biyograftam
Giriş
  1. Keşfet
  2. Devlet & Siyaset
  3. IV. Murad
Devlet & Siyaset · 1612–1640

IV. Murad Mutlak saltanat yılları

IV. Murad (Osmanlıca: مراد رابع, romanize: Murād-ı Rābiʿ; 27 Temmuz 1612 - 8 Şubat 1640), Murad Gazi ya da dîvân edebiyatındaki mahlasıyla Murâdî, 1623 ile 1640 yılları arasında hüküm süren 17. Osmanlı padişahı ve 96.

Hayat şeridi Bir döneme dokun, çizelge süzülsün
Erken yıllar1612–1640
161216301640
01

Kısaca kimdir?

Altı çizili metnin yanındaki mühre dokun: bu bilginin hangi kaynağa dayandığını gör.

IV. Murad (Osmanlıca: مراد رابع, romanize: Murād-ı Rābiʿ; 27 Temmuz 1612 - 8 Şubat 1640), Murad Gazi ya da dîvân edebiyatındaki mahlasıyla Murâdî, 1623 ile 1640 yılları arasında hüküm süren 17. Osmanlı padişahı ve 96. İslâm halifesidir. Sert yönetim tarzı ve koyduğu katı yasaklarla tanınır; özellikle içki yasağı ve gece sokağa çıkma yasağıyla bilinir.

Sultan I. Ahmed (h. 1603-1617) ve Kösem Sultan'ın oğlu olarak Konstantiniyye'de doğdu. Murad, aklî dengesi yerinde olmayan amcası I. Mustafa'nın (h. 1617-1618, 1622-1623) yerine, henüz 11 yaşındayken saray komplosuyla tahta çıktı. 1632'ye kadar kesin yönetimi eline almadı; bu dönemde imparatorluk, annesi Kösem Sultan tarafından nāʾib-i salṭanat (naip) unvanıyla yönetildi. Saltanatı, özellikle Osmanlı-Safevî Savaşı ile öne çıkar; bu savaşın sonucu olarak yaklaşık iki yüzyıl boyunca Kafkasya, iki imparatorluk arasında paylaşıldı ve günümüzdeki Türkiye-İran-Irak sınırlarının kabaca temelleri oluştu.

02

Mutlak saltanat yılları

—Mutlak saltanat yılları

Bir çeşit saltanat naibi gibi devleti yöneten annesi Kösem Sultan ve bazı devlet adamlarının etkisi altında geçen saltanatının ilk yıllarında idareye etkisi kısıtlı olan IV. Murad, 1632'den itibaren yönetimde gücünü gösterir oldu.

Tütün ve kahveyi yasakladı. Yasağın sebebinin 1630'ların başındaki büyük İstanbul yangını olduğu bilinir ve yangın sonrası çıkabilecek bir ayaklanmaya karşı tedbir olarak İstanbul'daki kahvehaneler yıktırılır. Tütün içenlerin ise öldürülmelerine dair fetva çıkarılır. Tütün içenlerden orduya mensup kişiler tespit edilince eli, ayağı kırılıp boyunlarının vurulduğu da oluyordu. Tütün yasağı nedeniyle evlerin bacaları dahi koklatılıyor, tütün kokusu gelen evlerdeki kimseler ceza olarak öldürülüyordu. Ayrıca meyhane ve kahvelerin yeniçeri ve isyancıların toplanma mekânı haline gelmesi padişahı düşündürmüştü. Yasak, kaybolan devlet otoritesinin de bir nevi tekrar tesisinin bir göstergesi olacaktı. Padişah kendi yasağına ne derece uyulduğuna bağlı olarak otoritesini ölçtü. Bu nedenle yasak çok katı bir şekilde uygulandı. IV. Murad, yasağa uymayanların öldürülmesini emretti. Bizzat kendi özellikle geç saatlerde kıyafet değiştirerek yasağa uyulup uyulmadığını kontrol etti ve bulduğu şüphelileri öldürttü. Bu tebdil-i kıyafet teftiş uygulamasını sıklıkla yapmış ve birçok meyhaneyi gece kendi bizzat baskınlar ve infazlarla kapattı. Padişahın üstün ve kutsal bir figür olarak Topkapı Sarayı'nda bulunmasına alışık İstanbul halkı halk arasına karışan ve doğrudan gücünü sergileyen IV. Murad'a bu yüzden farklı bir gözle bakmıştır. Sultanın ölünceye kadar sürdüğü bu uygulaması sonucu hiçbir padişaha karşı üretilmeyen efsane ve menkıbelere neden olmuştur. IV. Murad'ın sözlü kültürdeki zengin konumu onun özlenen otoriter bir padişah figürünün bir tecellisi olarak yorumlanmıştır. IV. Murad içkiyi de halka yasaklamış, ancak kendisi, silâhdarı olan Bosnalı Mustafa Paşa ile Revan kalesini kendisine teslim edip İstanbul'a gelen Emirgüne Han oğlu Yusuf Paşa'nın etkisi altında kalarak içki içmeyi sürdürmüş ve bu içki bağımlılığı ölümünün bir nedeni olmuştu.

IV. Murad dönemindeki bir diğer yasak ise yatsıdan sonra fenersiz dışarı çıkma yasağı idi. Kıyafet değiştirerek yatsıdan sonra sokakları gezen IV. Murad, fenersiz gezenlerle karşılaşınca ceza olarak onları öldürtmekteydi. Sabah olduğunda bu nedenle cezalandırılan kişilerin ölü bedenleri yerlerde görülüyordu. Yasağa uymayanları ölümle cezalandıran IV. Murad, bir defasında kıyafet değiştirip gezerken, camiden geç saatte çıkıp fenersiz evine giden bir imamın çocuğunu yakalamış ve onu yasağa uymadığı için öldürtmüştü.

Dini bir hareket olan Kadızadelilerin IV. Murad'ın yasaklarına destek ve etkileri olmuştu. IV. Murad'ın tütün yasağını getirmesi ve kahvehaneleri yıktırması gibi kararlarında ona destek veren Kadızadeliler ile bir birlikteliği vardı. Tütün ve kahvenin haram olduğunu ileri süren Kadızadeliler hareketi, yeniliklere karşı katı bir pozisyon almış ve ateşli vaazları ile halk kitlelerini peşlerinden sürüklemişlerdi.

1634 yılında IV. Murad Bursa'ya giderken yoldaki karları temizletmediği gerekçesiyle soruşturma yapmadan İznik kadısını astırır. Yaklaşık iki yıl şeyhülislamlık yapan dönemin şeyhülislamı Ahîzâde Hüseyin Efendi'nin bu olayı eleştirmesi ise şeyhülislamın sonunu hazırladı. İznik kadısının öldürülmesi İstanbul'da duyulunca Şeyhülislam Ahîzâde Hüseyin Efendi bu olayı eleştirmekten geri durmaz. Bu eleştirinin cezası ise her ne kadar başta "derhal Kıbrıs'a sürgün" kararı olduysa da IV. Murad sürgünle yetinmedi ve Şeyhülislam Ahîzâde Hüseyin Efendi'yi boğdurtarak öldürttü. Cesedi bulunmaması için kumsala gömüldü. Ahîzâde Hüseyin Efendi'nin oğlu ise bindiği farklı gemi denize açılmış olduğundan dolayı öldürülmekten kurtuldu.

1638 yılında ise dönemin etkili isimleriyle anlaşmazlık yaşayan Osmanlı hekimbaşı Emir Çelebi, hakkında afyon kullandığı söylenerek IV. Murad'a ihbar edilir. Bunun üzerine IV. Murad'ın bir satranç oyunu sırasında Emir Çelebi'ye zorla fazla miktarda afyon yutturması üzerine Emir Çelebi zehirlenerek ölür.

Hafız Ahmed Paşa'nın isyancılarca öldürülmesi

1631 yılında Hüsrev Paşa'nın yerine ikinci defa sadrazamlığa getirilen Hafız Ahmed Paşa, ilk iş olarak bulundukları yerlerde rahatsızlığa neden olan serbest durumdaki askerleri İstanbul'a getirtmeye çalıştı. Bu sebeple devlet erkanının davet edildiği bir toplantı yapılarak konu görüşüldü ve alınan karar gereği davet mektupları yazılarak askerler İstanbul'a çağrıldı. Böylelikle çok kalabalık bir asker topluluğu İstanbul'da birikmiş oldu. Hafız Ahmed Paşa'nın makamına göz diken Topal Recep Paşa ise İstanbul'a gelenlerle temas kurarak Hafız Ahmed Paşa'yı onların hedefi haline getirmeye uğraştı. Şubat 1632'de kışkırtmaların sonucu öfkeli sipahiler At Meydanı'nda ayaklanarak Hüsrev Paşa'nın azline neden olanları IV. Murad'dan istediklerini beyan ettiler. Bu olaylar sırasında İstanbul'daki dükkanlar, çarşılar kapandı ve insanlar kapılarını kapatarak evlerine çekildi. Ayaklanan askerleri durduracak bir güç bulunmadığından herkes ne yapacağını şaşırmıştı.

Nihayet ayaklananlara sonraki gün bir yanıt verileceği duyuruldu. Hafız Ahmed Paşa da başına geleceklerden çekinmeyerek yola koyuldu. Saray kapısının önü koynu ve cebi taşlarla dolu olan sipahilerce tutulmuştu. At üzerinde geçerken kendilerine selam veren Hafız Ahmed Paşa'ya içlerinden biri taş atınca diğerleri de ona uyarak Hafız Ahmed Paşa'yı taş yağmuruna tutup atından düşürdüler. Paşa'nın muhafızları derhal onu kaldırarak Bab-ı Hümayun'dan geçirip bir odaya kaçırdılar. Paşa'yı koruyanlardan birinin göğsüne hançer saplayıp öldürdüler. IV. Murad'ın huzuruna çıkan sadrazam Hafız Ahmed Paşa, mühri hümayunu eliyle teslim ederek sadrazamlıktan çekildi. IV. Murad ise ona kaçıp saklanmasını söyleyince kıyafet değiştirip kayığa binerek Üsküdar tarafına geçti.

Bâbüssaâde önünde ayak divanı isteyen isyancı askerlere karşı enderun halkını silahlandıran IV. Murad ne istediklerini sordu. Verdikleri listedekileri öldürmek isteyen isyancılar, IV. Murad'a doğru hamlede bulununca padişah hızla geri çekilerek içeri girdi. Sarayda bulunan Topal Recep Paşa, Hafız Ahmed Paşa'nın geri getirtilmesini tavsiye etti. Hafız Ahmed Paşa gelince padişah ikinci kez ayak divanına çıktı ancak kalabalık isteğinden vazgeçmiyordu. Hafız Ahmed Paşa da bunun üzerine, "Padişahım! Hezar Hafız kulun yoluna fedadır ancak ricam budur, beni sen öldürtme, bunlar öldürsün, şehit olayım!" diyerek isyancılara doğru yürüyüp gitti. Hafız Ahmed Paşa pala ve kılıç darbeleriyle öldürüldü.

Mevlevi Şeyhi Ebubekir Çelebi'nin sürgün edilişi

Revan seferine giderken Mevlevi Şeyhi Ebubekir Çelebi ile de görüşen IV. Murad, ona iltifatta bulunup tekkesi için ödenek verdi. Padişahın yakınlığını kazanan Ebubekir Çelebi, bu sayede çevresinde daha güçlü ve sözü geçer bir hale geldi. Konya'daki hükûmet adamları ve kadılar ona başvurmadan bir iş göremez oldular. Bu durumundan rahatsız olanlar da IV. Murad Konya'ya tekrar geldiğinde şikayette bulundular. IV. Murad şikayetler dolayısıyla Ebubekir Çelebi'nin öldürülmesini emrettiyse de araya giren bazı kimselerin ricası üzerine Ebubekir Çelebi'yi bağışlayıp sürgüne gönderdi.

Nakşibendi Şeyhi Mahmud Urmevi'nin öldürülmesi

IV. Murad döneminin etkili Nakşibendi şeyhlerinden biri olan Mahmud Urmevi, IV. Murad'ın emri üzerine idam edilmiştir. Mahmud Urmevi'nin 40.000 kadar müridinin bulunduğu kaynaklarda yer alır. "Rumiyye şeyhi" olarak da bilinen Mahmud Urmevi, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde şöyle geçer: "Murad Han Diyarbakır'a geldiğinde Kimyacı Maanoğlu kızını ve Rumiyye şeyhi Aziz hazretlerini bir günde şehit edip İstanbul'a hicri 1048 tarihinde girdi ve yedi gün yedi gece şenlikler oldu."

Sakarya Şeyhi'nin cezalandırılması

Ilgın'da "Sakarya Şeyhi" diye tanınan Ahmed isminde bir şeyh mehdiliğini ilan ederek kendine inandırdığı köylüleri etrafında toplamıştı. İnsanlar para ve adaklarını ona veriyor, onun için canlarını vereceklerini söylüyorlardı. Durdurulması için üzerine asker gönderildiğini haber alan Sakarya Şeyhi, yaklaşık sekiz bin kişiyi toplayıp çarpışmaya karşı hazır bulundu. IV. Murad'ın Sakarya Şeyhi'nin üzerine yollattığı askerî kuvvet yenilince üç bin kişilik ek bir kuvvet daha gönderildi. Ancak bu kuvvet de mehdi olduğunu iddia eden Sakarya Şeyhi Ahmed'i ele geçiremeyince, anlaşmaya varılan bir yerli sayesinde baskınla yakalandı. IV. Murad'ın huzuruna çıkarılan şeyh, padişah tarafından azarlandı. Parmakları kesilen Sakarya Şeyhi başında siyah bir sarık ile çıplak bırakılıp eşeğe bindirilerek teşhir edildikten sonra burnu, kulağı, elleri ve ayakları kesildi. Böylelikle Sakarya Şeyhi orada can verdi.

IV. Murad'ın devrinde Nef'i, Hezarfen Ahmet Çelebi, Lagari Hasan Çelebi, Bekri Mustafa, Evliya Çelebi, Zekeriyazade Yahya Efendi gibi kişiler yaşamıştır. Şair Nef'i hicivleriyle ünlü divan şairidir, döneminin devlet adamlarını çarpık düzenini hicvetmektedir. Bazen hicivleri yüzünden başı derde giren Nef'i padişah tarafından defalarca uyarılmıştır, ancak padişaha söz vermesine rağmen hiciv yazmaya devam edip Veziriazam Bayram Paşa hakkında hiciv kaleme alınca IV. Murad'ın emriyle 1635 yılında boğdurularak idam edilmiştir.

Hezarfen Ahmet Çelebi ve Lagari Hasan Çelebi'nin uçuş denemeleri bu dönemin en dikkat çeken bilimsel gelişmeleri olmuştur. Sultan IV. Murad'ın izni ve bilgisi dahilinde önce Hezarfen Ahmet Çelebi kendi yaptığı dev kanatlarla Galata Kulesi'nden Üsküdar'daki Doğancılar meydanına bir uçuş gerçekleştirmiştir. Bu uçuşun Galata Kulesi'nden Kız Kulesi'ne yapılması planlanmışsa da rüzgâr uçuş rotasını etkilemiştir. Bu uçuş zannedildiği gibi padişaha rağmen değil bizzat padişahın da (Bağdat Köşkü'nün bulunduğu yerden) seyrettiği planlı bir faaliyettir ve uçuşun ardından Hezarfen yine padişah tarafından takdir ve yeni çalışmalar için destek görmüştür. Uçuş dünya havacılık tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. Eğer gerçekliği genel kabul görürse Hezarfen o güne kadar gökyüzünde en uzun süre kalan, süzülen ve uçan ilk havacıdır. Dahası uçuşu kıtalararası ilk uçuştur. Ancak bugün yapılan bazı bilimsel çalışmalar Hezarfen'in sadece süzülerek boğazın bir yakasından diğerine kadar uçabilmesini şüpheli görür. Hem Galata Kulesi'nin yüksekliği hem de boğazdaki mevcut hava akımı bu uçuşu zora sokmaktadır. Sadece süzülerek mi uçtuğu, birikimini nereden sağladığı, nerede ve nasıl çalıştığı ya da taktığı kanatların mahiyeti bugün tam olarak bilinememektedir. Ayrıca bu uçuşun Hezarfen'in ilk deneyimi olup olmadığı da tartışmalıdır. Bazı deneme uçuşları yapmış olması muhtemeldir. Kendisi hakkındaki bilgiler çok kısıtlıdır ve çoğu söylence ve dedikodudan ibarettir.

Hezarfen'e gösterilen bu ilgiden cesaret alan Lagari Hasan Çelebi de yine IV. Murad'ın izni ve denetiminde uçuş çalışmaları için destek görmüştür. En önemli ve kayıtlara geçen uçuşu padişahın kızı İsmihan Kaya Sultan'ın doğum günü ya da düğün merasiminde 1633 yılında Topkapı Sarayı'nda, bugünkü Sarayburnu'nda gerçekleşmiştir. Lagari kendi yaptığı ve içinde bulunduğu bir füze ile tüm davetlilerin gözü önünde gökyüzüne dikey olarak uçmuş ve barutu tükenmeye yakın da kendi yapımı olan bir paraşütle boğaza atlamıştır. Bu uçuşu da doğru kabul edersek Lagari Hasan Çelebi yerden gökyüzüne bu derece yükselmeyi başarabilen ilk insandır. Dahası füzeciliğin ve roketli uçuşun da babasıdır. Kendisi de padişahın desteğini almış olmasına rağmen sonraki dönemlerde sürgüne gönderilmiştir. İddialara göre bu ilk uçuş denemelerine sempatiyle yaklaşan Sultan IV. Murad, hem Hezarfen'den hem de Lagari'den tedirgin olmuş ve ikisini bir daha bir araya gelemeyecek şekilde İstanbul'dan uzaklaştırmıştır. Hezarfen Ahmet Çelebi Fizan'a Lagari Hasan Çelebi ise Kırım'a sürgün edilmiştir. Fakat padişahın bu iki bilim insanına ilk aşamada gösterdiği destek gözden kaçmakta ve sürgün nedenlerinin üzerinde durulmamaktadır. Denemelerinin boyutları ve rahatsızlık nedeni tam olarak bilinememektedir. İddialara göre padişaha bazı devlet adamlarının telkinlerde bulunduğu ve "Allah insanların uçmasını isteseydi onları zaten kanatlarıyla birlikte yaratırdı, bu kişiler Allah'a karşı gelmektedirler." diyerek etkiledikleri söylenir. Padişahın bu iki kişiden tedirgin olması ve onları iktidarına karşı bir tehdit olarak algılaması da tartışmalı bir konudur. Çünkü Hezarfen ve Lagari Hasan Çelebi'ler İstanbul'da bulunmakta ve denetim ve destek görerek çalışmaktadırlar. Bundan başka bazı tarihçiler bu iki denemeye de şüpheli yaklaşır. Nedeni kaynaklardan teyit edilemiyor olmasıdır. Abartılı üslubuyla dikkat çeken Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi'nin bu derece önemli bir iddiayı referans almak için güvenilir bulanamamasıdır. Çünkü uçuşlarla ilgili tek kaynak Seyahatname'dir. Günümüzde bu olaylarla ve kişilerle ilgili yanlış bilinen birçok bilginin ve iddianın Seyahatname'de yer almadığı ve tamamen kurgudan ibaret olduğu unutulmamalıdır. Tarihçi Erhan Afyoncu ise Evliya Çelebi'nin güvenilir bir kaynak olduğunu iddia eder. Ona göre Seyahatname'deki birçok bilgi, anlatı devrin başka kaynaklarıyla örtüşmekteyken Lagari Hasan Çelebi'nin tamamen uydurma olarak değerlendirilmesini doğru ve samimi bulmaz. Ona göre bu iki bilim insanı ve uçuş denemeleri gerçek kabul edilmelidir.

IV. Murad · diğer bölümler

← IV. Murad profilinin tamamı

03

Bağlantı atlası

Bu bağlar tahmin değil: iki kişiden birinin biyografisinde diğerinin adı geçiyor. Kanıt cümlesi her kartta yazılı.

IV. Murad Ahmed Paşa Bayram Paşa Erhan Afyoncu Hafız Ahmed Paşa Hüsrev Paşa I. Ahmed I. Murad I. Mustafa
düz çizgi: bu biyografide anılıyorkesik çizgi: bu kişiyi anıyor
  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor Ahmed Paşa

    “Yeni sadrazam Hafız Ahmed Paşa, yeniçerilerce öldürüldü, birçok devlet adamının evi yağmalandı.”

  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor Bayram Paşa

    “Bazen hicivleri yüzünden başı derde giren Nef'i padişah tarafından defalarca uyarılmıştır, ancak padişaha söz vermesine rağmen hiciv yazmaya devam edip Veziriazam Bayram Paşa hakkı...”

  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor Erhan Afyoncu

    “Tarihçi Erhan Afyoncu ise Evliya Çelebi'nin güvenilir bir kaynak olduğunu iddia eder.”

  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor Hafız Ahmed Paşa

    “Yeni sadrazam Hafız Ahmed Paşa, yeniçerilerce öldürüldü, birçok devlet adamının evi yağmalandı.”

  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor Hüsrev Paşa

    “Yeni sadrazam Hüsrev Paşa'nın 1628'de düzenlediği sefer neticesinde teslim olan Abaza Mehmed Paşa, IV.”

  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor I. Ahmed
  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor I. Murad
  • IV. Murad hayat hikâyesinde anıyor I. Mustafa
04

Kaynaklar

11kaynak kaydı
3farklı yayıncı
1ansiklopedi maddesi
0zaman çizelgesi olayı
  1. K·01
    Ansiklopedi maddesiansiklopedi maddesi
    Vikipedi - IV. Murad
    tr.wikipedia.org · erişim 26.09.2026

    NotAçık kaynak ansiklopedi maddesi.

    Kaynağa git ↗
  2. K·02
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    "Osmanlı padişahlarının lakapları". Fikriyat. 29 Nisan 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ekim 2025.
    arşiv · www.fikriyat.com · erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

    Kaynağa git ↗
  3. K·03
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    "Divan Sahibi Osmanlı Sultanları ve Mahlasları/Tarih/milliyet blog". blog.milliyet.com.tr. 18 Ocak 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2022.
    blog.milliyet.com.tr · erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

    Kaynağa git ↗
  4. K·04
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    E. van Donzel, Islamic Desk Reference: Compiled from the Encyclopaedia of Islam, Brill Academic Publishers, s. 219
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  5. K·05
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Robert Bator, Daily Life in Ancient and Modern Istanbul, Runestone Press, s. 42
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  6. K·06
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Douglas Arthur Howard, The History of Turkey, Greenwood Press, s. 195
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  7. K·07
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Sertoğlu, Mithat, "IV. Murad", Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, s. 3
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  8. K·08
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Afyoncu, Erhan, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu, "IV. Murad ve Dönemi" başlıklı bölüm, Yeditepe Yayınları.
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  9. K·09
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Özcan, Abdülkadir, "IV. Murad Kimdi? IV. Murad devrin İskender'i mi? Osmanlı'nın Neron'u mu?" başlıklı yazısı, Ağustos 2015, Derin Tarih, sayı: 41
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  10. K·10
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Koçu, Reşad Ekrem, Tarihimizde Garip Vakalar, Varlık Yayınları, s. 120
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

  11. K·11
    Akademik / Basın Kaynağıdipnot kaynağı
    Zinkeisen, Johann Wilhelm, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Cilt 4, Yeditepe Yayınları, s. 54
    erişim 26.09.2026

    NotSayfa dipnotundan doğrulandı.

yayımlanmadı

Bilerek dışarıda bırakılanlar

Ölüm nedeni gibi sağlık bilgileri ve kaynağı çözümlenemeyen alanlar bu sayfada gösterilmez.

Metin lisansı

Vikipedi’den uyarlanmıştır

Bu profildeki metinler Vikipedi’deki “IV. Murad” maddesinden alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.

05

Ne değişti?

  1. Kaynak yeniden tarandı

    Profil bilgileri kaynak maddeyle yeniden karşılaştırıldı.

  2. Profil oluşturuldu

    11 kaynak ve 0 olayla ilk kayıt.

06

Düzeltme masası

Bir hata mı gördün? Üç adımda bildir. Kaynak eklersen incelemesi hızlanır.

  1. Ne yanlış?
  2. Doğrusu
  3. Kaynak

Hangi bölümde bir hata var?

Önerin editör incelemesinden geçer, otomatik yayımlanmaz. E-posta adresin yalnızca bu başvuru için kullanılır.
07

Buradan nereye?

Devlet & Siyaset alanındaki tüm profiller →