Kısaca kimdir?
Ermeni-Kürt ilişkileri, Kürtler ve Ermeniler arasındaki tarihsel ilişkileri kapsamaktadır.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1İslam fetihleri dönemi
Kürtler ve Ermeniler hem kültürel hem de politik açıdan zamanla giderek daha da belirgin bir hal aldılar. Ermeniler Hıristiyanlığı resmî dinleri olarak seçerken, Kürtler ise bölgeye yapılan Arap akınlarıyla beraber İslam'ı kabul ettiler.
Ermenilerin çoğu Hristiyan kalmasına rağmen, bazıları Türk egemenliği altında müslüman oldu. Müslüman olan Vasburagan Ermenileri zamanla Kürt kültürüne adapte olarak asimile olmuşlardır. Bunun başka bir yerde de meydana gelmesi muhtemeldir. I. Dünya savaşı ve Ermeni tehciri gibi diğer faktörlerin yanı sıra, 20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Ermenilerin varlığı nispeten düşük gösterilmiştir.
11. yüzyıla doğru, Orta Asya'dan gelen göçebe Türk kabileleri, Kürtler, Ermeniler ve diğer yerlilerin yerel nüfusu pahasına Orta Doğu ve Anadolu'ya taşınmış ve etnik karışımın daha da değişmesine sebebiyet vermiştir.
02.2Osmanlı imparatorluğu
1828-29 Rus-Türk Savaşı'na kadar, Kürtler ve Ermeniler arasında düşmanca bir tavır görülmemiştir. 1840'lara gelindiğinde ise bölgedeki idari düzenin değişmesine yönelik reformlardan sonra Kürt- Ermeni ilişkileri de payını almıştır. Özellikle II. Mahmud döneminden itibaren Kürt-Ermeni ilişkilerinde değişikler görülmeye başlanmıştır. Zira bu döneme kadar Osmanlı Devleti adına Kürt Emirleri'ne vergi veren Ermeniler artık Patrikhane'ye vergilerini vermeye başlamış ve bölgedeki idari düzenlemeler neticesinde Kürtler ile Ermeniler arasında arazi sorunları ortaya çıkmıştır. Bu tarihlerden itibaren 1877-1878 yıllarına kadar, her iki etnik grubun insanlarının birlikte sorunsuz ve birbirlerine hoşgörülü bir ortam içerisinde aynı şehirlerde ve köylerde yaşadığı da bilinmektedir. Fakat 1877-1878 yılları Osmanlı ve Rusya arasında gerçekleşen 93 Harbi sonrası Ermeniler açısından, Rusya yardımıyla kurulacak bağımsız bir Ermenistan umudunun artmasına sebebiyet verdi.
Ermeniler, II. Abdulhamid'in Osmanlı'nın başına geçmesi ve Kanun-i Esasi'nin kabulü üzerine başlangıçta bu durumdan memnun ancak bağımsızlık fikriyatı içerisindeydiler. Ardından etkin bir meşruti yönetimin varlığını gören Ermeniler'in bağımsızlık ümitleri artmaya başlamış ve bulundukları illerde kendilerinin baskı ve haksızlıkların mevcudiyetini belirterek meclis toplantılarında bu konular üzerinde dilekçeler sunmuşlardır. Bu dönemde Patrikhane tarafından alenen Bulgaristan ve Sırbistan'a herhangi bir bağımsızlık verilmesi durumunda, Ermeniler'inde bu durumdan yararlanacağı dile getirilmekteydi. Ancak bu süreç içerisinde Ermeni öncülerinin bağımsız bir devlet kurmasına engel teşkil eden en büyük unsurlardan biri Doğu Anadolu bölgesinde yer edinen feodal Kürtler olmuştur. Bu dönemde Kürtler, Beyler, Ağalar ve Şeyhler gibi bölgede yer alan feodal unsurlar tarafından yönetilmektedir.
Kürt feodalizmi, 19. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiş ve Kürt milleti üzerinde günümüz de dahi izlerinin belirgin bir şekilde görülebileceği bir sistemdir. Kürt feodalizminde, Kürtler'in çoğu bir aşirete mensup olurlardı fakat aşiretlere mensup olmayan Kürtler de mevcuttu. Yine kanaat önderi Şeyhler'in takipçileri olan mürid adı verilen bir kesimde mevcudiyetini korumaktaydı. Bununla beraber Kürdistan toprakları üzerinde yüzyıllardır hakimiyet sürmüş hanedanlara mensup Kürt Beyleri de varlığını sürdürmekteydi. Herhangi bir aşirete mensup olmayan ve toprak sahibi olmayan Kürtler, "Kurmanç" olarak adlandırılırlardı. Kurmançlar bu düzenin en alt tabakasını oluşturmaktaydılar ve genelde çobanlık ya da çiftçilik ile uğraşırlardı. Kurmançlar'ın üzerinde ise "Aşîr" adı verilen aşiret mensupları vardı. Aşîrler ise aşiretlere mensup aileler idi ve genellikle çok az bir toprağa sahip olmakla beraber aşiretin Ağasına bağlı idiler. Ağalar, aşiretlerin reisleri ve Aşîrler'in yöneticileriydiler. Ayrıca ağalar genellikle büyük bir toprak bütünlüğüne hakimdiler. Bununla beraber bir de Kürtler'in ruhban sınıfı olan Şeyhler mevcuttu,
02.3Bölgede yaşayan Ermeni nüfusu
- Osmanlı İmparatorluğu içerisinde, Doğu Vilayetleri'ni kapsayan bağımsız bir Ermenistan düşüncesinin mevcudiyeti sırasında bölge nüfusu süregelen bir tartışma mahiyetini almıştır. Doğu Vilayetleri genellikle Kürtler'in ve Ermenler'in ağırlıklı yaşadığı vilayetleri ifade etmekteydi. Ancak Doğu Vilayetleri içerisinde Kürt nüfusu tarih boyunca en büyük nüfus olarak varlığını sürdürmüştür. Bölgede yaşanan Ermeni nüfusu hakkında her ne kadar kesin bir bilgi mevcut olmasa dahi dönemin kaynaklarından edindiğimiz bilgiler dahilinde mevcut Ermeni nüfusunda 1880 yıllarından sonra özellikle Hamidiye Alayları ve Ermeni tehciri nedeni ile yoğun bir düşüş görülmektedir. Ermeni nüfusunda görülen bu önemli düşüş, o dönem içerisinde yaşanan göçlerin ve savaşların bilançosunun ne denli ağır olduğunu göstermektedir
- 400.000
- 250.000
- 150.000
- 280.000
- 270.000
- 215.000
- 185.000
- 180.000
- 168.000
- 105.000
- 120.466
- 79.000
- 131.390
- 69.718
- 79.129
- 67.793
- 114.704
- 76.070
- 55.890
- 80.398
- 131.390
- 79.129
- 134.967
02.4İlk milliyetçi Kürt hareketleri ve Ermeni ilişkileri (1880-1890 yılları)
1877-78 Rus-Türk Savaşı'nın ardından Rusya ve Avrupa, Osmanlı'da yaşayan Hristiyan toplulukların daha iyi şartlar içerisinde yaşaması adına Osmanlı'ya baskılar yapıyor ve Hristiyanlara yönelik imtiyazlar yaratmaya çalışıyordu. Bu dönem içerisinde nüfuzu Hakkâri bölgesi ve İran Kürtleri üzerinde etkin olan Kürt kanaat önderi Şeyh Ubeydullah Nehri, İran Hükûmetinin bölge halkı üzerinde gerçekleştirdiği haksızlıklar ve Doğu Anadolu bölgesinde yaratılmak istenen olası bir Ermenistan'a karşı bölgede isyan etti. İsyan öncesinde, Berlin Konferansı sonrası İngiliz konsolosu Captain E. Clayton ve Rus konsolosu Albay K. Gamsaragan, Ermeniler'e sunulması istenen imtiyazları kontrol amaçlı Van'a gelmişlerdir. Konsolosların bölgeye geldiği dönem içerisinde Kürdistan dahilinde birden fazla olay gerçekleşmekteydi. 1880 yılında Hac'dan dönen Şeyh Ubeydullah Nehri, Şemdinli'ye gelerek neredeyse bölge içerisinde yer alan bütün Kürt halkını kendi ruhani liderliği altında toplamaya başladığı göze çarpmaktaydı. Ayrıca Ubeydullah Nehri'nin oluşturmuş olduğu bu mürid topluluğundan bir ordu yaratıp Ermeniler üzerine sefer düzenleyeceği dedikodusu da bölge dahilinde yaygın bir söylem halini almıştı. Bu dedikodular üzerine Süryani Patriarkı Mar Şimon, Van'a gelen konsoloslara haber yollayarak Ubeydullah Nehri'nin içerisinde bulunduğu sefer hazırlığını kendilerine bildirmiştir. Ardından haberi alan Rus konsolos bu bilginin gerçekliğini araştırmak üzere adamlarını görevlendirirken, İngiliz konsolos ise bölgeye gelerek Ubeydullah Nehri ile iletişime geçmek istemiştir. İngiliz konsolosu, Ubeydullah Nehri ile konuşmasında Doğu vilayetlerinde Ermeniler ile Süryani Hristiyanlar'ına verilecek olan imtiyazlardan bahsetmiş ve Osmanlı ile barış içerisinde yaşamalarını dilediklerini ifade etmiştir. Ardından Ubeydullah Nehri'ye bölgede yayılmış olan dedikodulara değinerek Kürtler'in ileri gelenlerinin neden çevresinde toplandığını sormuş ve niyetini öğrenmek istemiştir. Tecrübeli bir din adamı ve siyasi bir kişiliğe sahip olan Ubeydullah Nehri ise kendilerinin Sultana bağlı olduklarını dile getirerek herhangi bir isyan hazırlığı içerisinde olmadıklarını, Kürt ileri gelenlerinin Hac dönüşü kendisini ziyarete geldiğini ifade etmiştir. Bunun üzerine İngiliz konsolos Ubeydullah Nehri'nin ifadelerinden ikna olmuş ve Van'a dönmek üzere yola koyulmuştur. Ancak yolda Çölemerik'te bulunan Süryani Başpiskoposu ile görüşmesi ardından başpiskopos, Şeyh'in niyeti hakkında kendisini uyarmış ve konsolos durumu İstanbul'daki elçiliğe bildirmek üzere rotasını İstanbul'a çevirmiştir. Şeyh Ubeydullah ise hızla çevresindeki Kürt ileri gelenlerine isyan haberini yayıyor ve İsyanın altyapısı için büyük bir çaba harcıyordu. Ubeydullah Nehri hazırlıklarını bitirdikten sonra bir mektup ile isyanı İngiltere'ye bildirmiş ve İran ile Ermeniler'e verilecek imtiyazlar aleyhine bölgede büyük çapta bir isyan başlatmıştır. Bölgede yaşanan dini altyapı ile gelişen isyan Kürt-İran çatışmasının ardından kendini Kürt mil
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.