Kısaca kimdir?
Ahmet Lütfi Efendi (1816-1907) Osmanlı vakanüvis ve şairdir.
Ahmet Lütfi Efendi, son dönem Osmanlı ulemasının isimlerindendir. 1816 yılında bir nalıncı esnafının oğlu olarak dünyaya geldi. Amcazade Hüseyin Paşa Medresesi'nden mezun oldu; klasik ilimlerin yanı sıra hukuk eğitimi de aldı.
1837 yılında Osmanlı Devleti'nin ilk resmî gazetesi olan Takvim-i Vekayi'nin basıldığı takvimhanede ilk memuriyetine başladı. Yazı işleri ile ilgilendi. Zamanla Matbuat Nezareti'ne kadar yükseldi. 1864 yılında vak'anüvis Ahmet Cevdet Paşa'nın yerine vak'anüvisliğe getirildi. 1876 yılına kadar bu görevini sürdürdü. 15 ciltlik eserini bu dönemde yazdı. Daha sonra İstanbul kadılığına getirildi; buna ek olarak Şura-yı Devlet üyeliği yaptı. 1879'da Anadolu Kazaskerliğine, 1881'de ise Rumeli Kazaskerliğine getirildi. Bu görevini ifa ederken Sultan Abdülhamid tarafından Hicaz'da meydana gelen sorunları incelemesi için gönderilmiştir.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Hicaz Seyahati
Ahmet Efendi kendisine yardımcı olarak tayin edilen Müfit Bey, birkaç görevli ve ailesinden bazı hanımlarla beraber 1886'da yolculuğa başladı. Önce Çanakkale ardından Midilli oradan da İzmir'e geçti. Oradan da Yunanistan'ın Pire limanına vardı. Zor bir yolculuğun ardından da yola çıkışının dördüncü günü İskenderiye'ye vardı. Üç gün burada konakladıktan sonra yola devam etti ve trenle Süveyş limanına vardı. Buradan da vapurla harekete geçti, Tur kasabasında kısa bir mola yaptı ve varış yeri olan Cidde'ye ulaştı.
Sorun şuydu ki Hicaz Valisi Osman Nuri Paşa ile Hicaz Emiri Şerif Avnürrefik Paşa anlaşamıyorlar hatta birbirlerine düşman kesilmişlerdi. Emiri Cidde'ye çağıran bir mektup yollayan Ahmet Efendi bir müddet burada kaldı. Bu sırada Adem ile Havva'ya atfedilen kabirleri ziyaret etti ve şehri inceleme fırsatı buldu. Bunaltıcı sıcak ve su kıtlığı onun en çok rahatsız olduğu sorunlardı. Şehirde çeşme bulunmamaktaydı; halk, depolanan yağmur sularını ihtiyaç duyduklarında oradan alıyorlardı ve az da olsa bu su için para da veriyorlardı. 7 ila 8 gün burada kaldıktan sonra Mekke'ye askerler eşliğinde vardı. Mekke'de kendini ibadete verdi. Ardından resmî görevi gereği Osman Nuri Paşa ile görüşmeye gitmişti ki emir ile paşanın arasındaki düşmanlığı daha iyi kavramıştı. Cidde'ye varan Şerif, Paşa'dan çekindiğinden Mekke'ye gelmeye cesaret edememekteydi. Tam bu sırada İstanbul'dan gelen telgraf işleri kısa vadede çözdü. Paşa Halep Valiliği'ne tayin edilmişti ve yerine de Ahmet Ratıb Paşa atanmıştı. Durum böyle olunca Ahmet Lütfi Efendi'nin de işi bitmişti.
Ahmet Lütfi Efendi gene de Paşa'dan Hicaz hakkında görüşlerini beyan etmesini istemişti. Paşa'nın Hicaz'da emeği çoktu ayrılırken de durumu arz eden bir vesika bıraktı. Bu vesika adeta geleceği görüyormuşçasına yazılmıştı ve önlemler alınması istenmişti. İçeriğinde; Hicaz'da ki asayiş sorununu, hacıların uğradığı yağma ve can kayıplarının temel sebebinin Mekke Emirliği'nin sorumsuz ve etkisiz yönetimi olduğunu belirtir. Emirliğin kabileleri kontrol edememesi sebebiyle suçların cezasız kaldığını ve bunun yabancı devletlerin müdahalesine zemin hazırlayabileceğini vurgular. Bu yüzden düzenin sağlanabilmesi için Emirin yetkilerinin sınırlandırılması, uzun vadede kaldırılması ve Hicaz'ın doğrudan güçlü ve asker kökenli valilerin aracılığıyla merkezî devlet idaresine bağlanması gerektiğini savunur.
Osman Nuri Paşa'nın Mekke'den ayrılmasından sonra Emir zafer edasıyla şehre girer. Emir Ahmet Lütfi Efendi'yi şehre girdikten sonra kabul eder ve olayı kendi açısından durumu anlatır. Birkaç gün şenlikler olur, Ahmet Efendi günlerini şenliklerde, halkın arasında, Kabe'de, sahabe kabirlerinde geçirdi. Çok geçmeden işinin bitmesinden dolayı izin isteyerek tekrar yola çıktı. Mekke'den develerle Cidde'ye oradan da vapurla Süveyş'e geçti. Bu sefer İskenderiye'ye gitmek yerine Port Sait'e geçti. Oradan da Sakız ve Midilli ve hemen ardından da İstanbul'a varıldı. Böylece seyahat 2 ay 28 gün ile tamamlandı. Hazırladığı
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
Ahmet Lütfi Efendi hayat hikâyesinde anıyor Osman Nuri Paşa
“Sorun şuydu ki Hicaz Valisi Osman Nuri Paşa ile Hicaz Emiri Şerif Avnürrefik Paşa anlaşamıyorlar hatta birbirlerine düşman kesilmişlerdi.”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.