış) (d. 1041 - ö. 4 Haziran 1086), Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusudur.

Hayat şeridi Bir döneme dokun, çizelge süzülsün
Erken yıllar1041–1086
104110601086
01

Kısaca kimdir?

Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah veya kısaca Kutalmışoğlu (Arap alfabesiyle: سليمان بن قتلمش, Süleyman bin Kutalmış) (d. 1041 - ö. 4 Haziran 1086), Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusudur. Selçuk Bey'in oğlu Arslan Yabgu'nun torunudur. Babası Kutalmış Bey'dir. Erhan Afyoncu'nun tespitlerine göre mezarı Halep Kapısı'ndadır. Kutalmışoğlu Süleyman Şah öldüğünde Caber Kalesi'ne defnedildiği yönündeki rivayetler doğru değildir. Zira Kutalmışoğlu öldürüldüğünde Caber Kalesi henüz Selçuklu Hanedanı tarafından ele geçirilmemişti.

02

Süleyman Şah'ın Doğu Fetihleri

—Süleyman Şah'ın Doğu Fetihleri

Türkiye Selçukluları'nın şarkında bir Ermeni prensliğinin kurulması ve Melikşah'ın, dolayısıyla da Büyük Selçuklular'ın bu prensliği desteklemeleri büyük bir endişe yaratıyor ve Süleyman Şah'ı şark seferine mecbur ediyordu. Bizanslılar ile yapılan 1081 muahedesiyle nasıl imparator I. Aleksios Balkanlar'daki Normanlar'a ve Şamani Türkler'e (Müslüman olmayan Türkler) karşı serbest kaldıysa aynı şekilde Süleyman Şah'ta Doğu Anadolu meselelerinde serbest kalmıştır.

1082 yılında Çukurova'ya (Kilikya) girerek Tarsus'u fetheden Süleyman Şah; 1083 yılında Adana, Anazarba, Masisa ve tüm Kilikya beldelerini hakimiyeti altına almıştır. Süleyman Şah, Tarsus'u fethedince derhal kadı İbn Ammar'dan bu yeni fethedilen şehirler için kadı ve hatip istemiştir ki bu durum Süleyman Şah'ın; Melikşah'la, dolayısıyla da Büyük Selçuklular'la olan geçmişten kalma siyasi ve ailevi rekabetini devam ettirdiğine dair mühim bir hadisedir. Çünkü Süleyman Şah, Büyük Selçuklular'ın dini lider olarak tanıdığı Sünni Abbasiler yerine Şii Fatımiler'i dini lider olarak tanımıştır. Nitekim Kutalmışoğulları; Anadolu'ya geçmeden önce Kuzey Suriye'de bulundukları dönemde aynı teşebbüste bulunmuşlardır. Ayrıca İbrahim Yınal ve diğer asi Selçuklu beyleri de bu yolu tutmuşlardır.

Geçmişte Abbasiler; Bizans'a karşı Tarsus merkez olmak üzere Avasım şehirlerini kurmuştur ve bu münasebetle Kilikya şehirleri aralarında pek çok Türk'ün de bulunduğu Müslüman gönüllü ve gazilerin üssü olmuştur. İslam kültür ve medeniyetinin yerleştiği ve ilim adamları yetiştirdiği bu bölge X. asrın başlarında Bizans tarafından işgal olunmuş ve tüm Müslüman halk katledilmiştir. İşte Süleyman Şah yaklaşık 150 yıl sonra bu bölgeyi Hristiyan işgalinden kurtarmış ve tekrar bir İslam diyarı haline getirmiştir. Tarsus ve Kilikya'dan sonra Filaret'in elindeki tüm bölgeleri fethetmeyi ve bu münasebetle Büyük Selçuklular'la karşı karşıya gelmeyi hesap eden Süleyman Şah; İznik'e dönerek gerekli hazırlıkları yapmış ve önlemleri almıştır. Bu maksatla Süleyman Şah, İznik'e yerine vekil olarak Ebu'l Kasım'ı bırakmış ve Kapadokya'ya, sahil bölgelerine ve tüm Anadolu'ya valiler tayin etmiştir. Bu valileri şark seferi bitene kadar bölgelerini korumakla görevlendiren Süleyman Şah; Antakya üzerine hareket etmiştir. Süleyman Şah Antakya üzerine hareket ederken dayısı Gümüştekin Ahmed Gazi'de (Danişmend Gazi) Filaret'e tabii olan Gabriel'in elindeki Malatya'yı muhasara için hareket etmiştir. Bu müşterek taarruz yanında, aynı 1085 yılında, Kara-tekin'de Bizans'ın elindeki Sinop şehrini fethetmiştir.

Süleyman Şah'ın hareketine muvazi olarak Emir Buldacı da; yukarı Ceyhan bölgesini, Elbistan, Göksün ve Ra-ban şehirlerini fethedince bu havalide yalnız Maraş Filaret'in elinde kalmıştır. Bu durumda memleketlerin hızla elinden çıktığını ve Hristiyanların kendisine ihanet ettiğini gören Filaret; Melikşah'la görüşmek için İran'a gitmiştir. Bu durumdan faydalanan Antakya halkı ve başta şehrin valisi gizlice Süleyman Şah'a haber göndererek kendisini davet etmişlerdir. Bundan sonra Süleyman Şah, ordusuyla beraber cebri bir yürüyüşle Antakya'ya doğru hareket etmiştir. Bu seferin duyulmaması için de geceleri ilerleyen Süleyman Şah, gündüzleri ya dinlemiş ya da sapa yolları takip etmiştir. Daha sonra Süleyman Şah, askerlerini Kilikya'da gemilere bindirmiş ve Asi Nehri üzerinden Antakya önüne çıkmıştır. Böylece çok az bir zamanda, Bizans müellifi Anna Komnini'ye göre 12 günde Antakya önlerine gelen Süleyman Şah ve askerleri, Faris kapısından şehre girmişlerdir. Böylece 1084 yılında şehir Süleyman Şah tarafından fethedilmiştir. Fakat iç kaleye kapanan kale muhafızları bir süre direnseler de su ve erzağın kesildiğini, kendilerine aman verildiğini görünce iç kaleyi de teslim etmişler ve böylece 1085 yılında Antakya, tamamen fethedilmiştir. Bu suretle Antakya; 969 yılından beri süren Bizans ve daha sonra Ermeni Filaret'in işgalinden sonra, 1085 yılında kurtulmuştur. Yine aynı yıl Ermeni Filaret; Maraş'ta ölerek tarih sahnesinden çekilmiştir.

Antakya geçmişte; Afşin Bey tarafından ve ayrıca Anadolu'ya geçmeden önce Süleyman Şah tarafından kuşatılmış fakat Bizans'ın şiddetli müdafaasından dolayı şehir düşmemiştir. Daha sonra Süleyman Şah şehri fethetmiş ve bu fetihle beraber; o dönem huzursuzluklar içinde bulunan Halep'in Harim ve Duluk kazaları da kendiliğinden Süleyman Şah'ın eline geçmiştir.

Süleyman Şah'ın Marmara sahillerinden Antakya'ya kadar uzanan çok güçlü bir devlet kurması ve hakimiyetini genişletmesi onun, Büyük Selçuklular'la yahut tabiileriyle çatışmaya girmesini mukadder kılmıştır. Süleyman Şah'ın bu fethi Arap Şerefüddevle Müslim'i telaşlandırmış ve Süleyman Şah, yaptığı Antakya fethine müteakip Melikşah'a elçi göndermiş ve Melikşah, bu durumdan memnun olmuştur. Fakat bu durum da iki amcazade arasındaki ilişkilerin düzeldiğine hükmetmek kolay değildir. Çünkü böyle bir teşebbüs gerçekleşmişse bile bu dini duyguların ve siyasi şartların bir icabıdır. Nitekim Süleyman Şah Antakya'yı fethederken Melikşah'ta Doğu Anadolu ve Suriye meselelerinin halli için harekete geçmişti. Çünkü Diyarbakır Mervani emiri Bizans'ın eski bir vassalıydı ve son olarak da Fatımiler'le münasebetleri olan Şerefüddevle Müslim'de Mervaniler'le anlaşarak birçok lütuflarına nail olduğu Melikşah'a nankörlük etmişti. Bu yüzden Melikşah Diyarbakır üzerine bir ordu sevk ediyor ve öte yandan bizzat kendisi Şerefüddevle Müslüm üzerine Musul seferini düzenliyordu. Fakat bu dönemde Melikşah; Horasan'daki kardeşi Tekiş'in isyanıyla karşılaşmış ve geri dönmek zorunda kalmıştır. Melikşah o tarafa dönerken Şerefüddevle'nin itaat teklifini kabulden başka Musul'la beraber Halep'in idaresini de Müslim'e bırakmıştır. Bu durumda Melikşah'ın, Süleyman Şah'a böyle bir yanıt vermesi tabiidir.

Şerefüddevle Müslim; Ermeni Filaret'le iyi münasebetler kurmuş ve Antakya için yıllık bir cizye vergisi almıştır. Fakat Süleyman Şah'ın Antakya'yı fethi üzerine Müslim, bu meblağı Süleyman Şah'tan istemiş ve onu Melikşah'a itaatsizlikle itham ve tehdit etmiştir. Buna cevap olarak Süleyman Şah; kendi cihadıyla bu beldeyi kafirlerden alıp bir İslam beldesi haline getirdiğini ve cizye vermeyeceğini Müslim'e bildirmiştir. Ayrıca bazı Halep kasabalarının Süleyman Şah'ın kontrolüne geçmesi ve Halep ileri gelenlerinin Süleyman Şah'a gelerek kendisini, Halep şehrine davet etmesi Süleyman Şah ile Şerefüddevle Müslim arasındaki gerginliği yükseltmiştir. Nitekim Müslim'in askerleri Antakya civarına akınlar yapmaya başlamış ve Süleyman Şah da bir kıta askeri Halep civarına göndermiştir. Böylece iki taraf savaş hazırlıklarına başlamıştır. Süleyman Şah; son kez bir barış teklifi yapsa da ret cevabı almış ve bunun üzerine iki taraf 23 Haziran 1085'te, Halep ile Antakya arasında, Amik Ovası'na akan Afrin Çayı üzerinde çatışmışlardır. İlk harekette Çubuk Bey, Türkmenleri ile beraber Süleyman Şah tarafına geçmiş ve Arap askerleri bozguna uğramıştır. Şerefüddevle Müslim ise Türkler'in takibi esnasında bir mızrak darbesiyle öldürülmüş ve Süleyman Şah; Temmuz 1085'te Halep'i kuşatmış ve Müslim'in cesedini, Halep kapısında defnetmiştir.

Süleyman Şah'ın Antakya'yı fethettikten sonra Halep şehrini de kuşatma altına alması, İznik Selçukluları ile İran Selçukluları arasındaki çekişmeyi körüklemekteydi. Halep kuşatması esnasında o dönem şehre hakim olan Şerif Ebu Hasan; bir yandan Süleyman Şah'ı oyalarken bir yandan hem Melikşah'a hem de onun kardeşi olan ve Suriye Selçuklu meliki olan Tutuş'tan yardım isteyerek ya bizzat gelmelerini veya Süleyman Şah'ı bölgeden uzaklaştıracak bir ordu göndermelerini istemiştir. Bu sıralar da Süleyman Şah, Halep'teki taraftarlarıyla aleyhdarlarını baş başa bırakarak Müslim'in askerlerini takibe girişmiş ve onları çöle kaçırmıştır. Daha sonra Ma'arra, Kafartab ve Şayzar kazalarını teslim almış ve Kınnesrin'i kuşatarak fethetmiştir. Burada Şerefüddevle Müslim'in dul kalan zevcesi Menia hatunla izdivaç eden Süleyman Şah; oradan tekrar Halep üzerine yürürken Tutuş'ta Şam'dan ayrılarak kendisine doğru gelmeye başlamıştır. Süleyman Şah, Halep'i ikinci defa muhasara ederken şehir halkı Tutuş ile muharebeniz neticelendikten sonra şehri size teslim edeceğiz şeklinde bir mesaj vermiştir.

Süleyman Şah üzerine hareket etmekte olan Tutuş'un beraberinde Malazgirt Savaşı'na müteakip Anadolu'da birçok beldeyi fetheden ve çok büyük bir Türkmen kuvvetine sahip Artuk Bey'de bulunmaktaydı. Diyarbakır kuşatması esnasında Fahr ud-devle Cehir ile birlikte bulunan ve onunla bozuşup Melikşah'a gücendikten sonra Suriye'ye giden Artuk Bey, burada Tutuş'la anlaşmış ve Kudüs kendisine ikta olarak verilmiştir. Katıldığı her savaşta muzaffer bir rol oynayan ve yüksek bir şöhretle itibara sahip olan Artuk Bey, Tutuş'la beraber Süleyman Şah'ın üzerine yürümüş ve çok önemli görevler üstlenmiştir.

Süleyman Şah; bu hareketi haber alınca Tutuş'a doğru ilerlemiş ve iki ordu 5 Haziran 1086'da, Halep'in üç mil yakınındaki Ayn Seylem Mevkii'inde karşılaşmış ve Selçuklu hanedanına mensup iki amcazade arasında şiddetli bir savaş yaşanmıştır. Şerefüddevle Müslim'e karşı olan savaşta Süleyman Şah'ın tarafına geçen Çubuk Bey ve Türkmenler'i; şimdi safları değiştirerek Tutuş tarafına geçmiş ve Büyük Selçuklular'ı tercih etmişlerdir. Böylece Süleyman Şah bozguna uğramıştır. Süleyman Şah, ordudaki sarsıntıyı gidermek istese de hezimeti önleyememiştir. Ayrıca Süleyman Şah, bu savaşta ölmüştür. Süleyman Şah'ın ölümüyle ilgili iki rivayet vardır. Bunlardan birincisine göre hezimete uğrayan Süleyman Şah, atıyla savaş meydanından uzaklaşmış ve atından inerek kalkanını yere koymuş ve oturmuştur. Daha sonra Tutuş'un askerlerinin kendisini götürmek istemesi üzerine kılıcını çekerek intihar etmiştir. Diğer rivayete göreyse Süleyman Şah, savaş meydanında ölmüştür. Daha sonra Tutuş; Süleyman Şah'ın naaşını bir kefene sarmış ve geçmişte Süleyman Şah'ın Şerefüddevle Müslim'i defnettiği Halep kapısına bu sefer kendisini defnetmiştir. Süleyman Şah'ın savaş meydanından uzaklaşarak intihar ettiğine delalet eden Anna Komnini'nin rivayetine mukabil Halep tarihçisi, Süleyman Şah'ın cesedinin ölüler arasında bulunduğunu ve Tutuş'un Selçuk oğullarunun ayakları birbirine benzer diyerek Süleyman Şah'ın naaşını tanıdığı göz önüne getirilirse onun savaş esnasında öldüğü rivayeti doğruluğa daha yakındır.

Nitekim bu savaşla beraber Süleyman Şah ölmüş ve başta veziri Hasan bin Tahir olmak üzere askerlerinin mühim bir kısmı esir olmuştur. Anadolu Selçukluları'nın savaşı kaybetmesinde Suriye Türkmenleri'nin Tutuş tarafına geçmesi ve Artuk Bey ana nedenlerdir. Bunlardan başka Süleyman Şah'ın yüksek vasıflarına, askerleri ve tebaası tarafından çok sevilmesine mukabil Tutuş'un kendi maiyetine sert muamelesi dolayısıyla Türkmenler'in karşı tarafa geçmesi ancak Melikşah'ı hesaba katmalarıyla açıklanabilir. Esasen harp başladığı sırada Melikşah'ta Urfa'ya varmış bulunmaktaydı. Süleyman Şah'ın ölümünden sonra Tutuş'un, onun veziri Hasan bin Tahir'i, karısını ve çocuklarını Antakya'ya yani Türkiye Selçukluları'na ait bir memlekete götürmesine rağmen Melikşah gelince onları İsfahan'a götürmüş ve ölünceye kadar onları serbest bırakmamıştır. Böylece Melikşah; 1092 yılına kadar Anadolu'da Kutalmışoğulları'nın hakimiyetine fırsat vermemiştir. Yine Melikşah; Süleyman Şah'ın vezirini Antakya'nın mali işlerine ve Yağı-sıyan bin Alp'i de bir miktar askerle şehrin valiliğine tayin etmiştir.

Bu savaşla beraber Antakya, Anadolu Selçuklu Devleti'nin toprağı olmaktan çıkmış ve Büyük Selçuklu Devleti'nin bir toprağı olmuştur. Ayrıca Süleyman Şah'ın ölümüyle beraber Anadolu Selçukluları büyük karışıklıklara sürüklenmiş ve Süleyman Şah'ın bu sefere çıkarken yerine vekil olarak tayin ettiği İznik'teki Ebu'l Kasım Anadolu Selçukluları'nı idare etmeye başlamıştır. Ayrıca Melikşah Anadolu Selçukluları'nı itaat altına almak için Porsuk Bey'i tekrar Anadolu'ya göndermiştir.

I. Süleyman Şah · diğer bölümler

← I. Süleyman Şah profilinin tamamı

03

Bağlantı atlası

Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.

I. Süleyman Şah Alp Arslan Erhan Afyoncu Mehmet Al I. Alâeddin Keykubad
düz çizgi: bu biyografide anılıyorkesik çizgi: bu kişiyi anıyor
  • I. Süleyman Şah hayat hikâyesinde anıyor Alp Arslan

    “Bazı yazarlar Kutalmış'ın dört oğlunun, bazı yazarlar ise büyük oğlunun Alp Arslan tarafından tutuklandığını ileri sürmektedir.”

  • I. Süleyman Şah hayat hikâyesinde anıyor Erhan Afyoncu

    “Erhan Afyoncu'nun tespitlerine göre mezarı Halep Kapısı'ndadır.”

  • I. Süleyman Şah hayat hikâyesinde anıyor Mehmet Al

    “Mehmet Altay Köymen, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kuruluşuna Melikşah'ın bir fermanıyla izin verildiğini, fermanın Kutalmışoğulları'nın herhangi birine değil, hepsi için çıkarıldığ...”

  • I. Süleyman Şah kendi hikâyesinde anılıyor I. Alâeddin Keykubad
04

Kaynaklar

11kaynak kaydı
4farklı yayıncı
1ansiklopedi maddesi
0zaman çizelgesi olayı
  1. K·01
    Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesi
    Vikipedi - I. Süleyman Şah
    tr.wikipedia.org · erişim 26.09.2026

    NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.

    Kaynağa git ↗
  2. K·02
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Sevim, Ali (2010). SÜLEYMAN ŞAH I (PDF). 38. TDV İslâm Ansiklopedisi. ss. 103-105. 19 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 15 Ağustos 2020.
    cdn.islamansiklopedisi.org.tr · erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

    Kaynağa git ↗
  3. K·03
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    "Arşivlenmiş kopya". 22 Şubat 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Şubat 2015.
    arşiv · www.ahmetakyol.net · erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

    Kaynağa git ↗
  4. K·04
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Claude Cahen, sh.: 73, 74
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  5. K·05
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    İbrahim Gök, “Türklerin Suriye’ye Girişi ve Süleyman Şah”, sh .: 225, 226
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  6. K·06
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Deniz Erim, 10 Ocak 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. sh.: 7
    acikerisim.aku.edu.tr · erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

    Kaynağa git ↗
  7. K·07
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Cahen, Claude (İng. çev.:J. Jones-Williams) (1968), Pre-Ottoman Turkey: a general survey of the material and spiritual culture and history c. 1071-1330, New York: Taplinger, (İngilizce) say.. 73-4.
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  8. K·08
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi Ansiklopedisi,sh.:84
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  9. K·09
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Azimi,sh.:361, A'lak ul-hatira, British Museum, DD. 23334,sh.:34b.
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  10. K·10
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Anonim Selçuk-name,sh.:36
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  11. K·11
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi Ansiklopedisi,sh.:75-80
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

yayımlanmadı

Bilerek dışarıda bırakılanlar

Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.

Metin lisansı

Vikipedi’den uyarlanmıştır

Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “I. Süleyman Şah” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.

05

Ne değişti?

  1. Kaynak yeniden tarandı

    Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.

  2. Profil oluşturuldu

    11 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.

06

Düzeltme masası

Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.

  1. Ne yanlış?
  2. Doğrusu
  3. Kaynak

Hangi bölümde bir hata var?

Önerin editör incelemesinden geçer, otomatik yayımlanmaz. E-posta adresin yalnızca bu başvuru için kullanılır.
07

Buradan nereye?

Devlet & Siyaset alanındaki tüm profiller →