Kısaca kimdir?
2015-2016 Şırnak çatışmaları, Türkiye'nin Şırnak il merkezi ile birlikte Cizre, İdil ve Silopi ilçelerinde 2015 yılının ikinci yarısından sonra özyönetim talepleri sonucu başlayan, güvenlik güçleri ile PKK, YDG-H ve YPS mensupları arasında devam eden çatışmalar bütünü. Çatışmaların olduğu bölgelerdeki birçok mahalleye hendekler kazılmış, bu gelişmelerin ardından ildeki birçok mahallede sokağa çıkma yasakları ilan edilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Aralık 2015'te çatışmanın olduğu mahallelere tank ve zırhlı araçlarla birlikte 10 bin asker göndermiştir. Askeri kaynaklar tankların patlayıcı tuzaklanmış barikatları yıkmak için kullanıldığını belirtmiş, ordu birlikleri mahallelere girerek bu barikatların bulunduğu bölgelere top atışları yapmış ve çıkan çatışmalar sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu birçok kişinin yaşamını yitirdiği iddia edilmiştir. İMC TV ve Nokta dergisi'nin de aralarında bulunduğu bazı kaynaklar, meydana gelen bazı sivil ölümlerin tanklardan yapılan top atışlarının evlere isabet etmesi sebebiyle meydana geldiğini bildirmişlerdir. Top atışlarının ardından Cizre halkının çatışmaların olmadığı mahallelere ya da ilçe içerisinde yer alan sağlam evlere göç etmek zorunda kaldığı belirtilmiştir. İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın bildirdiği verilere göre, yaklaşık 200 bin nüfusa sahip Cizre ve Silopi ilçelerinde toplam 55 bin kişi çeşitli yerlere göç etmiştir (Cizre: 25 bin, Silopi 30 bin). Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız ise Cizre'de göç eden nüfusun 100 bin civarında olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte göç eden Şırnaklılardan bazılarının ertesi gün tekrar geri döndükleri bildirilmiş, göç sırasında sadece çocukların, hastalar ve yaşlıların çıkarıldığı ifade edilmiştir.
Bazı haber ajanslarının ve televizyon kanalarının, olaylar, çatışmalar ve gerçekleştirilen hendek operasyonları sırasında meydana gelen sivil ölümlerin gizlenmesi amacıyla iliştirilmiş gazetecilik yöntemleri kullandığı iddiaları basına yansımıştır.
TSK'nın Cizre'de 14 Aralık 2015 tarihinden itibaren yürüttüğü Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Burak Demirci Operasyonu ismini verdiği operasyon 13 Şubat 2016 günü öğle saatlerinde sona ermiştir. Bununla birlikte 14 Mart 2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ile başlayan Şehit Jandarma Üsteğmen Mehmet Çiftçi operasyonunun 3 Haziran 2016 tarihinde bittiği açıklanmıştır.
Çatışmalarda Sualtı Savunma Grup Komutanlığı'na bağlı komandolar da yer almıştır.
Uluslararası Af Örgütü, 2015 yılındaki insan hakkı ihlallerini kapsayan yıllık raporunda söz konusu çatışmaların insan hakları ihlallerini artırdığı belirtilmiş ve raporda "İnsan haklarının durumu Haziran’daki genel seçimlerin ve Temmuz’da Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve Türk silahlı kuvvetleri arasındaki şiddetin patlak vermesinin ardından ciddi biçimde kötüye gitti" ifadelerine yer verilmiştir.
Gündemde
Başlıklar yayın kuruluşlarının RSS akışlarından ve konu sayfalarından otomatik eşlenir; sayfa açıkken kendiliğinden yenilenir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Hayat hikâyesi
02.1Arka plan
Olaylar başlamadan önce kentte başlatılan gözaltıları ve sınır ötesi operasyonları ve 2015 Suruç saldırısını protesto gösterileri gerçekleşmiş, bu gösterilerde siviller yaralanmış veya yaşamını yitirmişti. Bununla birlikte Suruç saldırısını protesto gösterilerinde zaman zaman çatışmalar da çıkmıştı. Eş zamanlı şekilde birçok ilçede birçok protesto gösterisi düzenlenmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), olayların başlangıcına tekabül eden tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisine "Toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" konulu bir araştırma önergesi vermiş, fakat önerge Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oylarıyla reddedilmişti.
02.2Nedenleri
Şırnak'ta daha önceki yıllarda da yaşanan hendek kazma olaylarının 2015 yılının ikinci yarısında tekrar başlamasından önce bazı Şırnaklılar devlet kurumlarının meşruiyetini tanımadığını ve demokratik özyönetimini geliştirip savunacağını belirtmişlerdir. Yöre halkının katılımıyla Ağustos 2015'te kurulan "Cizre Halk Meclisi" adındaki yerel yönetimin eşbaşkanları Asya Yüksel ve Mehmet Tunç da, konuyla ilgili olarak, kurulan hendeklerin ve barikatların Türkiye'deki mevcut iktidarının, bölge halkının öz iradesine yönelik bir tutum içerisinde olması sebebiyle oluşturulduğunu bildirmişlerdir. Eşbaşkanlar, özyönetimle devleti reddetmediklerini ancak devlet kurumlarının halkın taleplerini karşılamaması nedeniyle demokratik özyönetimi inşa etme hamlesinin başlatıldığını söylemişlerdir. Ayrıca aralarında Dicle Haber Ajansı ve Evrensel gazetesinin de bulunduğu bazı kaynaklarda, yöre halkına uygulandığı iddia edilen birtakım baskı politikalarının ve süregelen devlet şiddetinin, hendeklerin ve barikatların kurulmasına yol açtığı belirtilmiştir. Bazı haber kaynaklarında barikat ve hendeklerin bazılarının bizzat halk tarafından inşa edildiğine ilişkin haberler basına yansımıştır. Bölgeyi ziyaret eden Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel de bu iddianın kısmen doğru olduğunu belirtmiş ve halkın bir kısmının hendek ve barikatlara sempatisi veya yardımı bulunduğunu ifade etmiştir. Yücel, olayları "Oradaki gençlerin hepsi değilse bile önemli bir kısmı zaten mahallenin gençleri. Yani tümüyle dışarıdan gelme falan değil. Aralarında belki PKK gerillası olan, dağdan inme belki tek tük birileri vardır, olabilir. Ama çoğunluk, mahallenin gençleri." cümleleriyle aktarmıştır.
Olayların başlamasında tarihsel etkenlerin de rol oynadığı belirtilmektedir. Bu tür olaylar hakkında saha çalışmaları yapan antropolog Adnan Çelik; yaşanan bu “olaylar silsilesini” açıklamak için kısa zaman verilerinin yetersiz olduğunu ifade etmiş ve olayların Kürtlerin egemenlik meselesi hâline dönüştüğünü ifade etmiştir. Çelik, Evrensel gazetesinde çıkan röportajında, söz konusu konunun Türkiye sınırlarını aşan sınır-aşırı bir uluslararası boyutla doğrudan alakalı olduğunu ve bu sebeple Suriye İç Savaşı koşullarında biçimlenen Rojava Savaşı kapsamında PYD’nin siyasi ve YPG'nin askeri örgütlenmesiyle ilişki içerisinde incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Aynı zamanda Çelik yaşanan olayların en son çıkarılan ceza yasası ile de ilişkili olduğunu belirtmiş, yeni tutuklama dalgası ile legal gençlik hareketlerinin tasfiyesinin amaçlandığını ve buna karşın gençlik hareketinin kendini koruma hedefiyle çatışmalara zemin hazırladığını ifade etmiştir. Çünkü Çelik'e göre ceza yasası en sıradan bir gösteriye ya da basın açıklamasına katılan kişileri bile hapse atmaya yetmekteydi ve özellikle ilk defa Cizre’de kazılan hendekler ve devlet güçlerinin mahallelere girişinin engellenmesi, bu tutuklama dalgasına karşı önlem amacı taşımaktaydı.
Hendekleri kazan ve barikatlar kuran YDG-H üyeleriyle ile yapı
02.3Kayıplar
Meydana gelen ölümler konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sivil kaybın olmadığı yönünde açıklamalar yaparken aralarında İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der'in de bulunduğu kimi kaynaklar kentte sivillerin yaşamını yitirdiğini bildirmektedir. Aynı kaynaklar ölen sivillerden bazılarının devlet güçlerine bağlı keskin nişancılar tarafından öldürüldüklerini belirtmektedir. İngiliz yayın kuruluşu BBC, sadece 4-11 Eylül tarihleri arasında 30 sivilin öldürüldüğünü bildirmiştir. Bununla paralel olarak HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da Cizre'de hayatını kaybeden 11 çocuk annesi Taybet İnan'ın devlet gücü olarak görev yapan keskin nişancıların hedefi olduğunu belirtmiş ve cenazesinin günler boyunca sokakta kaldığını belirtmiştir. Buna benzer olarak çatışmalar sırasında yaralanan Hüseyin Paksoy isminde 16 yaşındaki bir çocuğun, yaralandıktan sonra dört gün boyunca hastaneye kaldırılamadığı için olay yerinde yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. Konuyla ilgili Hür Dava Partisi, (Hüda-Par) Cizre ilçe Başkanı Ahmet Elçin, hendeklerin kazılmasından bu yana birçok sivilin yaşamını yitirdiğini belirtmiş ve "75 yaşında öldürülen insanlar var. Güvenlik güçlerine ait bir zırhlı araca atılan roketin evine isabet etmesi sonucu Şeyh Bahattin Sevinik adındaki bir tanıdığım hayatını kaybetti. Olaylar sırasında 9 yaşındaki eli kopan bir çocuğun duvara yapışan parmağının bir fotoğrafı var. Maalesef Başbakan bu konuda talihsiz bir açıklama yaptı." açıklamasını yapmıştır.
Avrupa Konseyi olaylar sırasında gerçekleşen sivil ölümlerle ilgili endişelerini dile getirmiştir. Yapılan açıklamada, Konsey'in "Devlet güçlerinin sivillere karşı orantısız güç kullanımına dair ciddi iddialar" aldığını ve durum değerlendirmesi yapılması için Cizre'nin gözlemcilere açılması gerektiği bildirilmiştir. Bununla paralel olarak İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Diyarbakır Barosu da hazırladıkları raporda yaşanan olaylara dair bağımsız bir soruşturmanın gerektiğini belirtmiştir.
Sivil ölüm sayıları ile ilgili olarak HDP Parti Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen tarafından yayımlanan ara raporda Ağustos-Aralık 2015 tarihleri arasında Cizre'de 56, Silopi'de 29 olmak üzere toplam 85 sivilin yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. 14 Aralık 2015 - 9 Ocak 2016 tarihleri arasında Cizre ilçesinde yaşamını yitiren kişi sayısının ise 39 olduğu belirtilmiştir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı ise, 16 Ağustos 2015 - 21 Ocak 2016 tarihleri arasında sokağa çıkma yasakları esnasında yaşamını yitiren sivil sayısını Cizre'de 66 ve Silopi'de 27 olmak üzere toplam 93 olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte Mazlum-Der Silopi ilçesine dair yayınladığı raporda 29 sivilin yaşamını yitirdiğini ve bunun yanında ilçede yapılan çeşitli işkencelere dair duyumlar aldıklarını bildirmiştir.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı, 16 Ağustos 2015 - 21 Ocak 2016 tarihleri arasında Şırnak'ta yaşamını yitiren kadın sayısının 16 (Cizre: 11, Silop
02.4Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015'ten bu yana devam eden sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve operasyonların durdurulması için tedbir konması yönündeki başvuruyu 12 Ocak 2016'da reddetmiştir. Kararda AİHM, "Bölgedeki aşikar olan vahim durum dikkate alındığında, başvuranların talep etmeleri durumunda gerekli bakıma, yardıma erişebilmelerini sağlamak üzere tüm uygun adımların hükûmet tarafından atılacağına güvendiğini" ve "ihtiyati tedbiri verebilmesi için elinde yeterli veri bulunmadığını" belirtmiştir. AİHM, Cizre'de açılan ateşle yaralanan ancak ambulansın mahalleye girişine izin verilmediği için müdahale edilemeyen 16 yaşındaki Hüseyin Paksoy'un hastaneye kaldırılması için yapılan tedbir başvurusunu 18 Ocak 2016'da kabul etti. Paksoy, AİHM kararının avukatına gönderildiği saatlerde yaşamını kaybetmiştir. Basına yansıyan haberlerde, haklarında tedbir kararı çıkan diğer yaralılardan Helin Öncü'nün Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı, Serhat Altun ve Cihan Kahraman'ın yaşamını yitirdiği, Orhan Tunç'a ilişkin bilgi alınamadığı kaydedilmiştir. Serhat Altun'un cenazesini ve yaralıların da olduğu kişileri almak için yürüyüşe geçenlere açılan ateş sonucu, İMC TV kameramanı Refik Tekin'in de aralarında bulunduğu en az 10 kişi yaralanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015 yılının Aralık ayında Cizre'de ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde hak ihlalleri iddiasıyla yapılan iki ayrı başvuruyu 7 Şubat 2019 tarihinde oy birliğiyle reddetti. Şırnak doğumlu Ömer Elçi'nin, Cizre'de Aralık 2015'te alınan sokağa çıkma yasağının "yaşama ve güvenlik haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle" karara itiraz eden başvurusu ile; Ahmet Tunç, Zeynep Tunç ve Güler Yerbasan'ın, "yakınları Orhan Tunç'un Cizre'deki sokağa çıkma yasağı sırasında ambulansın geçişine izin verilmemesi nedeniyle yaşamını yitirmesi" hakkında yaptıkları başvuruyu değerlendirdi. Mahkeme, Türkiye'deki iç hukuk yollarının tüketilmediği sonucuna vardı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin Cizre olaylarıyla ilgili başvuruları değerlendirmeyi sürdürdüğünü, başvurucuların Anayasa Mahkemesi'nin etkili bir iç hukuk yolu olmaktan çıktığını öne sürdüklerini ancak bunu kanıtlayamadıklarını bildirdi. 4 Nisan 2019'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015-16 yıllarındaki çukur olayları sırasında Cizre, Silopi ve Sur'da uygulanan sokağa çıkma yasağıyla ilgili Türkiye aleyhine yapılan 32 başvuruyu oybirliği ile reddetti. Mahkeme önceki iki kararında olduğu gibi Türkiye'deki iç hukuk yollarının tüketilmediğini açıkladı.
Bağlantı atlası
Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Adalet ve Kalkınma Partisi
“Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), olayların başlangıcına tekabül eden tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisine "Toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştır...”
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Ahmet Davutoğlu
“Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sivil kaybın olmadığı yönünde açıklamalar yaparken aralarında İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der'in de bulunduğu kimi kaynaklar kentte sivillerin yaşa...”
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Astsubay kıdemli çavuş
“TSK'nın Cizre'de 14 Aralık 2015 tarihinden itibaren yürüttüğü Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Burak Demirci Operasyonu ismini verdiği operasyon 13 Şubat 2016 günü öğle saatle...”
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Ayhan Bilgen
“Sivil ölüm sayıları ile ilgili olarak HDP Parti Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen tarafından yayımlanan ara raporda Ağustos-Aralık 2015 tarihleri arasında Cizre'de 56, Silo...”
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Burak Demir
“TSK'nın Cizre'de 14 Aralık 2015 tarihinden itibaren yürüttüğü Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Burak Demirci Operasyonu ismini verdiği operasyon 13 Şubat 2016 günü öğle saatle...”
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Cihan Kahraman
“Basına yansıyan haberlerde, haklarında tedbir kararı çıkan diğer yaralılardan Helin Öncü'nün Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı, Serhat Altun ve Cihan Kahraman'ın yaşamını yiti...”
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Deniz Yücel
“Bölgeyi ziyaret eden Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel de bu iddianın kısmen doğru olduğunu belirtmiş ve halkın bir kısmının hendek ve barikatlara sempatisi veya yardı...”
-
2015-2016 Şırnak çatışmaları hayat hikâyesinde anıyor Dicle Haber Ajansı
“Ayrıca aralarında Dicle Haber Ajansı ve Evrensel gazetesinin de bulunduğu bazı kaynaklarda, yöre halkına uygulandığı iddia edilen birtakım baskı politikalarının ve süregelen devlet...”
Kaynaklar
Bu profil için henüz kaynak kaydı yok.
Bilerek dışarıda bırakılanlar
Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.
Vikipedi’den uyarlanmıştır
Bu profildeki metinler Vikipedi maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
Ne değişti?
-
Profil oluşturuldu
0 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.
Düzeltme masası
Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.
- Ne yanlış?
- Doğrusu
- Kaynak
Önerin masada.
Editör ilk yanıtı en geç 5 iş günü içinde verecek. Kabul edilirse “Ne değişti?” günlüğünde görünecek.