Kısaca kimdir?
Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.
I. Mehmed veya Çelebi Mehmed (Osmanlı Türkçesi: چلبی محمد - Çelebi Mehmed; 1386, Edirne - 26 Mayıs 1421, Edirne), beşinci Osmanlı padişahı. Tarihî kaynaklarda ismi; Mehmed isimli diğer padişahlarınki gibi Muhammed şeklinde geçer. Babası I. Bayezid, annesi cariye olan Devlet Hatun'dur.
Doğum tarihini 1379, 1382, 1383, 1387, 1390, 1391 gösteren kaynaklar da bulunmaktadır; ama tarihçiler doğumu için kesin kaynakla tarih bulunmadığını kabul ederler. Arap ve Bizans tarihlerinde Kirişçi veya Kirî olarak lakap verilmiştir. İnalcık'a göre ise bu adlandırma Yunanca Kyrtzes "genç efendi" sözünden gelmektedir. Bunların çeşitli kaynaklarda değişik açıklamaları bulunur. Yay yapma özellikle yayın tutturulduğu ve çekildiği sert ipten kiriş yapma sanatını öğrenmiş olması, gençliğinde güreşçilik yapması, gençliğinde kendinin öldürülmesinden korkup bir kirişçinin yanında çıraklık yapması, gençliğinde yay kirişi ile boğulmak istenmesi şeklinde açıklamalar yapılmıştır. Sanlarının başında gelen Çelebi sözcüğü ise; Eski Türkçe ve Osmanlı İmparatorluğu'nun neredeyse tüm dönemlerinde kullanılan bir ünvan olarak, Osmanlıların ilk yıllarında şehzadeler için kullanılmış olunup, ilerleyen dönemlerde ise çoğu kişi tarafından “asil, görgülü, okumuş, bilgili” kimseler anlamında da ayrıca kullanılmıştır. Dönemin Bizans kaynaklarına göre; Eski Türkçe kökenli olan Çelebi sanı; “beyefendi", "iyi huylu" ya da "nazik" anlamına gelen bir ünvandır. Çelebi, erken dönem Türk kaynaklarında; Eski Türkçe'de "Tanrı" adlarından birisi olan ve “Çalab” sözcüğünden türediği için "Tanrı adamı" anlamına da gelir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimsel ve otorite bakımından karmaşa içerisinde olduğu ve ülke yönetiminde açıkça bölünmelerin bulunduğu Fetret Devri'nde, kardeşleri Süleyman Çelebi 1402-1411 yılları arasında Edirne'de, Musa Çelebi ise 1411-1413 Edirne'nin bir kısmından başlayarak Rumeli topraklarını kontrol ederken, kendisi ise; 1402-1413 yılları arasında Anadolu'da; Tokat, Amasya ve Bursa'ya hâkim olmuştur. 1403-1404 ile 1410-1413 yıllarında Batı Anadolu'nun tümü ve devletin başkenti olan Bursa'yı hâkimiyeti altına almış, kendi hükümdarlığı döneminde de Osmanlı İmparatorluğu'nun, bu iki parçasını da birleştirmeyi başararak, İmparatorluğun tekrar tarih sahnesinde boy göstermesini sağlamıştır. Bu bakımdan da kimi tarihçi çevrelerce I. Mehmed, Osmanlı İmparatorluğu'nun "ikinci kurucusu" olarak adlandırılmıştır.
Tek padişah olarak saltanatı
—Tek padişah olarak saltanatı
5 Temmuz 1413'ten sonra tek padişah olarak hüküm sürdü. Sultan Mehmet Çelebi, Fetret Devrini bitiren ve Osmanlı devletini tekrar eski gücüne kavuşturan kişi olduğundan Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu olarak da anılmaktadır.
Tek padişah olarak Sultan Mehmet Çelebi önce, Musa Çelebi tarafından etrafına büyük duvarlar inşa ettirilmiş olan, Edirne Sarayı'nda kaldı. Burada kendini kutlamaya gelen yabancı elçileri kabul etti ve devletin üst kademelerine kendi görüşüne uygun atamalarda bulundu. Şeyh Bedreddin şeyhülislamlıktan atılıp ailesiyle İznik'e sürüldü ve yerine Sünni ulemanın seçtiği bir kişi getirildi. Mihaloğlu Mehmet Bey de Anadolu'ya sürgüne gönderildi. Musa Çelebi tarafından Bizans'tan alınan Selanik ve Konstantinopolis yakınlarındaki bölgeler tekrar Bizans'a geri verildi.
Sonra Anadolu seferine çıktı. Önce yangın ve kuşatmadan kurtulmuş olan devletin birinci başkenti Bursa'ya uğradı. Sonra Ege sahillerine yürüdü. Ayaklanan İzmiroğlu Cüneyd Bey'i sindirerek Ayasuluk (şimdi Selçuk) kalesini aldı. İzmir kalesini orada bulunan St. Jean (Senjan) şövalyeleriyle yaptığı görüşmeler sonunda Osmanlı devletine kattı. Senjan Şövalyelerine Bodrum'da yeni bir kale yapmak için izin verdi. Menteşe Beyliği arazilerinin çoğunu tekrar Osmanlı devletine kattı.1414 ve 1415'te Göller Bölgesi'ne yöneldi. Karamanoğulları'nın eline geçmiş olan eski Hamitoğulları beyliği bölgelerini (Eğirdir, Akşehir, Beyşehir) ve arazilerini Osmanlı devletine kattı.
Sonra 1413'te 2 yıl önce Bursa'ya yürümüş olan kendi kuzeni olan Karamanoğlu Mehmet Bey üzerine giderek Karamanoğulları ordusuyla Konya Ovası'nda savaştı, savaştan Sultan Çelebi Mehmet galip ayrıldı ve Konya'yı kuşattı. Karamanoğlu Mehmet Bey'in oğlu Mustafa Çelebi'yi esir aldı. Yine de onların canlarını bağışladı. Kuzeni olan Karamanoğlu Mehmet Bey ile bir barış imzaladı. Sonradan Karamanoğlu kurnazlığını göstermek için yapılan karşı propagandalara göre Mehmed Bey barış yemini verirken elini elbisesi içinde sakladığı bir canlı güvercin üzerine koymuş ve sonradan bu kuşu azat ederek yaptığı yemini geçersiz saymış olduğu hikâyesi tarihlere geçmiştir. Bu barışla birlikte Karamanoğlu'na Eskişehir, Kırşehir, Beyşehir, Sivrihisar ve Niğde'yi verip, hilat giydirip, sancak verdi.
Karaman seferinden dönerken Sultan Mehmet Çelebi Ankara'da rahatsızlık geçirdi ve Germiyanoğlu Yakup Bey'in hekimi Mevlana Sinan (şair Şeyhi) tarafından tedavi edildi ve Şeyh'i ödüllendirdi. Şeyhî`nin bu tedavinin ve ödüllendirmenin sonuçları olarak başından geçenleri Harname adındaki ünlü mesnevisinde değiştirerek hikâye ettiği bilinmektedir.
Sultan Mehmet Çelebi buradan Edirne'ye geri döndü. 1416'da Rumeli seferine çıktı. Arnavutluk'taki soylular Fetret döneminde orada bulunan Osmanlı birliklerini bölgelerinden çıkartmışlardı. Mehmet oradaki Osmanlıların durumunu sahilde Avlonya (şimdi Vlorë) ve denizden içerilerde Akçahisar (şimdi Krujë) kalelerini eline geçirerek güçlendirdi. Mora'ya akıncılar gönderdi. Musa Çelebi'ye destek sağlamış olan Eflak Prensi Mircea (1386-1418) üzerine gitti. Tuna Nehri'ni aşarak Orta Macaristan yollarını kontrol eden ve Osmanlılar tarafından Yergöğü adıyla anılan Eflak şehrinde (şimdiki adı Giurgiu) çok korunaklı bir hisar yaptırdı. Bu sefer sonunda Eflak Prensi Mircea, yine Yıldırım Beyazid zamanında olduğu gibi, Eflak'ın Osmanlılara bağımlı bir devleti olmayı kabul etti. Dobruca'nın tamamen Osmanlı eline geçmesini sağladı. Buralara gözünü dikmiş olan Macar Kralı'na gözdağı vermek için Erdel (Transilvanya) ve Macaristan'a akıncılar gönderdi. Bosna'ya her yıl akıncı gönderdi ve böylece oradaki toprak sahipleri Osmanlı etkisine girdi ve sonunda Bosna kralı II. Tvrtko Osmanlılara bağımlı devlet olmayı resmen kabul etti.
Buradan tekrar Anadolu'ya geçip Samsun üzerine yürüdü. İsfendiyaroğulları Timur'dan Kastamonu, Safranbolu ve etrafındaki bölgeleri almışlar ve Karamanoğulları ile Osmanlılar aleyhine müttefiklik kurmuşlardı. Mehmet bu bölgeleri ve Samsun'u tekrar Osmanlı yönetimi altına aldı. Bu havalide oturan, Timur'dan kalan Tatarları ve Türkmenleri Rumeli'de Filibe civarına Tatar Pazarı merkezli bir bölgeye sürdü.
Sultan Mehmet Çelebi'nin padişahlık döneminde Gelibolu'da ilk defa Osmanlı donanması kuruldu. Bu ufak donanma Çalı Bey komutasında 1416 ilkbaharında Ege Denizi'nde Osmanlı ticaret gemilerine devamlı hücum eden Hristiyan Naksos Dükü'ne karşı gönderildi. Fakat filo birden rota değiştirip Trabzon'dan emtia ile geri dönmekte olan Venedik ticaret gemilerini takibe girişti. Ticaret gemileri Venedik'in Ege'de üssü olan Negroponte (Eğriboz)'a kaçmayı başardılar. Osmanlı donanması bu limana hücum ettiyse de sonuç alamadı. Bu sırada Petro Loredan komutasındaki Venedik donanması yakınlarda bulunmaktaydı ve bu filo Çalı Bey'in filosunu Gelibolu'ya kadar takibe geçti. 29 Mayıs sabahı Osmanlı donanması ile Venedik donanması Çanakkale önünde iki devlet arasındaki ilk deniz savaşını başlattılar. Bu savaş 14.00 kadar sürdü ve Venediklilerin galibiyeti ile sona erdi. Venedik donanması yeni Osmanlı Donanması'nın bütün gemilerini tahrip etti; yalnız altı kadırga ve dokuz kalyota Venediklilere teslim olmuştu. Venedikliler Çalı Bey ve tüm gemi reisleri dahil bütün denizcileri (Müslüman Hristiyan ayrımı yapmadan, esirler dahil) öldürmüşlerdir. Venediklilerin hunhar tutumlarına rağmen Osmanlı Devleti'nin Ege Denizi üzerinde Venedik tekelini ortadan kaldırması korkuları ve bunu önleme çabaları olmuştur. Gelibolu Muharebesi sonucunda Osmanlı ve Venedik devleti arasında ilk barış antlaşması yapılmıştır. 1417'de Sultan Mehmet Çelebi'nin bu anlaşmayı resmen imzalamak için Venedik'e gönderdiği elçisi ve maiyetinin Venedik'te masrafını devletin çektiği çok şaşaalı ve büyük bir törenle karşılanıp ağırlandıkları Venedik tarihlerine geçmiştir.
1418-1419'da Sultan Mehmet Çelebi'yi uğraştıran sorun eski Simavna kadısı ve Musa Çelebi'nin Edirne'de hükümdarlığı sırasında Şeyhülislamlık yapmış olan Şeyh Bedreddin'in ve yardımcılarının isyanı olmuştur. Şeyh Bedreddin ailesiyle İznik'e sürülmüştü. 1418'de buradan kaçıp önce Samsun'a gitti; ama burada fikirleri benimsenmedi. Sinop-Kırım-Eflak üzerinden Dobruca'da Deliorman'a gitti. Eflak Prensi Mircea'nin yerine geçen oğlu Mihail'in para ve asker desteğini sağladı. Burada yerleştirilmiş olan çoğu Alevî olan ve kendi radikal doktrinlerine fikirleri uyan Yörüklerden bir ordu toplamaya başladı ve isyan bayrağını açtı.
Bu sırada Şeyh Bedreddin'in Anadolu'da halife olarak geride bıraktığı Börklüce Mustafa İzmir yakınlarındaki Karaburun Yarımadası'nda, Torlak Kemal ise Manisa'da asker toplayıp isyana başladı. Veziriazam Amasyalı Bayezid Paşa ve Manisa'da sancak bey olan Şehzade Murat bunlar üzerine gönderildi. Amasyalı Bayezid Paşa Karaburun'da gayet güçlü direniş gösteren Börklüce'yi mağlup etti. Şehzade Murat ise Torlak Kemal'in hakkından geldi. Bu iki isyancı da asılarak idam edildiler. Fakat bu yörelerde Şeyh Bedreddin'in fikir ve önerilerine devamlı inanan insanlar bulunmaya devam etti. Oradan Rumeli'ye geçen vezir-i Azam Amasyalı Bayezid Paşa Şeyh Bedreddin üzerine gitti ve isyancılar çok direniş gösteremeden Şeyh Bedreddin'i ele geçirdi. Serez'de yapılan bir yargılama sonucunda Şeyh Bedreddin Serez'de idam edildi.
Sultan Mehmet yeniden Anadolu'ya yöneldi. Saruhan (1415) ve Menteşe (1416) beylikleri daha önceden ortadan kaldırılmıştı. Sıra güneydeki Tekeoğullarına gelmişti ve buradaki beyliği de ortadan kaldırdı. Batı Anadolu'da sadece Osmanlılara her zaman yardım etmiş olan Germiyanoğulları kaldı ama bu beyliğe ait Afyonkarahisar ve Kütahya şehirleri Osmanlı idaresine verildi.
Sultan Mehmet Çelebi'yi son ilgilendiren sorun ise Ankara Savaşı sonunda kaybolmuş olan kardeşi Mustafa Çelebi olduğunu iddia eden kişinin 18 yıl sonra ortaya çıkmasıydı. Birçok tarihçinin gerçek Mustafa Çelebi olduğunu kabul ettiği, ama sonradan Osmanlı propagandası ile Düzmece Mustafa adı verilen bu kişi 1418'de Venediklilerin yardımı ile Teselya ve Selanik'te kendini Osmanlı sultanı olarak ilan etti. Sultan Mehmet Çelebi Anadolu'da bulunduğundan ve Sadrazam ise Şeyh Bedrettin ile uğraşmaktayken Edirne'ye doğru yürüme imkânı buldu. Fakat Sultan Mehmet Çelebi hemen Trakya'ya geçip Mustafa üzerine yürümeye başladı ve Mustafa'nın ordusu bozulup eridi. Mustafa ise Bizanslılara sığınmak zorunda kaldı.
I. Mehmed · diğer bölümler
Üretimleri
Amasya'da ölen oğlu Kasım Çelebi için Şehzade Türbesi'ni yaptırdı.
Kardeşlerinden Emir Süleyman'ın temelini attığı Eski Cami'yi de tamamlatmıştır.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
I. Mehmed hayat hikâyesinde anıyor Ahmed Paşa
“• Şehzade Hatun –Amasyalı Sadgeldi Ahmed Paşa'nın kızı • Emine Hatun –ö.”
-
I. Mehmed hayat hikâyesinde anıyor Bayezid Paşa
“Veziriazam Amasyalı Bayezid Paşa ve Manisa'da sancak bey olan Şehzade Murat bunlar üzerine gönderildi.”
Kaynaklar
-
K·01Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesiVikipedi - I. Mehmedtr.wikipedia.org · erişim 26.09.2026
NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.
Kaynağa git ↗ -
K·02Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıHalil Erdoğan Cengiz-Yaşar Yücel, Rûhî Tarihi, s. 462erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·03Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıJoseph Marie Jouannin, Jules van Gaver, Turquie, yayım yılı: 1840, s. 56erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·04Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıLittell, Son, The Living Age volume 5, yayım yılı: 1874, s. 398erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·05Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıHandbuch der allgemeinen Weltgeschichte für Schule und Haus, yayım yılı: 1845, s. 348erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·06Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıOriental Translation Fund, Volume 33, yayım yılı: 1834, s. 22erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·07Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıTDV İslam Ansiklopedisi, Mehmed I maddesi, Halil İnalcık, cilt: 28, sayfa: 391erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·08Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıNecdet Sakaoğlu, Bu Mülkün Kadın Sultanları, 4. baskı, sayfa: 59erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·09Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıSakaoğlu, Necdet (1999), Bu Mülkün Sultanları, İstanbul: Oğlak Yayınları. say. 63-68 ISBN 978-975-329-300-6 say.63erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·10Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıİnalcık, Halil (1991). "Meḥemmed I". The Encyclopedia of Islam, New Edition, Volume VI: Mahk–Mid. Leiden and New York: BRILL. s. 973. ISBN 90-04-08112-7erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
-
K·11Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağıDoerfer, III, 89-91; Erdal, s. 407-416erişim 26.09.2026
NotSayfa dipnotundan doğrulandı.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “I. Mehmed” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Kaynak yeniden tarandı
Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.
-
Profil oluşturuldu
11 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.